

<?xml version="1.0" encoding="ISO-8859-9"?>

<rss version="2.0" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
	<channel>
		<title>Havas Okulu - Sizden Gelenler</title>
		<link>https://www.havasokulu1.com/</link>
		<description />
		<language>tr</language>
		<lastBuildDate>Fri, 11 Sep 2026 21:49:00 GMT</lastBuildDate>
		<generator>vBulletin</generator>
		<ttl>60</ttl>
		<image>
			<url>https://www.havasokulu1.com/images/misc/rss.jpg</url>
			<title>Havas Okulu - Sizden Gelenler</title>
			<link>https://www.havasokulu1.com/</link>
		</image>
		<item>
			<title>Yarına bir şey bırakmamak!</title>
			<link>https://www.havasokulu1.com/sizden-gelenler/105998-yarina-bir-sey-birakmamak.html</link>
			<pubDate>Fri, 04 Sep 2026 20:33:33 GMT</pubDate>
			<description>Kafirler azaba düştüklerinde onlara şöyle denilir: Tüm hakkınızı dünyada kullandınız. Ahirette size vaat edilen güzelliklere karşılık, dünyadaki...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Kafirler azaba düştüklerinde onlara şöyle denilir: Tüm hakkınızı dünyada kullandınız. Ahirette size vaat edilen güzelliklere karşılık, dünyadaki güzelliklere kandınız. Eğlendiniz, coştunuz, zevkü sefa sürdünüz, tüm güzellikleri tükettiniz. Haram helal ayrımı yapmadınız ve dünyadaki her zevkten istifade etmek için uğraştınız.<br />
<br />
Nitekim gerçekten de dünyada bunları yaptınız. Kadınlar, sevgili hayatları, flörtler, metresler, erkekler, içkiler, kumarlar, fuhuşlar, sair ahlaksızlıklar adına ne varsa dünyada tükettiniz.<br />
<br />
Yarına bir şey kalmadı. Ahiretin hiçbir lezzeti kalmadı. Kendi elinizle kendi kredinizi bitirdiniz. Hepsi dünyada kaldı. Anı yaşamak istiyorum dediniz. Yaşadınız. Anı yaşadınız, ahireti bitirdiniz. Bugün size verilecek olan, alçaltıcı bir azaptan fazlası değildir.<br />
<br />
Evet, kâfirler ahirette elde edecekleri tüm nimetleri bu dünyada tüketti.<br />
<br />
Peki, onlar gibi davranan bir Müslümanın hali nice olacak? Kafirlerin yaptığı tüm melaneti yapan bir Müslümanın hali ne olacak?<br />
<br />
Şu nasıl bir iman ki, ne yapsalar gitmiyor? Namazı terk ediyor; gitmiyor. İçki, kumar, fuhuş, kul hakkı, kamu hakkı, işkence, yalan, rüşvet, hırsızlık, zina ve sair melanet işlere bulaşıyor ama iman gitmiyor? Yahu şu imana bunlar zarar vermeyecekse ne zarar verecek? Bu zararlı şeyler, imanı imha edecek kadar büyük değil mi?<br />
<br />
İman ettim deyip ardından imana tamamen zıt şeyler yapmak, imana zarar vermeyecek mi?<br />
<br />
İman, belki lazım olur diye çantada tutulan İsviçre çakısı mı? Hayatı boyunca mümin olduğundan haberi olmayanın imanı nasıl bir imandır? İman, ya lazım olursa diye aklın bir ucunda saklanılan bir düşünce değildir. İman, amele etki eden bir programdır.<br />
<br />
Evet, kâfirler gibi yaşayan adam da imanı hakkında bir endişe duysun artık. Acaba şeytan; &quot;sende iman var, dilediğini yap&quot; diyerek mi kandırıyor?<br />
<br />
Rabbim bizlere amele hükmeden ve ameli sahada etkisi gözüken bir iman nasip etsin! Bize hem dünya hem ahiret nimetleri tattırsın!</div>

]]></content:encoded>
			<category domain="https://www.havasokulu1.com/sizden-gelenler/">Sizden Gelenler</category>
			<dc:creator>Fark</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">https://www.havasokulu1.com/sizden-gelenler/105998-yarina-bir-sey-birakmamak.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>insanların ihtiyaçları davranışlarına yansır</title>
			<link>https://www.havasokulu1.com/sizden-gelenler/105947-insanlarin-ihtiyaclari-davranislarina-yansir.html</link>
			<pubDate>Sat, 29 Aug 2026 23:13:25 GMT</pubDate>
			<description>İnsanların İhtiyaçları, Davranışlarına Bir Şekilde Yansır. 
Herkesin İhtiyaçları Vardır: 
 
1. Duygularına Karşılık Verilmesi, 
 
2. Başarısının...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>İnsanların İhtiyaçları, Davranışlarına Bir Şekilde Yansır.<br />
Herkesin İhtiyaçları Vardır:<br />
<br />
1. Duygularına Karşılık Verilmesi,<br />
<br />
2. Başarısının Kabûl Edilmesi,<br />
<br />
3. Güven Tazeleme İhtiyacı (Yaptığım İş Doğru mu),<br />
<br />
4. Dikkat Çekme İhtiyacı,<br />
<br />
5. Onaylanma İhtiyacı,<br />
<br />
6. Değerli Olma İhtiyacı Gibi.<br />
<br />
İnsanların İhtiyaçlarını Tespit Ederseniz, Onların Davranışlarını Daha İyi Anlarsınız. Herkes, Kendi İstediği Şeyi Duyar ve Kendi Beklentilerine Uymayan Mesajları Almama Eğilimindedir. Onun İçin İlişkilerde Beklentiler Göz Önüne Alınmadan Kurulan İletişim, Problemlere Yol Açar.</div>

