![]() |
|
|||||||
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
#1
|
||||
|
||||
|
Oturduğun bu toprakların ilk sâhibinin Kur`ân'a hürmetinden dolayı Hakk Teâlâ'nın bu devletin kurulmasını ve temelinin verildiğini sana anlatacağım şimdi...
Kayı Aşîreti geldi Anadolu'ya, bakdı iki ordu harb ediyor. Türklerin âdetleri islâmî bir âdetdir. Yani islâmdan evvel de bazı ahlâkları islâmî emirlere uyar. Yaşlıya hürmet, zayıfa rahmet ve yardım. Ananeleri böyle. Kur`ân'a uyuyor. Kadına hürmet. Fukarâya ikrâm. Misâfire ikrâm. Bakdılar ki iki taraf harb ediyor, dediler ki nereye yardım edelim, mağlûb olan yardım edelim dediler, Kayı Aşireti. Süvâriler girdi harbe, öteki tarafı tenkîl etdiler yani gâlib gelen tarafı tenkîl etdiler, mağlûb etdiler, kaçırdılar onları. Meğerse mağlûb olanlar Selçûkîlermiş. Selçuk hükümdârı, Ertuğrul Bey'e Bilecik tarafında Domaniç Yaylasını verdi. Bizans hudûduna getirdi koydu onu, yer verdi, dedi ki, "Bizans'la harb et, toprağını al Bizans'ın, yani kâfirin". Ertuğrul Bey öldü, oğlu Osman Bey onun yerine kabîle reisi oldu. Oldu fakat bir türlü bir birlik toplanamıyor, ihtilaf var aralarında, anlaşamıyorlar bir türlü. Osman Bey babasından aldığı nasihat ile ulemâ ile, meşâyih ile görüşüyor, şeyhlerle, ulemâ ile. Yükselmiş, Allah'a kurbiyyeti olan zevât ile görüşürmüş ekseriyâ, onların duâsını almaya çalışırmış. Sen de öyle yap. Yaşlı insanların duâsını al. Mazlûm kişilerin duâsını al, bedduâsını değil. Kâfirin duâsı kabûl olmaz, eğer zulüm gördüyse, Allah'la arasında perde yokdur, duâsı kabûl olur. Kimseye zulmetme sakın hâ! Hattâ bir sineğe, bir fareye, bir yılana, bir akrebe zulmetme. Öldür fakat zulmetme. Zulüm iyi bir şey değildir, Allah'ın sevmediğidir. Allah zâlimlere yardımcı değildir. Harbde zulmedersen eğer düşmanına, yapdığın zulmü Allah senin karşına koyar, seni mağlûb eder sonra. Osman Bey, Şeyh Edebali Hazretlerine gidiyor, kendisiyle görüşüyor filan, oradan Hacı Hünkâr-ı Velî'ye geliyor, görüşüyorlar, ekseri zamanlarda. Bir akşam gene Şeyh Edebali Hazretlerine gelmiş ziyârete. Konuşmuşlar, gece yarısına kadar. Nısfu'l-leylde demiş ki Şeyh Edebali Hazretleri, "Osman Bey, gece geç oldu" demiş, "burada yat" demiş. Emretmiş oradaki dervîşlerden birisine, "Benim yatağımı Osman Bey'e açın" demiş, Şeyh kendi yatağını açdırmış. Osman Bey odaya girmiş, girdikden sonra bakmış, duvarda bir Kur`ân-ı Kerîm asılı. Cüz kesesinin içerisinde Kur`ân asılı duvarda. Hemen onu karşısında görünce öyle, yatmamış Osman Bey, karşısında sabaha kadar ayakda, kıyâmen böyle hürmeten böyle durmuş. Kaç saat durduysa. Sabahleyin kapı çalınmış, "namaza" demişler. Tabii mü'minler seher vakti yatmazlar. Âşıklar seher vakti yatmaz. Öyle insanlar ben gördüm ki hiç daha üzerine güneş doğdurmamış. Senin de