Havas Okulu

Havas Okulu (https://www.havasokulu1.com/)
-   Hayat Dersleri & Hikayeler (https://www.havasokulu1.com/hayat-dersleri-hikayeler/)
-   -   Allahın yeşil ordusu (https://www.havasokulu1.com/hayat-dersleri-hikayeler/16360-allahin-yesil-ordusu.html)

Gercek General 11.05.17 01:15

Allahın yeşil ordusu
 
Yüce Rabbimin arş katlarında gazap melekleri vardır:
Onlar bir dağa inse dağ tuzla buy olur. Onlar bir garibanın bedduası olarak inse o garibana zulüm eden anında helak olur.
Şimdi size Yüce Rabbimin Yeşil ordusunu elimden gelen kadarıyla anlatacağım . Onlar arş katındadır Allah salih kullarına ve inan sevdiklerine zor durumda iken onları gönderir Örnek vermek gerekirse Çanakkale savaşında bir Düşman subayının ağzından cıkan kelimeleri yazayım.
-Biz Türkleri yenerdik onların ne cephanesi kalmıştı nede yiyecekleri.
-Ama harp sırasında onların önünde iri iri yeşil carıklı insanlar geliyordu vuruyorduk ölmüyorlardı !!!
Çanakkalede öğle bir acı savaş gerçekleştiki atalarımız orada manevi ruh ile savaştı resman ana evladını kınaladı kurban olmaya gönderdi.
Ne büyük Harptiki o bütün dünya ve cihan Anladı Çanakkale gecilemez .
....... ve Allah onlara yardım etti ki bir düşman taburu bir bulut tarafından kayboldu hala bile o taburdan bir iz yok ve bulunamadı.
Allah'ın Aşr'taki Ordusu önde giden lider sayılan 1 tanesi vardır onun arkasında 2 tane atın üstünde daha genç duran vardır bunların boyları 2 metreye yakın geniş omuzlu geniş cüsseli ayakları dışa doğru bakar baştaki liderlerinin öğle uzun kalın telli siyah sakalı vardırki karnına yakın uzunlukta tel tel dümdüzdür yüzüne bakıldığında yaşlı ile genç olduğunu tam olarak kestiremezsin yüzüne bakıldığında yine sem sert bakışlarının altında aslında güler bir yüz cıktığını fark edersin arkasında duran 2 atlı yardımcısı ise ona göre daha zayıf ve genç görünür onlar daha güler yüzlü bakışlı ve sanki liderleri öl dese ölürler edasıyla sadık.
Arştaki azap meleklerinin bir cok türü vardır bunlardan biri ise arşın 4 katında duranıdır.
......Bir gün adamın teki cölde bir haramiye yakalanır ve harami adamın parasını alır her şeyini aldıktan sonra adama der seni öldüreceğim arkada şahit bırakamam
adam anlarki kurtuluş yok haramiyede gücü yetmez .
- izin ve müsade ister haramiden madem beni öldüreceksin 2 rekat namaz kılmama izin ver der harami izin verir adam 2 rekat namaz kıldıktan sonra bildiği o duayı okur.Birden çölün derinliklerinde atın üzerinde biri gelir tozu dumana katarak elindeki kılıç ile haraminin kafasını kesi verir. adam şaşırır senden kimsin Allah razı olsun senden der
-Ben sizi izliyordum arştan izin olmadan inemiyordum sen o duayı okudun Cebrail A.s arştan hareket ederek bağırmaya başladı
-Yok mu? yok mu? yok mu? Bu adama yardım edecek biri diye
benim için izin cıkmıştı sonra hemen yardıma geldim der.
yüce rabbimin yarattığı sayısızca melek hepsi farklı konuların görevlisidir .
Fil suresinin Anlamına baktığınızdada zaten her şey ap açık ortada saygılarımla.

SiLence 21.05.17 02:19

Paylaşım için teşekkürler..

Kolonya 21.05.17 02:46

emeğinize sağlık

Salh 21.05.17 09:52

Allah razı olsun

Fatosh 31.01.18 23:16

Paylaşım için teşekkür ederim. Allah razı olsun

Yafes 26.02.18 03:10

paylaşım için teşekkürler

eminnaga 28.01.19 16:19

Teşekkürler

Lil bin Ali 28.01.19 17:29

ruslarda büyük bir orduyla gelmislerdi . asker sayısını bilmiyorum .

