

<?xml version="1.0" encoding="ISO-8859-9"?>

<rss version="2.0" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
	<channel>
		<title>Havas Okulu - Tarih</title>
		<link>https://www.havasokulu1.com/</link>
		<description />
		<language>tr</language>
		<lastBuildDate>Tue, 27 Oct 2026 05:57:11 GMT</lastBuildDate>
		<generator>vBulletin</generator>
		<ttl>60</ttl>
		<image>
			<url>https://www.havasokulu1.com/images/misc/rss.jpg</url>
			<title>Havas Okulu - Tarih</title>
			<link>https://www.havasokulu1.com/</link>
		</image>
		<item>
			<title>hayatül hayevan dan</title>
			<link>https://www.havasokulu1.com/tarih/106613-hayatul-hayevan-dan.html</link>
			<pubDate>Mon, 26 Oct 2026 17:22:36 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[[Başlık Bölümü] 
Hayatü’l-Hayevan Tercümesinin Birinci Cildi 
&#1576;&#1616;&#1587;&#1618;&#1605;&#1616; &#1575;&#1604;&#1604;&#1614;&#1617;&#1607;&#1616; &#1575;&#1604;&#1585;&#1614;&#1617;&#1581;&#1618;&#1605;&#1614;&#1648;&#1606;&#1616; &#1575;&#1604;&#1585;&#1614;&#1617;&#1581;&#1616;&#1610;&#1605;&#1616; (Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla) 
[Giriş...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>[Başlık Bölümü]<br />
Hayatü’l-Hayevan Tercümesinin Birinci Cildi<br />
&#1576;&#1616;&#1587;&#1618;&#1605;&#1616; &#1575;&#1604;&#1604;&#1614;&#1617;&#1607;&#1616; &#1575;&#1604;&#1585;&#1614;&#1617;&#1581;&#1618;&#1605;&#1614;&#1648;&#1606;&#1616; &#1575;&#1604;&#1585;&#1614;&#1617;&#1581;&#1616;&#1610;&#1605;&#1616; (Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla)<br />
[Giriş ve Övgü Kısmı]<br />
Sınırsız hamd ve sayısız şükür, her iki cihanın alemlerini varlık sahasına &quot;&#1603;&#1615;&#1606;&quot; (Ol) emri ile çıkaran &#1584;&#1608; &#1575;&#1604;&#1580;&#1604;&#1575;&#1604; &#1608; &#1575;&#1604;&#1575;&#1705;&#1585;&#1575;&#1605; (Celal ve İkram Sahibi) Allah Teala Hazretleri'ne layık ve yaraşır ki; insanoğlunu anlayış ve konuşma yeteneğiyle diğer alem türlerinden ayırt edip üstün kıldı &#65019;.<br />
Sonsuz salat ve pekiştirilmiş selam ise, mucizelerinin her çeşidi olağanüstü olan ve &quot;&#1587;&#1615;&#1576;&#1618;&#1581;&#1614;&#1575;&#1606;&#1614; &#1575;&#1604;&#1614;&#1617;&#1584;&#1616;&#1610; &#1571;&#1614;&#1587;&#1618;&#1585;&#1614;&#1609;&quot; (Kulunu gece yürüten Allah noksan sıfatlardan münezzehtir) bahçesinin bülbülü olan Peygamber Efendimiz Hazretleri'ne hak ve layıktır ki; hüküm ve sırları içinde barındıran, mücevher saçan sözlerin en şereflisi olan Kur'an-ı Kerim'i vahiy, peygamberlik, gayb dili ve teklik sırrıyla söyleyip beyan eyledi &#65018;.<br />
&#1593;&#1614;&#1604;&#1614;&#1610;&#1618;&#1607;&#1616; &#1608;&#1614;&#1593;&#1614;&#1604;&#1614;&#1609; &#1570;&#1604;&#1616;&#1607;&#1616; &#1575;&#1604;&#1618;&#1571;&#1614;&#1591;&#1618;&#1607;&#1614;&#1575;&#1585;&#1616; &#1608;&#1614;&#1571;&#1614;&#1589;&#1618;&#1581;&#1614;&#1575;&#1576;&#1616;&#1607;&#1616; &#1575;&#1604;&#1618;&#1571;&#1614;&#1582;&#1618;&#1610;&#1614;&#1575;&#1585;&#1616; &#1605;&#1616;&#1606;&#1614; &#1575;&#1604;&#1589;&#1614;&#1617;&#1604;&#1614;&#1608;&#1614;&#1575;&#1578;&#1616; &#1571;&#1614;&#1586;&#1618;&#1603;&#1614;&#1575;&#1607;&#1614;&#1575; &#1608;&#1614;&#1605;&#1616;&#1606;&#1614; &#1575;&#1604;&#1578;&#1614;&#1617;&#1587;&#1618;&#1604;&#1616;&#1610;&#1605;&#1614;&#1575;&#1578;&#1616; &#1571;&#1614;&#1608;&#1618;&#1601;&#1614;&#1575;&#1607;&#1614;&#1575;<br />
(Salatların en temizi ve selamların en eksiksiz olanı onun, temiz ailesinin ve hayırlı sahabesinin üzerine olsun.)<br />
[Eserin Yazılış Sebebi ve Dönemin Devlet Büyüklerine Övgü]<br />
(&#1571;&#1614;&#1605;&#1614;&#1617;&#1575; &#1576;&#1614;&#1593;&#1618;&#1583;&#1615; - Bundan Sonra): Bu zayıf, hakir, çaresiz ve fakir küçük kulun; geçmiş büyüklerin kalanlarından ve sonrakilerin en hayırlısı olan, çeşitli ilimlerle süslenmiş ve takva ile bezenmiş ulu babası el-Hac İbrahim Efendi'nin oğlu Abdurrahman Efendi -ki kendisi Adana doğumlu olup Sivas'ı yurt edinmiştir- alemlerin Rabbinin lütuflarının özü, dünyanın ve dinin aziz kılıcısı, İslam'ın ve Müslümanların yardımcısı, Mekke ve Medine'nin hizmetkarı (&#1582;&#1614;&#1575;&#1583;&#1616;&#1605;&#1615; &#1575;&#1604;&#1618;&#1581;&#1614;&#1585;&#1614;&#1605;&#1614;&#1610;&#1618;&#1606;&#1616; &#1575;&#1604;&#1588;&#1614;&#1617;&#1585;&#1616;&#1610;&#1601;&#1614;&#1610;&#1618;&#1606;&#1616;), alemin padişahı, Arap ve Acem hükümdarlarının efendisi, ümmetlerin sığınağı ve nimetleri yayan, gazilerin ve mücahitlerin sultanı -ki o, sultan oğlu sultandır-, fetihlerin ve gazaların babası, şevketli, azametli, heybetli ulu padişahımız Gazi Mahmud Han (II. Mahmud) Hazretleri'nin -Allah onu ihsanı bol padişahlıkla desteklesin ve saltanatının temelini zamanın sonuna kadar ebedi kılsın, orduları her an ve zamanda daima muzaffer olsun- padişahlık döneminde ve uğurlu zamanlarında şehirlerin en güzelinden olan meşhur Sivas şehrinde Hanefi imamlarının görüşleri ile fetva vermeye yetkili (müftü) olup, çoğu zaman fetva vermekle meşgul iken beni de kendi hizmetinde görevlendirmişti.<br />
Bu uğurlu ve bereketli zamanda; padişahlığın her türlü iyilikleri ve herkesçe itaat edilen dünya hizmetleri ile akranlarından üstün, irfan seçkini, Müslüman fakirlerin yardımcısı, alimlerin ve salihlerin dostu, dulların ve yetimlerin gözeticisi, iyilik ve ikram kapılarını açan, emirlerin en şereflisi ulu Muhammed Paşa -merhum Osman Paşa'nın oğlu olup Bozalızade diye meşhurdur; kendisinin ve bütün Müslümanların üzerine Allah'ın rahmet ve mağfireti olsun, iyilik saçmakta gayretli, afetlerden ve üzüntülerden uzak, vezirlerin ve sultanın lütuflarıyla seçkin kılınmaya devam etsin- Hazretleri'nin meyil, rağbet ve yüce himmetleri; daima hayır ve iyilik eserlerine, kurtuluş yolu olan geçmişlerin haberlerine dair bilim ve marifete, özellikle de bedenlere dair sağlık ve hastalığın derinliğini anlamaya yönelik olmuştur. Bu hususta geçmiş alimlerin eserlerini ve müelliflerin kitaplarını incelemek istemiştir... [Mukaddimenin Son Kısmı - Çeviri Süreci ve Dua]<br />
