![]() |
Medyen Kavmi ve Eyke Ashabı
Eski Kavimler/ Medyen Kavmi ve Eyke Ashabı
MEDYEN KAVMİ VE EYKE ASHABI Kur'an'da Medyen ve Eyke Ashabı Medyen kavminin yeri, Suudi Arabistan'ın batısında, Ürdün ve İsrail'in güneyinde bulunmaktadır. Medyen, İbranicede, çekişme ve yargı gibi anlamlara gelmektedir. Kelimenin semitik yapısı; "yargılama yeri" anlamında bir kökten, gelmektedir. Aynı zamanda Medyen, Hz. İbrahim'in, Ketura adlı cariyesinden doğan oğlunun adıdır. İbrahim'in Ketura'dan çocukları; Zimran, Yokşan, Meden, Medyen, Yişbak, Şuah'dır. Medyen'in çocukları ise; Eyfa, Efer, Hanok, Abida, Eldaa'dır. Medyen ve Ashab-ül Eyke(Eyke Halkı'na), Kur'an'da adı geçen Hz. Şuayb, elçi olarak gönderildi. Şuayb, bu iki kavmin her birine, ayrı ayrı "tebliğ"de bulundu. Bu iki toplulukla yaptığı "tebliğ mücadelesi", Kur'an'da çeşitli ayetlerde geçmektedir. İKİ KOMŞU KAVİM: MEDYEN VE EYKE MEDYEN Medyen Kavmi Coğrafyacılara göre Medyen şehri, Tebük'ten altı günlük mesafede bir sahil şehridir. Medyen, Ayla'dan Medine'ye giden hacıların takip ettikleri yol üzerinde, ikinci konak yeriydi. Mekke'ye bağlı mevkiler arasında yer alıyordu. IX. asırda, Ya'kübi; Medyen'in, akar ve memba suları, bahçeleri ve hurmalıkları bol bir bölgede bulunduğunu ifade etmektedir. İstahri; Medyen'in, Tebük'ten daha büyük olduğunu söylemektedir. Şahsi hatıralarına dayanarak, Musa'nın, orada Şu'ayb'ın sürüsünü suladığını ifade etmektedir. Aynı zamanda, o çağda bir evin altında gizli bulunan bir kaynaktan bahsetmektedir. Daha sonra bu şehir, yavaş yavaş rağbetten düşmüştür. XII. asırda İdrisi bu şehirden, gelir kaynakları olmayan bir ticaret şehri olarak bahseder. Abu'l- Fida'ya göre de, XIV. asırda, harabe halinde bulunmaktaydı. Bu şehir, son devirlerde, Rüppell, Burton ve Musil tarafından, yeniden ziyaret edilmiştir. Arapların mezar çukurlarına atfen Mağairi Şu'ayb dedikleri büyük harabeler vardır. Sahildeki Makna'dan tahminen 28 km mesafede, 28° 28´ kuzeyde, akarsuları ve hurmalıkları ile meşhur al-Bad Vadisi'nin güney kısmında bulunmaktadır. Burton'a göre, 29° 28´ ve 27° 40´ kuzey dereceleri arasında bulunan bütün ülkeye, Arz-ı Medyen denilmektedir. Şuayb(a.s)'ın, Peygamber olarak Medyen'e gönderilmesi ve 'Medyenliler'i uyarması' şöyle bildirilir: Medyen'e kardeşleri Şuayb'ı (gönderdik). Dedi ki: "Ey kavmim, Allah'a köle olun! Sizin için O'ndan başka ilah yoktur. Ölçüyü ve tartıyı eksik tutmayın. Muhakkak ben, size 'hayrı'(hakkı) gösterdim. Ve doğrusu sizi kuşatacak olan bir günün azabından korkuyorum." "Ey kavmim, ölçüyü ve tartıyı adaletle tutun. İnsanların eşyasının(mallarının) değerini düşürmeyin. Ve yeryüzünde fesat çıkararak, bozgunculuk yapmayın." "Şayet iman ediyorsanız, Allah'ın bakiyesi(helal kazanç), sizin için daha hayırlıdır. Ben, sizin üzerinizde bir muhafız da değilim." [HUD (11)/ 84-86] Görülüyor ki, Şuayb(a.s), onları, Allah'a köle olmaya, kendisine itaat etmeye ve her