![]() |
Beyin ölümü şirktir !! (Organ Nakli - Organ Bağışı)
ORGAN NAKLİ HAKKINDA GİZLENEN GERÇEKLER KİTABININ YAZARI SAYIN KEMAL ÖZER'DEN ÇARPICI AÇIKLAMALAR-RÖPÖRTAJ
BEYİN ÖLÜMÜNE İNANMAK ŞİRKTİR !!! “Organ nakli hakkında gizlenen gerçekler” adı altında kitaplaştıran araştırmacı-yazar Kemal Özer ile bir araya geldik. Ölü bir bedenden organ alınamayacağını, vericinin diri olması gerektiğini hatırlatan Özer, “Bu sebeple 1968 yılında ‘beyin ölümü’ diye bir şey uydurdular. Böyle bir şey yok ve dünyadan birçok doktor artık beyin ölümüne inanmıyor, bunu da açıklıyor. Kitapta bu görüşlere ve beyin ölümü gerçekleştikten sonra hayata geri dönen vakalara yer verdim. İtikadi olarak da insan ancak ruh bedenden ayrıldıktan sonra ölmüş sayılır. Hastanın kalbi attığı halde ‘beyin ölümü gerçekleşti, bir daha hayata dönemez’ demek şirk koşmaktır” diyor. Beyin ölümüne inanmadığını söyleyen çok sayıda doktor var Beyin ölümü diye bir şeyin olmadığını iddia ediyorsunuz. Bunu neye dayanarak söylüyorsunuz? Kemal ÖZER: Nakil edilecek bir organ ancak diri bedenden alınabilir. Göz korneası hariç ölü bir bedenden hiçbir şey alınıp kullanılamaz. Bu sebeple 1968 yılında ‘beyin ölümü’ diye bir tez ortaya attılar. Beyin ölümü gerçekleşen bir kişinin tekrar hayata dönemeyeceğini öngören bir tez bu. 20 yıl öncesine kadar da tıp dünyasında hakikat olarak kabul ediliyordu. Ama bugün basına çıkıp beyin ölümüne inanmadığını söyleyen yığınla doktor var dünyada. Beyin ölümü gerçekleştikten sonra hayata dönen çok sayıda vaka var Nedir bu teze olan inancı zedeleyen şey? Kemal ÖZER: Çünkü beyin ölümü gerçekleştikten sonra hayata geri dönen çok sayıda vaka mevcut. Hatta morgda uyananlar bile var. Kendine geldikten sonra, tüm o zaman zarfında her şeyi duyduklarını ama tepki veremediklerini açıklıyor bu insanlar. Böyle durumlarda da ‘hata yapılmış, hastanın beyin ölümü gerçekleşmemiş, bitkisel hayata girmiş’ diye açıklama yapılıyor. 20 yıl sonra bile bitkisel hayattan çıkan hasta örnekleri var. Araştırma ve anketlere göre sağlık çalışanlarının yüzde 50’den fazlası beyin ölümü ile bitkisel hayatı birbirine karıştırıyor. Peki hata yapılıp yapılmayacağı garanti olmayan böyle bir durumda organ bağışı yapmak, alenen cinayet işlemek değil midir? Kendini savunacak durumda olmayan birinin ‘nasılsa bir daha hayata dönemez’ diyerek yaşam hakkını elinden alıyorsunuz. Vatikan reddediyor, Diyanet'in bir beyanı yok Ancak diyanet organ nakline karşı bir fetva vermiş değil. Bu konuda ne söylüyorsunuz? Kemal ÖZER: Diyanet beyin ölümüne ilişkin bugüne kadar tek satır cümle kurmamıştır. Mesela Vatikan beyin ölümünü reddediyor ama Diyanet’in bu konuyla ilgili olumlu ya da olumsuz hiçbir beyanı olmadı. Diyanet'e atfedilen ve Mehmet Haberal'ın tezviratıyla 35 yıl önce verilen Dinişleri Yüksek Kurulu fetvasında “beyin ölümü” kelimesi bile geçmez. Sadece organların canlıdan alınması ve vericinin zarar görmemesi şartı koşulur. Bu durumda fetva sadece kan, ilik ve böbrek naklini içerir. Vicdan sahibi hiç kimse, ‘beyin ölümü gerçekleşti’ diyerek bir insanı yedek parça