... Sonrakilerin pek çoğu, öncekilerin eserlerini temellendirip kopyalamaktan başka bir şey yapmamıştır. Alimlerin önderi, araştırmacıların rehberi, faydalı eserler sahibi, şöhretli Şeyh, Büyük Alim Kemalüddin Ebü'l-Beka Muhammed bin Musa bin İsa el-Mısri ed-Demiri eş-Şafii -Allah ona rahmet etsin ve onu cennetin en güzel yerinde ağırlasın- Hazretlerinin en güzel telifi olan &quot;Hayatü'l-Hayevan&quot; adlı bu kitap; hadislerin incilerini, tarih ve tıp bilgilerini barındıran, şifalı ilaçların özelliklerini açıklayan, sağlam rivayetleri ve şaşılacak hikayeleri içeren bir eserdir. Sadece bunlarla da kalmayıp Allah Teala'nın kudretini ve birliğini gösteren delilleri, tabiatların özelliklerini de barındıran, herkesin ilgisini çeken, okunması arzu edilen ve rağbet gören bir ilim olmuştur. Eserin ifadeleri latif, üslubu çok akıcıdır. Arap edebiyatını ve dil kurallarını bilenler bundan pek çok ince mana çıkarıp istifade ederler.<br />
İşte bu sebeple, zamanın en dürüst insanlarından eldeki mevcut nüshalar toplandı. Nadir ve değerli bazı kitaplarda bu esere dair zikredilen açıklamalar incelendi. Bu güzel kitabın Türkçe diline çevrilmesi, kaleme alınması ve açıklanması istendiğinde; Allah'ın yardımına sığınarak ve O'na tevekkül ederek tercümeye başlandı. Yapılan bu Türkçe tercümeye &quot;Aynü'l-Hayat&quot; (Hayat Pınarı) adı verildi. Müellif merhum Şeyh Demiri’nin -Allah’ın rahmeti üzerine olsun- bu harika kitabından pek çok garip ilim, şaşılacak sanatlar ve hayranlık uyandıran faydalı bilgiler çıkarılıp açıklandı. Müfessirlerden (Kur'an tefsiri yapan alimlerden) nakledilen sırlar ve derin manalar aktarıldı. Her bir hayvandan bahsedilirken, o hayvanın adı geçen pek çok şerif hadis, sahabe ve tabiin sözü de esere eklendi. Hayvanların yaşayışları, avlanma usulleri, helal ve haram olma durumları, tıp alanındaki faydaları ve zararları anlatıldı. Ayrıca Arap edebiyatının en fasih şairlerinin şiirlerinden seçme beyitler, ibretlik öğütler, nasihatler ve meşhur Arap atasözleri (emsal-i arab) de metne dahil edildi.<br />
Böylece bu kitap sadece bir hayvanlar tarihi değil, aynı zamanda şeriatın hükümlerini içeren &quot;İlimlerin en şereflisi din ilmidir, ondan sonra ise beden (tıp) ilmidir&quot; kuralına uygun bir eser haline geldi. Şiirsel anlatımların yanı sıra rüya tabirleri (ilm-i tabir) de kitapta geniş yer buldu. Hayvanların rüyada görülmesinin ne anlama geldiği açıklandı. Tercüme sırasında eksik kalan veya hatalı yazılan yerler olduysa, elimizdeki nüshaların yetersizliğinden kaynaklanmıştır. Bu kıymetli eser, büyük bir gayretle on ay gibi kısa bir sürede tamamlanarak nihayete erdi. Bilgi sahiplerinden, her şeyi en iyi bilen ve kusurları örten Allah'ın adıyla -&#1575;&#1604;&#1604;&#1614;&#1617;&#1607;&#1615;&#1605;&#1614;&#1617; &#1575;&#1587;&#1618;&#1578;&#1615;&#1585;&#1618; &#1576;&#1616;&#1603;&#1614; &#1575;&#1604;&#1618;&#1580;&#1614;&#1605;&#1616;&#1610;&#1604; (Allah'ım, ayıplarımı güzel adınla ört)- kusurlarımızı görmezden gelmelerini rica ederiz. Tercüme sürecinde kelimelerin akışını bozmamaya gayret ettik. Umulur ki bu hayırlı hizmet, şeriatın nurlu yoluna ve Hanefi mezhebinin yüce makamına bir hizmet sayılır; ahirette günahlarımızın affına, Peygamber Efendimiz'in şefaatine ve Allah'ın cemalini görmemize vesile olur.<br />
________________________________________<br />
[Kitabın Başlangıcı - Hemze Harfi Bölümü]<br />
&#65012; &#1576;&#1614;&#1575;&#1576;&#1615; &#1575;&#1604;&#1618;&#1607;&#1614;&#1605;&#1618;&#1586;&#1614;&#1577;&#1616; &#1605;&#1616;&#1606;&#1618; &#1603;&#1616;&#1578;&#1614;&#1575;&#1576;&#1616; &#1578;&#1614;&#1585;&#1618;&#1580;&#1614;&#1605;&#1614;&#1577;&#1616; &#1581;&#1614;&#1610;&#1614;&#1575;&#1577;&#1616; &#1575;&#1604;&#1618;&#1581;&#1614;&#1610;&#1614;&#1608;&#1614;&#1575;&#1606;&#1616; &#65012;<br />
(Hayatü'l-Hayevan Tercümesi Kitabının Hemze Harfi Bölümü)<br />
(&#1575;&#1604;&#1618;&#1571;&#1614;&#1587;&#1614;&#1583;&#1615; - El-Esed / Arslan): Birinci hayvandır. Farsçada &quot;şir&quot; denilen meşhur hayvandır. Erkeğine esed, dişisine esede denir. Sözlükte aslan kelimesi, Cahiliye döneminde yaşamış &quot;Ümmü Zer&quot; hadisinde geçen &quot;Zevci ke'l-esed&quot; (Kocam aslan gibidir) ifadesinde de yer alır. O meşhur hadiste, on bir tane kadın Mekke'de veya bir rivayete göre Medine yakınlarında bir araya gelip sözleşmişler, kocalarının iyi ve kötü yönlerini, ahlaklarını anlatmışlardır. Her biri eşinin durumunu ve vasıflarını birer birer dile getirmiştir. Ümmü Zer ve kocası Ebu Zer ile ilgili bu uzun ve meşhur hadisi, Hz. Aişe-i Sıddika -Allah ondan razı olsun- Hazretleri rivayet etmiş ve Peygamber Efendimiz &#65018; de bu sözleri işitip onaylamış ve ona rehberlik edici açıklamalar yapmıştır...</div>

]]></content:encoded>
			<category domain="https://www.havasokulu1.com/tarih/">Tarih</category>
			<dc:creator>Yusufiyeli</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">https://www.havasokulu1.com/tarih/106613-hayatul-hayevan-dan.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Büveyhiler ve Fatimiler</title>
			<link>https://www.havasokulu1.com/tarih/106569-buveyhiler-ve-fatimiler.html</link>
			<pubDate>Fri, 23 Oct 2026 17:48:59 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[[Halife Razi-Billah Dönemi ve Vefatı] 
...ve Bahreyn'i Ebü Tahir el-Karmati'nin taht-ı yedinde (hakimiyetinde) idi, Taberistan ve Cürcan Deylem...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>[Halife Razi-Billah Dönemi ve Vefatı]<br />
...ve Bahreyn'i Ebü Tahir el-Karmati'nin taht-ı yedinde (hakimiyetinde) idi, Taberistan ve Cürcan Deylem taht-ı yedinde idi ve kaffesi (hepsi) Halife ile İbn Raik'in taht-ı yedinde idi. Ve hükümetinde Bağdat ve etrafından gayrı memleket kalmayıp, hilafet-i batıl (zayıflamış hilafet) olup hilafet mertebesi noksan ve saltanatı zaif olup bundan perişanlık şayi' (yaygın) oldu. Razi Halife üç yüz yirmi dokuz Ramazan-ı Şerif'inin evasıtında (ortalarında) istiska (siroz) ve İshak marazıyla fevt oldu (öldü). Mezkürun ekser esbabı (sebepleri) kesret-i cima' (aşırı cinsel ilişki) idi. Müddet-i ömrü otuz iki sene ve birkaç mahdır (aydır). Ve halife-i mezbüre ziyade cömert, sahib-i dil, vezir ve edip, şiir-aşinalığı (şiir bilirliliği) yey (iyi) idi ve müddet-i saltanatı altı sene ve on mah eyledi.<br />
[Halife İttika-Billah ve Tahttan İndirilmesi]<br />