türlü bozgunculuktan uzak durmaya davet ediyordu. Fakat Medyen halkı, Şuayb(a.s)'ın uyarılarına kulak asmadılar ve sapkınlıklarında ileri gittiler. Dediler ki : "Ey Şuayb, senin söylediklerinin çoğunu biz anlamıyoruz. Muhakkak biz seni, aramızda zayıf olarak görüyoruz. Şayet senin aşiretin olmasaydı, elbette seni taşlardık. Sen bize karşı da bir üstünlük sahibi değilsin." [HUD (11)/ 91] Şuayb (a.s) ise onların bu taşkınlıklarına rağmen, uyarılarını sürdürüyor ve onları gelecek olan büyük bir azap ile korkutuyordu: (Şuayb) dedi ki: "Ey kavmim, benim aşiretim, Allah'tan daha mı azizdir ki, Allah'ı arkanıza atıyorsunuz. Muhakkak benim Rabb'im, yaptıklarınızı kuşatmıştır." "Ey kavmim, bulunduğunuz hal üzere amel edin, muhakkak ben de amel ediciyim. Alçaltıcı azap kime gelecek ve yalancı olan kimdir, yakında bileceksiniz. Siz bekleyip-gözetleyin, ben de sizinle birlikte gözetleyenlerdenim." [HUD (11)/ 92-93] Her türlü tebliğ, uyarı ve korkutmalara rağmen, Allah'ın Elçisi'ni dinlemediler; zulüm, taşkınlık ve kötülükte ısrar ettiler. Böylece, Medyen halkı üzerine vadedilmiş olan azap hak oldu: "Böylece onları bir 'sarsıntı' tuttu. Arkasından da yurtlarında, diz çökmüş olarak sabahladılar." "O Şuayb'ı yalanlayanlar, sanki orada 'hiç yaşamamış' oldular. Şuayb'ı yalanlayanlar, hüsrana uğrayanlar onlardır." [ARAF (7)/91-92] Ayette geçen "recfe" kelimesi, sarsıntı anlamına gelmektedir. Elmalı tefsirinde denilir ki; "Semud'un çığlığı üstten, Medyen'in çığlığı alttan gelmiştir." Ne zaman ki Emrimiz geldi, tarafımızdan bir rahmetle Şuayb'ı ve onunla birlikte iman edenleri kurtardık. O zalimleri, bir 'sayha'(ses) yakaladı. Onlar, yurtlarında diz çökmüş olarak sabahladılar." "Sanki orada hiç yaşamamışlardı. Dikkat edin! Semud kavminin uzaklığı gibi, Medyen kavmi de (Allah'ın rahmetinden) uzak oldu." [HUD(11)/ 94-95] Medyen kavmi, kâfirlerin kaçınılmaz sonu olan helaka maruz kaldıktan sonra, Şuayb(a.s)'ın üzüntüsü, Kur'an'da şöyle bildirilir: O da onlardan yüz çevirdi ve dedi ki: "Ey kavmim, muhakkak size Rabb'imin mesajını, tebliğ ettim ve size öğüt verdim. Şimdi ben, inkâra sapan bir topluluğa nasıl üzülebilirim?" [ARAF(7)/93] EYKE HALKI Medyen dağlık, Eyke ise, ormanlık olan iki yerleşim yeriydi. Eyke ashabına, Eykeliler yahut Leykeliler de denir. Eyke, yumuşak ağaç bitiren bataklık demek olup, Medyen'e doğru, deniz sahilinde bir yerin adıdır. Burada yaşayan bir topluluk vardı. Şuayb (a.s), bunlara da elçi olarak gönderilmişti. Ancak Şuayb, onların(Eykeliler'in) kavminden değildi. Medyen kavmindendi. Bu nedenledir ki Kur'an şöyle der: Medyen'e kardeşleri Şuayb'ı (gönderdik). Şuayb, dedi ki: "Ey kavmim, Allah'a köle olun! Sizin için O'ndan başka ilah yoktur. Muhakkak size, Rabb'inizden apaçık bir delil gelmiştir. Ölçüyü ve tartıyı tam tutun, insanların eşyasını(mallarını) değerinden eksiltmeyin ve ıslah ettikten sonra, yeryüzünde fesat çıkarmayın. Şayet iman