gibi kullanmaya cevaz veremez. "Nakil yapan doktorlardan bile organlarını bağışlamış olanların sayısı yok denecek kadar az." Organ bağışı birçok insana umut oluyor. Zaten bağış yapanın çok az olduğu ülkemizde, söyledikleriniz bağışçıları hepten vazgeçirecek cinsten… Peki madem sözlerinde samimiler, neden sağlıkçıları ve diyanet çalışanları kendilerinin ve çocuklarının organlarını bağışlamıyor? Nakil yapan doktorlardan bile organlarını bağışlamış olanların sayısı yok denecek kadar az. Şu an bir kaza geçirseniz ve üzerinizde de kimliğiniz yok ise, hastanede ‘beyin ölümünüz’ gerçekleştiği an kimseye sormadan organlarınızı alma hakkına sahipler. Bu korkunç bir şey. Bunun değiştirilmesi şart. Ölümle ilgili tasarruf insanda değil, Allah'tadır Söylediklerinize ‘hasta fişe bağlı yaşıyor, fişten çekince zaten ölecek’ diye bir karşı tez getirilebilir. Bu durumda organ bekleyen insanlara bir umut vermek iyi bir şey değil mi? Kemal ÖZER: Ölümle ilgili tasarruf bizde değil Allah’tadır. Bu kişi ölecek diye kesin konuşulamaz. Ben hastayı fişe bağlasınlar ve yıllarca öyle yaşasın demiyorum ki. Madem öleceği konusunda iddialılar, çıkarsınlar o zaman fişi de görelim yüzde kaçı yaşayacak, yüzde kaçı ölecek… Organ nakli olan hastalar için de nakil olmak kalıcı bir çözüm değil zaten. Kalp nakli en fazla bir buçuk yıl dayanıyor. Sonra yeni kalp gerekiyor. Böbrek nakli ise sadece yakın aileden birinden yapılırsa en çok 10 yıl dayanıyor.Bu süre zarfında da beden organı reddetmesin diye bağışıklık sistemini baskılayan yığınla ilaç veriliyor hastaya. Zaten nakil olan hastaların önemli bir bölümü, bağışıklık sistemi baskılandığı için çok basit virüs ve bakterilerden dolayı yaşamını yitiriyor. Bunlarla uğraşılacağına, insanların hastalanmaması için uğraşmalı tıp. Yediğimiz içtiğimizle uğraşmalı. Bu çok daha garantili bir çözüm, umut adına… Doğru… Bir insan için yaşam umudu, bir diğerini yaşatma umuduna karşı tercih ediliyor gibi… İSAR yayınlarından çıkmış “Hayatın Başlangıcı ve Sonu…” adlı sempozyum eserinde, tüyleri diken diken eden itirafı da anlatmak isterim. Eserin 153. sayfasında şöyle deniliyor: “Mesela nörolog gelirdi, hastanın ayağına bir çizik atar ve hasta ayağını çekerdi ve derdi ki: ‘Ben buna imza atamam çünkü bu hasta yaşıyor’ Anlatırdık, ama anlatmakta zorlanırdık. Hiç unutamadığım bir anım var. R. Sadi Sun hocaya gittik, dedik ki: ‘Hocam biz ikna edemiyoruz bu nörologları, ne yapalım?’ Güldü ve dedi ki: ‘Önce bir spinal anestezi yapın, ondan sonra çağırın…’ Sonradan bunu reddettiler, şaka dediler ama bunun şaka olmama ihtimali de var. Ben gerçi Türkiye’deki doktorların bu kadar vicdansız olmayacağını biliyorum ama vicdanı kurumuş coğrafyalarda neler yapıldığını biliyoruz. -Evet, biraz da dünyadan bahseder misiniz? Birçok istismar yaşandığını okuyoruz biz de… Kemal Özer: -Dünyada en çok organ alan ülkeler İsrail ve Körfez ülkeleri. Rockefeller 100 yaşında ve şimdiye kadar 6 kalp, 2 böbrek nakli oldu. Açık söylüyorum ki organ nakli dünyada zenginler için kullanılıyor. Bizim ülkemizde istismarlar yok ama mesela Tayland’da