(&#1582;&#1604;&#1575;&#1601;&#1578; &#1575;&#1616;&#1576;&#1618;&#1585;&#1614;&#1575;&#1607;&#1616;&#1610;&#1605;&#1615; &#1575;&#1604;&#1618;&#1605;&#1615;&#1578;&#1614;&#1617;&#1602;&#1616;&#1610; &#1576;&#1616;&#1575;&#1604;&#1604;&#1614;&#1617;&#1607;&#1616;) (Hilafet-i İbrahim el-Müttaki-Billah): Badehu (ondan sonra) serir-i saltanata (saltanat tahtına) biraderi Ebü İshak İbrahim el-Müttaki-Billah geçip, evvel gün beyat olundu. Ancak tedbir-i umür u saltanatı (devlet işlerini) Emirü'l-ümera Tüzün yürüttü, hilafet isminden gayrı nesne yoğidi. Badehu (ondan sonra) Tüzün nam kimse Bağdat'a müstevli (hakim) olup, Müttaki-Billah'ı hilafetinden hal' u azl idip (indirip) Müstekfi-Billah'ı iclas eyledi (tahta çıkardı). Bilad-ı Sind'de (Sind memleketinde) garip bir cezireye çıkıp ve kendi hal' itdiğini işhad etdikten sonra (şahitlendirdikten sonra) gözlerine mil çekmekle (gözlerini kör etmekle) aciz koyup, otuz üç sene yirmi altı gün mülk-i mezellette (zillet içinde) çekilip, otuz üç senesinde yevm-i Safer'in ahirinde (Safer ayının sonunda) sebt (kayıt) gününde vefat eyledi; üç yüz yetmiş yedi senesinde. Fevt oldukta müddet-i saltanatı üç sene ve on mah eyledi.<br />
[Halife Müstekfi-Billah ve Büveyhilerin Bağdat’ı İstilası]<br />
(&#1582;&#1604;&#1575;&#1601;&#1578; &#1593;&#1576;&#1583; &#1575;&#1604;&#1604;&#1607; &#1575;&#1604;&#1618;&#1605;&#1615;&#1587;&#1618;&#1578;&#1614;&#1603;&#1618;&#1601;&#1616;&#1610; &#1576;&#1616;&#1575;&#1604;&#1604;&#1614;&#1617;&#1607;&#1616;) (Hilafet-i Abdullah el-Müstekfi-Billah): Badehu (ondan sonra) serir-i saltanata Abdullah el-Müstekfi-Billah bin el-Müktefi-Billah geçip, amcazadesi Müttaki-Billah hal' olunduğu gün ana beyat olundu; ve o vakit ki cülüs eyledi (tahta çıktı), umür-ı saltanatı Tüzün nam kimseye terk idip tedbir-i memaliki (ülke idaresini) ana tefviz eyledikte (bıraktığında), kendinin eyyamında Muizzüddevle İbn Büveyh Bağdat'a kudüm etmekle (gelmekle) Halife'nin nevabına (vekillerine) nam mahallinden gayrı memalikini aka tefviz idip, vakı' (geçerli) ismine sikke darp olunup (para basılıp) ve hutbe okunup hutbe okutturdu. Ve Muizzüddevle deyu lakap vaz' eyledi (unvan verdi) ve anın biraderi Ebü'l-Hasan Ali'ye İmadüdddevle deyu lakap koydu ki, Büveyh'in ziyade büyüğü idi ki anın acayip haberi vardır; inşaallahu teala (Allah izin verirse) gelecekte zikrolunur. Ve dahi bunların biraderi Ebü Ali Hasan'a Rüknüddevle deyu lakap koydu ki, avatırları (halleri) yey idi; bunun dahi acayip haberi vardır ki daire-i bahsinde kerraran (ileride) inşaallahu teala (Allah'ın izniyle) gelecektir.<br />
Muizzüddevle'nin Bağdat'a geldiği üç yüz otuz dört tarihinde def' olundu. Bir sene mezbüre de Müstekfi-Billah ile kaim olmuştu. Sebep-i hal'i (tahttan indirilme gerekçesi) böyle oldu ki, Muizzüddevle'nin mesmüu (kulağına gelen haberi) oldukta Müstekfi-Billah halifeye kendinin helakine (öldürülmesine) tedbir eder deyu; Müstekfi'nin huzuruna varıp rüsüm-ı selatine (sultanlık protokollerine) riayet eder gibi birbiriyle dest-büs eyledi (el öptü) ve kendüye bir kürsü vaz' olunup (konulup) üzerine cülüs eyledi (oturdu).<br />
[Halife Müstekfi’nin Gözlerine Mil Çekilmesi]<br />
Bu esnada Deylem kabilesinden iki kimse gelip Müstekfi-Billah Halife'ye ellerini uzatıp bellerini (kuşaklarını) aldılar, ol dahi ellerini uzattı, anları dahi benden çekip taht-ı gabından (tahtından) indirdi ve destarını (sarığını) gerdanına (boynuna) geçirip Muizzüddevle'nin yanına sürüp bağladılar. Ve ba'de (ondan sonra) hilafetten hal' u selb olunup (tahttan indirilip), gözleri çıkarıldı (mil çekildi) ve saray-ı saltanatı yağma olunup bir nesne kalmadıkta, bu fitne ma-ı Cumade'l-ahir (Cemaziyelahir) ayının ahirinde vakı' oldu. Ve Müstekfi ol halde Muizzüddevle'nin sarayında üç yüz kırk üç senesinde merhum oldu. Müddet-i ömrü kırk altı sene idi, zaman-ı saltanatı bir sene ve dört mah idi; rahmetullahi teala aleyh.<br />
[Halife Muti-Billah Dönemi ve Büveyhi Vesayeti]<br />
(&#1582;&#1604;&#1575;&#1601;&#1578; &#1575;&#1614;&#1576;&#1616;&#1610; &#1575;&#1604;&#1618;&#1602;&#1614;&#1575;&#1587;&#1616;&#1605;&#1618; &#1575;&#1604;&#1618;&#1605;&#1615;&#1591;&#1616;&#1610;&#1593;&#1615; &#1604;&#1616;&#1604;&#1614;&#1617;&#1607;&#1616;) (Hilafet-i Ebi'l-Kasım el-Muti'-Lillah): Badehu (ondan sonra) serir-i saltanata amcazadesi Ebü'l-Kasım el-Muti'-Lillah bin el-Muktedir geçip, tedbir-i umür-ı memaliki (ülke idaresini) Muizzüddevle'ye eyledi ve Muizzüddevle Bağdat'ta bunun zamanında üç yüz elli altı senesinde merhum oldukta; Irak'ta zaman-ı saltanatı yirmi bir sene ve on bir mah eyledi. Ve kendü şecaatli, sahib-i ikdam (kararlı), kaviyyü'l-kalb (güçlü yürekli) idi; ancak bir miktar soğukluk, haşinlik (hadd-i hıfzi) eyledi. İkbal ve saadetle daim olup izz u rıf'atı bu mertebeye ulaştı ki, İslam içinde ol mertebeye hulefadan (halifelerden) gayrı kimse nail olmaz idi. Vakta ki merhum oldu, tedbir-i memalike oğlu İzzüddevle mübaşeret idip (işe koyulup) Muti'-Lillah Halife...<br />
________________________________________<br />
[Mısır'da Fatımi Hakimiyeti ve İhşidilerin Sonu]<br />
...elli yedi mertebesine iclas eyledikte umürunda müstakil olmadı. Yine Muizzüddevle zamanında, Mısır sahibi Kafür el-İhşidi nam kimse üç yüz elli sekiz senesinde merhum olup ve müddet-i saltanatı yirmi iki sene eyledi; ve sene-i mezbürede Mısır elinden ayağından çıkıp Cevherü'l-Kaid nam kimse Muizzüddevle içün nas-ı biat (halktan biat) davet idip, nas dahi biat idip Al-i Abbas'dan (Abbasi hanedanından) Mısır'da hutbe münkatı' (kesilmiş) eyledi. Cevher-i Kaid iskan-ı asakir içün (askerlerin yerleşmesi için) Mısır'da Kahire-i Muizziye bina eyledi; bundan sonra üç yüz altmış iki Ramazan-ı Şerif'inin evailinde (başlarında) Muiz-Lidinilah Mısır'a dahil oldukta Mısır'da Hulefa-i Fatımilerin ibtidasıdır. Sekin (Sakin) nam kimse ki Muizzüddevle kayıcılarının ekberi (en büyüğü) ve reisi idi; o vakit ki Bağdat'ta tagallüb (baskı) ve hurüç idip (isyan edip) &#1602;&#1608;&#1578; (kuvvet) ve azamet peyda idip ve Muizzüddevle yanında nafizu'l-kelam (sözü geçen) oldu.<br />
[Halife Tai-Billah’ın Tahta Çıkışı ve Tahttan İndirilmesi]<br />
Muti' Halife ondan havf etmekle (korktuğundan) nefsini hilafetten hal' idip (çekilip) oğlu Abdülkerim'i iclas eyledi (tahta çıkardı); ve bir rivayette Ebü Bekir iclas eyledi ve rivayette Ebü Bekir-i Lahik Ekber'i ve ana Kadir-Billah deyu tesmiye eylediler. Üç yüz altmış üç Zilkade'sinin ortasında idi ve ba'dehü (ondan sonra) Deyr-i Akül nam mahalde merhum eyledikte; hal'i ile fevti (ölümü) mabeyni (arasındaki süre) iki mah on bir gündü ve müddet-i ömrü altmış üç sene eyledi ve halife-i mezbüre canib-i ma'mür u muvafık (adaletli ve uyumlu) ve kesirü's-sadakat (bolca sadaka veren) idi; ancak umür-ı saltanatında mağlup olup hilafet isminden gayriye nail değil idi ve müddet-i saltanatı yirmi dokuz sene dört mah eyledi; rahmetullahi teala aleyh.<br />
