Müminleri ateşe atan zâlim hükümdar ' Bürûc Suresi' [Muzaffer OZAK)
Evet, atıyorlardı ve mü'minler yanıyorlardı. En sonunda aralarından bir kadını getirdiler, kadının kucağında çocuğu vardı. Oku Kur`ân'dan, Sûre-i Burûc'da Ashâb-ı Uhdûd'un kıssasını. İbret olsun sana. Allah sana onları hikâye olarak kıssa etdi, okuyup da uykun gelsin, vaktin geçsin diye değil, âmil olasın diye söyledi Allah onları sana. Öyle yapasın diye, öyle yapasın için söyledi, sana inzâl etdi. Kadını getirdiler hendeğin başına, kucağında, memesinde yavrusu vardı. Bir de elinde çocuğu vardı. Evvelâ çocuğunu atdılar, büyük çocuğunu. Kadın âh dedi.
İkincisini, kucağından yavruyu zorla çekdiler, evlâdını, onu da ateşe atdılar. Kadın bâb-ı şefkatde evlâdının bu hâlini görünce, "îmânımı ketm edeyim" dedi. Yani "îmânımı gizleyeyim" dedi. "Zâhirde puta secde edeyim, kurtarayım kendimi" diye düşündü faka çocuk ateşden haber verdi,
"Anne! Bu nâr değil, gülzâr burası. Sakın hâ! Atla gel buraya, cennet burası" dedi.
Bunun üzerine bunu duyan Mü'minler hepsi ateşe atıldılar başdan aşağı. Kâfir de şaşıyordu, "Yâhu bunlar ne biçim şey, ateşe atıyorlar kendilerini" diye. Senin âbâ u ecdâdın da böyle ateşe atıldı ama manâsı bir kalıbları ayrı ayrı. Avrupa'da senelerce durdun, kâfirin ateşine göğüs gerdin ve kendini ateşe atdı âbâ u ecdâdın. İşte Çanakkale Harbi, işte İstiklâl Muhârebesi. Neden bu? Tevhîdin nûruyla. Tevhîd nûru gitdi mi hayvan gibi oluruz. Hayvandan daha ednâ ve eşnâ oluruz. İş tevhîdin nûrunda. Yaaa!
- Muzaffer Ozak Efendi
|