
24.09.25, 11:10
|
 |
Manevi
|
|
Üyelik tarihi: 24.09.16
Bulunduğu yer: Trabzon
Mesajlar: 4,915
Forum Puanı: 4547
Etiketlendiği Mesaj: 558 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
|
|
Alıntı:
Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı
Ümmetin şimdi ayağa kalkması gerekmiyor muydu? Benim de sorduğum soruya bak? Bosna'da, Irak'ta, yine Filistin'de, Afganistan'da milyonlarca Müslüman'ın kanı akıtılırken, kadınlarına tecavüz edilirken, ayağa mı kalkmışlardı? O gün neredelerse bugün de aynı yerdeler.
En azından Türkiye'de dindar bir yönetim var. Asıl "One Minute” şimdi denmeli değil mi? Denmiyormuş meğer. Hadi bundan da geçtik, Türkiye'deki tarikatların, cemaatlerin ayağa kalkması gerekmiyor mu? Ama ne yazık ki, birkaç cılız ses dışında hep garip.
İslamcı kanallar olarak bilinenlerin televizyonlarında, manken gibi spikerler, ağırladıkları erkek konuklara gülücükler dağıtarak haberler sunuyorlar. Bu durum bana 28 Şubat'taki bir manzarayı hatırlattı: Aynı cenah, 28 Şubat döneminde şöyle demiyor muydu: "Laiklerin kanallarına bakın, süslü süslü kadınlar. Ben yapılan çifte standardı vurgulamaya çalışıyorum. Dün eleştirdiklerinizi bugün siz niye yapıyorsunuz? Bir tane şeyh düşünün bana bir tane medya yetmez" desin. Bir yerde de bir derviş düşünün, bir mümin “Bana Allah yeter" desin. İkisinin arasındaki fark, ne demek istediğimi açıklamaktadır. Siyaset ve bu minval üzere STK adı altındaki tarikatlar ve cemaatler sömürüsünü geçtik. Yeni nesli ateizmin ve deizmin kucağına atmaktadır.
Benzer bir olumlama muhafazakar bireyler arasında da hızla yayıldı. Kapitalizmin olumlu tarafları ve tüketici olmanın eğlenceleri, kapitalizmi bir günahlar fabrikası olarak gören eski eleştirilerin üzerini hızla örttü. Özellikle muhafazakar orta sınıflar arasında gelecek beklentileri keskin bir şekilde değişti. Piyasa-temelli hayattan memnuniyet ölçeği, muhafazakar zihinlere güzel hayatın karşılığı olarak yerleşti: Lüks evlerde yaşamak, pahalı arabalar sürmek, şık ve gösterişli giyinmek ve sosyetik mekanlarda sosyalleşmek muhafazakar orta sınıflar arasında kanıksanan beklentilere dönüştü. Dolayısıyla, muhafazakar orta sınıf beğenisi piyasa koşullarında yeniden inşa edildi.
28 Şubat süreci öncesinde tertiplenen Kudüs gecesinde şiir okuma sırası kendisine geldiğinde bir bahane yaratarak şiir okumayan ve hukuken tecziyeden kurtulan Dilipak
Mavi Marmara gemisine gençleri Yahudi Halide Edip tarzı hamasi nutuklarla gönderirken ne hikmetse bir akrabasının rahatsızlığını bahane edip gemiye binmedi. Hala kanallarda atıp tutuyor.
‘’Siz durumunuzu değiştirmedikçe Allah sizin durumunuzu değiştirmez.’’ [Rad suresi 11. Ayet-Enfal suresi 53. Ayet]
|
suresi 53. Ayet]
1995-1996 arasında "faizsiz finans kurumu" için başvuru sayısında artış gözlendi. Resmi izin almadan önce "fetva kurulları" oluşturuldu. Diğer İslam ülkelerindekinin benzerini ilk gerçekleştiren İHLAS Finans oldu. 7 Aralık 1994'te kurulan İHLAS Finans Kurumu, aralarında çok sayıda İslamcı akademisyen (Prof. Ahmet Akgündüz, Prof. Sabahattin Zaim, Prof. Hayrettin Karaman vs.) ile İstanbul eski müftüsü Selahattin Kaya ve yazar Abdurrahman Dilipak'ın bulunduğu 10 kişilik "Yüksek İstişare Meclisi"ni oluşturdu. Olayın ilginç yanı, Dilipak gibi bir aydın geçinenin , 7 Kasım 1994 tarihli makalesinde, "İHLAS'ta ihlassızlık var. Faizle çalışıyorlar ve bu konuda din adına kaygı taşımıyorlar. İslami kesim bilse, bu gruba selam bile vermez" demesine rağmen, fetva kurulunda yer alarak, İHLAS'ın karlarını İslami açıdan gerekçelendirmeyi kabul etmesidir.
__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
|