(&#1582;&#1604;&#1575;&#1601;&#1578; &#1575;&#1614;&#1576;&#1616;&#1610; &#1576;&#1614;&#1603;&#1618;&#1585;&#1616; &#1593;&#1614;&#1576;&#1618;&#1583;&#1616; &#1575;&#1604;&#1618;&#1603;&#1614;&#1585;&#1616;&#1610;&#1605;&#1616; &#1575;&#1604;&#1591;&#1614;&#1617;&#1575;&#1574;&#1616;&#1593;&#1615; &#1604;&#1616;&#1604;&#1614;&#1617;&#1607;&#1616;) (Hilafet-i Ebi Bekr Abdülkerim et-Tai'-Lillah): Ba'dehü (ondan sonra) oğlu serir-i saltanata geçip, pederi nefsini hal' etdikten iki gün sonra biat olundukta kırk yedi başında bulunmağla Al-i Abbas'da (Abbasi soyunda) kerraran (defalarca) bundan gayrı kimse halife olmamışdı. Re'sü'l-mal el-nedim nam kabın sahibi eyledi. Tai'-Lillah halife ile Hazret-i Sıddik (Hz. Ebü Bekir) Radiyallahu Teala Anh'tan gayrı pederi hayatta iken bunlardan gayrı kimesne halife ve muallimlik ikisinin dahi namı şerifleri Ebü Bekir'dir. Halife-i mezbüre el-Tai' halifede ki akd-ı hal' (tahttan indirme) dahi olundukta yakında gelür. Ve vakta ki halife oldu, Sekin Türki nam kimse ki akdema (önceden) zikrolundu, umür-ı memaliki (ülke işlerini) aka terk idip maveraya dahi tayin eyledi; ve zaman-ı hilafetinde Melik Adudüddevle İbn Rüknüddevle bin Büveyh Bağdat'a istila idip dabıt etmekle (hakim olmakla) kendü dahi taç ve tahtını ana feragat idip (bırakıp) iki alem ve burak-ı şahane ve maveraya dahi tayin eyledi. Ve ol dahi amzadesi İzzeddevle'nin veziri Ebü Tahir'i katledip ve salbetmekle (asarak idam etmekle) şuaradan Ebü Hasan el-Enbari bir nazım (şiir) ile anı medhedip; bir maslüb (asılmış kişi) hakkında misli işitilmedi.<br />
[Ebü Hasan el-Enbari’nin Meşhur İdam Mersiyesi]<br />
Tebareke anı gördük:<br />
•	&#1593;&#1615;&#1604;&#1615;&#1608;&#1612;&#1617; &#1601;&#1616;&#1610; &#1575;&#1604;&#1618;&#1581;&#1614;&#1610;&#1614;&#1575;&#1577;&#1616; &#1608;&#1614;&#1601;&#1616;&#1610; &#1575;&#1604;&#1618;&#1605;&#1614;&#1605;&#1614;&#1575;&#1578;&#1616; * &#1604;&#1614;&#1581;&#1614;&#1602;&#1612;&#1617; &#1575;&#1614;&#1606;&#1618;&#1578;&#1614; &#1575;&#1616;&#1581;&#1618;&#1583;&#1614;&#1609; &#1575;&#1604;&#1618;&#1605;&#1615;&#1593;&#1618;&#1580;&#1616;&#1586;&#1614;&#1575;&#1578;&#1616;<br />
(Ulüvvün fi'l-hayati ve fi'l-memati * Le-hakkan ente ihde'l-mu'cizati)<br />
[Hayatında da ölümünde de bir yücelik içindesin; hakikaten sen mucizelerden birisin.]<br />
•	&#1581;&#1614;&#1610;&#1614;&#1575;&#1578;&#1615; &#1608;&#1614;&#1605;&#1614;&#1605;&#1614;&#1575;&#1578;&#1615;&#1583;&#1614;&#1607; &#1585;&#1616;&#1601;&#1618;&#1593;&#1614;&#1578;&#1618; &#1608;&#1614;&#1588;&#1614;&#1585;&#1614;&#1575;&#1601;&#1614;&#1578;&#1618; &#1575;&#1616;&#1604;&#1614;&#1607; &#1587;&#1614;&#1603;&#1614;&#1575; &#1604;&#1614;&#1575;&#1610;&#1616;&#1602;&#1618; &#1608;&#1614;&#1589;&#1614;&#1575;&#1583;&#1616;&#1602;&#1618;&#1583;&#1616;&#1585;&#1618; &#1603;&#1614;&#1607; &#1605;&#1615;&#1593;&#1618;&#1580;&#1616;&#1586;&#1614;&#1575;&#1578;&#1616;&#1603;&#1618; &#1576;&#1616;&#1585;&#1616;&#1609; &#1587;&#1614;&#1606;&#1618; &#1587;&#1616;&#1606;&#1618;<br />
(Hayat ve mematında rıfat ve şerafet ile sana layık ve sadıktır ki mucizatın biri sensin.)<br />
•	&#1603;&#1614;&#1575;&#1606;&#1614; &#1575;&#1604;&#1606;&#1614;&#1617;&#1575;&#1587;&#1615; &#1581;&#1614;&#1608;&#1618;&#1604;&#1614;&#1603;&#1614; &#1581;&#1616;&#1610;&#1606;&#1614; &#1602;&#1614;&#1575;&#1605;&#1615;&#1608;&#1575; * &#1608;&#1614;&#1601;&#1615;&#1608;&#1583;&#1615; &#1576;&#1614;&#1584;&#1614;&#1575;&#1603;&#1614; &#1575;&#1614;&#1610;&#1614;&#1617;&#1575;&#1605;&#1616; &#1575;&#1604;&#1589;&#1614;&#1617;&#1604;&#1614;&#1608;&#1577;&#1616;<br />
(Kane'n-nasü havleke hine kamü * Vufüdü bezake eyyami's-salati)<br />
[İnsanlar senin etrafında ayağa kalktıklarında, sanki namaz günlerindeki o resmi heyetler gibiydiler.]<br />
•	&#1603;&#1615;&#1608; &#1610;&#1614;&#1575; &#1606;&#1614;&#1575;&#1587;&#1618; &#1580;&#1616;&#1608;&#1614;&#1575;&#1585;&#1616;&#1603;&#1618;&#1583;&#1614;&#1607; &#1591;&#1615;&#1608;&#1585;&#1618;&#1583;&#1616;&#1602;&#1618;&#1604;&#1614;&#1585;&#1616;&#1606;&#1583;&#1614;&#1607; &#1583;&#1616;&#1610;&#1608;&#1614;&#1575;&#1606;&#1616; &#1587;&#1614;&#1604;&#1618;&#1591;&#1614;&#1606;&#1614;&#1578;&#1618; &#1575;&#1616;&#1610;&#1606;&#1618;&#1583;&#1614;&#1607; &#1582;&#1616;&#1583;&#1618;&#1605;&#1614;&#1578;&#1618;&#1583;&#1614;&#1607; &#1591;&#1615;&#1608;&#1585;&#1618;&#1605;&#1616;&#1588;&#1618;&#1604;&#1614;&#1585;&#1618; &#1583;&#1616;&#1585;&#1618; &#1603;&#1614;&#1607; &#1589;&#1614;&#1604;&#1614;&#1575;&#1581;&#1614;&#1578;&#1618; &#1603;&#1615;&#1608;&#1606;&#1618;&#1604;&#1614;&#1585;&#1616;&#1606;&#1618;&#1583;&#1614;&#1607; &#1575;&#1614;&#1608;&#1614;&#1617;&#1604;&#1618; &#1576;&#1614;&#1575;&#1610;&#1614;&#1607; &#1575;&#1616;&#1610;&#1604;&#1614;&#1607; &#1591;&#1615;&#1608;&#1585;&#1614;&#1617;&#1585;&#1618;&#1604;&#1614;&#1575;&#1585;&#1618;&#1583;&#1616;&#1609; &#1610;&#1614;&#1593;&#1618;&#1606;&#1616;&#1609; &#1608;&#1616;&#1586;&#1616;&#1610;&#1585;&#1618; &#1604;&#1616;&#1603;&#1618; &#1575;&#1614;&#1589;&#1616;&#1610;&#1604;&#1616;&#1609; &#1575;&#1615;&#1608;&#1604;&#1618;&#1583;&#1616;&#1594;&#1616;&#1609; &#1581;&#1614;&#1575;&#1604;&#1616;&#1609; &#1581;&#1614;&#1610;&#1614;&#1575;&#1578;&#1616;&#1606;&#1618;&#1583;&#1614;&#1607; &#1603;&#1616;&#1609; &#1583;&#1616;&#1610;&#1608;&#1614;&#1575;&#1606;&#1614;&#1607; &#1578;&#1614;&#1588;&#1618;&#1576;&#1616;&#1610;&#1607; &#1575;&#1616;&#1610;&#1578;&#1618;&#1583;&#1616;&#1609; &#1586;&#1616;&#1610;&#1585;&#1614;&#1575; &#1606;&#1614;&#1575;&#1587;&#1618; &#1575;&#1614;&#1591;&#1618;&#1585;&#1614;&#1575;&#1601;&#1616;&#1606;&#1614;&#1607; &#1580;&#1614;&#1605;&#1618;&#1593;&#1618; &#1575;&#1615;&#1608;&#1604;&#1615;&#1608;&#1576;&#1618; &#1607;&#1614;&#1585;&#1618; &#1576;&#1616;&#1585;&#1616;&#1609; &#1575;&#1614;&#1606;&#1618;&#1608;&#1614;&#1575;&#1593;&#1616;&#1609; &#1606;&#1614;&#1579;&#1614;&#1575;&#1585;&#1618; &#1575;&#1616;&#1610;&#1583;&#1614;&#1585;&#1618;&#1583;&#1616;&#1609;<br />