kızları hamile bırakıp bebeklerini 5. ayında alıyorlar ve zenginler için organ nakillerinde kullanıyorlar. Bu çok vahşi bir endüstri. Batı, deprem ve savaş bölgelerinden insanları, özellikle de çocukları kaçırarak organ nakli endüstrisinde kullanıyor. Somali’den, Filistin’den, Suriye’den çocuk çalıyorlar. Çin’de çocukları sokak ortasında kaçırıp organlarını alıp yol kenarına atıyorlar. Türkiye Gazetesi 2011’de Somali’den organları için çocukların nasıl kaçırıldığını belgeleriyle haber de yapmıştı. Kenya’da Birleşmiş Milletler kontrolünde organ kaçakçılığı yapılıyor. İsveç’in önde gelen gazetelerinden Aftonbladet, 2009 yılında Gazze’deki olaylarda ölen Filistinlilerin cesetlerinin “otopsi” gerekçesiyle alıkonularak organlarının çalındığına yönelik iddialara yer vermişti. |
Yazıyı okumadım ama tahmin ediyorum. Bana organ bagisi caiz gelmiyor. Cunku beyin ölümü gerceklesmis dedikleri kisilerden dunyada daha sonra kendilerine gelen insanlar bile var. Bunlari gordukten sonra bagista bulunmak insanin ölümüne sebep olmak gibi geliyor bana tabi dusuncem ne kadar dogru bilemiyorum
|
Kalbi çalışır vaziyette ki bir insana işkence ederek organının alınması iyilik değil, cinayettir!
Bilinçlendirici paylaşım için teşekkürler... Organ bağışına hicbir zaman sıcak bakmamistim zaten, bağışçı da değilim. Kimsenin organını da istemem. Manasız bir gezegende eninde sonunda ölümün gerçekleşecegini bile bile yaşamaya diretmek tam bir saçmalık çünkü... Tıp dünyasının aldatmacalarını her bireyin öğrenmesi ve restini çekmesi dileğiyle... |
Atalarımız '' çıkmamış candan umut kesilmez '' diye boşuna dememiş.....ne ilginç değil mi, her yerden bilgi akıyor, tarihte bilgiye ulaşmanın , iletişimin en kolay olduğu bu dönemde insan kendine , yaşadığı hayata bu kadar yabancı.....çok garip geliyor bana
|
Özellikle prf Dr. Cevat Akşit hoca bu konu üzerinde ve süt bankası üzerinde bir çok uyarılar yapmış ama maalesef medya işine geleni yayınladığı için böyle değerli hocaların uyarılarını gündeme koyma gereği duymadı. Beyin ölümü diye birşey olamaz bu bir cinayettir diye birçok açıklamaları var
|
Bir Reportaj baktim, orada Alman Adam diyorki eger Beyin gercek ölse ozaman tüm vücud ölmüs olurdu bu yüzden beyin ölümü uzun uykuda diyiliyor. Bir cok doktorlar hic sans görmeYince öbür bazi doktorlar o kisi sans görüp iylesmesine destekliyor ve insan uyanabiliyor. Ve bazi aileler pisman olmus organlari bagisladiklarini cnkü organlar alinan kisi birden yüzü cok aci hossetmis gibi degisti. Ve adam diyorki dünyada en büyük satis Silah satisi ve silah satistan sonra en büyük satis Organ. Hem organlari alan kiside ömür boyu ilac almasi gerekiyor Cnkü aslinda bir vücut asla baskasinin organini kabul etmesmis. Ve Dini görüsünü cikarilsa bile tartisiliyor bu konu Cnkü güya beyni ölmüs insan kesilince birden tansiyon tavaya yükseliyor. Yani birseyler hissediyor ve Cocuk dogurabiliyor vs vs ve organlari alan insan o kisinin bazi karekterlerini birebir bile aliyor. Kim istemes iyilik yapmak ama bu gercekleri ögrenince insan tabiki artik desteklemiyor.
