![]() |
Dinlerin varsaydığı nitelikte bir Tanrı, insanı yaratmış olamaz...
Her bilinçli eylem bir amaç içerir, her amaç ise bir
eksiklik. Varsayılan kusursuz tam sonsuz tanrının, insan yaratma eyleminde bulunması bir amaç zorunluluğu doğurur. Amaç ise bir eksikliği zorunlu kılar. Yani "kusursuz bir tanrının, insan yaratması" reddedilemez netlikte bir çelişkidir. (Konu bana ait değil bir yerde gördüm sizin de görüşlerinizi almak istedim.) |
Konuyu insani vasıfta düşünmek istiyorum. Zira Yaratıcıya ait kavramlar ile insani fikirlerin bizi doğruya götüreceğine inanmıyorum pek..
Mesela; Ben ülkeyi yönetmek istiyorum. Bir amacım var, bu da ülkeyi yönetmek. Peki zorunluluk nerde? Bu amacım hangi eksikliği zorunlu kılıyor? Zaten yönetenler var. Bir amaç için eksiklik olması gerekmiyor. Ben ülkeyi yönetirsem ve bunu halk bilirse büyüklüğüm kendiliğinden ortaya çıkar. Meşhur olmak için sosyal medya fenomenleri doğdu. Ülkenin meşhura ihtiyacı mı var, hayır. Amaç var mı burada, hayır.. fenomen olmak insanlar tarafından bilinmekten başka bişey değil. Zorunluluk yok eksiklik yok.. Demek ki her amaç bir zorunluluktan doğmuyor. Bu da hir eksiklikten kaynaklanmıyor |
Mavinin Tonları yönetilen bir ülkeyi yönetme isteğinizin amacı nedir.. can sıkıntıdından mı..? Daha iyi yönetmek mi? Eğer daha iyi yönetmek derseniz, yönetimde eksiklik yetersizlik vardır..
|
“Kusursuz sonsuz sinirsiz hic bir seye benzemeyen mutlak bir gucun NASIL EKSIKLIGI olsbilir...??”
İyinin kanıtı kötüdür.. yanlışın kanıtı doğrudur.. karanlığın kanıtı ışıktır.. demek ki varlığın kanıttı zıttıdır.. hiç bir eşi benzeri ve zıttı olmayan bir varlığın kusuru nasıl ölçülebilinir..? Kusur ve kusursuzluk her birinin doğurtusudur. Kusursuzum diyen herkes kusurun ne olduğunu da biliyordur.. Eşi benzeri ve rakibi hatta gözlemcisi olmayan bir varlık nasıl Tam’ım ve hiç eksiğim yok diyebilir..? Bu yüzden bir gözlemci yaratması gerekir mi..? |
Mistik felsefeye göre bilinen de bilen de Tanrı'nın kendisi. Yani Tanrı kendisinden ayrı kullar yaratıp Tanrılığını kanıtlama ihtiyacı duymaz. "bilinme" ihtiyacı enerjinin doğasından kaynaklanan bir sonuçtur. . Evren ve bizler işte bu "sonsuz potansiyel" (Tanrı) in kendisine ayna olmak için kendisini bilmek için kullandığı kendisinden ayrı olmayan enstrümanlar gibiyiz.
efsane bilim adamı Carl Sagan'ın dediği gibi: "Bizler Tanrının (onun tabiri kozmos) kendisini bilme yollarından biriyiz." |
Amaç denen kavramın varlığı ve/veya amaç denen şeyin eksiklikle bağlantısı yalnızca insan tipinde (yani kısıtlı) varlıklar için geçerlidir desek problem çözülmez mi ?
|
Şöyle de düşünebiliriz;
İnsanda var olan beyin/akıl potansiyel olarak düşünmeyi gerektirir. İstese de istemese de her an düşünmekte.. Allah'ın taşıdığı yaratıcılık özellikleri de her an yaratmayı gerektiriyor. Onda var olan potansiyelin dışa vurumu bu.. İnsanların düşünmesi gibi.. Ki bu ayetlele sabit 'o her an bir yaratma halindedir" (rahman 29) Etrafına bak, her an birileri doğuyor, yeni canlilar/bitkiler oluşuyor. Yeni gezegenler, yıldızlar oluşuyor. Yaratım hiç durmuyor, senin düşünceyi hiç bölmemen gibi, uykuda bile düşünce rüyaya sebep oluyor |
Yüce Allah ın ne bilinmeye, ne de hizmet edilmeye ihtiyacı yok.
