![]() |
|
|||||||
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
#1
|
||||
|
||||
|
MÜNKER VE NEKÎR MELEKLERİNİN SORGULARI
Îmâm Ahmed b. Hanbel ile Ebû Dâvûd’un Sahîh Senetle Berâ b. Âzib Radiyallâhû Anh’dan Rivâyet Ettikleri Bir Hadîste Berâ Şöyle Demiştir; Biz Sallallâhû Aleyhi ve Sellem Efendimizin Maiyetinde Olarak Ensârdan Bir Zâtın Cenazesini Teşyi İçin Yola Çıktık. Nihâyet Kabrin Yanına Vardığımızda Henüz O Zât Kabrinin İçerisine Konulmamıştı. Derken Rasülullah Sallallâhû Aleyhi ve Sellem Efendimiz Oturdu. Biz de Etrâfında Oturduk. Sanki Başlarımızın Üzerinde Kuş Vardı da, Uçmasın Diye Kıpırdamıyorduk. Rasül-i Ekrem Aleyhisselâtû Vesselâm Efendimizin Elinde de Bir Değnek Vardı ki, Onunla Toprağı Dürtüyordu. O Sırada Rasülullah Aleyhisselâm Gözünü Kaldırıp Semâya Doğru ve Gözünü İndirip Kabre Doğru Bakmaya Başladı. Sonra, “Kabir Azâbından Allah’a Sığınırım!” Dedi ve Bu Sözleri Tekrar-Tekrar Söyledi ve Şöyle Buyurdu; Muhakkak ki Mü’min Kulun Dünyâdan Ayrılıp Âhirete Yönelme Zamanı Gelince Yanına Ölüm Meleği Gelerek Başucuna Oturur ve “Ey Îmân-ı Kâmil ile Sükûnete Eren Rûh! Allah’ın Mâğfiretine, Rıdvânına Doğru Çık...” Diye Hitâb Eder. Bunun Üzerine Mü’minin Rûhu, Su Kırbasından Damlanın Akıp Çıkması Gibi (Cesedinden) Süzülerek Çıkar. Sonra Mü’minin Rûhu Yanlarında Cennet Kefenlerinden Kefenler ve Cennet Kokularından Koku Olduğu Hâlde Cennetten Yüzleri Sanki Güneş Gibi Beyaz Olan Birtakım Melekler İnerler. Ölüye Yakın ve Gözünün Görebildiği Sahayı Doldurup Otururlar. Ölüm Meleği Azrâil Aleyhisselâm Mü’minin Canını Alınca, O Bekleyen Melekler Göz Açıp Kapayıncaya Kadar Kısa Bir Ân Dahi Rûhu Azrâil Aleyhisselâm’ın Elinde Bırakmazlar, Yani Derhâl Teslim Alırlar. İşte Bu, Yüce Allah’ın, “Nihâyet Herhângi Birinize Ölüm Geldiğinde Elçi Meleklerimiz Onlar Artık ve Eksik Bir Şey Yapmaksızın Onun Canını Alırlar. [el-En’âm: 61.]” Buyruğunun Meâlidir. Mü’minin Rûhu Yeryüzünde Bulunan En Güzel Koku Hâlinde (Cesedinden) Çıkar ve Rahmet Melekleri Onu Yükseltirler. Bu Rahmet Melekleri Yeryüzü ile Gökyüzü Arasında Hangi Melek Cemaâtine Uğrarlarsa Muhakkak O Melek Cemaâti, “Bu Güzel Rûh Kimindir?” Diye Sorarlar. Rûhu Yükselten Melekler Tarafından da Dünyâdaki İsimlerinin En Güzeli ile “Filânca Oğlu Filândır.” Diye Cevap Verilir. Nihâyet Bu Melekler O Rûhu Dünyâ Semâsının Kapılarına Ulaştırırlar. Ona Semâ Kapısı Açılır. Her Semânın Mukarreb Melekleri Onu İstikbâl Edip Teşyi Ederler ve Böylece Tâ Yedinci Semâya Ulaşır. Orada Allah Tarafından: ▬ “Onun Kitabına (Karar Edecek Yeri) İlliyyîn’e Yazınız. İlliyyîn’in Ne Olduğunu Sana Hangi Şey Bildirdi? Şüphesiz O Yazılmış Bir Kitaptır ki, Huzurunda Mukarreb Olan (Melek)ler