3 bin kisilik osmanlı ordusunu yenmek icin ufak bir ordu gönderdiler
tam 25 bin kisi .

yesil kıyafetli askerler cıkmıs . ve 3 bin kisilik osmanlı ordusu kazanmıs .

sonra ruslar demis sizin yesil kıyafetli askerleriniz vardı nerdeler

osmanlı sarayı cevaplamıs . öyle bir ordumuz yokki bizim :)

demisler mermi atıyoruz mermiyi yakalıyorlar .rose4

Pars 28.01.19 23:20

Allah razı olsun.

BLueSea 28.01.19 23:56

Alıntı:

Lil bin Ali Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 231938)
ruslarda büyük bir orduyla gelmislerdi . asker sayısını bilmiyorum .

3 bin kisilik osmanlı ordusunu yenmek icin ufak bir ordu gönderdiler
tam 25 bin kisi .

yesil kıyafetli askerler cıkmıs . ve 3 bin kisilik osmanlı ordusu kazanmıs .
Senin o dedigin canakkale savasi degilmiydi ali ? Herkesi alt ettikte su yesil sarikliari yenemedik demisler diye biliyorum:) neyse paylasim icin teşekkürler gül1
sonra ruslar demis sizin yesil kıyafetli askerleriniz vardı nerdeler

osmanlı sarayı cevaplamıs . öyle bir ordumuz yokki bizim :)

demisler mermi atıyoruz mermiyi yakalıyorlar .rose4

Senin o dedigin canakkale savasi degil miydi ali? Herkesi alt ettikte yeşil sariklilar vardi hep önümüze durdular onlari yenemedik demis yabancilar :) herneyse paylasim için teşekkürler gül1

ozgur 28.02.20 13:58

allah razıolsun

Swordsfish 29.02.20 22:57

Yıl 1975. Öğle namazına yakın bir vakitte Hazret-i Pîr’in türbesi önüne nur yüzlü, buğday tenli ve tıknaz boylu bir genç gelmişti. O an tesâdüfen Azîz Mahmûd Hüdâyî Câmii’nin imamına rastladı ve:

“–Efendim! Ben Azîz Mahmûd Hüdâyî’yi görmeye geldim! Kendisiyle nasıl görüşebilirim? Acabâ şu an burada mıdır?” diye sordu.

Böyle bir suâl karşısında şaşıran imam Muharrem Efendi:

“–Oğlum! Evet Azîz Mahmûd Hüdâyî burada!” dedi.

Hazret-i Pîr’in orada olduğunu duyan genç, sevinçle:

“–Lütten beni onunla görüştürünüz!” dedi.

Fakat buna bir mânâ veremeyen Muharrem Efendi, türbenin yanında olduklarından tekrar:

“–Oğlum! Azîz Mahmûd Hüdâyî burada!” dedi.

Genç de, talebini tekrarladı:

“–O zaman benimle görüştür! Ben onunla görüşmek istiyorum!” dedi.

Muharrem Efendi, hâlâ gencin hâlinden bir şey anlamadığından meseleyi çözebilmek için:

“–Evlâdım! Sen Azîz Mahmûd Hüdâyî’yi tanıyor ve biliyor musun?” diye sordu.

Yüzü gibi sînesi de sâf olan delikanlı, lâfın böyle uzayıp gitmesine ve muhâtabının kendisini neden Mahmûd Hüdâyî ile görüştürmek istemediğine hayret ederek:

“–Ben Azîz Mahmûd Hüdâyî’yi yakından tanıyorum. Beni buraya o dâvet etti. Biz onunla ziyâret husûsunda sözleşmiştik. Benim geleceğimden haberi var.” dedi.

Sözün burasında Muharrem Efendi, meselenin farklı bir vechesi ve sırlı bir nüktesi mevcut olduğunu idrâk etti ve merakla sordu:

“–Evlâdım! Nasıl sözleştiniz?”

Genç anlatmaya başladı:

“–Efendim ben 1974 Kıbrıs harekâtında paraşütle indirilen komando grubundandım. Biz, ordumuzun denizden, Rumlar’ın da Beşparmak dağlarından karşılıklı mücâdelelerini sürdürdükleri bir hengâmda paraşütlerle atladık. Ancak hava pek rüzgârlı olduğundan her birimiz bir tarafa savruluyorduk. Ben de düşman hatlarına düştüm. Ağaçlık bir mevkîde iki yandan gelen cehennemî bir ateş altında kaldım. Ne yapacağımı bilemez bir hâlde büyük bir şaşkınlık içindeyken karşıma uzun boylu, heybetli ve nur yüzlü ihtiyar bir baba çıktı. Bana tatlı ve mütebessim bir çehre ile baktı ve:

«–Oğlum! Burası düşman hattıdır. Ne işin var burada? Niçin tek başına bu hatta girdin?» dedi.

