Muhyiddin İbn Arabi Hazretlerinin Kabristan müşâhedesi [Muzaffer Ozak Efendi]
Hazret-i İbn Arabî kaddesallahu sırrahu'l-âlî diyor ki, "Ben bir kabristana vardım, bakdım bir delikanlı kabrin başında ağlıyordu. Allah bana kabri keşf ettirdi. Kabre zift akıyordu, katran akıyordu. Kabrin içerisinde bir kadın vardı. Yetmiş bin Kelime-i Tevhîd okumuşdum. Okumuş olduğum o yetmiş bin kelime-i tevhîdi o kabir sâhibine bağışladım".
Eh tabii, rahmeten-lil-âlemîn olan Hazret-i Peygamber'e nâib olan kişiler halka merhametli olurlar, halkı cehenneme sokmaya kalkmazlar, Allah'a affettirirler.
Hazret-i Şeyh diyor ki, "Bağışlayınca o delikanlı gülmeye başladı. Çünkü kabir azâbı, cennet nimetlerine tebdîl olmuşdu. Çocuğa sordum, burada kim yatıyor? dedim. Annem dedi. Az evvel ağlıyordun, şimdi niye güldün? dedim. Hayret ettim dedi, kabir katran ile doluydu, cehennem ateşi ile kaynıyordu, birdenbire nimete kalb oldu. Ben yetmiş bin Kelime-i Tevhîd'i hediye edince Allah kabir azâbını cennet nimetine tebdîl etti".
Söyleyen Muhyiddîn İbn Arabî Hazretleri.
Buradan ne anlaşılıyor. Her gün sabahleyin kalktığın vakit, muhakkak bir mikdar Kelime-i Tevhîd et. Hayâtında yetmiş bin Kelime-i Tevhîd eden kişi, cehennem azâbı görmez, azâba müstehak olsa dahi. İkincisi, Peygamberimize on bin salavât-ı şerîfe veren kişi mutlakâ Resûlullah'ın şefâatine nâil olur.
- Muzaffer Ozak Efendi
|