Sebebini biz kısıtlı aklımızla anlamaya çalışıyoruz. Aynı düzeni anlamaya çalıştığımız gibi. Ve bize bildirilenden bir fazlasını asla bilemeyeceğiz. |
Düzeni en azından gozlemleyebildigimiz ve deneyleyebildigimiz düzeni şu an çok iyi bir şekilde anlamış bir durumdayız. Hatta kopyalayıp kullanıyoruz. Deneyliyemedigimiz çok durumuda matematiğe dökmüş fakat yüzde yüz emin değiliz. Ama ilerliyoruz.
Bize bildirilenin çok daha fazlasını bile biliyoruz bu gün. Ve şu kısıtlı akıl kısmına ben katılamıyorum ne yazıkki. Aklımız kısıtlı değil bilgimiz kısıtlı. 😉 |
Bilgi kısıtlı ve şunu da biliyoruz ki denizler mürekkep ağaçlar kalem olsa ilahi bilgiye insan ulaşamaz
|
İnsan fıtratı gereği meraklı araştırıyor, öğreniyor.
Benim farkettiğim bir şey var insan yaratıcısının özelliklerini kendisi ile kıyas halinde hep. Çünkü beyni başka türlü algılamakta zorlanıyor. Hatta yanıyor bazen😁 Oysa yaratıcının Ehad kavramını merkezine alsa sorunu büyük çoğunlukta çözecek |
Yaratıcının bir parçası olduğunu düşünmek şirkten öteye gitmez. Parçalanıp bölünen sonra birleşip tek olacak bir yaratıcı inancı tamamen iftira ve hakarettir
|
Bu soru herkes tarafından sorulan, ya tatmin edici bir cevap bulamadan üstü örtülen ya da insanı var olan inancını sorgulatabilecek bir soru. Ben de çok düşündüm.
Ben kendi kelimelerimle anlatmaya çalışayım nacizane. Eğer Allahtan ayrı gayrı bir şey yoksa, Allahın bizi yaratması doğal bir süreç olabilir. Tıpkı kendimizi dinlememiz, seyretmemiz, keşfetmemiz gibi. Elbet ihtiyaç sahibi insan üzerinden değerlendirirsek akılda bazı sorular çıkacaktır. Allahın kendi kendini seyri demişti bi hocamız. Var olan şey yaşamaktadır. Amaçsa yaşatmaktır. Hayy sıfatı hayat yaşamak yaşatmak anlamında. Yanlışımı gördüğünüz yerde affetmeyin 😃 düzeltin. Yani varolmak yaşam ı beraberinde getirmektedir. Sizin amacınız da yumurta almak değildi zaten. Karnınızı kağıt bez parçası veya başka nesnelerle de doldurabilirdiniz. Ama olmazdı çünkü onlar yaşatmazdı. Sizin amacınız da yaşamaktı. Çünkü kendinizi biliyorsunuz. Elbette Allahın yumurtaya ihtiyacı yok. Ancak Hayy olan Allahın doğasında yaratmak var. Ağacın doğasında çiçek ve meyvelerinin olması gibi. Sizin doğanızda yaşamak için iç güdülerinizin olması gibi. Biliyor musunuz bana inanan inanmayan aynı şeyleri söylüyor da farkında değiller gibi geliyor bazen :) |
bence çok güzel bi bakış açısı ve düşündüren bi yaklaşım oturduğun yerden ha deyince cevaplanabilecek yada bi kaç kelimeyle özetlenebilmesi mümkün bi soru gibi gelmedi bana çok araştırma ve eğitim gerektiriyor.
|
Binip doru atlara,
doğruya doğru süresim var. Kaldırıp mezarda yatanları, doğru nerede sorasım var. |
Allah ,sevgiden yaratır ,sevgi ise zorunluluk değildir..Amaç sevgidir ,sonsuz sevgidir..
|
Argümanın ilk öncülü.
1. Her "Bilinçli eylem bir amaç içerir, her amaç ise bir eksiklik" "Bilinç" kilit noktası. Bilinç olmasa öncül çok rahat çürütülebilir ama buranın anahtarını henüz bulamadım. |
ihlas suresi bu vahidci düşünceye göre tam olarak bizim şu an ret ettiğimiz durumu anlatıyor.