VE bu yüzden bazi kisiler myheritage denilen yeni moda kan testiden uyariyorlar. Bircok kisi bunu yapip kökeni ögreniyor. Yani böglece belki insanlari secip organlarini bile belki calarlar en iyisini Allah bilir |
Bende bağışçıyım ve vazgeçmeyeceğim ha üç gün önce ölmüşüm ha üç yıl daha yaşamışım ne farkeder!!!
bağışçıyım ama tırstım nasıl vazgeçerim diyenler gelin hastane koridorlarında nakil bekleyen 5.6 yaşındaki çocukları görün önce oracıkta kesin beni yeter benim yaşadığım bu çocuklar yaşasın demezseniz zaten insanlığınızdan şüphe ederim ben :( ya kendi çocuğunuzun başına gelseydi böyle birşey?? Hiç empati yaptınız mı??? Rabbim esirgesin tabiki kimselerin başına vermesin böyle birşeyi ama oluyor işte :( yazının sonunda ki kısma katılıyorum keşke insanları organ nakline mecbur bırakmasa ilaç endüstrisi ama bu düzen böyle kurulmuş yapacak pek birşey yok Allah’a havale ediyorum hepsini :( |
İslamiyet bir anne babaya bile evladı için ölmeyi emretmemişken, bir kişinin tanımadığı bir insan için kendisini ya da organlarını feda etmesi biraz garip. Allah c.c bedenleri insanlara özel yaratmıştır. Size özel yaratılan şeyleri sağda solda dağıtın diye verilmemiştir. Eğer bu şekilde dağıtan varsa hayatını bana adamasını istiyorum. Ha 3 yıl bana hizmet etmiş ha etmemiş.
Rahmetli Aidin Salih Hocamız kitabında bu konuyu çok daha teferruatlı anlatıyor okumanızı tavsiye ederim. Aura lara kadar değiniyordu yanlış hatırlamıyorsam. İnsanların aklını televizyonlarla, kliplerle, ses'lerle müthiş şekilde yıkıyorlar. Sistem, kendisine biat edecek insanları bu methodlarla oluşturuyor. Allah c.c ve Resulüne aykırı ne varsa bunları insanlığa empoze ediyorlar. |
Beyin ölümü kişinin kalbi daha durmamışken organlarının alınıp nakil edilmesidir .caiz mi degilmi tartışılır
|
Ya kalbi durmamışken diyorsunuz bir de caiz mi diyorsunuz.