deden öyleydi, deden, herhâlde. Bak düşün bakayım, kitapları karıştır, dedenden haminnenden işittiğini. Deden hiç üzerine güneş doğdurmazdı. Namazında, abdestinde, özü doğru, sözü doğru, her şeyi güzel, saf, temiz, kalbinde kötülük yok. Sen de öyle ol. Tertemiz. Göğe sığmayan Allah kalbe tecellî etdi. Kalbin temiz olmazsa, Allah tecellî etmez o kalbe. Kalbini tathîr et, Allah'ın sevmediği sıfatlardan temizle kalbini. "Namaza" demişler. Namazdan sonra yatağı toplamak için içeriye bir dervîş girmiş, bakmış yatağa, hiç yatılmamış. Gelmiş söylemiş Şeyh Edebali Hazretlerine, demiş, "Osman Bey hiç yatmamış yatağa" demiş. Sonra demiş ki, "Osman Bey, acaba yatakda çirkin bir şey mi gördünüz, yatmadınız?". "Estağfirullah" demiş. "Uyumamışsınız, neden acaba? Biraz yatın" demiş. Demiş ki, 'Efendi duvarda Kur`ân-ı Kerîm vardı, bizim cedlerimizden almış olduğumuz nasîhat odur ki, Kur`ân tarafına ayağımızı uzatmayız. Onun için yatmadım" demiş. Kur`ân'a hürmeten, edeben. Başk abir odaya yatak yapmışlar, Osman Bey yatmış. Osman Bey bir rüyâ görmüş. Rüyâsında göğsünden bir ağaç çıkmış, semâya yükselmiş, dalları şarkı, garbı, şimâli, cenûbu, güneyi, kuzeyi, doğuyu, batıyı kaplamış. Altına şehirler, nehirler, rengârenk insanlar, denizler, kasabalar, kentler girmiş rüyâsında. Sonra uyanmış Hazret. Acâib rüyâ! Göğsünden çıkan ağaç, semâya yükseliyor, dalları her tarafı kaplıyor. Altına denizler giriyor, renk renk insanlar giriyor. Demiş, "Efendim bir rüyâ gördüm". "Hayırdır inşâallah söyle bakayım". Osman Bey anlatmış rüyasını. Demiş böyle böyle bir rüyâ gördüm. Demiş ki, "Bir şartım var, sakın beni ayıplama" demiş Hazret-i Şeyh. "Hayrola?". "Kızımı alırsan eğer taht-ı nikâhına rüyânı tabîr ederim" demiş. "Çünkü bu şerefe bize de âid" demiş. "Bu hânede görüldü bu rüyâ". "Aman efendim, siz verdikden sonra ben de alırım kerîme-i ismetpenâhîlerini" demiş, "size dâmad olmak benim için büyük şerefdir" demiş. "Osman Bey, Allah sana bir mülk verecek, şarkı, garbı, şimâli, cenûbu hepsini zabt edeceksin, iki deniz senin havuzun gibi olacak, rengârenk insanlar senin o ağacının altına girecekler" demiş. Neden? "Kur`ân'a yapdığın hürmetden dolayı" demiş, "Allah sana bu mülkü verdi". - Muzaffer Ozak Efendi
👍 Beğen
(0 Beğeni)
|
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Muhyiddin ibn-i Arabiden Tavsiyleler (Mutlaka Okuyun) | HeartLess | Tasavvuf & Tarikatler | 22 | 21.11.25 04:06 |
| Letaifler, Letaiflerin Görevleri, Letaif Zikri (Zikr-i Letaif) | Sin | Tasavvuf & Tarikatler | 19 | 05.09.25 21:21 |
| esmai erbain | Manevitokat | Evradiyeler & Azametler | 1 | 28.09.22 18:08 |
| Fil Suresi Açıklamalı Tefsiri | Havasokulu | Kuran-ı Kerim Tefsiri | 4 | 29.08.18 10:30 |
| Demonlar | SiLence | Paranormal Yetenekler | 4 | 08.06.18 08:55 |