Yanı bu sinirsizligin sonsuzluğun içinde biz neredeyiz .?. Buda cevaplanması gereken bir soru. |
önce Allahı bilmeli ve tanimaliyiz, onu bilmeden ve tanımadan, yaratilanlarla ilgili gerçek bir tahlilde bulunamayiz.. Biraz kelam ilmi ve çok ca Tevhid ilmi bilmeli ve okumalıyız.. İmam Gazali gibi büyük mütefekkir ve mutasavuf alimler, Tevhid ilmine en güzel şekilde vakıf olmak için, ilm i. Nucum, ilm i tip, ilm i astronomi,ve matematik gibi ilimlere vukufiyyetin gerekliliğinden bahseder, bunun yanında da ilm i kelam bilmek ve okumak, ,gerekiyor.. Allahın Zati, ve Subuti sıfatları var ve bunların tecellileri var.. Kur an i kerim de de tartıştığınız konularla ilgili ayetler var... Neden Tevhid ilmi dedim?? O ilim bilinmeden tartıştığınız konuların, içinden çıkamazsınız.. Zaten sizin tartıştığınız konular binlerce yıl, felsefenin tartıştığı ve hikmetin ise hakkında hüküm verdiği konulardır..Zat i ehadiyye ilelebed tecelli den beridir.. Çünkü Allah, herseyden mustagnidir zat i mutlak itibari ile.. Amma hersey in kaynağı o dur, uluhiyyet ve sıfat tecellileri itibari ile.. Örnek madde aslında enerjinin yoğunlaşmış hali dır deil mi?? Peki enerji nin kaynağı nedir? El bette zat i zulcelaldir.. Herseyin kaynağı Allahdir..bir an tecelli kesilse bütün varlık, yokluğa gider..
|
Zati sıfatlar Zat i ehadiyye ye aittir.. Subuti, sifatlardan, zatın sifatlardan kaynaklanır ve insanda ve dahi bütün mahlukatta tecelli eder.. Eğer buna itiraz ederseniz derim ki, o zaman sizde ki hayat ilim, işitmek, görmek, koklamak, konuşmak ve benzeri hassalar nereden geliyor.. Bunlar, kendini tanıtmak ve bildirmek, için Allahın kendisinde sonsuz olarak tecelli eden bu sıfatları, kendimiz vasıtası ile o nu bilelim ve tanıyalım diye bize lutfedilmistir vesselam buna kimsenin itirazı olmaz sanırım..
Biz görüyoruz amma o herseyi görür ve hiç bisey buna engel olamaz, biz istiyoruz amma o herseyi ısıtır ve bilir kalpleri ve niyetleri dahi ve aynı anda. Bir şey bir şeye asla mani olamaz..vb.. Biz ve bizdeki hersey kainat ve kainattaki hersey, o nün ayetleri dır, ve delilleridir, öyle buyuruyor kuran da..Fakat bu alem gölgedir, dalgadir.. Her an gelip giden dalgalardir bütün alemler.. Bir deryadir, muhabbet.. Mevcidir cümle alem.. Asl i derya Muhammed, Fevci dır cümle alem.. Zaten ne der Kur an da,.. Eğer bilseydiniz gerçek hayat, ahiret hayatıdır.. Kainat için an i seyyale buyurulduguna göre, ahiret aleminin mükemmelliğini hayal bile edemeyiz.. Allahın Esma ve sıfat tecellileri sonsuzdur vesselam.. Sen kendini küçük sanırsın, en büyük alem, sende gizli, Hz Ali.. |
Çok güzel bir konu arkadaşların yorumlarını okurken büyük zevk aldım
|
Musluman alimlere sordugumuz zaman
Yaradan insani niye yaratti diye ?? Ne cevabi aliyoruz?? O bir hazineydi bilinmek istedi!!! Peki buradaki eksikligi göruyor musunuz?? |
Biz insanlarin 3 boyutlu dusunme sekli bizi en fazla bir yere getirir ama orada kaliriz :)
|
insanın gömüleceği yer kalbidir. Kalbi güzelleştirmek, inşaa etmek de kendi elimizdedir.
|
Bu tip sorulara cevap bilinç yüksekliii ile alakalı olabilir ya da olmayabilir.
Anlamak bir algı ise anladığını anlatamamak ya da algı eksikliğide algıyı tamamlayamamakta insan için bir eksiklik olabilir. |
İnsan aklıyla bize aklı vereni anlamak imkansız olsa gerek.
Ama sorgulamak ve öğrenmek bizim doğamızda var bu da tefekkür'e girer. Bu ve buna benzer soruların cevapları tefekkür ile anlaşılabilir diye düşünüyorum. |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 13:28. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com