Kişi ölmemiş daha bunun caizi mi olurmuş? |
Bu konu cok saibeli ..beyin olumu beynin bir kismi yada genelinin fonksiyonunu yerine getirememe durumudur komut mekanizmasi zarar görüyor bunun icin bir cetvel soz konusudur değerlendirme profili yani ..beyin olumu vardır gerçektir saksıda yasayan bir bitki misali yıllarca yatan kisiler vakalar mevcuttur ..bitki sulamayla yaşar insan respiratorle akciğerlere gerekli solunum mekanizmasını sağlayarak...ama kalp ölmemiştir canlı hâlâ atıyor onu durduracak ve ruhu kabzedecek yegane makam Rabbimizdir ..Is burada karışıyor iste organ amiyathanede canlı kanlı iken alınmalıdır transı sağlanır eee kalp durmamıştı ama iş bitince kadavra halini alıcak ceset olacak yani ..insan eli değerse cinayet olur mu olmazmi ikilem mevcut bir tarafta organ bekleyen nice can var minikler var ..iki ucu boklu değnek olayı bu sahsim icin ..ama kalbi ve aklı kararım Son vuruş Azrail as a ait olmalı ben inandığım icin bu şekilde düşünüyorum fetva vermek kişinin kendi vicdanıdır kimseye düşmez ilaç sektör piyasası bu şekilde olmasaydı bağış yerine medikal tedavi ile kurtarılacak çok can vardı..selametle
|
"Hastaneye giderseniz sizi zorla hasta ederler"
- Mr'ların yüzde 90'ı gereksiz yere çekiliyor. - Kanser taramalarının çoğu kandırmaca. Insanlar kendilerini kullandırmasın. - İlaçların çoğu boşa veriliyor. Yüzde 37'si çöpe gidiyor. - Antibiyotik yazan değil, yazmayan doktor makbuldür. Ama bizde tam tersi geçerli maalesef. - Grip aşılarının etkinliği sıfır.. Ben hayatta vurdurmam. - Her yıl gereksiz yere binlerce biyopsi yapılıyor, röntgen çekiliyor. - Leblebi çekirdek yer gibi anjiyo yapılıyor. Stent takılıyor. Bunlar vücuda zarar veriyor. – Check-up kampanyaları gerçek bir tuzak. Akciğer filmi vücudunuza zarar veriyor. – Insanlar kendiliğinden geçecek hastalıklar ıcın kesinlikle hastanelere gitmesinler. Tahliller vücuda radyoaktif ışın veriyor. Gereksiz ilacın faydası yok zararı var. – “Başlangıç” diye birşey uyduruldu. Hastalara, alzheimer, reflü, astım başlangıcı teşhisi konuyor. Amaç hastayı boş çevirmemek. Başlangıç diye birşey yok. Ya hastasın ya değilsin. – Kolestrol ilaçlarının tedavi yüzdesi çok düşük. Zararı daha fazla. Hayat tarzınızı değiştirmek ilaçtan çok daha etkili. Doğal beslen, hareket et bu beladan kurtul. – Nodül çok abartılıyor. Nodülün kansere dönüşme ihtimali çok düşük. Bunun için gereksiz tahlil ve teşhisler yapılıyor. – Vitamin haplarının sağlam insanlara hiçbir faydası yok. “Ben yorgunum” diye vitamin hapı alınmaz. – Köpek balığı kıkırdağı ile kanser tedavi edildiği iddiası tamamen uydurma. Köpek balıklarının kansere yakalanmadığı düşüncesi de safsata. Bu hayvanlarda kırk çeşit kanser tespit edildi. – “Bitkisel ilaçların hepsi masumdur. Yan etkisi yok” düşüncesi doğru değil. Unutmayın, haşhaş, tütün, zehirli mantar da birer bitki… ayçiçek yağı, Mısır özü yağı, margarin ve trans yağ içeren ürünleri kullandın. Tereyağı ve zeytinyağı tüketmedin ki organlarından biri iflas edene kadar bunları yedin.Bulaşık makinesine deterjan ve parlatıcı koyduğunda, o deterjanı ve parlatıcıyı yediğini fark etmedin. Deterjan yerine karbonat, parlatıcı yerine sirke koyarak hem sağlıklı hem de tertemiz bulaşıkların olacağını önemsemedin.Evde basitçe kostik ve zeytin yağını karıştırıp kalıplara dökmek ve kendi doğal sabununu yapmak