

<?xml version="1.0" encoding="ISO-8859-9"?>

<rss version="2.0" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
	<channel>
		<title>Havas Okulu - Kuran-ı Kerim</title>
		<link>https://www.havasokulu1.com/</link>
		<description />
		<language>tr</language>
		<lastBuildDate>Mon, 03 Aug 2026 09:01:13 GMT</lastBuildDate>
		<generator>vBulletin</generator>
		<ttl>60</ttl>
		<image>
			<url>https://www.havasokulu1.com/images/misc/rss.jpg</url>
			<title>Havas Okulu - Kuran-ı Kerim</title>
			<link>https://www.havasokulu1.com/</link>
		</image>
		<item>
			<title>Sûrelerin Nüzûl Haritası...</title>
			<link>https://www.havasokulu1.com/kuran-i-kerim/105334-surelerin-nuzul-haritasi.html</link>
			<pubDate>Mon, 20 Jul 2026 12:42:15 GMT</pubDate>
			<description>*Fatiha Suresi 
**Kulun Dağınık Yönelişini Allah’a Toplayan İlk Terbiye 
* 
Fatiha hakkında Mekki-Medeni oluş bakımından farklı görüşler zikredilmiş....</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><font color="Red"><b>Fatiha Suresi<br />
</b></font><font color="Black"><b>Kulun Dağınık Yönelişini Allah’a Toplayan İlk Terbiye<br />
</b></font><br />
Fatiha hakkında Mekki-Medeni oluş bakımından farklı görüşler zikredilmiş. Besmele’nin Fatiha’dan ayet sayılıp sayılmaması hususunda da mezhepler arasında ihtilaf vardır. Bu yüzden daha ilk bakışta şunu öğreniyoruz ki  Kur’an’a yaklaşan kişi, acele hükümle değil usul ve edep ile yaklaşmalıdır.<br />
<br />
Fatiha’nın nüzul haritasındaki yeri sadece nerede indi? sorusuyla anlaşılmaz. <br />
<br />
Fatiha, kulun dağınık yönelişine iner.<br />
<br />
İnsan dünyaya dağılır, <font color="black"><b>Fatiha onu hamde toplar.</b></font><br />
İnsan nimeti görür, Mün‘im’i unutur, <font color="black"><b>Fatiha elhamdülillah diyerek nimeti sahibine döndürür.</b></font><br />
İnsan sebeplere takılır, <font color="black"><b>Fatiha onu Rabbü’l-alemin hakikatine yöneltir.</b></font><br />
İnsan rahmeti unutur, <font color="black"><b>Fatiha Rahman ve Rahm kapısını açar.</b></font><br />
İnsan hesabı erteler, <font color="black"><b>Fatiha Malik-i yevmi’d-din diyerek kalbi ahiret terazisine koyar.</b></font><br />
İnsan ibadet ederken bile kendine güvenir, <font color="black"><b>Fatiha “iyyake na‘budu ve iyyake nesta‘in” diyerek kulluğu da yardımı da yalnız Allah’a bağlar.</b></font><br />
İnsan yol arar, <font color="black"><b>Fatiha ona sırat-ı müstakımi öğretir.</b></font><br />
İnsan sapmanın sadece inkarla olacağını zanneder, <font color="black"><b>Fatiha gazaba uğrayanların ve dalalete düşenlerin yolundan Allah’a sığınmayı öğretir.</b></font><br />
<br />
<font color="Red"><b>Demek ki Fatiha sadece Kur’an’ın başında duran bir sure değildir. Fatiha, kulun kalbini Kur’an’a hazırlayan ilk terbiyedir.</b></font><br />
<br />
<br />
<font color="red"><b>Bakara Suresi</b></font><br />
<font color="Black"><b>Fatiha’da Hidayet İsteyen Kula, Hidayetin Ölçüsünü Gösteren Sure</b></font><br />
<br />
Bakara Suresi Medeni bir suredir. Kur’an-ı Kerim’in en uzun suresidir. İçinde iman, nifak, ehl-i kitap, kıble, infak, oruç, hac, aile hukuku, muamelat, borç, cihad, sihir, kıssa, ahkam ve tevhid ölçüleri genişçe yer alır.<br />
<br />
Bu yüzden Bakara’nın nüzul haritasındaki yeri sadece Medine’de indi demekle anlaşılmaz. <br />
<br />
Bakara, hidayet isteyen kalbin önüne Kitab’ın ölçüsünü koyar.<br />
<br />
Fatiha’da kul bizi sırat-ı müstakime ilet diye dua eder. Bakara daha başında işte o Kitap diyerek hidayetin kaynağını gösterir.<br />
<br />
İnsan hidayet ister, <font color="black"><b>Bakara ona hidayetin heva ile değil, Kitab’a teslimiyetle olacağını öğretir.</b></font><br />
İnsan ben inanıyorum der, <font color="black"><b>Bakara mümin, kafir ve münafık ayrımıyla imanın sadece iddia olmadığını gösterir.</b></font><br />
İnsan dini yalnız kalpte bir duygu sanır, <font color="black"><b>Bakara ibadet, hukuk, infak, aile ve muamelatla dinin hayatın tamamına indiğini bildirir.</b></font><br />
İnsan geçmiş ümmetleri sadece tarih zanneder, <font color="black"><b>Bakara Beni İsrail kıssalarıyla aynı sapmaların bugün de nefiste yaşayabileceğini hatırlatır.</b></font><br />
İnsan sebepleri büyütür, <font color="black"><b>Bakara tesirin ancak Allah’ın izniyle olduğunu öğretir.</b></font><br />
İnsan teslimiyeti sözde bırakır, <font color="black"><b>Bakara onu emir, yasak, sabır, infak ve sadakatle imtihan eder.</b></font><br />
<br />
Surenin başındaki Elif Lam Mim de bu terbiyenin ilk kapısıdır. Kul daha surenin girişinde öğrenir ki her hakikat senin aklına hemen açılmak zorunda değildir. Kur’an’a yaklaşan kişi sadece anlamak için değil, haddini bilmek için de yaklaşır.<br />