Bulunur. [el-Mutaffifin: 19, 21.]” Yani, “Onu Muhafaza Ederler.” Şeklinde Hitâb Olunur. Bunun Üzerine Onun Kitabı İlliyyîn’e [Cennetin En Yüksek Derecesidir; et-Tergîb ve’t-Terhîb: 4/367.]” Yazılır, Sonra Şöyle Hitâb Edilir: ▬ “O Rûhu Yeryüzü(ndeki Cesedi)ne İâde Ediniz. Zirâ Ben Vâ’d Etmiştim ki, Ben Onları Topraktan Yarattım, Biz Onları (Yani Rûh ve Cesedleri) Toprağa İâde Edeceğiz. Tekrar Bir Defa Daha Onları Topraktan Çıkaracağız...” Bunun Üzerine Mü’minin Rûhu Yeryüzüne Geri Çevrilerek Cesedinin Yanına İâde Olunur. Müteakiben Kabirde Yanına Çok Haşin İki Melek Gelirler, Onu Tehdit Ederek Oturturlar ve Hışımla, “Rabbin Kimdir? Dinin Nedir?” Diye Sorarlar. Mü’min Kul da, “Rabbim Allah, Dinim İslâm’dır...” Diye Cevap Verir ve Sonra Tekrar, “Sizin İçinizde Gönderilen O Zât (Yani Muhammed Aleyhisselâm’ı Kastederek) Hakkında Ne Dersin ve Nasıl İnanırsın?” Derler. Mü’min Kul, “O Zât Allah’ın Rasüludur.” Diye Cevap Verir. Münker ve Nekîr Ona, “(Onun Allah’ın Rasülu Olduğunu) Sana Ne Bildirdi?” Derler. O da, “O Bize Rabbimiz Tarafından Mucizelerle Geldi. Ben de Ona Îmân Ettim ve (Kalbimle) Tasdik Ettim.” Diyerek Cevap Verir. Bu da Yüce Allah’ın, “Allah Îmân Eden Kimselere Dünyâ Hayatında da, Âhirette de O Sabit Olan LÂ İLÂHE İLLALLÂH Sözlerinde Dâima Sebat Etmeyi İhsân Eder. [İbrahim: 27.]” Sözünün Manâsıdır. Bunu Takiben Gökyüzünden Bir Münâdi, “Kulum Doğru Söyledi. Binâenaleyh Onu Cennetten Tefriş Ediniz ve Ona Cennet Elbiselerini Giydiriniz (Cennet Takımları ile Mezarını Tefriş Ediniz) ve (Cennetten Kabrine Bir Kapı Açınız da) Kendisine Cennetteki Makamını Gösteriniz...” Diye Nidâ Eder. Akabinde Onun Kabrine Cennetin Güzel ve Hoş Kokuları Gelir ve Kabri Gözünün Görebildiği En Uzak Mesâfeye Kadar Genişletilir. Sonra Onun (İyi) Ameli Güzel Yüzlü, Hoş Kokulu, Güzel Elbiseli Bir Kimsenin Suretine Çevrilir ve Ona, “Allah’ın Sana Hazırladığı Nimetlerle Sevin! Allah’ın Rıdvânı ve İçerisinde Tükenmez, Ebedî Bir Nimet Bulunan Cennetlerle Sevin...” Diye Müjde Verir. Mü’min Kul O Güzel Elbiseli, Güzel Yüzlü Zâta, “Allah da Seni Hayırla Sevindirsin. Sen Kimsin? Yüzün Hayr Getiren Kimsenin Yüzüdür?” Der. O Zât da, “Bu Zaman Senin Dünyâda Vâ’d Edildiğin Gündür (yahût da) Senin Vâ’d Edildiğin İştir. Ben Senin İyi Amelinim. Allah’a Yemin Ederim ki Ben Seni Ancak Allah’a İtaâti Hususunda Sürat Eden, O’na Karşı Masiyette de Geri Kalan Biri Olduğunu Bilmekteyim. Binâenaleyh Allah Seni Hayırla Mükâfatlandırsın.” Der. Mü’min de, “Yâ Rabb... (Cennetteki) Ev Halkıma ve Mal Mülklerime Kavuşmam İçin Kıyâmeti (Çabucak) Kopar...” Diye Duâ Eder. Eğer Ölen Adam Fâcir ve Fâsık Kimse ise ki, O (Hayatında) Yönünü Dünyâya Çevirmiş, Âhiretten