]]></content:encoded>
			<category domain="https://www.havasokulu1.com/sizden-gelenler/">Sizden Gelenler</category>
			<dc:creator>Fark</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">https://www.havasokulu1.com/sizden-gelenler/105947-insanlarin-ihtiyaclari-davranislarina-yansir.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Naat-ı Şerif</title>
			<link>https://www.havasokulu1.com/sizden-gelenler/105837-naat-i-serif.html</link>
			<pubDate>Mon, 24 Aug 2026 12:21:43 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[* Arş'ın kubbelerine, adı nûrla yazılan, 
 
İsmi; semâda ''Ahmed'', yerde ''Muhammed'' olan, 
 
Yedi katlı göklerde, Hâk Cemâli'ni bulan, 
...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b> Arş'ın kubbelerine, adı nûrla yazılan,<br />
<br />
İsmi; semâda ''Ahmed'', yerde ''Muhammed'' olan,<br />
<br />
Yedi katlı göklerde, Hâk Cemâli'ni bulan,<br />
<br />
Evvel-Âhir yolcusu, Yâ Hazreti Muhammed.Sağnak nûr yağmurları, inerken yedi kattan,<br />
<br />
O gece, Sendin gelen, ezel kadar uzaktan,<br />
<br />
Melekler, her zerreye, müjde verirken Hâkk'tan;<br />
<br />
O gece, Sendin gelen, Yâ Hazreti Muhammed.Güneşler, o gecenin, nûruna secd ederken,<br />
<br />
Yıldızlar, meşk içinde, kâinat vecd ederken,<br />
<br />
Bütün hamd ü senâlar, Yüce Rabb'e giderken,<br />
<br />
O gece sendin gelen, Yâ Hazreti Muhammed.Kâbe'de şirk taşları, putlar yere dönerken,<br />
<br />
Cehâlet bayrakları, birer birer inerken,<br />
<br />
Bin yıllık, küfr ateşi, ebediyyen sönerken,<br />
<br />
O gece, Sendin gelen, Yâ Hazreti Muhammed.O gece, Sâve Gölü, mûcizeyle kururken,<br />
<br />
Kisra Saraylarında, sütunlar savrulurken,<br />
<br />
Arz'dan Arş'a, Âlemler, rahmetini bulurken,<br />
<br />
O gece, Sendin gelen, Yâ Hazreti Muhammed.Sen ki; doğum kundağı, ak bulutla örülen,<br />
<br />
Doğar doğmaz, Allah'a secde emri verilen,<br />
<br />
Alnında, âlemlere rahmet tâcı görülen,<br />
<br />
Kâinat Efendisi, Yâ Hazreti Muhammed.Sen ki; asâletine, ezelden hükmedilen,<br />
<br />
Tertemiz rahimlerle, lekesiz soydan gelen,<br />
<br />
Beşeri şüpheleri, Kur'ân ilmîyle silen,<br />
<br />
Seçilen sevgilisin, Yâ Hazreti Muhammed.Sen ki; büyük yargıda, şefaat müjdecisi,<br />
<br />
Bunca âciz beşerin, Mahşer günü bekçisi,<br />
<br />
Sen ki; Kur'ân şâhidi, Allah'ın son elçisi,<br />
<br />
Kurtuluş habercisi, Yâ Hazreti Muhammed.Sen ki; Âdem neslini, uçurumdan döndüren,<br />
<br />
Zulüm sancılarını, şefkâtiyle dindiren,<br />
<br />
İnkâr yangınlarını, irfânıyla söndüren,<br />
<br />
Âlimlerin sultanı, Yâ Hazreti Muhammed.Sen ki; güzel huyların, ahlâkın meş'alesi,<br />
<br />
Sabır doruklarında, beşerin en yücesi,<br />
<br />
Senin Cennet mekânın, fakirlerin hânesi,<br />
<br />
Gönüller hazinesi, Yâ Hazreti Muhammed.Câhiliye devrini, kapatan, ulu Sultan,<br />
<br />
Şefaatin, Allah'a yalvaran kolu Sultan,<br />
<br />
Rabb'imin, en sevgili, en yakın kulu Sultan,<br />
<br />
Melekler Sana hayran, Yâ Hazreti Muhammed.Sana şâhid, sonsuzlar, ezelden beri her an,<br />
<br />
Sana şâhid, âyetler, her zerre ve her mekân,<br />
<br />
Senden uzak kalmaya, nasıl dayanır ki can?<br />
<br />
Sen, her canda Cânânsın, Yâ Hazreti Muhammed.Mîraç gecesi, bir bir, açılıyorken gökler,<br />
<br />
Seni selamlıyorken, her katta peygamberler,<br />
<br />
Öyle bir an geldi ki; durdu bütün melekler,<br />
<br />
Hâkk' a yalnız yürüdün, Yâ Hazreti Muhammed.Gönül gözü görmeyen, can gözünü neylesin,<br />
<br />
Dünya'da dönmeyen dil, mahşerde ne söylesin,<br />
<br />
Allah, bütün beşeri, ümmetinden eylesin,<br />
<br />
Sancağının altında, Yâ Hazreti Muhammed.Hâkk ile, kul vuslatı, o îlahi düğünde,<br />
<br />
Hiç kimseden kimseye, fayda olmayan günde,<br />
<br />
Hasatları, has tartan, o terazi önünde,<br />
<br />
Noksanları bağışlat, Yâ Hazreti Muhammed.Bu îman meş'alesi, hiç sönmeden yanacak,<br />
<br />
Ümmetin, Seni her an, mahşere dek anacak,<br />
<br />
Gönül tortularımız, nûr'unla paklanacak,<br />
<br />
Andımıza şâhid ol, Yâ Hazreti Muhammed.Biliriz ki; hükmü yok, bu dünya nîmetinin,<br />
<br />
Gönüldür sermayesi, âhiret servetinin,<br />
<br />
Sana, Salât ve Selâm, gönderen ümmetinin,<br />
<br />
Cennetler şâhidi ol, Yâ Hazreti Muhammed (Sallallahu aleyhi vessellem) </b></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="https://www.havasokulu1.com/sizden-gelenler/">Sizden Gelenler</category>
			<dc:creator>Gavvas</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">https://www.havasokulu1.com/sizden-gelenler/105837-naat-i-serif.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Şüphesiz güneş ve ay, Allah’ın ayetlerinden iki ayettir. (Güneş Tutulması)</title>
			<link>https://www.havasokulu1.com/sizden-gelenler/105708-suphesiz-gunes-ve-ay-allah-ayetlerinden-iki-ayettir-gunes-tutulmasi.html</link>
			<pubDate>Sun, 16 Aug 2026 23:13:01 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[Hz. Muhammed’in &#65018; Peygamberliğini Gösteren Çarpıcı Bir Olay 
 