<br />
Demek ki Bakara Suresi, Fatiha’da hidayet isteyen kula şu cevabı verir,<br />
<br />
<font color="Red"><b>Hidayet istiyorsan Kitab’ın önünde nefsini sustur.</b></font><br />
<br />
<br />
<font color="red"><b>Al-i Imran Suresi</b></font><br />
<font color="Black"><b>Hidayeti Bilen Kalbe, Sebat ve Teslimiyet Ölçüsünü Koyan Sure</b></font><br />
<br />
Al-i Imran Suresi Medeni bir suredir. Bu surede tevhid, vahyin tasdiki, muhkem ve mutesabih ayetlere yaklaşma edebi, Ehl-i Kitap ile ilmi muhataplık, Hz. Meryem ve Hz. İsa aleyhisselam kıssası, Uhud imtihanı, sabır, sebat, birlik ve Allah yolunda sadakat gibi büyük konular yer alır.<br />
<br />
Bu surenin nuzul haritasındaki yeri sadece Medine’de indi demekle anlaşılmaz. <br />
<br />
Al-i Imran, iman eden kalbin bilgiyle, tartışmayla, musibetle ve yenilgi hissiyle nasıl imtihan edildiğini gösterir.<br />
<br />
İnsan hakikati bildiğini zanneder, <font color="black"><b>Al-i Imran ona muhkemin peşinden gitmeyi, mutesabihin ardına fitne için düşmemeyi öğretir.</b></font><br />
İnsan delil getirmeyi ilim sanır, <font color="black"><b>Al-i Imran ona ilmin teslimiyet, edep ve istikamet istediğini gösterir.</b></font><br />
İnsan Hz. İsa aleyhisselam hakkında ifrat veya tefrite düşer, <font color="black"><b>Al-i Imran onu tevhid terazisine döndürür.</b></font><br />
İnsan savaşta kayıp görünce hak yolun zayıfladığını zanneder, <font color="black"><b>Al-i Imran Uhud üzerinden imtihanın zafer kadar yenilgi suretinde de gelebileceğini bildirir.</b></font><br />
İnsan musibeti sadece dış sebeplerle açıklar, <font color="black"><b>Al-i Imran kalbin içindeki gevşeme, ihtilaf ve emre muhalefet noktalarını da gösterir.</b></font><br />
İnsan zaferi neticede arar, <font color="black"><b>Al-i Imran asıl zaferin sabırda, takvada ve Allah’a bağlılıkta olduğunu öğretir.<br />
</b></font><br />
Demek ki Al-i Imran Suresi, Bakara’da Kitab’ın ölçüsünü öğrenen kula şunu söyler,<br />
<br />
<font color="Red"><b>Hidayeti bilmek yetmez, hidayet karşısında sebat etmek gerekir.</b></font><br />
<br />
<br />
<font color="red"><b>Nisa Suresi<br />
</b></font><font color="Black"><b>Hidayeti Hayata Indiren Kalbe, Adalet ve Emanet Olcusunu Koyan Sure</b></font><br />
<br />
Nisa Suresi Medeni bir suredir. Bu surede aile hukuku, yetimlerin hakkı, miras, kadınların hukuku, nikah, emanet, adalet, nifak, hicret, cihad, toplum duzeni ve Ehl-i Kitap ile ilgili temel meseleler yer alır.<br />
<br />
Bu surenin nuzul haritasındaki yeri sadece “Medine’de indi” demekle anlaşılmaz.<br />
<br />
Nisa Suresi, imanın sadece kalpte kalmayıp hakka, hukuka, aileye ve topluma nasıl ineceğini ogretir.<br />
<br />
Insan imanı sadece kendi ibadeti sanır, <font color="black"><b>Nisa ona başkasının hakkını da dinin icine koyar.</b></font><br />
Insan yetimi zayıf gorur, <font color="black"><b>Nisa onun malını ve hakkını ilahi emanet olarak korur.</b></font><br />
Insan kadını nefsinin veya toplumun olcusune gore degerlendirir, <font color="black"><b>Nisa onu Allah’ın hukuku ile muhafaza eder.</b></font><br />
Insan mirası mal paylaşımı zanneder, <font color="black"><b>Nisa bunun Allah’ın koyduğu sınır olduğunu bildirir. Insan adaleti kendi lehine ister. Nisa ona kendi aleyhine bile olsa adaletten ayrılmamayı ogretir.</b></font><br />
Insan emaneti basit bir sorumluluk sanır, <font color="black"><b>Nisa emanetin ehline verilmesini dinin merkezi bir olcusu yapar.</b></font><br />
Insan nifakı sadece dilde inkar zanneder, <font color="black"><b>Nisa nifakın tavırda, sadakat krizinde ve zor zamanda ortaya çıktığını gosterir.</b></font><br />
<br />
<br />
Nisa Suresi burada kalbi yakalar ve der ki,<br />
<br />
<font color="red"><b>Dinin sadece secdende değil verdiğin hukumde, tuttuğun emanette, koruduğun hakta ve nefsine rağmen ayakta tuttuğun adalette de belli olur.</b></font><br />
<br />
<br />
<br />
<font color="darkorange"><b>Devam edecek Allah Teala izin verirse...</b></font></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="https://www.havasokulu1.com/kuran-i-kerim/">Kuran-ı Kerim</category>
			<dc:creator>HâmûŞî</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">https://www.havasokulu1.com/kuran-i-kerim/105334-surelerin-nuzul-haritasi.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kur'an'a göre Vefat ve Mevt ne demektir?]]></title>
			<link>https://www.havasokulu1.com/kuran-i-kerim/105131-kurana-gore-vefat-ve-mevt-ne-demektir.html</link>
			<pubDate>Tue, 07 Jul 2026 23:13:05 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[Kur'an'a göre Vefat ve Mevt ne demektir? 
 
