![]() |
|
#1
|
|||
|
|||
|
İbn Nedim’e
(ö.385/995) göre, okuyup üfleme yapanlarla sihirbazlara şeytânlar, cinler ve rûhlar itaat ve hizmet edebilir, onlar şeytânlar, cinler ve rûhları emir ve yasakları doğrultusunda kullanabilirler. Hastalığa okuyup üfleyenler Allah’ın yüce ismine itaat etmek, ona yalvarmak, Allah’ın rûhları ve şeytânları emir altına almaya tahsis edilen isimlerini zikretmek, arzuları terk edip ibadete yapışmak gibi bir takım kuralları benimseyerek cin ve şeytânların kendilerine boyun eğmesini sağlayabilirler. Cin ve şeytânların boyun eğmesi ise ya Allah’ın o konuyla ilgili ismine itaat etmeleri ya da ondan korkmaları nedeniyle meydana gelir. Çünkü Allah’ın isimlerinde onları hüküm altına alıp boyun eğdirecek öyle bir özellik vardır. Sihirbazlar ise kurbanlarla, namaz ve orucu terk etmek, kan akıtmak ve nikâhı câiz olmayanları helal saymak gibi şeriata uygun olmayan, Allah’a karşı asî olunacak günahları irtikâp ederek şeytânları kullanırlar.17 Dolayısıyla Havâs ilminin İslâm dini açısından hoş karşılananı olduğu gibi uygun görülmeyeni de vardır. Nitekim İslâm dünyasında Havâs ilminin öncülüğünü yapan “İbn Hilâl’in (Hilâl b. Vasıf) hayret verici filleri, güzel işleri ve tecrübe edilmiş sonuçları vardır. Yine Allah’ın isimlerini kullanarak hastalığa okuyuculardan olan İbn İmam’ın yöntemi de zemmedilen değil benimsenen bir usûldür. Ayrıca Abdullah b. Hilâl, Sâlih el-Müdirebi, Ukbetü’l- Ezrai’, Ebû Hâlid Horasanî de beğenilen tarzda bir usûl benimsemişlerdir. Onların çok büyük ve seçkin işleri vardır. Bir kısım araştırmacılara göre “İslâmî dönemde Havâs ilmine ilk defa ilgi duyan ve onu yaygın bir şekilde kullananların başında Şiîler ve mutasavvıflar gelmektedir. Şiîler’in bu ilgisinin temelini, Ehl-i Beyt’e mensup kişilerin diğer insanlardan imtiyazlı oldukları inancı ile Hz. Âdem’e Esmânın öğretilmesiyle başlatıp bütün peygamberlerde devam ettirdikleri hurûf ilminin Hz. Muhammed’de en üst noktaya ulaştığı, ondan Hz. Ali’ye (ö.40/661) ve ondan da imamlara geçtiği yolundaki telakkileri oluşturmaktadır.”22 Havâs ilminin İslâm dünyasına özellikle Şia kanalıyla girmesi tesadüf değildir. Kanaatimizce bunun müntesipler üzerinde otoriteyi meşrulaştırıcı bir tarafı vardır. Şia öteden beri Hz. Ali ve Cafer b. Sâdık’a (ö. 148/765) ait cefr gibi bazı gizli belgelerden ve ilimden söz etmektedir. “Hâlbuki güvenilir hiçbir kaynakta Hz. Ali’nin Cefr, Câmia’ veya daha başka bir eser yazdığından söz edilmediği gibi Şerif er-Radî (ö.359/969) tarafından derlenen bazı hitabe ve mektuplarının otantisitesi hakkında da ciddi itirazlarda bulunulmuştur.”23 Fakat Hz. Ali ve onun soyundan gelen imamların gizli öğretilere vakıf oldukları iddiası, müntesiplerini en azından psikolojik olarak tatmin etmekte ve otoriteye karşı bir itaat olgusu geliştirmektedir. Aynı zamanda bu özellik diğer İslâmî fırkalara karşı kendilerinin dosdoğru yolda bulunduklarının da garantisi olmaktadır. sonuç: Havâs ilmi tarihî süreç içerisinde anlam sahası değişik mecralara kaymış elit bir ilimdir. Genel itibariyle Havâs ilminin İslâm dini açısından hem tasvib edilen hem de tasvib edilmeyen yönleri bulunmaktadır. Bu nedenle bazı İslam âlimleri konuyu vuzuha kavuşturmak için çeşitli açıklamalar yapmışlardır. Havâs ilminin birçok alt disiplini vardır. Bunlardan birisi de Havâssu’l-Kur’ân olup Kur’ân ilimlerinden kabul edilmiş ancak Havâs ilmi ile Havâssu’l- Kur’ân’ın tarifleri klasik eserlerde aynı ilimler gibi tanımlanmıştır. Oysaki