İngiliz araştırmacı Paul Williams, İslam’ı kabul etme sürecinde kendisini en çok...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Hz. Muhammed’in &#65018; Peygamberliğini Gösteren Çarpıcı Bir Olay<br />
<br />
İngiliz araştırmacı Paul Williams, İslam’ı kabul etme sürecinde kendisini en çok etkileyen delillerden birinin, Hz. Muhammed’in &#65018; oğlu İbrahim’in vefatı sırasında yaşanan güneş tutulması olduğunu anlatıyor.<br />
<br />
İbrahim henüz bebekken vefat ettiğinde güneş tutulması meydana geldi. İnsanlar, “Güneş, Peygamber’in oğlunun ölümü nedeniyle tutuldu” dediler.<br />
<br />
Ancak Hz. Muhammed &#65018; bu düşünceyi reddederek şöyle buyurdu:<br />
<br />
«“Şüphesiz güneş ve ay, Allah’ın ayetlerinden iki ayettir. Hiç kimsenin ölümü veya hayatı sebebiyle tutulmazlar.”»<br />
<br />
Paul Williams’a göre bu olay, Hz. Muhammed’in &#65018; gerçekten Allah’ın peygamberi olduğuna dair kendisini ikna eden önemli göstergelerden biridir.<br />
<br />
Çünkü başka biri böyle bir durumda yaşanan olayı kendi lehine kullanarak peygamberliğini güçlendirmeye çalışabilirdi. Hz. Muhammed &#65018; ise bunu yapmamış, aksine insanların yanlış yorumunu düzeltmiştir.<br />
<br />
Kur’an-ı Kerim’de de şöyle buyurulur:<br />
<br />
“O, hevâ ve hevesinden konuşmaz. Onun konuşması ancak kendisine bildirilen bir vahiydir.”<br />
(Necm Suresi, 53/3-4)</div>

]]></content:encoded>
			<category domain="https://www.havasokulu1.com/sizden-gelenler/">Sizden Gelenler</category>
			<dc:creator>Thestoryofus</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">https://www.havasokulu1.com/sizden-gelenler/105708-suphesiz-gunes-ve-ay-allah-ayetlerinden-iki-ayettir-gunes-tutulmasi.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Bülbüller içkiye düşkündür..</title>
			<link>https://www.havasokulu1.com/sizden-gelenler/105632-bulbuller-ickiye-duskundur.html</link>
			<pubDate>Mon, 10 Aug 2026 23:13:02 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[Bülbüller içkiye düşkündür.. 
Buldular mı bir dolu içerler. ama bu gerçeği bilginler değil, Tarihçi Reşat Ekrem Koçu'nun annesi Zağra'lı Hacı Fatma...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Bülbüller içkiye düşkündür..<br />
Buldular mı bir dolu içerler. ama bu gerçeği bilginler değil, Tarihçi Reşat Ekrem Koçu'nun annesi Zağra'lı Hacı Fatma hanım saptamıştır...<br />
Bunun için de bülbülleri günlerce, Göztepe'deki evinin bahçesinde, dürbünüyle gözetlemiş...<br />
Fatma hanım gözlemlerini şöyle dile getirir: &quot;bir bülbül ala sabah, sözgelişi bir vişne ağacına gelip konar... Yirmi otuz kadar vişneyi gagasıyla deştikten sonra çekip gider... akşam, yine gelir... vişnenin kuş gagasıyla deşilen yerinde meyve suyu mayalanmış, bir likör ya da şarap oluşmuştur... kuş, akşamın &quot;garipler sersemliği&quot; denilen bu son saatinde bir iki vişneden kendi elceğiziyle hazırlanmış içkinin ilk yudumlarını içince şöyle bir silkinir, birkaç külhani ıslık öttürür... Kadehler beşi, altıyı buldu mu nağmeler uzar... Ortalık iyice karardığı için küçük esmer kuş göze görünmez ama sesi ağaçtadır... Belki de içkiyi sürdürmektedir... Artık tan sökünceye kadar gelsin gazeller, şarkılar, feryatlar.&quot;<br />
Vişne mevsimi bitince dut mevsimi başlar.<br />
Ve…Bülbül sesleri biter.<br />
Aslında bülbül,içkisi bittiği için ötmüyordur.<br />
Yani mevsim dut mevsimi olduğu için susmuştur.<br />
Bu yüzden susanlara “dut yemiş bülbül gibi denir.<br />
<br />
<img style="max-width: 300px; cursor: pointer;" onclick="window.open(this.src)"  src="https://havasokulu1.com/resimyukle/images/fbimg1786431857014.jpg" border="0" alt="" /></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="https://www.havasokulu1.com/sizden-gelenler/">Sizden Gelenler</category>
			<dc:creator>Arma</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">https://www.havasokulu1.com/sizden-gelenler/105632-bulbuller-ickiye-duskundur.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Batıl sözler</title>
			<link>https://www.havasokulu1.com/sizden-gelenler/105611-batil-sozler.html</link>
			<pubDate>Sat, 08 Aug 2026 23:13:04 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[BÂTIL SÖZLER 
 
&#8203;Öğle yemeği için şehriye pilavı, tavuk sote ve terbiyeli patates çorbası yaptım. 
 