de Alâkasını Kesmiş Vâziyette idi. Derken (Yanına Gökyüzünden Yüzleri Siyah, Yanlarında da Sert Paçavralar Olan Azâb Melekleri İnerler ve Ölen Zâtın Etrâfında Gözünün Görebildiği Kadar Yeri Doldurup Oturarak Rûhunun Çıkmasını Beklerler). Azrâil Aleyhisselâm da Gelerek Başucunda Oturur ve “Ey Habis Rûh... Allah’ın Hışmına, Allah’ın Gazâbına Doğru Çık!” Diye Hitâb Eder. O Sırada, Yanlarında Sert Paçavralar yahût da İçerisinde Ateş Bulunan Demirden Kürekler Olduğu Hâlde Simsiyah Yüzlü Azâb Melekleri İnerler. Melekü’l-Mevt Rûhu Çekip Aldığında, Azâb Melekleri Kalkıp Göz Açıp Kapayıncaya Kadar Kısa Bir Ân Bile Onu Azrâil Aleyhisselâm’ın Elinde Bırakmazlar. Ölüm Meleğinin, “Ey Habis Rûh Çık!” Diye Gürmelesi Üzerine (Rûh Çıkmak İstemediğinden) Cesedin Her Tarafına Dağılır da, Azrâil Aleyhisselâm Islatılmış Yün Makulesinin İçerisinden Çok Çatallı (Kızdırılmış) Şişin yahût Dikenli Telin Çekilip Çıkarılması Gibi Sinir ve Damarları Koparılmış Olarak Çekip Çıkarır ve Akabinde Azrâil Aleyhisselâm’ın Elinden Alınır (da Sert Paçavraların İçerisine) Sarılır. Kâfirin Rûhunun Alınışı Sırasında Yeryüzünde Bulunan En İğrenç Cife Kokusu Gibi Pis Bir Koku Etrâfa Yayılır. Sonra Melekler Onu Alarak Yükseltirler. Yer ile Gök Arasında Olan Hangi Melek Cemaâtine Uğrasalar, Muhakkak O Melek Cemaâti, “Bu Habis Rûh Kimdir?” Diye Sorarlar. Onlar da Dünyâdaki En Çirkin İsimleriyle, “Bu, Falân Oğlu Falâncadır.” Derler. Nihâyet Bu Melekler O Rûhu Dünyâ Semâsına Ulaştırınca Önlerine Semâ Kapısı Açılmaz. Oradaki Melekler, “Bu Habis Rûhu Yeryüzüne Geri Çeviriniz. Çünkü (Allahû Teâlâ); Ben Onlara Vâ’d Ettim ki Ben İnsanları Yerden Yarattım, Kendilerini (Ölünce) Toprağa İâde Edeceğiz (Kıyâmet Kopunca da) Onları Tekrar Bir Defa Daha Topraktan Çıkaracağız. [Tâhâ: 54.] Buyurmuştur.” Derler. Rasül-i Ekrem Sallallâhû Aleyhi ve Sellem Efendimiz, “Bunun Üzerine O Rûh Gökyüzünden Yere Atılır.” Buyurdu ve “Herkim Allah’a Şirk Koşarsa, O Semâdan Düşüp de (Parçalanmış ve) Kendisini Kuş Kapmış yahût da Rüzgâr Kendisini Uzak Bir Yere Atmış (Nesne) Gibidir. [el-Hacc: 31.]” Meâlindeki Âyet-i Kerîmeyi Okuduktan Sonra Rasül-i Ekrem Sallallâhû Aleyhi ve Sellem, “Rûh, Yeryüzüne Gönderilir ve Kabrindeki Cesedine İâde Edilir. Sonra Çok Hırçın İki Melek (Yani Münker ve Nekîr) Gelip Ona Şiddetle Bağırarak Oturturlar. Kendisine, “Rabbin Kimdir? Dinin Nedir?” Diye Sorarlar. O da, “Bilmiyorum?” Diye Cevap Verir. Müteakiben Melekler, “İçinize Gönderilen O Zât (Yani Muhammed Aleyhisselâm) Hakkında Ne Dersin?” Diye Tekrar Sorarlar Fakât Kâfir Kul, O Zâtın Adını Hatırlayamaz. Melekler Tarafından (O Zâtın Adı), “Muhammed’dir!” Denilince O da, “Bilmiyorum. İnsanları Böyle