![]() |
Eyüp Sultan'da Cimri Alim Hoca Hikayesi
Eyüp Sultan'da, bir hocaefendi varmış, sarıklılardan, âlim bir adam ama cimri.
Allah'ın hiç sevmediği kimse. Resûl-i Ekrem diyor ki, "Bir adam cömerd mi, fâsık da olsa ehl-i cennetdir" diyor, "bir adam cimri mi, zâhid de olsa, alnı secdede çürüse, cehenneme" diyor, "en arka cennete gider" diyor. Çok ağır. Ve cimrilerin malını yemeyiniz. Onlar kendi mallarını kendileri yesinler. Köpeğin kabından alıp yemek gibidir. Yarın kıyâmet gününde, yediğinizi ister. "Ben buna bir çay ısmarlamışdım yâ Rabbi, çayımı versin" diye. Gördüm hadîs-i şerîfde. Bu hoca gâyetle cimriymiş, sarıklı bizim gibi ama, cimri böyle. Bazısı buradan yalar, bazısı üste koyar. Bazısı kelb gibidir, kendi yer kimseye vermez. Bazısı var, ne yer, ne yedirir. O kısımdanmış hocaefendi hazretleri. Fakat bir meczûb onu irşâd ile memûr olmuş. O devirde Eyüp Câmisinin karşısındaki kahvelerde otururken, bir Meczûb Ali varmış, Arab Ali. Bu Meczûb Arab Ali içeri girmiş kahveye, hocaefendiye gitmiş, "Hocaefendi" demiş, iyi dinle, sana büyük bir ibret bu, "Hocaefendi bana yoğurt al" demiş. "Git oradan" demiş hoca, "başkaları alsın" demiş, "ben ilim veriyorum" demiş, "para vermem". "İlle alacaksın" diye tutturmuş, meczûb bu ya. At sineği gibi, kovdukça gelmiş, kovdukça gelmiş, en sonunda hoca illallah demiş, yani def'-i belâ kabîlinden, bir kuruş para çıkarmış, o devrin parasıyla yâhud bir metelik, gümüş para zamanı, "al bunu yoğurt al kendine" demiş. "Biraz da ekmek" demiş. "Ekmeği de başkası alsın" demiş, çıkmış yürümüş hoca. Ama yani ciğerine kızgın demir oturmuş hocanın. O kadar ağır gelmiş. Oradan yürümüş. Fakat o akşam hocaefendi bir rüyâ görmüş. Kulağını benden yana ver! Bir rüyâ görmüş, rüyâsında, bir yer ama diller tarîf edemez, gözlerin görmediği, kulakların işitmediği, kalblerin tahattur edemediği, şuarânın lisâna getiremediği, efendim o ağaçlıklar, o nehirler, bal nehirler, süt nehirleri filan böyle akıyor ama hocayı sokmuyorlar oralara. Hoca görüyor kendisini. Altından yapılmış köşkler, bir tek inci tânesinden yapılmış saraylar, yâkutlar, zümrüdler, toprağı misk, çünkü cennet. Oraya buraya koşuyor hoca, arıyor fakat gelgelelim zavallı hoca bir lokma bir şey bulamıyor, açlıkdan ölüyor hocaefendi, karnı tırmalanıyor. Derken oaradan bir zât zuhûr etmiş, demiş, "Yâhu burası çok güzel bir yer, olsa olsa cennet ama cennet de diyemeyeceğim" demiş. "Çünkü Kur`ân'da okuduk" demiş, "cennetde kebab olmuş kuşlar var, meyvaların çeşidi, envaı var, her şeyi söylüyor Allah Kur`ân-ı Kerîm'de, burada böyle bir şey bulamıyorum. Neresi burası, öldüm açlıkdan, yiyecek bir şey yok mu" demiş. Der demez demiş ki o zât, "Hocaefendi, burada bir yoğurt var" demiş, "şu yoğurdu ye" demiş. Gündüz meczûba ısmarladığı yoğurdu getirmiş önüne koymuş, "al bunu ye" demiş. Demiş, "Yâhu burası neresi?". "Burası cennet" demiş. Demiş, "Hani bu şeyler, Kur`ân'da okuduğumuz?". "Efendi, onları buraya gönderirsen bulursun burada" demiş, "göndermezsen nereden bulacaksın. Cehennemde ateş yok, buradan ateşini götürürsün. Cennetdeki nimetleri de buradan götüreceksin. Çünkü dünyâ âhiretin tarlası. Yoğurt göndermişsin, yoğurdu buldun ye". "Biraz da ekmek". "Ekmeği gönderseydin" demiş, "ekmek de bulurdun. Yoğurt gönderdin, yoğurt yiyeceksin". Uyanmış adam, ter içinde, karısına demiş ki, "Yâhu bizim gitdiğimiz yol yol değil, tövbe edelim biz bu işe. Kapıyı arkasına kadar açalım ve mallarımızı cennete kendimiz için gönderelim" demiş. - Muzaffer Ozak Efendi |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 23:48. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com