&#8203;Pişen yemeklerin altını birer birer kapatırken...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>BÂTIL SÖZLER<br />
<br />
&#8203;Öğle yemeği için şehriye pilavı, tavuk sote ve terbiyeli patates çorbası yaptım.<br />
<br />
&#8203;Pişen yemeklerin altını birer birer kapatırken sıra çorbaya geldi ve hemen rahmetli babaannemin sözü kulağımda çınladı:<br />
<br />
&#8203;&quot;Çorba, 'Yandım rençber kızı!' dermiş. O yüzden ocaktan alırken bir bardak soğuk su ekle.&quot;<br />
<br />
&#8203;Bir bardak suyu ekledim ama bu teknik tavsiye aklıma takıldı. Diğer yemekler serinlikte, yayıla yayıla mı pişmişti sanki? Onlar da aynı ateşe maruz kalmıştı ama çorbadan gayrı kimsenin sesi çıkmamıştı. <br />
<br />
Şehriyeler kaynar suyu içine çekerken yanmadı mı?<br />
&#8203;Hatta en çok tavuk sotenin hakkıydı &quot;Gıııt, gıııt! Yandım kııız!&quot; diye feryat etmek.<br />
<br />
&#8203;Hepsi lâl olmuş, bir tek çorba dile gelmişti...<br />
<br />
&#8203;Sonra, çorbaya su katılmasının ne gibi faydaları olduğunu düşündüm. <br />
<br />
Kendimce birkaç neden buldum ama daha fazlası için küçük bir araştırma yapınca bakın nelerle karşılaştım:<br />
<br />
&quot;&#8203;Çorbanın altını kapatırken eklenen soğuk su, tamamen mutfaktaki fiziksel ve kimyasal süreçleri yönetmeyi amaçlayan teknik bir dokunuştur. Temel nedenleri ise şunlardır:<br />
<br />
-&#8203;Pişme Sürecini Anında Durdurmak: Tencerenin tabanı ve çorba çok yüksek bir ısıya ulaştığı için ocak kapatılsa bile içindeki un, nişasta veya bakliyatlar kendi sıcaklığıyla pişmeye ve koyulaşmaya devam eder. Eklenen bir miktar soğuk su, sıcaklığı aniden düşürerek pişmeyi tam istenen noktada keser.<br />
<br />
-&#8203;Kıvamı ve Parlaklığı Dengelemek: Pişme boyunca buharlaşan su nedeniyle çorba ocaktan alınacağı an beklenenden daha koyu hâle gelebilir. Bir miktar su eklemek kıvamı açar; çorbanın yüzeyindeki nişastanın matlaşmasını önleyerek ona pürüzsüz ve parlak bir görünüm kazandırır.<br />
<br />
-&#8203;Kesilmeyi ve Kabuk Bağlamayı Önlemek: Özellikle yoğurtlu veya yumurta sarılı (terbiyeli) çorbalarda, ocağın altı kapatıldıktan sonra oluşan aşırı sıcaklık terbiyenin pıhtılaşmasına (kesilmesine) veya yüzeyin kabuk bağlamasına yol açabilir. Eklenen su tenceredeki şok sıcaklığı kırarak yapıyı korur.&quot;<br />
<br />
&#8203;Sevgili babaannem, tüm bu teknik bilgileri bana ders anlatır gibi aktarmak yerine tek bir cümleyle olayı özetlemişti: &quot;...Yandım rençber kızı!&quot; Biz de çorbanın bu feryadına kayıtsız kalmayıp sorgusuz sualsiz hemen su yetiştirmiştik.<br />
<br />
&#8203;Bu aydınlanmanın ardından zihnim çalışmaya devam etti. <br />
<br />
Çocukken bize söylenen, o zaman için büyük ehemmiyet arz eden ama zamanla lakayt baktığımız bir dizi bâtıl sözü hatırladım.<br />
<br />
&#8203;&quot;Eğer tuzu yere dökersen, mahşerde kirpiğinle toplarsın...&quot;<br />
<br />
&#8203;Gözümde canlanan sahne aynen şöyle olurdu: <br />
<br />
Bütün millet toplanmış, Mahşer meydanında dökülen bir avuç tuz... Kirpiğimi süpürge gibi kullanacağım ya, yüzümü yere koymuşum... Artık nasıl toplayacaksam! Üstelik herkes benim yerlerde sürünen bu hâlimi görecek ve belki de kahkahalarla gülecek. Off, ne rezil bir durum!<br />
<br />
&#8203;Sonuç? Zinhar o tuzun tek bir gramı dahi yere dö-kü-le-mez!<br />
<br />
İsrafın önüne set çekmenin en yaman yolu.<br />
<br />
&#8203;Bir başka misal:<br />
<br />
&#8203;&quot;Gece sakız çiğneyen, ölü eti çiğnemiş olur.&quot;<br />
<br />
&#8203;Bütün gün sokakta koşturup sakız patlatmış olan bizler; eve gelip büyüklerin karşısında, hem de &quot;ölü eti&quot; niyetine şapırdata şapırdata sakız çiğneyeceğiz... Mümkün değil! Zaten birazdan akşam yemeği yenecek ve bir köşede yorgunluktan sızıp kalacağız.<br />
<br />
&#8203;Peki ya sonra?<br />
<br />
&#8203;Sonrasını, çocuklarıma &quot;ölü eti&quot; benzetmesini yapmadan gece sakız çiğnemenin zararlarını anlatmaya çalışırken anladım. <br />
<br />
Onlar &quot;Bende bir şey olmaz!&quot; diye direttiklerinde gerçekle yüzleştim: <br />
<br />
Öylece uyuyup kaldıklarında; kiminin boğazına kaçmasın diye sakızı ağzından yavaşça almak zorunda, kiminin de ertesi sabah saçına yapıştığı için saçlarını kesmek durumunda kaldım. Kel kel dolaşırken derslerini de almış oldular. <br />
<br />
&#8203;Oysa bize sadece &quot;ölü eti&quot; dediklerinde anında tiksinip bu risklerden emin olmuşuz; kimsenin de başı ağrımamış.<br />
<br />
&#8203;İşte o zaman anladım ki: Her bâtıl söz aslında bâtıl değildir. Arkasında bir hakikat, güvenliği sağlayan veya toplumsal kuralları koruyan pratik hikmetleri varmış. <br />
<br />
Herkes bu işin hikmetini kitabî bir dille aktaramayacağı; aktarsa da akılda kalmayacağı için sert, vurucu, dikkat çeken ve unutulmaz kısa cümlelerle olayı özetlemişler.<br />
<br />
&#8203;Şimdi size desem ki: &quot;Eşikte oturmak uğursuzluk getirir.&quot; &quot;Aman sen de! Ne uğursuzluğu? Sen hâlâ öyle şeylere inanıyor musun?&quot; diyebilirsiniz.<br />
<br />
&#8203;O hâlde kapı eşiğinde oturan birini getirin gözünüzün önüne. Kalabalık bir ailede yaşıyor olsun. Millet eve girip çıkıyor, o ise eşikte bir o yana bir bu yana çekilerek yol vermeye çalışıyor. <br />
<br />
Gelenlerin kimi yorgun, kiminin eli dolu, kiminin de gönlü gamlı... Biri çıkıp demez mi: &quot;Yahu çekil şuradan! Senin işin yok mu?&quot; veya &quot;Oturacak başka yer bulamadın mı?&quot;<br />
<br />
&#8203;Ne olacak? Ya saygıyla yer değiştirecek ya da edepsizliğe vurup &quot;Sana ne! İstediğim yere otururum!&quot; diye kavga başlatacak. İki gönülden biri kırılacak...<br />
<br />
&#8203;Alın size uğursuzluğun ayak sesleri!<br />
<br />
&#8203;Atalarımız az konuşarak çok şey anlatmanın kitabını yazmışlar. Dine, ilme ve insan ruhuna ters düşmeyen her veciz sözlerinden dolayı onlara rahmet diliyor; böylesine tecrübî bilgilerle ve nokta atışı tespitlerle hayatımıza yön verdikleri için şükranlarımı sunuyorum.<br />
<br />
<img style="max-width: 300px; cursor: pointer;" onclick="window.open(this.src)"  src="https://havasokulu1.com/resimyukle/images/screenshot202608yky.jpg" border="0" alt="" /></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="https://www.havasokulu1.com/sizden-gelenler/">Sizden Gelenler</category>
			<dc:creator>Lady</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">https://www.havasokulu1.com/sizden-gelenler/105611-batil-sozler.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Kusur ve noksan görmek başka, kurtçukları farketmek başka bir şeydir.</title>
			<link>https://www.havasokulu1.com/sizden-gelenler/105601-kusur-ve-noksan-gormek-baska-kurtcuklari-farketmek-baska-bir-seydir.html</link>
			<pubDate>Sat, 08 Aug 2026 07:51:04 GMT</pubDate>
			<description>Bir meyve görürsünüz ve çok hoşunuza gider bazen. Rengi, kokusu, tadıyla kusursuz görünür göze. Yemeye doyamazsın.  
 