dururken, gidip içerisinde bin tane kimyasal zehir olan o sabunlarla her Sabah yüzünü bedenini yıkadın. Her gün bu daha da iyi diye pazarlanan o şampuan zehirleriyle saçını yıkadın.Evini arap sabunu gibi doğal yağlarla üretilmiş bir sabun yerine, temiz olsun diye çamaşır suyuyla sildin. O su buharlaştıkça soludun ve akciğer kanseri oldun.Yaşamını mahveden büyük şehirde egzoz gazı solumaya ve araba kullanmaya devam ettin.Doğal beslenmeyen hayvanları, sebzeleri, meyveleri ve tahılları yedin ve adına da “doğal beslenme” dedin. Denize lağım ve fabrika atıkları boşaltırken o denizden çıkan balığı yedin, midyeleri yedin.Fast food’un her aşamasının zehir ve ölümcül olduğu bas bas bağırılırken sen tepsi kadar pizzaları götürüyordun, üç katlı hamburgerleri yuvarlıyordun.Evine naylon torba, naylon kıyafet, sentetik ayakkabılar terlikler soktun. Kıyafetlerinde sadece pamuk, bambu lifi, keten tercih etmedin.Sobayı attın ve evine klimayı ve bilimum elektrikli ısıtıcıyı soktun.Toprağa dokunmuyor ve stresten gülümsemeyi unutuyorsun. Sonuç; sokaktaki her on kişiden üçü kanser. Sen de ya bu üç kişiden birisin ya da tüm bu saydıklarımı ısrarla yapmaya devam edersen, bir süre sonra dördüncüsü de sen olacaksın… Hadi seni geçtik de kardeşim, peki ya çocuğunun suçu ne?” |
Ben de sağlık sektöründeyim ve beyin ölümününe de organ nakline de sıcak bakmıyorum.Allah herkesin yardimcısı olsun.
|
Iste o kisim zaten muallakta olan ...fetvasi bize mi duser
|
Vallaha çok ilginç bir konu. İyiki koymuşsunuz. Benim yakınımda babasından böbrek aldı çok şükür ikiside iyi... Tek tehlike var oda enfeksiyon. Allah butun hastaları korusun
|
Organ bağışında bulunan bir kimse evinde veya normal bir şekilde ölürse organları alınmaz; zira kan dolaşımı duran bir organ işe yaramaz. Bundan ötürü bağışçı hayatta iken organları alınmalıdır.
Yaşayan bir adam kendi kalbini veremeyeceği için bu bağışçı hastane ortamında, nefesi doktor kontrolünde iken organ bağışlayabilir. Yani hastaneye yolu düşen bir bağışçı hastalığı ile ölüm döşeğine yatırılır, yakınlarının artık iyileşemeyeceği inancına ikna edilip canlı canlı organları alınır ve hasta öldürülür. Organ nakline fetva verirken bu boyutlar düşünülmeden, zaruret kaabilinden fetva verilmektedir. Organ yetmezliğine sebep olan gıda ve ilaçların cevazını konuşmadan, insanı zehirleyen kimyasalları masaya yatırmadan, bir hayat kurtarmak sloganı ile organ nakline fetva vermek yanlıştır. Bir hayat kurtarmak için başka bir hayatın yok edilmesine fetva verilemez. Diyanet Kurulu'nun organ nakline fetva aramaktan evvel, organ yetmezliğine sebep olan ilaç ve tüketimlerin haramlığını ortaya koyması elzemdir. |
Güzel bir yazı, Allah razı olsun.
"Rockefeller 100 yaşında ve şimdiye kadar 6 kalp, 2 böbrek nakli oldu." cümlesini görünce aklıma estetik yaptıranlar geldi. Onlardan birini gördüğümde "50 yaş genç gösterse ne olacak? İçi yaşlanıyor, beyni yaşlanıyor" demiştim. Bu kadar organ nakli olan adamın da beyni yaşlanıyor ve beyin nakli yok. Boşuna uğraşıyor yani. :D İnsan istediği kadar organ nakli olsun beyin nakli olmadığı sürece boşuna uğraş. Beynin geri dönüşü yok. Beyin kendini yenilemez. Hafızası gitmiş birine organ nakli yapsalar da fayda etmez. |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 04:18. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com