Havâssu’l-Kur’ân, merkeze Kur’ân’ı aldığı için Havâs ilminden ayrı bir konuma sahiptir. Havâs kitaplarına göz atıldığında insanları cezbeden ilginç bilgilerle karşılaşılmaktadır. Bu bilgiler elbette eleştiri süzgecinden geçirilmelidir. Ancak bu bilgileri tamamen absürd kabul edip bir kenara bırakmak da ilmî bir tutum olamaz. Çünkü bunların içinde ufuk açıcı ve ilham verici bilgiler de mevcuttur. Havâssu’l-Kur’ân’ın Kur’ân ilimleri arasında gereken ilgiyi gördüğü söylenemez. Bunun sebepleri arasında bazı âlimlerin Havâssu’l-Kur’ân’ı vehbî ilimlerden sayması ve Havâssu’l-Kur’ân’ın özel bir ilgi, riyazet ve yetenek gerektirmesi zikredilebilir. Havâssu’l-Kur’ân ilminin teşekkülünde en başta Kur’ân’ın kendisi büyük bir yol gösterici olmuştur. Diğer dayanakları ise Hz. Peygamber’in Fedâilu’l- Kur’ân, tıp ve duâ ile ilgili hadisleri ile sahabeden başlamak üzere sâlih kişilerin tecrübeleridir. Ancak Hz. Peygamber’in konuyla ilgili sınırlı sayıdaki beyânları daha sonra tecrübe sahasına dökülerek genişletilmiş ve Havâssu’l-Kur’ân adıyla özerk bir disiplin meydana gelmiştir. Bu disiplinin teşekkülünde Şia ve mutasavvıflar önemli rol oynamıştır. Havâssu’l-Kur’ân, Müslümanların Kur’ân’ın manevî bereketine inanmalarının ve Kur’ân’ı şifâ telakki etmelerinin eseridir. Fakat havâs kitaplarında Kur’ân’ın ve Esma-ı Hüsnâ’nın havâssının Havâs ilminin genel konuları ile iç içe anlatılması okuyucu nezdinde sihir vb şeylerin meşru imiş gibi algılanmasına sebebiyet vermektedir. Bu yüzden Havâssu’l-Kur’ân temalarının Havâs ilminin genel konularından tecrit edilmiş, müstakil biçimde ele alınması daha uygun olacaktır. Havâssu’l-Kur’ân bilgilerinin uygulanmasında helal yemek, temizlik, riyazet, vakit ve sayılara riayet etmek gibi hususlar havâs âlimlerinin ısrarla vurguladığı noktalardır. Bu yönüyle Havâssu’l-Kur’ân’ın kişide helal yeme, temizliğe dikkat etme ve Kur’ân’a saygı gösterme bilinci oluşturduğu söylenebilir. Ayrıca bu bilgilerin subjektifliği akılda tutularak herkesin aynı neticeye ulaşamayabileceği bilinmelidir. Çünkü herkesin niyeti, samimiyeti, fıtratı farklı farklıdır ve Havâssu’l- Kur’ân inanca dayalı öznel bir tecrübedir. Havâs kitaplarında Havâssu’l-Kur’ân ile ilgili senetsiz birçok haber nakledildiği için, Havâssu’l- Kur’ân’dan bir Kur’ân ilmi olarak faydalanmada özellikle tecrübe edildiği vurgulanan hususlara odaklanılmalıdır. Tefsir ilmi gibi yorum üzerine bina edilen ilimlerde müfessirin başarısı onun idrak yeteneği ile sıkı irtibat içindedir. Dolayısıyla tefsir sahasında özgün ve kayda değer çalışmalar yapmak için Havâssu’l-Kur’ân’dan faydalanmak mümkündür. Üstelik Kur’ân’ı daha iyi tefsir etmek için Havâssu’l- Kur’ân’dan yararlanmak dünyevî değil ulvî bir keyfiyettir. Faydalanılabilecek havâs örnekleri, ilgili kişiler tarafından muteber havâs kitaplarından öğrenilip tatbik edilebilir.
👍 Beğen
(0 Beğeni)
|
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Havas, ilim adı altında şirk içeren bir tılsımdan başka bir şey değildir | PARADOX | Havas ilmi Genel Bilgiler | 8 | 21.11.24 12:56 |
| Havas ilmi ile Ledun ilmi aynı mıdır? | sydney | Sorularınız | 18 | 09.03.23 20:57 |
| Havas ilmi ve hüddam ilmi farklı şeyler mi? Ya da arasında ki bağlantı nedir? | Meloni84 | Sorularınız | 7 | 09.03.23 20:42 |
| Havas ilminin ilmihali - ilmi-hali Havas | Sin | Havas ilmi Genel Bilgiler | 11 | 16.02.23 20:59 |
| Havas ilmi - Havas nedir - Havas ilmi nedir ? | Gölge | Havas Dersleri | 21 | 19.01.20 00:00 |