Derlerken İşittim de, Ben de Öyle Söyledim...” Der. Bu Cevap Üzerine O Kâfir Kula, “Sen Bilmez ve Anlamaz Olaydın!” Denilir. Akabinde Kabri Onu İki Kaburga Kemikleri Birbirine Geçinceye Kadar Sıkar Buyurdu. O Kâfir Kimsenin (Kötü) Ameli Çirkin Yüzlü, İğrenç Kokulu ve Pis Elbiseli Bir Kimse Kılığına Sokulur da, O Kötü Kılıklı Zât, “(Ey Kâfir)! Allah’ın Azâbı, Allah’ın Gazâbı ile Sevin!” Diye Korkulu Müjdeyi Verir. O Kâfir Kul da, “Şer Getiren ve Çok Çirkin Olan Bu Yüzünle Sen Kimsin?” Der. O Çirkin Zât da, “Ben Senin İğrenç, Habis Amelinim. Binâenaleyh Allah’a Yemin Ederim ki Ben Seni Ancak Allah’a İtaât (ve İbâdet) Hususunda Ağır Davranan, Allah’a Âsi Gelmekte de Süratle Koşan Biri Olarak Tanıdım.” Der. Bunu Takiben Kâfir Kulun Yanına Kör, Sağır ve Dilsiz Bir Zebânî (Gelip Ona) Musallat Edilir. Zebânînin Yanında Öyle Bir Topuz Bulunur ki, Onunla Bir Dağa Vurulsa, Muhakkak Dağ Toz ve Toprak Yığını Hâline Gelir. İşte Bu Melek O Topuzla Kâfire Öyle Bir Darbe İndirir ki, O Darbenin (Acısından Kopardığı Çığlık) Sesini İnsanlarla Cinlerden Başka Bütün Halk Duyarlar. Sonra Rûhu Cesedine İâde Edilerek Tekrar Bir Darbe Daha Vurur. [Mişkâtü’l-Mesâbih Şerhi Mirkât, Cilt: 2/337, 342; et-Tergîb ve’t-Terhîb, Cilt: 4/366, 368’de Daha Uzun ve Değişik Şekilde Rivâyet Vardır. Fazla Bilgi Edinmek İsteyen Okuyuculara Oraya Müracaat Etmeleri Tavsiye Olunur.]” Ebû Dâvud et-Tayalisî’nin Rivâyetindeki Hadîste, “Sonra Onun Kabrini Ateşten İki Levha ile Tefriş Ediniz ve Kabrinden Ona Cehenneme Doğru Bir Kapı Açınız Diye Emredilir.” Fırkasını Ziyâde Etmiştir. Müellif Der ki; Ey Kardeşlerim! İyi Biliniz ki, Muhakkak Sahîh Hadîslerin Açık Olarak İfâde Ettikleri Gibi, Muhakkak Kabir Azâbı ve Kabir Nimeti Haktır, Sabittir Fakât Allahû Teâlâ, İlâhî Bir Hikmetten Dolayı İnsanlar ile Cin Ahâlisinin Kabir Azâbını ve Nimetini Görüp İşitmesini İstemediğinden Onların Gözleriyle Kulaklarından Görme ve Duyma Hislerini Almıştır. Herkim Kabir Azâbı veyâ Kabir Nimetinin Varlığı Hususunda Şüphe Ederse O Mülhiddir, O Kâfirdir. Bunun İzâhı ise; Hiç Şüphe Yok ki Mezarlar Ahâlisinin Hâlleri, Dünyâ Ahâlisinin Hâllerine Muhalif Bulunmaktadır. Bundan Dolayı Berzâh (Kabir) Âlemi ve Berzâhtan Sonraki Âhiret Ahvâli Dünyâ Halkının Hâllerine Kıyas Edilemez. Eğer Dâima Doğru Söyleyen ve Kendisine de Doğru Haber Verilen Rasülullah Sallallâhû Aleyhi ve Sellem’in Bildirdiği Haberi Olmasa idi Bizler Kabirler Ahâlisinin Hâllerinden Hiçbir Şey Bilemezdik ve Nimetlendirilenler ile Azâb Çektirilenleri Ayırt Edemezdik. Kalbi Açık Kimseler de, Ölünün Kabir Sıkmasını Hissetmesi, Kaburga Kemiklerinin Birbirine Geçirilip Kırılmasıyla Hissetmesi, Yırtıcı Hayvanların, Kuşların