Sonra içinde kurtçuklar...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Bir meyve görürsünüz ve çok hoşunuza gider bazen. Rengi, kokusu, tadıyla kusursuz görünür göze. Yemeye doyamazsın. <br />
<br />
Sonra içinde kurtçuklar olduğunu farkedersiniz. Mideniz bulanır ve bir tane daha yemek istemezsiniz. Yiyemezsiniz.<br />
<br />
Tam olgunlaşmamış olsa sorun değil, tadı mayhoş olsa, dışında az leke veya yara olsa mesele olmaz, bir kısmını yer kalanını keser atarsınız belki. İstifade edersiniz yine de.<br />
<br />
Ama kurtçukları sonradan farkedince, her ne kadar rengi çok güzel, tadına doyum olmasa da mideniz kaldırmaz olur.<br />
<br />
Bir ısırık daha alamazsın artık!<br />
<br />
Bazı insanlar da böyledir. Tanışınca çok yakın hissedersin, dışı parlak ve çekicidir. Hoş sohbettir. Kendine bir dost bir yoldaş buldum zannesersin, ama sonra işte o kurtçukları farkedersin. Uzaklaşmak tek çare olur...<br />
<br />
Kimi kapılar da böyledir. Diz kırayım, nazar bulayım, muradıma ereyim, affedileyim, bir yol tutayım ve hak üzere yürüyeyim istersin. Ama işte o kurtçuklar başlarını çıkarıverirler. Miden bulanmaya başlar.* O eşikte duramaz olursun, bir adım daha atamaz olursun...<br />
<br />
Kusur ve noksan görmek başka, kurtçukları farketmek başka bir şeydir.<br />
<br />
O kurtçuklar birer iblis sırıtışı, birer iblis sırnaşıklığı ve tuzağıdırlar. Gizlenirler ama çok tanıdıktır her biri, sinsi bir katil gibi saklanır, sütrelerin ardında dururlar hep, sonra ortaya çıkar ve tekrar tekrar saplarlar ellerindeki zehirli hançerleri samimiyetin ve halis niyetin sırtına.<br />
<br />
Dikkat edin siz de!<br />
<br />
Her yola, her lokmaya, her hoş sohbete bir de bu nazarla bakın!<br />
<br />
Onca yürünen yol ve yorgunluklar boşa gitmesin! <br />
Onca ameller yüze çarpılmasın!<br />
<br />
Dikkat edin!<br />
<br />
<img style="max-width: 300px; cursor: pointer;" onclick="window.open(this.src)"  src="https://havasokulu1.com/resimyukle/images/fbimg1786221429403.jpg" border="0" alt="" /></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="https://www.havasokulu1.com/sizden-gelenler/">Sizden Gelenler</category>
			<dc:creator>Fark</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">https://www.havasokulu1.com/sizden-gelenler/105601-kusur-ve-noksan-gormek-baska-kurtcuklari-farketmek-baska-bir-seydir.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Sanki şu koca coğrafyaya bir tek biz aşığız gibime geliyor.</title>
			<link>https://www.havasokulu1.com/sizden-gelenler/105577-sanki-su-koca-cografyaya-bir-tek-biz-asigiz-gibime-geliyor.html</link>
			<pubDate>Wed, 05 Aug 2026 16:15:18 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[Sanki şu koca coğrafyaya bir tek biz aşığız gibime geliyor. Flistin'de, Beyrut'ta, Bağdat'ta, Halep'te, Arakan'da ya da başka bir yerde bir çocuk...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Sanki şu koca coğrafyaya bir tek biz aşığız gibime geliyor. Flistin'de, Beyrut'ta, Bağdat'ta, Halep'te, Arakan'da ya da başka bir yerde bir çocuk ağlasa önce annesinin sonra da en çok bizim içimiz yanıyor sanki... <br />
Bir Mekkeliden daha fazla göz yaşı döküyor, daha fazla burnumuzun direği sızlıyor sanki Kâbe için...<br />
<br />
Bizi özleyen kalmamış da bir tek biz özlüyoruz sanki. Herkes sırtını dönüp gitmiş de, sanki bir tek biz kalmışız gibi Mescid-i Aksa'nın kapısında...<br />
<br />
Yerle bir olan, yakılan, yıkılan her kadim şehirle birlikte kalbimizin de bir parçası kanıyor... <br />
Biz diye başlayamıyoruz cümlelere, ortada &quot;biz&quot; diye bir şey kalmadığını görmek ne kadar da sarsıcı...<br />
<br />
Elimizde bizden geriye kalan ulaşılmaz hatıralar, siyah beyaz fotoğraflar ve bir kaç hüzünlü ezgi, hepsi bu!..<br />
<br />
Yasımız ne zaman bitecek, ağıtlar feryatlar ne zaman susacak, sancağımız ne zaman dalgalanacak, ne zaman yürüyeceğiz yeniden o &quot;dosdoğru yol&quot;da?<br />
<br />
Bir Siyonistin Filistini istemesi kadar cüretkar, bir Fransızın Beyrut'u istemesi kadar gayretle istemeliyiz biz de şehirlerimizi! Onlar kadar aşkla ve belki de öfkeyle atarsa kalbimiz, ancak o zaman değişecek bir şeyler.<br />
<br />
Yoksa gönüllerimiz hep esir, şehirlerimiz hep işgal altında kalacak!<br />
<br />
<img style="max-width: 300px; cursor: pointer;" onclick="window.open(this.src)"  src="https://havasokulu1.com/resimyukle/images/fbimg1786374905586.jpg" border="0" alt="" /></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="https://www.havasokulu1.com/sizden-gelenler/">Sizden Gelenler</category>
			<dc:creator>Manavgatli</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">https://www.havasokulu1.com/sizden-gelenler/105577-sanki-su-koca-cografyaya-bir-tek-biz-asigiz-gibime-geliyor.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Şöhret uğruna verilen tavizler...</title>
			<link>https://www.havasokulu1.com/sizden-gelenler/105568-sohret-ugruna-verilen-tavizler.html</link>
			<pubDate>Tue, 04 Aug 2026 23:13:05 GMT</pubDate>
			<description>Şöhret uğruna verilen tavizler... 
 
