![]() |
|
|||||||
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
#1
|
|||
|
|||
|
Başkası ile evli ama kaçıp birlikte yaşadığı adama "kocam" derken başörtüsünü düzeltmeyi ihmal etmeyen kadınlar var ekranda. Ve başkasına “kocam” diyen karısına ağlayarak "n'olur geri dön" diye yalvaran erkekler...
İzlerken saç baş yolar insan gördüğü bu oksimoron karşısında. "N'olur dön ben sensiz yaşayamam." diyor adam. Kadın da o ayaklarına kapanırken nazlanıyor, gitse mi gitmese mi karar veremiyor. Bizler de çaylarımızı tazeleyerek rezillik izliyoruz. Kavvam olan adamları özledik biz ya! Erkek olmanın onurunu koruyan, ağırlığını hissettiren o adamları özledik yani. Ama sonra bakıyorsun: Arabasının markasıyla hava atan, kredi kartı limitiyle kendini değerli sanan, "şunu aldım, bunu aldım" diye sürekli böbürlenen, kaldırdığı ağırlıkla övünen, "ben şu kadar kilo basıyorum" diye durmadan kasılan, sanki beyni protein tozundan üretilmiş adamlar mı kavvam olacak diyorsun. Sonra bakıyorsun: eksikliklerini başkalarını küçümseyerek örtmeye çalışan, her ortamda "ben" diye başlayan cümleler kuran, fiziksel ve maddi gücünü karakterinin önüne koyan, kas kütlesini kişilik zannedip duygusal zekâdan yoksun adamlar mı kavvam olacak diyorsun. Aile sırlarını arkadaş ortamında anlatan, "karım şöyle, karım böyle" diye her detayı paylaşmayı normal sanan, kadınsılığını entelektüellik diye pazarlayan, mahremiyeti hiçe sayan, "delikanlılık" adına zorbalık yapan, güçsüzün karşısında aslan kesilip güçlünün önünde kedi olan, diktatörlüğü babalık zanneden, namussuzluğu erkeklik sanan adamlar mı kavvam olacak diyorsun. Hepsi için demiyorum ama adımlarını takip edeceğimiz kavvamlarımızı belki de kendi ellerimizle yok ettik, şimdi ağlaşıyoruz. Birçoğunun da yok olmak, kaybolmak, görünmez olmak işine geldi gibi görünüyor. Adımlarını takip ettiğimiz, yolumuzu aydınlatan meşalelerimiz söndü artık. Medeniyetin çürümüş dişleri arasında sıkışmış et parçaları gibiyiz. Ne çiğnenebilecek kadar taze, ne atılabilecek kadar çürük. Aydınlığı sönmüş fenerlerin dibinde, karanlığa alışmaya çalışan gözlerimizle öylece dikiliyoruz. Modern zamanların dişlileri arasında un ufak olan değerlerimizin ardından bakakalıyoruz. Ne yapacağımızı bilemez haldeyiz.
👍 Beğen
(0 Beğeni)
|
|
#2
|
|||
|
|||
|
Hiç öyle karmaşık yollara ve kavramlara gerek yok. Erkek de kadın da Kuran ve sünnete uygun yaşasa her iki taraf da fabrika ayarlarına, fıtrata dönecek. Tecrübeyle sabittir. Herkes yerini biliyor. Yaşam daha düzgün ilerliyor.
👍 Beğen
(0 Beğeni)
|
|
#3
|
|||
|
|||
|
Sistem bizleri öğütmeye başladıktan sonra geriye dönebilmek artık çok zor. Bugün yalnizlasmak toplumdan uzaklaşmak şifa olabilir mi? İnsanlar ile temas halinde olmak ahir zamanın vebasını bizlere bulaşmasına sebep olur mu? Bu hayatı nasıl yaşamak lazım konusunda bir öneri
?
👍 Beğen
(0 Beğeni)
|
|
#4
|
|||
|
|||
|
Ne yapacağımızı bilemez haldeyiz ama bir şeyler yapmak mecburiyetindeyiz yoksa seytanın ümitsizlik tuzağına düşeriz. Şahsen çok küçük eylemleri bile küçük görmemek gerekir kanaatindeyim. Kadın ve erkek fıtratını doğru şekilde öğrenmeli ve o bozulmamış fıtrata dönmeye çalışmalıyız.
Biz de kadın fıtratını kaybettik maalesef. Şimdilerde onu dişil enerji diye trend bir kavram olarak kadınlara pazarlıyorlar ama o aslında bizim fıtratımızdı , özümüzdü, kaybettik.
👍 Beğen
(0 Beğeni)
|
|
#5
|
|||
|
|||
|
Şimdilerde pazarlamaya çalıştıkları “dişil enerji” kavramının altında bizim fıtratımızdaki “kadınlığın” olduğunu sanmıyorum. Çok başka bir mânâ ifade ediyor bence. Annelik, hanımlık, sarıp sarmalayan, yuvayı yapan dişi kuştaki dişil enerji değil o.
Trend olan dişil enerji kavramının altında; cazibeli, fıkır fıkır, enerjik, alımlı, fiziksel ve giyim kuşam anlamında çekici kadın olmak gibi özellikler var.
👍 Beğen
(0 Beğeni)
|
![]() |
|
|