ediyorsanız, bu sizin için daha hayırlıdır." [ARAF (7)/ 85] "Eyke ashabı da, elçilerini yalanladı." "O zaman onlara Şuayb dedi ki: 'Sakınmıyor musunuz?'" "Muhakkak ben, size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim." "Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin!" [ŞUARA(26)/ 176-179] Bu ayetlerden, Şuayb'ın, Medyen kavminden olup; hem Medyen'e ve hem de Eyke halkına elçi olarak gönderildiği, açıkça anlaşılmaktadır. "GÖLGE GÜNÜNÜN AZABI" Şuayb, İbrahim'in torunlarından Mikail'in oğludur. Annesi ise Lut'un kızıdır. Yüce Allah'tan Şuayb'a kitap veya sahife gönderilmedi. O, Âdem, Şit, İdris, Nuh ve İbrahim'e indirilen sahifeleri okudu ve onlarla tebliğde bulundu. Şuayb, büyük bir hatipti. İnsanları hak söz ve uyarılarla aydınlatmaya çalıştı. Dolayısıyla ona, elçilerin hatibi denilmiştir. Medyen ve Eyke halkı, Şuayb'ı dinlemediler ve bunun sonucunda, ayetlerde ifade edildiği gibi helâk oldular. Eykeliler, bununla da yetinmediler, azabı isteyecek kadar ileri gittiler. Eyke halkı, elçileri Şuayb'ı yalanlayarak, dediler ki: "Şayet doğru sözlü isen, Gök'ten üstümüze bir kütle(göktaşı) düşür." "(Şuayb) dedi ki: 'Rabb'im, yaptıklarınızı daha iyi bilir.'" "Arkasından onu yalanladılar. Böylece, 'gölge gününün azabı' onları yakaladı. Muhakkak o, büyük bir günün azabıydı." [ŞUARA(26)/ 187-189] ŞUAYB MEKKE'YE GİTTİ Taberi, hadislerden yola çıkarak; "Milletler ve Hükümdarlar Tarihi" isimli eserinde şunları söylüyor: "Eykeliler azabı isteyince; Güneş, yedi gün müthiş bir sıcaklık yaydı. O sırada gökyüzünde bir bulut belirdi ve serin bir rüzgâr esti. Eykeliler, bulutun gölgesinde toplandılar. Birden Gök'ten "ateş kütlesi" indi ve Eyke halkı, yeryüzünden silindi. Şuayb, kendisine tabi olanlarla birlikte, Mekke'ye gidip yerleşti. Orta boylu, buğday benizli biri olan Şuayb, hayatının sonuna doğru gözlerini kaybetmişti. Mekke'de vefat etti. Türbesinin, Kâbe'nin batısında, Darünnedve ile Benu Semh kapısının arasında olduğu rivayet edilir. Şuayb, aynı zamanda Musa'nın kayınpederi idi. Kızı Safura'yı, Musa ile evlendirmişti. İbn-i Kesir; Hasan Basri ve Malik b. Enes'den nakledilen bir rivayeti delil getirerek diyor ki: "Şuayb, kavmi helâk olduktan sonra uzun bir süre yaşamış ve aynı zamanda Musa (a.s)'a, kızını nikâhlamıştır." ŞUAYB'DAN SONRA: "YENİ MEDYEN" Helaktan kurtulan Müslüman Medyenliler, çoğalarak tekrar yeni bir nesil oluşturmuşlardır. Bu Yeni Medyen'den gelen topluluklar, daha sonra Erden nehrinin ve Ölü Deniz'in doğusunda ve güneyinde, Araba Çölü'ne yakın yerleri yurt edinmişlerdir. Daha sonra bu bölge, Ammoniler, Moab ve Edom tarafından işgal edilmiştir. Tevrat'da, Tekvin bölümünde, Medyen'in coğrafik yeri, Kenan'ın doğusu olarak belirtilmiştir. Tevrat'a göre, Şuayb'dan sonraki Medyenliler, İsrail'e karşı her zaman düşmanca ve baskıcı tavırlar içinde olmuşlardır. İsrail'deki Hâkimler zamanında, Medyenliler, Oreb ve Zeeb adlı iki prens