Nasıl bir çağdayız bilmiyorum. Şöhret uğruna feda edilmeyen hiçbir değer kalmadı. Din, aidiyet, aile, ideoloji,...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Şöhret uğruna verilen tavizler...<br />
<br />
Nasıl bir çağdayız bilmiyorum. Şöhret uğruna feda edilmeyen hiçbir değer kalmadı. Din, aidiyet, aile, ideoloji, fikir, dava ve başka ne varsa hepsi şöhrete kurban edildi. Ailesini şöhret için terk edenler oldu. Şehrini, ülkesini, fikrini, davasını, ideolojisini terk edenler oldu. Kırmızı çizgi falan da yok. Tek şey var; o da şöhreti yakalamak.<br />
<br />
Bedenler teşhir edildi, geriye cesetler kaldı. Her gün küçük dozlarda alınan şehvet videoları zamanla tüm ruhu ele geçirdi. Şimdilerde çıplaklık değil, giyinik olmak utanç sayılır oldu.<br />
<br />
Şöhret uğruna her türden tavizler verildi. Fikirden taviz verildi. Ahlaktan taviz verildi. İmandan, dinden taviz verildi. Yavaş yavaş. İnsanlar şöhrete giden yeni yollar arar oldu. Bir zamanlar soyunmak şöhretin kapısını açardı. Şimdi bu da kesmiyor. Yeni şeyler deniyorlar. Umre ibadetini gösteriyor, tam teşekküllü tesettürlü. Sonra odasına geliyor. Soyunuyor da soyunuyor. Kabe manzaralı odadan yarı çıplak video paylaşıyor. Şöhrete giden tüm yollar mübah olmuş. <br />
<br />
Kabe'nin karşısında hüngür hüngür ağlıyor, sonra sevgilisi ile el ele tavaf yapıyor. Sanki Allah onun Kabe karşısında ağlamasından hoşnut ama nikahsız bir şekilde romantik tavaf etmesine kızmıyor...<br />
<br />
Zira artık Allah’a da hesap soran bir kitle var. Bu kitle Z kuşağından ibaret değil. Her luşaktan insan var. Allah’a hesap soruyor. Ben sana böyle kulluk ederim, senin de bir şey deme hakkın yok der gibi...<br />
<br />
İftar videoları hakeza. Yarı çıplak bedenlerle sahur ve iftar hazırlığı yapılıyor. Teravih namazına konsere gider gibi giden bir cemaat var. <br />
<br />
Bir zamanlar örtü, sakal, dini kisve bazı şeylere engel oluyordu. Şimdilerde o da kalmadı. Sarığıyla, cübbesiyle, çarşafı ve örtüsüyle çılgınlar gibi dans ediyorlar. Şehveti çağrıştıran makyajlar ve oynamalar ile şeytan bile baştan çıkarılıyor. Ne erkeği kaldı ne de kadını... <br />
<br />
Belki bu videom tutar da şöhreti yakalarım diye her yolu deniyorlar. Camide uygunsuz işler, okulda lakayıt hareketler, sokaklarda yerlerine uyandığımız giyimler... <br />
<br />
Bir beğeni için her şeyden taviz verildi. Ayıp denen kavram unutuldu. Yaşından başından utan dedikleri yaşı çoktan aştılar ama utanmadan zerre yok...<br />
<br />
Okumuşu da cahili de aynı. Amaç aynı. Şöhreti yakalamak. Beğeni toplamak. Şöhret için kendisine sövdürenler var. Toplumun hassas damarlarına bilerek basıyor. Bu uğurda gazi olmayı da göze almış. Şöhretin gaziliği ise gözaltına alınmak. Yani şöhret için gözaltına alınmaya da razı. Şöhret gelsin de nereden ve nasıl gelirse gelsin. Bu uğurda bedel ödemeye de razı. Gözaltı sonunda takipçi sayısında artış oluyor...<br />
<br />
Bazıları sövüyor, hakaret ediyor... tanınmak için, parmakla gösterilmek için. Hangi parmakla gösterildiği de umurunda değil... Yeter ki işaret edilsin...<br />
<br />
Dinsiz adam dine sövüyor. Amacı sövmek değil. Şöhreti yakalamak. Dindar adam ve kadın dinsizler gibi konuşuyor. Amaç aynı; şöhreti yakalamak...<br />
<br />
Milyonlar ekranlarda. Tanınmak için yeni yollar arıyorlar. Her şeyi deniyorlar. Çıplak halleriyle namaz videoları çekiyorlar. Bin video paylaşmış, şöhret için işe yaramamış, bir de namaz videosu çekeyim, belki tutar diye düşünüyor. Yarı çıplak haliyle abdest alıyor, üstüne bir elbise giyiyor, makyaj yapıyor, seccade serip kameraya baka baka namaz kılıyor. Huzur buldum diyor. Huzur dediği de izlenmeler, beğeniler, yorumlar... Öyle yapmacık ki hemen de belli oluyor...<br />
<br />
Allah'ım, beni böyle kabul et dercesine insanlar türedi. Ateist düşüncelere sahip ama namazdan ödün vermiyor. Şeriata savaş açan onlarca videodan sonra bir tanesinde huzur İslam'da diye yazmış. <br />
<br />
Gün gelecek, meşhur olanlar değil, meşhur olmayanlar meşhur olacak. Artık saklanmak isteyenler, saklananlar şöhret sahibi olacak. Takipçisi olanlar değil, takipçisi olmayanlar şöhreti yakalayacak...<br />
<br />
Şöhret afettir...<br />
<br />
<img style="max-width: 300px; cursor: pointer;" onclick="window.open(this.src)"  src="https://havasokulu1.com/resimyukle/images/screenshot202608kgk.jpg" border="0" alt="" /></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="https://www.havasokulu1.com/sizden-gelenler/">Sizden Gelenler</category>
			<dc:creator>Skoda</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">https://www.havasokulu1.com/sizden-gelenler/105568-sohret-ugruna-verilen-tavizler.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Konuşmalarımıza Allah'ı katmıyoruz artık]]></title>
			<link>https://www.havasokulu1.com/sizden-gelenler/105501-konusmalarimiza-allahi-katmiyoruz-artik.html</link>
			<pubDate>Fri, 31 Jul 2026 09:03:48 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[“ALLAH”LI KONUŞMUYORUZ ARTIK!  
 