(Güya nas civarında durduklarında divan-ı saltanatında hizmette durmuşlardır ki salahat günlerinde evvel paye ile dururlardı. Yani vezirlik asili olduğu hali hayatındaki divana teşbih etdi; zira nas etrafına cem' olup her biri envaı nisar ederdi.)<br />
•	&#1603;&#1614;&#1571;&#1614;&#1606;&#1614;&#1617;&#1603;&#1614; &#1602;&#1614;&#1575;&#1574;&#1616;&#1605;&#1612; &#1601;&#1616;&#1610;&#1607;&#1616;&#1605;&#1618; &#1582;&#1614;&#1591;&#1616;&#1610;&#1576;&#1611;&#1575; * &#1603;&#1615;&#1608; &#1610;&#1614;&#1575; &#1575;&#1614;&#1606;&#1618;&#1604;&#1614;&#1585;&#1614;&#1607; &#1582;&#1615;&#1591;&#1618;&#1576;&#1614;&#1607; &#1575;&#1616;&#1610;&#1583;&#1615;&#1608;&#1576;&#1618; &#1591;&#1615;&#1608;&#1585;&#1616;&#1585;&#1618;&#1587;&#1616;&#1606;&#1618;<br />
(Ke-enneke kaimün fihim hatiben * Kü ya anlara hutbe idüp durursın)<br />
[Sanki onların içinde ayakta duran bir hatip gibisin, güya onlara hutbe okuyup durmaktasın.]<br />
•	&#1608;&#1614;&#1603;&#1615;&#1604;&#1615;&#1617;&#1607;&#1615;&#1605;&#1618; &#1602;&#1616;&#1610;&#1614;&#1575;&#1605;&#1612; &#1604;&#1616;&#1604;&#1589;&#1614;&#1617;&#1604;&#1614;&#1608;&#1577;&#1616;<br />
(Ve küllühüm kıyamün li's-salati)<br />
[Ve onların hepsi de namaz için kıyamdadırlar.]<br />
•	&#1575;&#1614;&#1606;&#1618;&#1604;&#1614;&#1585;&#1618; &#1583;&#1614;&#1582;&#1616;&#1609; &#1603;&#1615;&#1608; &#1610;&#1614;&#1575; &#1589;&#1614;&#1604;&#1614;&#1608;&#1577;&#1618; &#1575;&#1616;&#1610;&#1580;&#1615;&#1608;&#1606;&#1618; &#1602;&#1614;&#1575;&#1574;&#1616;&#1605;&#1618;&#1604;&#1614;&#1585;&#1618; &#1583;&#1616;&#1585;&#1618;<br />
(Anlar dahi güya salat içün kaimlerdir.)<br />
•	&#1605;&#1614;&#1583;&#1614;&#1583;&#1618;&#1578;&#1614; &#1610;&#1614;&#1583;&#1614;&#1610;&#1618;&#1603;&#1614; &#1606;&#1614;&#1581;&#1618;&#1608;&#1614;&#1607;&#1615;&#1605;&#1618; &#1575;&#1616;&#1601;&#1618;&#1578;&#1616;&#1602;&#1614;&#1575;&#1585;&#1611;&#1575; * &#1587;&#1614;&#1606;&#1618; &#1610;&#1614;&#1583;&#1616;&#1610;&#1603;&#1616; &#1575;&#1614;&#1606;&#1618;&#1604;&#1614;&#1585;&#1614;&#1607; &#1576;&#1608;&#1588;&#1618; &#1575;&#1615;&#1608;&#1604;&#1618;&#1583;&#1616;&#1594;&#1616;&#1603;&#1618; &#1581;&#1614;&#1575;&#1604;&#1618;&#1583;&#1614;&#1607; &#1575;&#1615;&#1608;&#1586;&#1614;&#1575;&#1578;&#1618;&#1583;&#1616;&#1603;&#1618; &#1610;&#1614;&#1593;&#1618;&#1606;&#1616;&#1609; &#1605;&#1614;&#1589;&#1618;&#1604;&#1615;&#1608;&#1576;&#1618; &#1575;&#1616;&#1610;&#1603;&#1614;&#1606;&#1618; &#1576;&#1614;&#1583;&#1614;&#1606;&#1616;&#1609; &#1606;&#1614;&#1575;&#1587;&#1618; &#1591;&#1614;&#1585;&#1614;&#1601;&#1616;&#1606;&#1614;&#1607; &#1605;&#1614;&#1610;&#1618;&#1604;&#1618; &#1575;&#1616;&#1610;&#1578;&#1618;&#1583;&#1616;&#1609;<br />
(Mededte yedeyke nahvehüm iftikaran...)<br />
(Sen yediki [ellerini] anlara boş olduğun halde uzattın; yani maslub iken -asılmışken- bedeni nas tarafına meyl etdi.)<br />
•	&#1603;&#1614;&#1605;&#1614;&#1583;&#1618;&#1607;&#1615;&#1605;&#1614;&#1575; &#1575;&#1616;&#1604;&#1614;&#1610;&#1618;&#1607;&#1616;&#1605;&#1618; &#1576;&#1616;&#1575;&#1604;&#1618;&#1607;&#1616;&#1576;&#1614;&#1575;&#1578;&#1616; * &#1581;&#1614;&#1610;&#1614;&#1575;&#1578;&#1616;&#1606;&#1618;&#1583;&#1614;&#1607; &#1607;&#1616;&#1576;&#1614;&#1607; &#1608;&#1614;&#1593;&#1614;&#1591;&#1616;&#1610;&#1614;&#1617;&#1607; &#1575;&#1616;&#1610;&#1604;&#1614;&#1607; &#1575;&#1614;&#1604;&#1618; &#1575;&#1615;&#1608;&#1586;&#1614;&#1575;&#1578;&#1618;&#1583;&#1616;&#1602;&#1616;&#1603;&#1618; &#1575;&#1615;&#1608;&#1604;&#1618;&#1583;&#1616;&#1594;&#1616;&#1609; &#1575;&#1616;&#1610;&#1580;&#1615;&#1608;&#1606;&#1618;<br />
(Ke-medhihim ileyhim bi'l-hibati...)<br />
(Hayatında hibe ve atiyye ile el uzatdığın olduğu içün.)<br />
•	&#1608;&#1614;&#1604;&#1614;&#1605;&#1614;&#1617;&#1575; &#1590;&#1614;&#1575;&#1602;&#1614; &#1576;&#1614;&#1591;&#1618;&#1606;&#1615; &#1575;&#1604;&#1618;&#1575;&#1614;&#1585;&#1618;&#1590;&#1616; &#1593;&#1614;&#1606;&#1618; &#1575;&#1614;&#1606;&#1618; * &#1610;&#1614;&#1592;&#1615;&#1605;&#1614;&#1617; &#1593;&#1615;&#1604;&#1614;&#1575;&#1603;&#1614; &#1605;&#1616;&#1606;&#1618; &#1576;&#1614;&#1593;&#1618;&#1583;&#1616; &#1575;&#1604;&#1618;&#1605;&#1614;&#1605;&#1614;&#1575;&#1578;&#1616;<br />
(Ve lemma daka batnü'l-ardı an en * Yezümme ulake min ba'di'l-memati)<br />
[Ölümünden sonra yerin karnı senin o yüceliğini içine sığdırmaktan daralınca...]<br />
•	&#1608;&#1614;&#1602;&#1618;&#1578;&#1614;&#1575; &#1603;&#1614;&#1607; &#1583;&#1614;&#1585;&#1615;&#1608;&#1606;&#1616; &#1575;&#1614;&#1585;&#1618;&#1590;&#1618;&#1583;&#1614;&#1607; &#1587;&#1614;&#1606;&#1618; &#1602;&#1615;&#1608;&#1606;&#1618;&#1605;&#1614;&#1594;&#1614;&#1607; &#1593;&#1614;&#1592;&#1616;&#1610;&#1605;&#1618; &#1588;&#1614;&#1575;&#1606;&#1616;&#1603;&#1618;&#1583;&#1614;&#1606;&#1618; &#1605;&#1615;&#1590;&#1614;&#1575;&#1610;&#1614;&#1602;&#1614;&#1607; &#1575;&#1615;&#1608;&#1604;&#1618;&#1605;&#1614;&#1594;&#1618;&#1604;&#1614;&#1607; &#1605;&#1614;&#1605;&#1614;&#1575;&#1578;&#1616;&#1583;&#1614;&#1606;&#1618; &#1589;&#1615;&#1606;&#1618;&#1603;&#1618;&#1585;&#1614;&#1607; &#1587;&#1614;&#1606;&#1616;&#1609; &#1593;&#1614;&#1575;&#1604;&#1616;&#1609; &#1575;&#1616;&#1610;&#1604;&#1614;&#1583;&#1616;&#1609; &#1588;&#1614;&#1575;&#1593;&#1616;&#1585;&#1616;&#1603;&#1618; &#1576;&#1615;&#1608;&#1602;&#1614;&#1608;&#1618;&#1604;&#1616;&#1609; &#1588;&#1616;&#1593;&#1618;&#1585;&#1616; &#1605;&#1614;&#1590;&#1618;&#1605;&#1615;&#1608;&#1606;&#1616; &#1575;&#1615;&#1608;&#1586;&#1616;&#1585;&#1614;&#1607; &#1583;&#1616;&#1585;&#1618; &#1603;&#1614;&#1607;<br />
(Vakta ki derün-ı arzda sen konmağa azim şanından muzayaka olmakla -yer dar gelmekle- mematından sonra seni ali eyledi; şairin bu kavli şiir mazmunu üzeredir ki...)<br />
•	&#1610;&#1614;&#1575; &#1602;&#1614;&#1576;&#1618;&#1585;&#1615; &#1605;&#1614;&#1593;&#1618;&#1606;&#1613; &#1603;&#1614;&#1610;&#1618;&#1601;&#1614; &#1608;&#1614;&#1575;&#1585;&#1614;&#1610;&#1618;&#1578;&#1614; &#1580;&#1615;&#1608;&#1583;&#1614;&#1607;&#1615; * &#1608;&#1614;&#1602;&#1614;&#1583;&#1618; &#1603;&#1614;&#1575;&#1606;&#1614; &#1575;&#1604;&#1618;&#1576;&#1614;&#1585;&#1615;&#1617; &#1608;&#1614;&#1575;&#1604;&#1618;&#1576;&#1614;&#1581;&#1618;&#1585;&#1615; &#1605;&#1616;&#1606;&#1618;&#1607;&#1615; &#1605;&#1615;&#1578;&#1618;&#1585;&#1614;&#1593;&#1611;&#1575;<br />