tarafından idare ediliyordu. Bu ikisi komutasındaki çok hızlı develerle takviye edilmiş ordu, Gideon zamanında kesin bir mağlubiyete uğrayıncaya kadar İsrail'i yağmalamaya devam etmiştir. "BELAM": İSRAİLOĞULLARI'NA KARŞI Daha sonraki İsrail'in monarşi(krallar zamanı) yıllarında ise Medyen'in, Edom ve Paran arasındaki topraklara sahip olduğu anlaşılmaktadır. Aynı yıllarda, Moab'da, Medyen'e sınır komşusu durumundadır. Medyenlilerin, Moab civarlarındaki kırlık bölgede, Edom kralı Hadad bin Bedad tarafından yenilgiye uğratıldığı, Tekvin 36/35'de belirtilmiştir. Ve yine Tevrat'da geçen Belam kıssasında, Moab ve Medyen ileri gelenlerinin, Belam'ı, İsrail'e karşı lanet okumaya çağırdıkları yazılır. Bu kıssa, Taberi tarihinde de yer almaktadır. Ve yine Musa'nın, bir ordu hazırlayıp, Medyenler'in tüm erkeklerini kılıçtan geçirmesi de kıssada vurgulanmaktadır. İsrail ordusu, Medyen ülkesini ve kalelerini ateşe vermiş, kadınları ve çocukları esir almıştır. Tevrat'a göre, daha sonra erkek çocuklar ve bakire olmayan tüm kadınlar da öldürülmüş; geriye yalnız bakire ve küçük kızlar bırakılmıştır. (BAKİRE VE KÜÇÜK) göğsü tomurcuklasmamis kızlar. ADEN BAHÇESİNDEKİ İRİ GÖZLÜ HURRİLER... MOĞOL HÜKÜMDARI 72 TANE CARİYE NEREDEN ESİR ALDI? BU HURAFELERIN TEMELİNİ MERAK EDEN OLDU MU? KÜÇÜK KIZLARDAN SÖZ EDİLİYOR. HANİ ŞU İSLAMA UYDURULAN 6 YAŞ HİKAYESİ. .. KIZ ÇOCUĞU OLDU DİYE UTANMIŞ MI ACABA O DÖNEMDE BABALAR... YOKSA ONU NASIL KORURUM ENDİŞE Mİ AĞLATIYORDU? Savaşta birçok ganimet ele geçirilmiştir. Bu ganimetlerden Medyenin, altınlar ve sığırlar bakımından oldukça zengin olduğu anlaşılmaktadır. MEDYEN'İN BEŞ KRALI Kılıçtan geçirilenler arasında, Medyen'in beş kralı da vardır. Bu krallar; Evi, Rekem, Hur, Zur ve Reba'dır. Bunlar, beş kralının yöneticisidirler ve kavme isimlerini veren atalarının neslinden gelmişlerdir. Önemli olan bir başka husus da, bu beş prensin de, Amorilerin kralı Sihon'a bağlı olmasıdır. Sihon öldükten sonra, tekrar özgürlüklerini kazanmışlardır. Bu beş Medyen kabilesinin her birini, kendi kralı yönetiyordu. (Çok tanrılı lafı buradan geliyor) Ancak ortak bir düşman karşısında, güç birliği yapıyorlardı. Her kabilenin bir bölümü, Moab'a komşu olan şehirlerde ve kalelerde ikamet ederken; diğer bir kısmı ise, savaş bölgesinden uzakta çadırlarda yaşıyorlardı. MEDYENLİLER'İN İZLERİ Kayıtlara geçen kimliğini ilk olarak terketmiş Medyen kabilesi, Keni oğullarıdır. Bunlar Şuayb ve Medyan'ın neslinden gelmişlerdir. Keni oğulları, İsrail'in hâkimleri zamanında, kimliklerinden feragat ederek, İsrailoğulları'na tabi olmuşlardır. Tevrat'ta, Hâkimler bölümü 1/16'da şöyle yazmaktadır: "Ve Musa'nın kaynatası Keni oğulları, hurma ağaçları şehrinden YAHUDA oğulları ile beraber, Arad güneyinde olan YAHUDA çölüne çıktılar ve gidip kavm ile beraber oturdular" Musevilerin "KIZ ÇOCUĞUNA HADİ DAYINA GİDİYORUZ" lafı nerden geliyor acaba ??? Daha sonra, İÖ 700 