Ben de:

«–Baba! Ben gelmedim, rüzgâr buraya düşürdü.» dedim.

Nur yüzlü ihtiyar, hafifçe başını salladı:

«–Ben de harbe geldim. Sizden evvel gönderildim. Buraları çok iyi bilirim. Hangi birliktensin oğlum? Gel seni onların yanına götüreyim!» dedi.

Birlikte müthiş bir ateş çemberi altında yola koyulduk. O mübârek insan, gâyet sâkin bir yolda yürüyormuşçasına rahattı. Her hâli beni ayrı bir şaşkınlığa sevk ediyordu. Bana ismimi, nereli olduğumu vs. birçok suâller sordu. Ben de istediği cevapları verdikten sonra iyice merak edip kendisini sordum:

«–Baba! Ya sen kimsin?»

O da:

«–Oğlum! Bana Azîz Mahmûd Hüdâyî derler.» dedi.

Sonra:

«–Baba! Sen bana çok büyük bir iyilikte bulundun? Şâyet memlekete sağ-sâlim dönersem, bir vefâ borcu olarak seni ziyâret etmek isterim. Adresini verir misin?» dedim.

O güzel yüzlü mübârek insan, adres olarak sadece:

«–Oğlum! Üsküdar’a gelip kime sorsan beni sana gösterirler!» dedi.

Bu arada birliğime gelmiştik. Minnet, muhabbet ve hürmetle bu güzel insanın elini öptüm. Kendisiyle vedâlaştım. Sonra da kumandanımın yanına gittim.

Beni bir anda karşısında gören kumandanım, pek şaşırdı. Benim o ateş çemberinden nasıl olup da kurtularak birliğime ulaştığıma hayretle haykırdı:

«–Buraya nasıl gelebildin?!»

Ben de:

«–Beni, yaşlı, güzel bir baba getirdi.» dedim.

Harp bittikten sonra memleketime döndüm. Ancak Azîz Mahmûd Hüdâyî’nin bana yapmış olduğu iyilik hiçbir vakit aklımdan çıkmadığı için bir vefâ borcu olarak nihâyet ziyâretine niyetlenip Üsküdar’a geldim. Sorduğum kimseler:

«O mübârek bir zâttır» diyerek burayı târif ettiler.”

Bu arada sükût edip derin bir nefes alan genç, Muharrem Efendi’ye önceki talebini tekrarladı:

“–Efendim! İşte Azîz Mahmûd Hüdâyî ile böyle tanıştık. Artık himmet edin de beni kendisiyle görüştürün!” dedi.

Böylece meseleyi bütün yönleriyle öğrenen Muharrem Efendi, şâhid olduğu bu mânevî manzara karşısında pek duygulandı. Yalvarırcasına gözlerinin içine bakan delikanlıya bir müddet hiçbir şey diyemedi. Sonra da kendini toparlayıp içli bir sesle âdeta kekeleyerek hulâsaten:

“–Evlâdım! Azîz Mahmûd Hüdâyî, hayatta olan bir kimse değil, 1543-1628 yılları arasında yaşamış bulunan büyük bir Allah dostudur. Herhâlde seni buraya Fâtiha okuman için çağırmış olmalıdır! İşte türbesi!” diyebildi.

Bu cevabı duyan vefâkâr ve îmanlı genç, daha o an öğrendiği hakîkat üzerine son derece müteessir oldu. Kendisini görmek niyet ve hasretiyle geldiği ve hayatını borçlu olduğu büyük velînin sadece türbesiyle karşılaşmıştı. Harp sahasının o müthiş hengâmında yaşadığı mânevî tasarrufun daha yeni yeni farkına vardı ve bir çağlayan hâlinde hıçkırmaya başladı. Ellerini yüzüne kapadı; uzun bir müddet içli içli ağladı.

Hüdâyî mihrabının imamı da ağlıyordu…

Bu hâdise, Allâh’ın velî kullarına bahşettiği mânevî tasarrufu ne güzel sergiler. Bu tasarruf, Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’den zamanımıza kadar gelen evliyâullâhın mânevî yardımlarından sadece bir misâldir.

Şunu unutmamak lâzımdır ki, fâil-i mutlak, yalnız Cenâb-ı Hak’tır. O’nun kullara bu nevî yardımları da, gerek melekler vâsıtasıyla, gerekse Allâh’ın velî kulları vâsıtasıyla günümüze kadar varolagelmiştir.


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 14:51.

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.

havasokulu1.com


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148