(Ya kabru Ma'nin keyfe varayte cüdehü * Ve kad kane'l-berrü ve'l-bahru minhü mütre'an)<br />
[Ey Ma'n'ın kabri! Onun cömertliğini nasıl gizledin? Halbuki kara da deniz de onun cömertliğiyle dolup taşmıştı.]<br />
•	&#1575;&#1616;&#1609; &#1605;&#1614;&#1593;&#1618;&#1606;&#1618; &#1582;&#1614;&#1604;&#1616;&#1610;&#1601;&#1614;&#1607; &#1606;&#1616;&#1603;&#1618; &#1602;&#1614;&#1576;&#1618;&#1585;&#1616;&#1609; &#1575;&#1614;&#1606;&#1603; &#1580;&#1615;&#1608;&#1583;&#1618; &#1608;&#1614;&#1587;&#1614;&#1582;&#1614;&#1575;&#1587;&#1616;&#1606;&#1616;&#1609; &#1606;&#1616;&#1610;&#1580;&#1614;&#1607; &#1587;&#1616;&#1578;&#1618;&#1585; &#1575;&#1616;&#1610;&#1578;&#1618;&#1583;&#1616;&#1603;&#1618; &#1581;&#1614;&#1575;&#1604;&#1618; &#1576;&#1615;&#1608;&#1603;&#1614;&#1607; &#1575;&#1614;&#1606;&#1618;&#1583;&#1614;&#1606;&#1618; &#1576;&#1616;&#1585;&#1618; &#1576;&#1614;&#1581;&#1618;&#1585;&#1618; &#1591;&#1615;&#1608;&#1604;&#1618;&#1605;&#1616;&#1588;&#1618; &#1575;&#1616;&#1610;&#1583;&#1616;&#1609;<br />
(Ey Ma'n halifenin kabri, anın cüd u sehasını -cömertliğini- nice setr etdin -gizledin-? Hal bu ki andan bir bahr -deniz- dolmuş idi.)<br />
•	&#1575;&#1614;&#1589;&#1614;&#1575;&#1585;&#1615;&#1608;&#1575; &#1575;&#1604;&#1618;&#1580;&#1614;&#1608;&#1614;&#1617; &#1602;&#1614;&#1576;&#1618;&#1585;&#1614;&#1603;&#1614; &#1608;&#1614;&#1575;&#1587;&#1618;&#1578;&#1614;&#1593;&#1614;&#1575;&#1590;&#1615;&#1608;&#1575; * &#1593;&#1614;&#1606;&#1616; &#1575;&#1604;&#1618;&#1575;&#1614;&#1603;&#1618;&#1601;&#1614;&#1575;&#1606;&#1616;<br />
(Asarü el-cevve kabrake veste'adü * Ani'l-ekfani)<br />
[Onlar gökyüzünü senin kabrin yaptılar ve kefenin yerine de...]<br />
________________________________________<br />
(kaynak: Hayatül Hayevan)<br />
<br />
Not: Bu sayfa, Abbasi İmparatorluğu'nun siyasi gücünün parçalandığı ve İslam dünyasında birden fazla hilafet merkezinin ortaya çıktığı Büveyhiler ve Fatımiler Dönemi (Hicri 4. asır) krizlerini yansıtmaktadır. Sünni Abbasi Halifesi Tai-Billah, Bağdat'ta Şii-Büveyhi hükümdarı Adudüddevle'nin tam bir vesayeti altına girmiş ve tüm yetkilerini ona devretmiştir. Bu sırada Mısır'da Şii-Fatımi hanedanı yükselmiş ve Cevherü's-Sıkılli (Cevher-i Kaid), Kahire şehrini kurarak Abbasi hutbesini Mısır'dan kaldırmıştır. Sayfanın ikinci yarısında yer alan ve Edebiyat Tarihi'ne geçen ünlü mersiye; Büveyhi emirleri tarafından asılarak idam edilen vezir Ebu Tahir'in darağacındaki heybetli duruşunu, şair Ebu Hasan el-Enbari'nin &quot;darağacını minbere, asılmış veziri de cemaate hutbe okuyan bir hatibe&quot; benzettiği, Doğu edebiyatının en şaheser şiirlerindendir. Metin, İslam siyaset, kültür ve edebiyat tarihi açısından birinci derece orijinal bir belgedir.</div>

]]></content:encoded>
			<category domain="https://www.havasokulu1.com/tarih/">Tarih</category>
			<dc:creator>Yusufiyeli</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">https://www.havasokulu1.com/tarih/106569-buveyhiler-ve-fatimiler.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Mihne süreci</title>
			<link>https://www.havasokulu1.com/tarih/106567-mihne-sureci.html</link>
			<pubDate>Fri, 23 Oct 2026 17:35:54 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[[Halife Me'mün Dönemi Saray Kıssaları ve Tabir Usulü] 
...cevap verdi: "La vallahi ya Emire'l-Mü'minin" dedi. Halife eyitti: "Bana söyledin ki, hatun...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>[Halife Me'mün Dönemi Saray Kıssaları ve Tabir Usulü]<br />
...cevap verdi: &quot;La vallahi ya Emire'l-Mü'minin&quot; dedi. Halife eyitti: &quot;Bana söyledin ki, hatun beni afv eyleye&quot; söyledi. Ve dahi halife &quot;Ben bu yara ve sivilcede ihtimam etmekle (özen göstermekle) hatun dahi hidayet-i teala müteal fehim idip sebep olanı fesh eyleye&quot; sin dedim deyu cevap verdi. Me'mün eyitti: &quot;Bu kelam ne dirdir?&quot; ve hatun eyitti... Günlerde bir gün Emirü'l-Mü'minin Peder-i Reşid halife ile satranç oynardım, bana galebe idip (beni yenip) sordu ve bana emreyledi ki cariyelerimi çıkarıp köşkde oynamaya. Dönüp elime birinci hicap eyledim ve affediyor gördüm, afv idip naçar (çaresizce) soyunup köşke... Açık gördüm, hal bu ki gaddarlığın olurdum. Afv ediyor gördüm afv idip beni akı-i ab (sudan mahrum) idip benden dahi akam (kısırlık) idip Mekke mutfağına verip, badehu (ondan sonra) yine laubalilik işleyip beni akab-ı ab (sakin su) edip vatana ve cimaa (cinsel ilişkiye) rücu eyledi. Bu teklif ma-la-yutak (güç yetirilemez) olduğundan afv istedim. Şüm-ı hilafet ve manzara-i fesh (hilafetin uğursuzluğu ve feshin çirkin görünüşü) cariyeye ve vatana ve cimaa iade olundu; bu teklif ma-la-yutakdan afv istedim. Mısır ve Irak hazinelerin kağıda bağışlamadı, kabul eylemedi ve afv istedikte; ve söyledi Mekke fethi içün. Elbette bu vadiyi edersin, evladını yine aba ve ümmete iade edip, bedenden tutup mutfağa vardık, senin anandan gayrı teninde ol feci manzara belalanıp bulunup, bu kağıt ile divane sayıldım. Ol dahi naçar (çaresizce) icabet idip (kabul edip) seni doğurdu. Oğlum katil ve saltanatının zail olmasına ben sebep oldum deyu feryat edip feryat eyledi. (Hadis-i şerifte; &quot;Tarra girdü&quot; buyrulmuşdur, veled-i zinada at ki kulağını ale-hatın leh pek doğurur derler. Me'mün bu bilindiğine pişman olup Hüday-ı Müteal'in ricasıyla bu ikramı idip, &quot;Medet hilafeti dert sindi ve sekiz yüz&quot; dedi.<br />