Karınları İçerisinde Olsa Bile yahût Ölü Yakılarak Külü Havaya Uçurulup Dağıtılmış Olsa Bile Her Zerrenin Kabir Acısını Hissetmesi Hususunda İttifâk Etmişlerdir. İlim Adamları Şöyle Dediler ki; Hadîslerin Zâhir Anlamlarının İktiza Etmesinden Dolayı, Çocuklar da Kabir Azâbı Çekmeleri ve Kabir Sıkmasını Hissetmeleri Hususlarında Ergin (Mükellef) Kişiler Gibidir. İşte Bundan Dolayı Sahâbeler, Çocukların Cenaze Namazlarını Kıldıkları Zaman Onlara, Allahû Teâlâ’nın Kabir Azâbından Koruması İçin Duâ Ederlerdi. Eğer Bir Kimse, Kabrin İki İmtihân Meleğine Niçin Münker ve Nekîr Adı Verilir Diye Sorarsa, Cevabı; Onların Hilkâtleri Ne İnsanların Hilkâtlerine, Ne Meleklerin Yaratılmış Şekillerine, Ne de Hayvanların Hilkâtlerine, Ne de Haşaratın Yaratılmış Suretlerine Benzemediklerindendir. Onlar Apayrı Bir Acayip Yaratık Olup, Görenlerden Hiçbiri Onlara Ünsiyet Edip Alışamaz. İşte Bundan Dolayı Onlara Münker ve Nekîr İsmi Verilmiştir Lâkin Allahû Teâlâ Kendi Tarafından Bir Lütuf Olmak Üzere Mü’min Kimseye Karşı Onlarda Lütuf ve Merhâmet ve Örtme Hissi Yaratır da Mü’minlere Karşı Mülâyim Davranırlar. Onlar Her İnsana Karşı İlminin ve Amelinin ve İnancının (Değer ve) Şekillerine Göre Şekil ve Suretlere Girerler. Kezâ Bir Kimse, Bu İki Melek Bir Ânda Yeryüzünün Her Tarafındaki Bütün Ölülere Sual Sormak İçin Nasıl Hitâb Edebilir Diye Bir Soru Sorarsa, Cevabı; Allahû Teâlâ, Azrâil Aleyhisselâm’ın Cismi Gibi Onların da Cisim ve Vücûdlarını Büyütür de, Dünyânın Her Tarafı (Onlara) Sanki İçerisinden Yemek Yenilen Bir Tabak Gibi Olur. Binâenaleyh Onlar Bir Söz Konuştuğu Zaman, Yeryüzünün Diğer Kenar ve Bucaklarındaki Ölülerden Her Birine Onların Bu Sözleri Ulaşır ve Bu Suretle O Sözde Lütuf, Sertlik, Nimet ve Azâb Herkesin Hâline Münâsip Şekilde Her Ölünün Kulağına Girer. Nimetlendirme veyâ Azâblandırma Gibi Hususlarda Kendisine Hitâb Edildiği Tahayyül Edilip Kendisine Gösterilir. Yine Biri, Ameller Kendi Özel Hâllerinde Arazlar Olduğu (ve Uçup Gittiği) Hâlde Nasıl Birtakım Şahıslar Suret ve Şekillerine Sokulabilir Diye Sorarsa, Onun Cevabı da; Yüce Allah, Amellerin Sevâplarından Birtakım Güzel yahût da Çirkin Şahıslar Yaratır. Bundan Ötürü Aslında Araz Olan Şey Cevhere Yani Maddeye Çevrilmemiş Olur. Sahîh Hadîslerde Şöyle Vârid Olmuştur; Kıyâmet Günü (Cennet Halkı Cennete, Cehennemlikler de Cehenneme Ayrıldıkları Vakit) Muhakkak Ölüm Aklı Karalı Alaca Bir Koç Şeklinde Olarak Getirilecek ve Cennet ile Cehennem Arasındaki Sırât Köprüsünün Üzerinde Durdurulacak [Hadîs-i Şerifin Devamı; Müteakiben, “Ey Cennet Ahâlisi! Sizler Bunu Tanıyor musunuz?” Diye Sorulur. Cennetlikler Hemen Boyunlarını Uzatıp Başlarını Ona Doğru Kaldırırlar