iyileşeceğine inanmak seni iyileştirir
"İyileşeceğine inanmak" soyut bir söz gibi dursa da, beyinde ölçülmüş, gerçek bir kimyasal karşılığı var — ve bu, tıp biliminin en çok araştırdığı fenomenlerden biri: plasebo etkisi.
Torino Üniversitesi'nden nörobilimci Fabrizio Benedetti ve ekibi, yıllar süren araştırmalarında Parkinson hastalarını inceledi. Bu hastalar, beyin cerrahisi (derin beyin stimülasyonu) sırasında zaten uyanık ve elektrotlarla izleniyordu; bu da araştırmacılara benzersiz bir fırsat sundu: tek tek nöronların gerçek zamanlı aktivitesini ölçebiliyorlardı. Benedetti, hastalara etkisiz bir madde (plasebo) verip bunun gerçek ilaç olduğuna inandırdığında, beynin ödül ve hareket kontrolüyle ilişkili bölgesi olan striatumda gerçek bir dopamin salınımı gözlemledi — bu, 2001'de de la Fuente-Fernández ve ekibinin Science dergisinde yayımladığı PET görüntüleme çalışmasıyla da doğrulanmıştı. Ayrıca subtalamik çekirdekteki nöronların ateşleme hızının yaklaşık %40 azaldığı, bunun da hastaların daha rahat hareket etmesini sağladığı bulundu.
Ancak Benedetti'nin 2016'da Journal of Physiology'de yayımladığı takip çalışması önemli bir inceliği ortaya koydu: plasebo etkisinin ortaya çıkması için sadece "inanmak" yetmiyor; beynin önceden gerçek bir tedaviyle "eğitilmiş" olması gerekiyor. Yani plasebo etkisi sihirli bir "istersen olur" mekanizması değil, beynin geçmiş deneyimlerden öğrendiği bir beklenti sistemi.
Bilimsel dürüstlük adına eklemek gerekir: plasebo etkisi gerçek ve ölçülebilir olsa da, gücü hastalığa, kişiye ve bağlama göre büyük farklılık gösteriyor; ciddi hastalıkların yerini alacak bir tedavi değil. Ama gösterdiği şey çok net: zihnin beklentisi, beynin kimyasını gerçekten değiştirebiliyor.
Kaynak: de la Fuente-Fernández, R. et al. (2001). "Expectation and dopamine release: mechanism of the placebo effect in Parkinson's disease." Science, 293(5532), 1164-1166. Ayrıca bkz. Benedetti, F. (2016), The Journal of Physiology, 594(19).
|