O vadide halifemiz buyurur: Şevket-i saz ve sada-yı kerre nay ile dehşet pervaz-ı lezzat-ı nefsaniye sene ikbal ve ağaz ederdi. Bazı şuara hakkında ayat gitdi: &#1573;&#1616;&#1584;&#1618; &#1582;&#1614;&#1575;&#1583;&#1614;&#1605;&#1614;&#1603;&#1614; &#1576;&#1616;&#1575;&#1604;&#1604;&#1614;&#1617;&#1607;&#1616; &#1608;&#1614;&#1607;&#1615;&#1608;&#1614; &#1605;&#1615;&#1588;&#1618;&#1578;&#1614;&#1594;&#1616;&#1604;&#1612; (İz hademeke billahi ve hüve müşteğilün) Beraberlik kederden ve laubali avazıyla meşgul ola. &#1601;&#1614;&#1575;&#1581;&#1618;&#1603;&#1615;&#1605;&#1618; &#1593;&#1614;&#1604;&#1614;&#1609; &#1605;&#1616;&#1604;&#1618;&#1603;&#1616;&#1607;&#1616; &#1576;&#1616;&#1575;&#1604;&#1618;&#1608;&#1614;&#1576;&#1614;&#1575;&#1604;&#1616; &#1608;&#1614;&#1575;&#1604;&#1618;&#1582;&#1614;&#1585;&#1618;&#1576;&#1616; (Fahküm ala mülkihi bi'l-vebali ve'l-harbi) Senin saltanatın payidar olmaz deyu hükmeyle. Dağ kederi: &#1571;&#1614;&#1605;&#1614;&#1575;&#1586;&#1616;&#1610; &#1575;&#1604;&#1588;&#1614;&#1617;&#1605;&#1618;&#1587;&#1616; &#1601;&#1616;&#1610; &#1575;&#1604;&#1618;&#1605;&#1616;&#1610;&#1586;&#1614;&#1575;&#1606;&#1616; &#1607;&#1614;&#1575;&#1576;&#1616;&#1591;&#1614;&#1577;&#1612; * &#1604;&#1614;&#1605;&#1614;&#1617;&#1575; &#1593;&#1614;&#1583;&#1614;&#1575;&#1607;&#1615; &#1608;&#1614;&#1607;&#1615;&#1608;&#1614; &#1576;&#1616;&#1575;&#1604;&#1604;&#1614;&#1617;&#1607;&#1616; &#1608;&#1614;&#1575;&#1604;&#1618;&#1607;&#1614;&#1608;&#1614;&#1609; &#1575;&#1604;&#1591;&#1614;&#1617;&#1585;&#1616;&#1576;&#1615; (Emaziyyü'ş-şemsi fi'l-mizani habitatün * Lemma adahü ve hüve billahi ve'l-heva el-taribü) Güneş terazi burcuna girdiğinde, şemşek (şimşek) hareketi ve lehv (eğlence) ve oyun dahi ciddiyetinde aşağı inip tahvil eder.<br />
[Halife Me'mün’un Hilafeti ve Mihne Süreci (Halku’l-Kur’an / İmam Ahmed bin Hanbel Kıssası)]<br />
(&#1582;&#1604;&#1575;&#1601;&#1578; &#1593;&#1576;&#1583; &#1575;&#1604;&#1604;&#1607; &#1575;&#1604;&#1605;&#1571;&#1605;&#1608;&#1606; &#1575;&#1576;&#1606; &#1575;&#1604;&#1585;&#1588;&#1610;&#1583;) (Hilafet-i Abdullah el-Me'mün ibnü'r-Reşid): Badehu (ondan sonra) serir-i hilafete (hilafet tahtına) ram oldu. Abdullah el-Me'mün, kardeşi Emin katlolunduğu gece yatağında sabah dahi beyat-ı tamme (tam bir bağlılık yemini) olunup erkan-ı devlet ona beraat-ı dest-büs eylediler (devlet erkanı gelip elini öptüler). (Ahbaru't-tıval) adlı kitapta aktarıldığına göre; Me'mün sürat-i fehim (çabuk anlama), kaviyyü'l-kalb (güçlü yürekli), baidü'l-himme (yüksek gayretli) bir halife idi. Hükmünde al-i Abbas (Abbasi devleti) ak umran bulup, ulüm (ilimler) ile araste (süslenmiş) ve enva-ı ulümla piraste (bezenmiş) idi. Kitaplar ikdam idip istihrac edip (çıkartıp) tercüme ve tafsil eyledi. İlm-i edebiyatta ve dini ilimlerde münazara ve mübahase etmek içün fuzala-ı ulemayı (faziletli alimleri) cem' idip (toplayıp) meclisler ve mahfiller ederdi.<br />
Fünün-ı şitada (çeşitli fenlerde) üstadı Ebü'l-Hüzeyl el-Allaf ve Muhammed bin el-Hüzeyl el-Basri el-Mu'tezili idi ki, ana alaka-i tabir olunur, bizden bahistir. Bu felsefi alaka işareti vaktinde kab-ı inkaran; inşaallahu teala (vakit geldiğinde), zaman-ı hilafetinde &quot;Kur'an-ı Azim mahlüktur (yaratılmıştır)&quot; deyu kelam zuhur etdi. Haşa Kur'an-ı Azim mahlük değildir, o Hüda-yı Müteal'in kelamıdır kadimdir. Ve bu rivayette &quot;mahlüktur&quot; sözü Harünü'r-Reşid zamanında dahi zuhur edip, Me'mün zamanına gelinceye gah yavaşlayıp ve gah zail (yok) oluyordu. Ne vakit ki Me'mün &quot;Kur'an mahlüktur&quot; deyu söyleyen kimseye eşedd-i ukubet (en şiddetli cezayı) buyurdu. (İmam ehl-i sünnetden Ahmed bin Hanbel Radiyallahu Teala Anh) Kur'an-ı Azim hakkında &quot;mahlüktur&quot; demeyip imtina etmekle (bunu reddetmekle), kadı bend eyleyip (zincire vurup) Me'mün'a götürürlerdi; esna-ı rahda (yol esnasında) iken kable'l-vusül (halifenin yanına varmadan) Me'mün fevt olup (öldü). Biraderi (kardeşi) Mu'tasım'ın hilafetinde İmam'a azim mihnet ve işkence ve dert u tafsil yetdi. Me'mün halife bilad-ı Cezire'ye ve Şam'a dahil olup vafir (bolca) meks ü ikamet (kalma) ve ondan sonra Rum ile gaza ve çok fetihler ve hayrat u dar u zuhur eserler idip; iki yüz yirmi sekiz senesi Receb-i Şerif'inin evahirinde (sonlarında) Bedendün nehri kenarında vefat etdi. Ömrü kırk sekiz yıldan ve rivayette otuz dokuz yaşında idi. Encam (neticede) ibtidai kelam muvaffak u müddet-i saltanatı...<br />
________________________________________<br />
[Halife Me'mün'un Tarsus'ta Defni ve İlmi Şahsiyeti]<br />
...yirmi sene ve beş mah (ay) eyledi, Tarsus'ta defnolundu. (İbn Hallikan eyitdi): Me'mün cerim (cürüm) ve asabiyet sahibi her bir adamı afvedip eman ve yarlık (bağışlama) nişanı virici, ziyade cömert, sahib-i ihsan idi. Enva-ı ulüm (ilimlerin her çeşidi) hususunda, bilhassa ilm-i nücüm (astronomi) ve ilm-i nüfüsa arif idi. Ve felsefe bilirdi ki, afv u ata (bağışlama ve lütuf) lafızlarından nim metin bulduğunu görse, bakıp cerim ile gelürlerdi; yani havf itmezlerdi. (İbn Hallikan'dan gayrı bildirdiler ki): Al-i Abbas'da (Abbasi hanedanında) Me'mün'dan danışıklı (bilgili) kimse yoğidi, meğer ekseri şuğlü ilm-i nücümda idi. Anın hakkında şair eyitti: &#1607;&#1614;&#1604;&#1616; &#1575;&#1604;&#1606;&#1615;&#1617;&#1580;&#1615;&#1608;&#1605;&#1615; &#1575;&#1614;&#1594;&#1618;&#1606;&#1614;&#1578;&#1618; &#1593;&#1614;&#1606;&#1616; &#1575;&#1604;&#1618;&#1605;&#1614;&#1571;&#1618;&#1605;&#1615;&#1608;&#1606;&#1616; * &#1575;&#1614;&#1608;&#1618; &#1593;&#1614;&#1606; &#1605;&#1614;&#1604;&#1616;&#1603;&#1616;&#1607;&#1616; &#1575;&#1604;&#1618;&#1605;&#1614;&#1571;&#1618;&#1587;&#1615;&#1608;&#1587;&#1616; (Hel el-nücümü ağnet ani'l-Me'müni * Ev an melikihi el-me'süsi) Me'mün'a ve sultanlığına nücüm (yıldızlar) nefy ve fayda payidar itmedi, istifham inkaridir ki nefy ve yaramadı. Halife-i bi-sahtı Tarsus: &#1606;&#1614;&#1575;&#1587;&#1612; &#1601;&#1616;&#1610; &#1591;&#1614;&#1585;&#1618;&#1587;&#1615;&#1608;&#1587;&#1614; &#1575;&#1614;&#1585;&#1618;&#1590;&#1614;&#1578;&#1618;&#1607;&#1615; &#1578;&#1615;&#1585;&#1618;&#1603;&#1614; (Nasün fi Tarsüse ardathü Türke) İttiler, &#1605;&#1616;&#1579;&#1618;&#1604;&#1614; &#1605;&#1614;&#1575; &#1582;&#1614;&#1604;&#1614;&#1601;&#1615;&#1608;&#1575; &#1575;&#1614;&#1576;&#1614;&#1575; &#1575;&#1616;&#1610;&#1614;&#1575;&#1590;&#1613; (Misle ma halefü Eba İyadın) Biyabanı (çölü) Tüs (şehrinin) arzında koydukları gibi demektir.<br />
[Halife Mu'tasım'ın Başa Geçmesi ve Amuriye Seferi]<br />
(&#1582;&#1604;&#1575;&#1601;&#1578; &#1575;&#1614;&#1576;&#1616;&#1610; &#1575;&#1616;&#1587;&#1618;&#1581;&#1614;&#1602;&#1618; &#1575;&#1616;&#1576;&#1618;&#1585;&#1614;&#1575;&#1607;&#1616;&#1610;&#1605;&#1615; &#1575;&#1604;&#1618;&#1605;&#1615;&#1593;&#1618;&#1578;&#1614;&#1589;&#1616;&#1605;&#1618;) (Hilafet-i Ebi İshak İbrahim el-Mu'tasım): Badehu (ondan sonra) serir-i hilafete (hilafet tahtına) Ebü İshak İbrahim el-Mu'tasım bin Harünü'r-Reşid geçip, biraderinin (kardeşinin) vasiyeti ile ana beyat olundu. Amuriye şehri ki, ehl-i sünnet kibarından mahfuzdur (korunmaktadır), vardığı üzere kendi beldesinde dahi mızrakların ve siperlerin ardından darp u ham (vuruşma) ve üzerlerine hücum tam ve muhasarasında eşedd-i ihtimam eyledikte; kuvvet ve şecaat vakıa geldi. Al-i Abbas'da naziri yoğidi (eşi benzeri yoktu). Rivayet olundukta İmam muhasara dönüp gün batışında şita (kış) kar ve baran (yağmur) olup bir kimse yedi dişine çivi ve mızrak ucu değse mecali yoğidi. Mu'tasım Halife yevm-i mezbürda (bahsi geçen günde) dört bin kafir başı kesti ve muhasara dahi müstemer (devamlı) olup kahr u galebe ile feth idip, içinde olan emval u avamı ve ehl-i hisarı (kale halkını) esir idip esir eyledi.<br />