ve Ona (Koça) Bakarlar ve Cennet Ahâlisi, “Evet, Tanıyoruz. Bu (Koç) Ölümdür!” Derler. Sonra, “Ey Cehennem Ahâlisi! Sizler Bunu Tanıyor musunuz?” Diye Nidâ Olunur. Onlar da Başlarını Kaldırarak (Merakla) Bakarlar ve “Evet, Tanıyoruz. Bu Ölümdür!” Derler Bunu Takiben Koç Suretindeki Ölümün Cennetle Cehennem Arasında Kesilmesi Emredilir ve Derhâl Boğazlanır. Bundan Sonra, “Ey Cennet Ahâlisi! Cennette Ebedî Yaşayacaksınız. Artık Ölüm Yoktur ve Ey Cehennem Ahâlisi! Sizler de Karargâhınızda Ebedîsiniz. Artık Ölüm Yoktur!” Diye Nidâ Olunur.” Buyurdu. Bundan Sonra Allah’ın Rasülu Habîbullah Sallallâhû Aleyhi ve Sellem Efendimiz Şu Meâldeki Âyet-i Kerîmeyi Okudu; Sen Onları İlâhî Emrin Yerini Bulduğu Vakit ile Hasret (ve Nedamet) Günü ile Korkut. Onlar Hâlâ Gâflet İçerisindedirler. Onlar Hâlâ Îmân Etmiyorlar. Şüphe Yok ki, Arza ve Onun Üzerindekilere Biz Vâris Olacağız. Onlar (Nihâyet) Bize Döndürüleceklerdir. [Meryem: 39, 40.] Rasülullah Aleyhisselâtû Vesselâm Efendimiz Bu Âyet-i Kerîmeyi Okurken Eli ile Dünyâya İşâret Etmiştir. [Müslim, Cilt: 4/2188.].] Sonra Kesilmesiyle Emredilecek ve Derhâl Boğazlanacaktır Diye Buyurulmuştur. Ölüm Araz Olduğu İçin Onun Bir Koç Şekline Dönmesi ve Koç Hâline Gelmesi Muhaldir Yani Mümkün Değildir Fakât Bunun Manâsı Allahû Teâlâ Ancak Ölüm Adını Verdiği Bir Şahıs Yaratarak Ona Ölüm Adı Verir, O Cennet ile Cehennem Arasında Boğazlanır Denilmiştir. Îmâm Kurtubî Hazretleri, “İşte Bu Kısımda Vârid Olup Akılların İdrâk Edemeyeceği Her Şey Böyle Yorumlanır.” Demiştir. Kezâ Cevap Olarak; Yüce ve Münezzeh Olan Hakk Teâlâ, Halkı Yoktan Var Etme Kudretine Sahip Olunca, Onun İçin Araz Olan Şeylerden Cevheri, Maddeyi Yaratması Daha Evlâ Olarak Mümkündür Denilmesi Câiz Olur. En İyisini Allah Bilir. Yine, Kabrin Yetmiş Arşın Genişlemesi veyâ Daralması yahût da Yetmiş Arşın Uzunluğu ve Yetmiş Arşın da Genişliği Cihetinden Kare Şeklinde veyâ Kırk Arşın veyahût da Gözün Görebileceği En Uzak Mesâfeye Kadar Genişlemesi Hususlarında Değişik Şekilde Hadîsler Vârid Olmuştur. Binâenaleyh Bunların Doğrusu, Sahîhi Hangisidir Diye Soru Sorulursa, Bunun Cevabı; Hayr ve İyilik Yapan İnsanların Değişik ve Muhtelif Olmalarından Dolayı Bu (Kabir Genişliği ve Daralması) Muhtelif ve Değişiktir. Herkim İyi Amellerini Artırırsa Onun Kabri Daha Geniş Olur. Kâfir Kimseye Gelince; Onun Kabri Bir Hâl Üzere Daraltılır da, Hiçbir Zaman Bir Daha Genişletilmez. Yüce Allah’tan (Dünyâda ve Âhirette de) Âfiyet ve Kurtuluş İsteriz.
👍 Beğen
(0 Beğeni)
__________________
Ne senle yaşanıyor Ne de sensiz oluyor Şu garip bomboş dünyada.. |
![]() |
| Etiketler |
| melek sorguları, münker meleği, münker ve nekir, nekir meleği |
|
|