Mossad Türkiye’de sosyal medyaya da el attı
Bariz MOSSAD çalışması.
Panellerden TC, adres bilgileri, kredi kartı bilgileri, hastane kayıtlarından (e nabız) sağlık durum bilgisi filan bulabiliyorlardı. Eksik parça sosyal medya hesaplarıydı. İlişkilendirmeyi yapıp analiz etme peşindeler. Çin göz bebeklerini bile arşivliyor, bunlar geç kaldıklarının daha yeni farkına vardılar. Nereden ne bilgi bulurlarsa toplayacaklar.
Yıllardır sana internette anonim olmanın özgürlük olduğunu söylediler.
Maskeni tak, istediğini yaz, kimse seni bulamaz. Bu his sana güç verdi. Sahte isimler, sahte fotoğraflar, sahte cesaretler. Şimdi maskeleri çıkarın diyorlar ve ortalık karışıyor. Ama dur bir saniye. Burada asıl meseleyi kimse görmüyor. Sen zaten izleniyordun. Her tıklaman, her beğenin, her mesajın zaten bir sunucuda kayıtlıydı. IP adresin, cihaz parmak izin, konum geçmişin. Devlet seni isteseydi sahte hesapla da bulurdu. Bunu biliyorsun. O zaman bu yasa kimin için? Sana söyleyeyim. Bu yasa muhalefet için değil, suçlular için değil. Bu yasa sessiz çoğunluk için. Zaten konuşmayan, zaten korkan, zaten bir köşede izleyen milyonlar için. Onların son sığınağı olan o anonim profil de ellerinden alındığında geriye ne kalır? Tamamen sessiz, tamamen görünmez, tamamen itaatkar bir kütle. Klavye delikanlılığı diyorlar. Evet sahte hesaplardan tehdit edenler var, iftira atanlar var. Ama aynı sahte hesaplardan gerçeği söyleyenler de var. Doktoru, hakimi, polisi şikayet edenler de var. Çünkü gerçek isimleriyle konuşsalar işlerini kaybedeceklerini biliyorlar. Bir ülkede insanlar gerçek isimleriyle konuşamıyorsa sorun klavyede değil, sistemdedir. Anonimliği kaldırmak cesaret getirmez. Sadece korkunun son perdesini de kapatır. Sen bunu özgürlük sanıyorsun ama aslında sana verilen son hava deliği de tıkanıyor. Balık akvaryumda yüzdüğünü sanır ama su çekildiğinde anlarsın ki orada yüzmüyordun, boğuluyordun.
|