[Mihne Süreci: İmam Ahmed bin Hanbel'e Yapılan İşkenceler]<br />
Vakta ki Mu'tasım halife oldu, İmam Ahmed bin Hanbel'i Amüriye zindanında olmağla ihzar etdirip (huzuruna getirtip) &quot;Kur'an-ı Azim mahlüktur (yaratılmıştır)&quot; deyu söylemek içün imtihan eyledikte; dahi zikrolunur Furkan-ı Azim hususunda kıyl u kal avazı (dedikodusu) hasıl, kelam Harünü'r-Reşid kendi zaman-ı hilafetinde: &quot;Kur'an mahlüktur diyene ölüm vardır&quot; eyledi. Büsi'den Fazl bin İyaz dahi rahmetullahi aleyh: &quot;Uzun ömürle dua eyleyedi&quot; zira Allahu a'lem Reşid'den sonra bu söz ile fitne zuhur ide; gibi kendüye keşfolunmuştu. Hal bu ki ol vakit fitne yoğidi, el-hak (gerçekten) Me'mün halife olup ol sözü zuhur etdirdi; nice kader bazı nas (insanlar) gah söyleyip gah feragat olunurdu. Dokuzuncu asırda zikrolunur, Me'mün dahi nasa ol sözü söylemekte ihtimam idip vefatı senesine gelinceye kadar icra itdi ve bir kimse bu sözü söylemezse eşedd-i itab eyledi (en şiddetli cezayı verdi).<br />
Ve (İmam Ahmed bin Hanbel)'i ihzara adem (adam) gönderdi. Meşhed-i esna-ı rahda (yol esnasında) iken Reşid fevt olup (ölüp) biraderi (kardeşi) Mu'tasım halife olundukta, Kur'an mahlüktur ihtimam etmekle İmam hem dahi Mu'tasım'a beyat tam olunca mültehid-i dairede (baskı altında) mahbus kalıp; badehu (ondan sonra) Mu'tasım Bağdat'ta İmam-ı mezbür ile mübahase içün meclisler idip meclisinde Abdü'r-Rahman bin İshak ve Kadı Ahmed bin Ebi Davüd ve gayrıları hazır olup üç gün azim mübahase (büyük tartışma) olup İmam Hanbeli dördüncü günde dahi mübahasat ve mücadaleden gerü durmadı.<br />
Mu'tasım fi el-insaf imame darp eyle emridip, değnekler ile darp etdirdiler. İmam akaid-i İslamiye'den zail u rah-ı müstakimden (doğru yoldan) mail olmayıp, hatta aklı zail olmadı. Ve enva-ı ta'ciz (bıktırma) ve ta'zib (işkence) edip ve badehu (ondan sonra) mekanına gönderip yine zindanda müddet-i habsi yirmi sekiz mah (ay) dır. Ve bundan sonra Mu'tasım vefat idip Vasık saltanatına geçip, Me'mün ile Mu'tasım'ın itdikleri mihnet ve hakareti kendi dahi etmeyip, kadre kadar İmam mezbüra cemaat ve cumadan münkatı (uzak) olup, buyruk-ı şer'i kavim ile ifta ve ifade (fetva verme)den dur ve bi-re'y (görüş bildirmeden) eyledi.<br />
[Halife Mütevekkil Dönemi ve İmam'a İade-i İtibar]<br />
Vasık Halife öldükte, imam Ahmed Hanbeli kemal-i ihtifa (gizlilik) ile ihtifa idip, Vasık vefat idip mütevekkil Halife serir-i saltanata (saltanat tahtına) teşrif idip, İmam'ın mesaib (musibetler) ve mihnetleri def' olunup, kadre ulaştıkta namaz ve gayriye çıkardı. &#1575;&#1616;&#1606;&#1614;&#1617; &#1605;&#1614;&#1593;&#1614; &#1575;&#1604;&#1618;&#1593;&#1615;&#1587;&#1618;&#1585;&#1616; &#1610;&#1615;&#1587;&#1618;&#1585;&#1611;&#1575; (İnne mea'l-usri yusra / Şüphesiz zorlukla beraber bir kolaylık vardır) Mütevekkil İmam-ı hemamı (ulu imamı) divan-ı hümayüna davet etdirip ikram ve &#1575;&#1593;&#1586;&#1575;&#1586; (itibar) ve mal, firavan ihsan eyledi. İmam dahi kabul itmeyip fukara ve mesakine bezl u bahş eyledi (dağıttı). Ve halife-i mezbüre imamın evladı ve iyalı her mah...<br />
________________________________________<br />
(Kaynak: Hayatül Hayevan)<br />
<font color="DarkRed">Not: Bu tarihi sayfa, İslam düşünce ve mezhepler tarihinin en dramatik safhalarından biri olan ve ulemanın siyasi otorite karşısındaki bağımsızlık mücadelesini simgeleyen **&quot;Mihne Süreci&quot;**nin zirve noktasını aktarmaktadır. Abbasi halifeleri Me'mün, Mu'tasım ve Vasık, Mu'tezile mezhebinin rasyonel bir tezi olan &quot;Kur'an'ın sonradan yaratıldığı&quot; (Halku'l-Kur'an) fikrini devlet zoruyla ehl-i sünnet ulemasına dikte etmeye çalışmışlardır. Hanbeli mezhebinin kurucusu büyük muhaddis ve fakih İmam Ahmed bin Hanbel, üç halife dönemi boyunca Bağdat zindanlarında ağır işkencelere, kırbaçlanmalara ve baskılara maruz kalmasına rağmen bu tezi reddetmiş; Kur'an'ın Allah'ın ezeli ve yaratılmamış kelamı olduğunu savunmuştur. Bu çileli süreç, ancak Halife Mütevekkil-Alellah döneminde ehl-i sünnet itikadına iade-i itibar edilmesi ve İmam'ın zindandan çıkarılarak taltif edilmesiyle son bulmuştur. Metin, İslam siyaset ve kelam tarihi araştırmaları için birinci elden, muazzam bir ilmi vesikadır.<br />
</font></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="https://www.havasokulu1.com/tarih/">Tarih</category>
			<dc:creator>Yusufiyeli</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">https://www.havasokulu1.com/tarih/106567-mihne-sureci.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Elvis Presley, Hz isa, Jirki aşireti ve Şırnak</title>
			<link>https://www.havasokulu1.com/tarih/106289-elvis-presley-hz-isa-jirki-asireti-ve-sirnak.html</link>
			<pubDate>Mon, 28 Sep 2026 23:13:38 GMT</pubDate>
			<description>1991 - Beytüşşebap, Şırnak. 
Elvis Presley, Hz İsa, Kalaşnikof ve korucular. 
Hayatımda gördüğüm en acayip kolajlardan biri. 
Keldani bir ailenin...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>1991 - Beytüşşebap, Şırnak.<br />
Elvis Presley, Hz İsa, Kalaşnikof ve korucular.<br />
Hayatımda gördüğüm en acayip kolajlardan biri.<br />
Keldani bir ailenin Cevizağacı köyünde yaptıkları düğüne, misafir olarak gelmiş Jirki aşireti mensubu korucular ve ilginç duvar halıları.<br />
<br />
<img style="max-width: 300px; cursor: pointer;" onclick="window.open(this.src)"  src="https://havasokulu1.com/resimyukle/images/huxuqxuxiaaeo6l.jpg" border="0" alt="" /></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="https://www.havasokulu1.com/tarih/">Tarih</category>
			<dc:creator>Arma</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">https://www.havasokulu1.com/tarih/106289-elvis-presley-hz-isa-jirki-asireti-ve-sirnak.html</guid>
		</item>
	</channel>
</rss>