İkisi farklı şeylerdir. 
 
Vefat: Nefsin, ileride tekrar yaratılmak üzere Allah tarafından sistemden...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Kur'an'a göre Vefat ve Mevt ne demektir?<br />
<br />
İkisi farklı şeylerdir.<br />
<br />
Vefat: Nefsin, ileride tekrar yaratılmak üzere Allah tarafından sistemden eksiksiz bir şekilde geri çekilmesi, kabzedilmesi demektir.<br />
Kur'an bu geri çekilmeyi, uykudaki geçici ayrılışı bize yaşadığımız örnekle açıklar ve ispatlar (Zümer/42) Uykuda vefat ettiriliriz.<br />
Yani vefat, bilincin ve özün yok edilmesi değil, bir tür &quot;merkeze geri çağrılmadır&quot;. Bu geri çekilme bir son da değildir. Yunus/4 ve Rum/11 ayetlerinde vurgulandığı gibi, yaratılışı ilk kez başlatan o evrensel yasa, sistemden çekilen nefsi yeniden var etmek üzere süreci kaldığı yerden tekrar işletir ve onu tekrar yaratır, aslına iade eder. Ancak bu iade, eski dünyaya ait bir kopyalama süreci değildir. Vakıa/61 ayetinin işaret ettiği üzere vefat ettirilen nefs, bu dönüşle birlikte bizim şu an bilmediğimiz yepyeni bir formda, tamamen farklı bir beden yapısıyla yeniden inşa edilir. <br />
<br />
Mevt ise, bu geri çekilme sonucunda, dünyadaki bedenin biyolojik ve maddesel olarak canlılığını tamamen yitirmesidir. Hayat, o cevherin bedenle kurduğu dinamik bir bağken, mevt, bu bağın kopmasıyla geride kalan yapının mutlak bir sessizliğe ve durağanlığa bürünmesidir. Hayatın zıttıdır. Hareketin yerini hareketsizliğe, sıcaklığın yerini soğukluğa bıraktığı, bedenin maddedeki nöbetini tamamen bitirdiği o kesin ve biyolojik sınır çizgisidir<br />
<br />
Özetle<br />
Vefat: Nefsin yeni bir süreç için muhafaza altına alınması, bilincin boyut değiştirmesidir (Ara ölüm/uyku).<br />
<br />
Mevt: Geride kalan bedenin dünyadaki biyolojik bitişi, kesin sonudur (Büyük dönüş)<br />
<br />
Her nefs ölümü (mevti) tadacaktır.<br />
Ankebut/57<br />
<br />
Çünkü tadılan şey yok olmaz, tadan (nefs) baki kalırken, tadılan (mevt/biyolojik ölüm) bedene aittir.</div>

]]></content:encoded>
			<category domain="https://www.havasokulu1.com/kuran-i-kerim/">Kuran-ı Kerim</category>
			<dc:creator>SertDede</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">https://www.havasokulu1.com/kuran-i-kerim/105131-kurana-gore-vefat-ve-mevt-ne-demektir.html</guid>
		</item>
	</channel>
</rss>