yıllarına ait bir "çivi yazısı"nda; "Ayapa" denen ve Hicaz'ın kuzeylerinde ikamet eden bir "kabile"den bahsedilmektedir. Konuyu araştıran Friedrich Delitzczch, bunların, "Eyfa kabilesi"(Medyan'ın oğlunun neslinden) olabileceğini, kitabında yazmıştır. Bazı araştırmacılar, Hz. Mumammed zamanında Medine yakınlarında yaşayan Gifar kabilesini, Medyan'ın ikinci oğlu Eferle ilişkilendirilmişlerdir. Medyen Kavmi Arabistan sahilinde, Modyan diye bir yerden bahseden ünlü coğrafya bilgini Ptolemy (Batlamyus), Modyan'ın, Arap coğrafyacılarının, Medyen diye tanımladığı bölge olduğunu söyler. Bu yerin, Sina Yarımadası uzantısının tam karşısında ve Ain'Una'ya komşu olduğunu ifade etmiştir. Ain'Una, zamanımızda, "Mağairi Şuayb"(Şuayb'in mağaraları) ismiyle bilinmektedir. MEDYEN KAVMİ VE HİKSOSLAR Bu gün ÜRDÜN topraklarında bulunan antik Petra şehri, önceleri Meydenliler'in, daha sonra da Nebatiler'in elinde, Kuzey Arabistan'ın başkenti olmuştur. Bazı akademisyenler, Medyenliler'i, HİKSOSLAR'LA ilişkilendirmişlerdir. HİKSOSLAR, MÖ 1730 ila 1575 yılları arasında, Mısır krallığını ele geçiren SAMİ ırkından bir millettir. HİKSOSLAR, ÇOBAN krallar olarak bilinmektedir. Bilindiği gibi Hiksoslar, Mısır'dan sürülünce de, ÇÖLE gidip yerleşmişlerdi. Bu nedenle, Medyen toplumuna katıldıkları zannedilmektedir. Ayrıca, Hiksoslar, Mısırlılar'ın, "Shasu" adını verdikleri bir toplumun tamamı ya da bir parçası sayılırlar. Bir eski Mısır hiyeroglifinde, "Shasu diyarında YEHOVA"YA işaret edilmektedir. Bazı kaynaklara göre ŞUAYB ASLINDA SPARTEKUS'MUS. Yahudi Ansiklopedisi, "Medyen Üzerine Bir Makale", 1905-1906. [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Düzeltmem gereken yer var mı? |
Birşeyi unutmuşsunuz.Semud kavmi Hz Şuayb den bir mucize istiyorlar.Şu duvarın içinden hergün dışi bir deve çıksın.Bu deve gebe olsun diyorlar.Hz Şuayb de kabul ediyor.Bir şartla gerçekleßtiririm,bu deveye dokunmayacaksiniz diyor.Onlar da kabul ediyor.Sonra bu mucize gerçekleşiyor.Kimisi iman ediyor.Kimisi etmiyor.Iman etmeyenler bir gün bu deveyi kesiyorlar.Sonra hz Şuayb Allah ın gazabını bekleyin diyor ve Semud kavmini şiddetli bir ses yakalıyor.
|
Harika evet doğru.
Peki bu ses (sahya) Nasıl Olmuş olabilir? |
Yıldırım ardından gelen şok dalgaları..
Geçenlerde bir belgesel izlemiştim.Belgeselde yapay yıldırım üretme makinesinin etrafına 4 tane ampul koyuyorlar.Sonra makineyi çaliştiriyorlar.Yildirimin ateşi lambaları patlatmiyor.Ardindan gelen şok dalgalari ampulleri patlatıyor.Bu da Semud kavminin helâk oluşunun bilimsel temeli. |
O zaman teknolojide de çok ileri gitmişler demek ki?
|
Teknoloji olarak geliştiğini nasıl anladınız ki?Taberî nin hadislerin den yıldırım benzeri bir doğa olayı olarak algıladım ben.Bir nükleer bomba mi atıldı diye düşünüyorsunuz?
|
O zaman da HAARP kullanılmış olabilir (iklim silahı)
|
Olabilir.Semud kavminin ataları da(ad kavmi) şiddetli rüzgarla helâk olmuş.