• Evden ayrılırken geride kalanlara 
 “Allah’a ısmarladık”,  
“Allah'a emanet olun” derdik;  
şimdi “haydi ben...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>“ALLAH”LI KONUŞMUYORUZ ARTIK! <br />
<br />
• Evden ayrılırken geride kalanlara<br />
 “Allah’a ısmarladık”, <br />
“Allah'a emanet olun” derdik; <br />
şimdi “haydi ben kaçtım”, <br />
“bay bay”, <br />
“hadi öptüm!” der olduk.<br />
<br />
• İşe gidenlere<br />
 “Allah işini rast getirsin” derdik; <br />
şimdi “bol kazançlar!” der olduk.<br />
<br />
• Şaşırdığımızda “sübhânallah” derdik<br />
 şimdi “vaaavvv” der olduk.<br />
<br />
• Sevindiğimizde “elhamdülillah” derdik <br />
şimdi “olleeeyyy” der olduk.<br />
<br />
• Kızınca “hasbünallah” derdik; <br />
şimdi küfür eder olduk.<br />
<br />
• Başımıza bir musibet geldiğinde <br />
“Allah'ın dediği olur”, <br />
“innâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn [biz Allah'tan geldik, yine O'na döneceğiz]” derdik; <br />
şimdi “hay aksi”<br />
 “bu da nereden çıktı”, <br />
“bittim”, “mahvoldum” der olduk.<br />
<br />
• Bize iyilik yapana “Allah razı olsun”, <br />
“Allah ne muradın varsa versin!” diye dua ederdik; şimdi “sağol” bile demiyoruz.<br />
<br />
• Bir işle uğraşanlara <br />
“Allah kolaylık versin!” derdik; <br />
şimdi “kolay gelsin!” der olduk.<br />
<br />
• Yeni evlenenlere <br />
“Allah bir yastıkta kocatsın” derdik; şimdi “mutluluklar” der olduk.<br />
<br />
• Sınava girecek olanlara <br />
“Allah zihin açıklığı versin” diye dua edilirdi; şimdilerde “başarılar” deniliyor.<br />
<br />
• Geleceğe dair planlar yapılırken<br />
 “inşallah”, <br />
“Allah izin verirse”, <br />
“Allah kısmet ederse&quot; derdik; <br />
şimdilerde sanki gelecek bizim elimizdeymiş gibi fütursuzca konuşur olduk veya <br />
“umarım”, <br />
“tahminim o ki” gibi ne idüğü belirsiz ifadeler kullanır olduk.<br />
<br />
• Günah işlediğini gördüğümüz kimselere<br />
 “Allah ıslah etsin”, <br />
“Allah affetsin”, “Allah hidayet etsin” derdik; <br />
şimdi lanet okur olduk.<br />
<br />
• Kötü bir şeyden bahsederken<br />
 “Allah korusun”, <br />
“Allah esirgesin” derdik; <br />
şimdilerde “kapa şu şom ağzını” der olduk.<br />
<br />
Özetle, Allah’ı hayatımızdan çıkarmaya çalışanlara yem olduk.<br />
Sözlerimizden<br />
 “Allah” kelimesinin çekilmesi, bir zaman sonra hayatımızdan da bereketin kaybolmasına yol açtı.<br />
<br />
 Bu durum artık mümince düşünmediğimizi, hayata Müslümanca değil, seküler bir mantıkla baktığımızı ele veriyor.<br />
<br />
Şimdilerde mutluluğu <br />
“Allah’tan başka şeylerde” arar olduk, ama beyhude!<br />
<br />
Ne diyelim?<br />
“Allah sonumuzu hayretsin!”<br />
<br />
Son sözüm şu ki, <br />
“Kendinize iyi bakın” değil; <br />
“Allah’a emanet olalım<br />
<br />
<img style="max-width: 300px; cursor: pointer;" onclick="window.open(this.src)"  src="https://havasokulu1.com/resimyukle/images/depresyonbelirtileri.jpg" border="0" alt="" /></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="https://www.havasokulu1.com/sizden-gelenler/">Sizden Gelenler</category>
			<dc:creator>Skoda</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">https://www.havasokulu1.com/sizden-gelenler/105501-konusmalarimiza-allahi-katmiyoruz-artik.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Yaşam Döngüsü</title>
			<link>https://www.havasokulu1.com/sizden-gelenler/105499-yasam-dongusu.html</link>
			<pubDate>Fri, 31 Jul 2026 06:41:20 GMT</pubDate>
			<description>Yaşam Döngüsü: 
 
