Havas Okulu  
Go Back   Havas Okulu > islam & Tasavvuf > Hayat Dersleri & Hikayeler


Güzel Nasihatlar...


 
 
LinkBack Seçenekler Stil
Prev önceki Mesaj   sonraki Mesaj Next
  #1  
Alt 21.10.17, 18:15
 
Üyelik tarihi: 28.01.15
Bulunduğu yer: Erzurum
Mesajlar: 100
Forum Puanı: 4293
Etiketlendiği Mesaj: 21 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart Güzel Nasihatlar...

KÖTÜ HUYUN ZARARI

"Muhammed Sıbgatullah", Allah adamlarından.
Bir gün Ona sordular, "Kötü huylu" olmaktan.


Buyurdu: ("Kötü insan", kötü bilir herkesi.
Bulunmaz kendisinde, merhametin zerresi.


Nankördür, eşe dosta hiç değildir vefâkâr.
Bir iyilik yapsa da, sonradan başa kakar.


Tanımaz helâl harâm, sakınmaz günâhlardan.
Kimseyle geçinemez, incinir herkes ondan.


Hattâ o, çok yapsa da nâfile ibâdeti,
Alamaz sevâp ecir, boşa gider zahmeti.


Hadîste buyuruldu: (Kötü huylu kimseler,
Huyları sebebiyle, Cehenneme girerler.)

Kötü huylu bir kişi, benzer "kırık testi"ye.
Ne yama kabûl eder, ne de döner eskiye.


Öyle fenâlıktır ki "kötü huy" bir insanda,
Görmez iyiliğinin faydasını Mîzânda.


İster ki, başkasına zarar versin durmadan.
Zîrâ böyle kişiler, zevk alır hep bunlardan.


Hâlbuki kuyu kazsa, birine, biri eğer,
Kazdığı o kuyuya, evvelâ kendi düşer.


Vaktiyle garip biri, bir köyden geçer iken,
Bir fırına uğrayıp, "ekmek" ister içerden.


Velâkin parasını vermek istediğinde,
Bakar ki, hiç parası kalmamış üzerinde.


Bir "Dilenci" zanneder, fırıncı onu o an.
Kalbinden geçirir ki: "Bıktım artık bunlardan".


Bir ekmeğin içine, bolca Zehir koyarak,
Verir o zavallıya, Allah'tan korkmıyarak.


Hiç bir şeyden haberi olmayan o müslümân,
O "Zehirli ekmeği", alıp gider oradan.


Bir köye girdiğinde, rast gelir Genç birine.
Askerden terhis olmuş, dönüyormuş evine.


Acıkmış olduğunu söyleyince genç kişi,
Ona merhametinden, acır ve yanar içi.


Fırıncıdan aldığı ekmeği verir ona.
Gönül râhatlığıyla, devâm eder yoluna.


Genç, orada oturup, o ekmeği yiyerek,
Yürür gider evine, hiç bir şey bilmiyerek.


Lâkin başlar içinde o Zehirin tesiri.
Ve başlar titremeye vücûdunun her yeri.


Artık son nefesini alırken o genç adam,
Der ki: (Ben, köyümüze yeni girmiştim ki tam,


Yolcunun birisinden, bir ekmek alıp yedim.
Ondan sonra başladı titremeye her yerim.)


Bunu duyan fırıncı, başlar bir dövünmeye.
Der: (Eyvâh, o zehiri ben koydum o ekmeğe.


Keşke yapmaz olaydım, yaptığım iş doğru mu?
Ben, kendi elim ile zehirledim oğlumu.)


Ne kadar pişmân olup, üzüldüyse de içten,
Lâkin oğlu ölmüştü, geçmiş idi iş işten.)


---------- Post added 21.10.17 at 18:18 ----------

MÜFLİS KİMDİR?