Peki bu HAARP silahını kim kullanmış olabilir? |
Nani, şimdi kim kullanıyorsa o zaman da onlar kullanmıştır büyük ihtimalle.
|
elinize sağlık sonuna kadar okudum güzel paylaşım dikkatimi çeken bir şey var neden helak olan kavimler nerdeyse aynı bölgede yani mezopotamya civarında
|
Aden bahçesi olduğu için olabilir belki.
|
Şuayb aleyhisselâm da Medyen kavmine peygamber olar-ak gönderilmiştir. Medyen, İbrahim aleyhisselâmın amcası oğludur. Medyen'in nesebinden gelen kavme de Ehl-i Medyen denilmiştir. Hazreti Şuayb da İbrahim aleyhisselâm'ın evlâdından ve Medyen ehlindendir. Medyen daha sonra Kızıldeniz civarında Hazreti Şuayb'ın tesis ettiği kasabaya itlâk edilmiştir.
Medyen ehli puta tapıyordu, ölçüleriyle, tartılariyle ve silik, kesik, vezni bozuk paralariyle halkı aldatıyorlardı. Bunları tevhide davet ve bu fena hareketlerinden men' ve hazer ettirmek için Hazreti Şuayb gönderilmiştir. Hatîbü'l - Enbiyâ namiyle mâruf olan bu aziz peygamberin Medyen ehlini hakka daveti ve onların kendisine muhalefeti ve sonra da helak olmaları Kur'ân-ı Kerîm'de meâlen şöyle bildirilmiştir: «Medyen halkına da onların kardeşi olan Şuayb'i Peygamber olarak gönderdik. Şuayb onlara: — Ey kavmim, Allah'a kulluk ediniz!. Sizin için O'ndan başka ibadet edecek hiç bir ilâh yoktur. Kile ve teraziyi de eksik tutmayınız!. Muhakkak surette ben sizi bir servet içerisinde görüyorum. Bu servete şükretmezseniz üzerinize çöküp sizi kaplayacak bir günün azabından elbette korkarım. Ey kavmim, kileyi ve teraziyi denk olarak ölçüp, tartınız!. Ve halkın eşyasına haksızlık' etmeyiniz! Yeryüzünde yaramazlık yaparak halkın dirliğini bozmayınız! Allah'ın helâlından bıraktığı kâr, eğer mü'minseniz, sizin için daha hayırlıdır. Bununla beraber ben üzerinizde bir muhafız da değilim, demişti. Medyenliler kendisiyle alay ederek: — Ey Şuayb! Atalarımızın taptıkları şeyleri bırakmamızı, yahut mallarımızda dilediğimiz gibi tasarruf etmeyeceğimizi sana namazın mı emrediyor? Şüphesiz ki sen çok çok uslu ve akıllısın! dediler, Şuayb aleyhisselâm: — Ey kavmim! Bana söyler misiniz? Eğer ben Rabbim tarafından verilen bir delil üzerine gönderilmiş bulunuyorsam ve Rabbim kendisinden bana güzel bir rızk ihsan ettiyse, bu temiz nimeti haram ile kirletmem yakışır mı? Ben size yasak ettiğim kötü kazançları size muhalefet ederek kendim kazanmak istemiyorum. Ben yalnız gücüm yettiği kadar sizi islâh etmek istiyorum. Muvaffak olmam ise ancak Allah'ın tevfiki iledir. Ben yalnız Ö'na dayandım. Ve her halde O'na yönelirim. Ey kavmim, bana muhalif olmanız Nuh kavmine, Hûd kavmine, yahut Salih kavmine isabet eden belâ gibi sakın sizi bir felâkete uğratmasın!. Lût'un kavmi de günahkârlıkta sizden uzak değildi. Rabbinize istiğfar ediniz! Sonra O'na tevbe ediniz! Muhakkak ki, Rabbim çok merhametlidir, mü'minleri çok sever, dedi. Medyenliler ise: — Ey Şuayb, biz senin söylediğin sözlerden çoğunu iyi anlamıyoruz! Ve seni içimizde zayıf görüyoruz. Taallukâtından beş - on kişinin hatırı olmasaydı, muhakkak seni taşlardık. Senin bizim yanımızda ehemmiyetin yoktur, diye cevap verdiler. Hazreti Şuayb : . — Ey kavmim! Nazarınızda benim kabilemin ferdleri Allahü Teâlâ'-dan daha azîz midir de Allah'a hiç iltifat etmiyorsunuz? Muhakkak ki Rabbim sizin bu hareketlerinizi tamamiyle bilir. Ey kavmim, siz dilediğinizi bütün kuvvetinizle yapın! Ben de şüphesiz vazifemi yapıyorum. Kişiyi rezil edecek azâb kime gelecektir ve kim yalancıdır? Yakında görürsünüz! Şimdi sonunu gözleyiniz, ben de sizinle beraber o günü muhakkak gözlüyorum, dedi. Vaktâ ki Allahü Teâlâ'nın emrinin tecellî etme zamanı geldi. Hazreti Şuayb'e ve onunla beraber imân edenlere Allahü Teâlâ tarafından bir rahmet olarak kurtuluş verildi. O zalimleri ise müthiş bir azâb fırtınası ve sarsıntısı yakaladı da oldukları yerde çökekalmış bir vaziyette sabaha erdiler. Ve böyle bir azâbla yok edildiler. Sanki onlar bu ilde yaşamamışlardı. Semud nasıl bir fırtına ile hayattan uzaklaştıysa, varsın Medyen de öyle yıkılsın gitsin! diye ilâhî emir tecelli etti. Şuayb aleyhisselâmın irşad ettiği bir de Eyke ahalisi vardır. Eyke, sık ve ağaçları birbirine girift olan ormanlığa denilirdi. Hazreti Şuayb'in bu mıntıkadaki ümmeti sık bir ormanlığa sahip bulunduklarından dolayı Ashâb-ı Eyke denilmiştir. Eyke eshâbı Medyen halkının başkası-dır. Şuayb aleyhisselâm Eyke ahalisinden değildir, ancak onlara da hakkı tebliğ ile memur olmuştur. Eyke'liler de Medyen'liler gibi, kendilerine gönderilen Allah'ın Resulu Şuayb aleyhisselâmı yalanladılar ve âsî oldular. Hazreti Şuayb onlara : — Siz Allah'dan korkmaz mısınız? iyi biliniz ki, ben size gönderilen emîn bir peygamberim. Şu hâlde Allah'dan korkunuz ve bana itaat ediniz! Ben bu irşadın karşılığı olarak sizden bir ücret istemem. Benim ecrim yalnız âlemlerin Rabbine aittir. Kileyi tam ölçünüz de hak geçirenlerden olmayınız! Ayarı doğru olan terazi ile tartı yapınız! Ve halkın eşyalarını değerinden aşağı düşürmeyiniz. Hem yeryüzünde fesadçı kimselerle ortalığın nizâmını bozmayınız! Sizi ve sizden önceki ümmetleri o yaratan Allah'dan korkunuz! dedi. Eyke ahâlisi ise : — Ey Şuayb! Muhakkak sen sihirlenmişlerdensin. Sen de ancak bizim gibi bir beşerden başka bir şey değilsin. Hem biz, muhakkak seni yalancılardan sanıyoruz. Eğer doğrulardan isen haydi gökten bir tabakayı üzerimize düşürüver de bizi öldür, dediler. Şuayb aleyhisselâm : — Rabbim yaptıklarınızı çok iyi bilir, dedi Hülâsa olarak Eyke eshâbı Allah'ın elçisi Hazreti Şuayb'ı yalanladılar. Onları da Zulle gününün azabı yakaladı. Zulle, bulutun ve ağacın gölgesine denir ki, Eyke eshâbı, helak edildiği sırada müthiş bir sıcaklık ortalığı kaplamış ve halk oldukça bunalmış idi. Bu sırada gökyüzünde bir bulut belirmiş, ve onun vesilesiyle serin bir rüzgâr esmeğe başlamıştı. Halk bu bulutun gölgesine sığındığı sırada bulut, bunları ateş halinde bastırarak helak etmişti, işte bu gökten gelen Zulle, büyük bir günün azabı idi. Bu hâdisede şuur sahipleri için muhakkak bir ibret vardı. Fakat Eyke eshâbının çoğu gafletten uyanıp da imân etmediler. (A'râf, Hûd, Ankebût ve Şuarâ Sûreleri) |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 02:01. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com