Hiç Durmayan Saat.  
Eğer hayatlarımız bir saat olsaydı, kolları saniyeleri değil, anları, anıları ve değişimleri sayardı.  
Her...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Yaşam Döngüsü:<br />
<br />
Hiç Durmayan Saat. <br />
Eğer hayatlarımız bir saat olsaydı, kolları saniyeleri değil, anları, anıları ve değişimleri sayardı. <br />
Her saat bir durak. <br />
Her dakika bir dönüşüm. <br />
Her şey orada, zamanın tepesinde başlar. <br />
Yeni bir başlangıç, sıcacık bir kundağa sarılmış bir bebek, dünyaya ilk kez bakıyor. <br />
Zaman hızla sağa doğru akıyor: yerde ilk oyuncaklar, omuzda okul çantası, elinde kitapla gençliğin ilk hayalleri.<br />
 Ve saat ilerledikçe, yalnızlık yerini arkadaşlığa bırakıyor.<br />
 Bir aşk filizleniyor, çiçeklerden bir kemer altında evlilik adımlarına yol açıyor ve kısa süre sonra döngü büyüyor. <br />
Kollarımızda bir çocuk, yeni bir aile, bir zamanlar bebek olan bizler, şimdi yeni bir neslin koruyucuları oluyoruz. <br />
Ama işaret parmağı amansızca sola doğru ilerlemeye devam ediyor. <br />
Saçlar beyazlıyor.<br />
 Beden yoruluyor, ritimler düşüyor ve desteğe duyulan ihtiyaç daha da yoğunlaşıyor. <br />
Bir bankta oturup, geçmişe yılların bilgeliğiyle bakıyoruz, belki de bize nasıl başladığımızı hatırlatan bir torunumuzun elini tutuyoruz.<br />
 Ve sonunda, en tepede, çember açıldığı yerde kapanıyor. <br />
Sessiz bir taş, bir veda. <br />
Hayat saati geri dönmüyor. <br />
Duraklatamazsınız, saatleri hızlandıramazsınız. Yapabileceğiniz tek şey, her &quot;saatinizi&quot; tüm varlığınızla yaşamaktır. <br />
Sevmek, gülmek, ağlamak, yaratmak.<br />
 Çünkü bu saatin güzelliği ne kadar uzun sürdüğünde değil, her vuruşunu ne kadar derinden hissettiğinizdedir.&#128591;&#128591;&#128150;&#128150;<br />
<br />
<img style="max-width: 300px; cursor: pointer;" onclick="window.open(this.src)"  src="https://havasokulu1.com/resimyukle/images/fbimg1785912148646.jpg" border="0" alt="" /></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="https://www.havasokulu1.com/sizden-gelenler/">Sizden Gelenler</category>
			<dc:creator>Nea</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">https://www.havasokulu1.com/sizden-gelenler/105499-yasam-dongusu.html</guid>
		</item>
	</channel>
</rss>