"Abdurrahmân Kerkûkî", âlim ve velî bir zât.
Bir gün sevdiklerine, şöyle etti nasîhat:

(Kardeşlerim, kaçının her günâh ve harâmdan.
Bilhassa titizlikle, sakının Kul hakkından.

Nitekim Resûlullah, hitâb edip eshâba,
(Müflis kimdir?) diyerek, suâl etti bir defâ.

Dediler ki: (Müflisin, şu ki bizce mânâsı,
Kalmamıştır elinde, hiç malı ve parası.)

Buyurdu: (Asıl müflis, şu kuldur ki ey eshâb!
O, dünyâ hayâtında kazanmıştır çok sevâb.

Namâz oruç, hac zekât, yapmıştır çok hasenât.
O, bu sevaplarıyla mahşere gelir, fakat,

Onun bunun hakkına, tecâvüz eylemiştir.
Kiminin arkasından, gıybetini etmiştir.

Kimisini dövmüş ve sövmüştür diğerini.
Veyâhut incitmiştir, bâzısının kalbini.

Türlü Kul haklarıyla, gelir mahşer yerine.
Verilir sevapları, bu hak sâhiplerine.

Lâkin öyle çoktur ki alacaklı olanlar,
Hepsini ödemeden, tükenir o sevaplar.

Verecek sermâyesi kalmayınca onlara,
O hak sâhiplerinin günâhları, bu defâ,

Onlardan alınarak, bu kula yükletilir.
Hor ve zelîl olarak, Cehenneme itilir.)

Eshâb, bunu duyunca Allah'ın Resûlü'nden,
Ağladılar herbiri, bunun üzüntüsünden.

Bir gün de, eshâbına, Allah'ın sevgilisi,
Buyurdu: (Çok seviniz siz birbirlerinizi.

Vazîfeli bir melek, nidâ eder mahşerde:
(Allah rızâsı için sevişenler nerede?)

Arş-ı âlâ altında, toplanarak o zevât,
Nûrdan kürsîlerinde, beklerler gâyet râhat.)

Bir gün de buyurdu ki: (Birinizin, faraza,
Kapısının önünde, akan bir Nehir" olsa,

O kişi, o nehirde, beş defâ günde eğer,
Yıkansa, üzerinde kalır mı kirden eser?)

Arz ettiler ki: (Hayır, o böyle yapsa şâyet,
Kir kalmaz üzerinde, temiz olur o gâyet.)

Buyurdu ki: (Beş vakit namâz dahî böyledir.
Onu güzel kılanlar, günâhtan temizlenir.)

Bir gün de buyurdu ki: (Ey eshâbım, şimdi siz,
Bir koyun sürüsü'nün "Çoban"ı gibisiniz.

Nasıl ki mes'ûl ise her çoban, sürüsünden,
Siz dahî mesulsünüz, kendi iyâlinizden.

Evlâtları yüzünden, çok anne ve babalar,
O gün, "Veyl" ismindeki Cehennemde yanarlar.

Zîrâ öğretmediler dînini çocuklara.
Sırf "Para kazanma"yı, öğrettiler onlara.

Ben onlardan uzağım, onlar da benden uzak.
Merhamet etmiyecek onlara cenâb-ı Hak.)

Alıntı ile Cevapla
 

Etiketler
guzel, nasihatlar


Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Muhyiddin ibn-i Arabiden Tavsiyleler (Mutlaka Okuyun) HeartLess Tasavvuf & Tarikatler 22 21.11.25 04:06
Güzel hayat nedir? Gercek Sizden Gelenler 1 17.11.24 00:31
Günlerin saatleri gecelerin saatleri havvas esrarı ve duaları gunes Havas ilmi Genel Bilgiler 6 06.12.21 21:13
Anlayışsızlara verilecek en güzel cevap Torlak Hayat Dersleri & Hikayeler 0 26.08.21 10:19
Rüyada Güzel kokulu nebatlar Havasokulu E-F-G Harfleri Rüya Tabirleri 0 30.09.17 22:24


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 18:33.


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com