Havas Okulu

Havas Okulu (https://www.havasokulu1.com/)
-   ilginç konular & Teoriler (https://www.havasokulu1.com/ilginc-konular-teoriler/)
-   -   Mehdilik ve Deccal. (https://www.havasokulu1.com/ilginc-konular-teoriler/1663-mehdilik-ve-deccal.html)

Devrimci 10.04.16 02:30

Mehdilik ve Deccal.
 
Arkadaşlar bu gece chatte Mehdilik üzerine biraz sohbet ettik.Ben eksik veya yanlış bilebilirim.Ben kuranda mehdi geleceğine dair bir ayet olmadığını ve bu konudak hadislerin de sahih olmadığını savunmuştum.Bu konuyu açarak gerçeklerin keşfi adına konuya mesaj yazın.Bilen arkadaşlar görüşlerini paylaşsınlar.
Ben hatalı veya cahil olabilirim.Bu konuda gerçek bilgi sahibi arkadaşlarımın konuya müdahil olup bizleri aydınlatmaları yerinde olacaktır.
Bana göre incillerde geleceği bahsedilen mehdi(kurtarıcı)bizim peygamberimiz Hz.Muhammed S.A.V.S. dir.

Sin 11.04.16 11:42

Hz. isa a.s için ayetler

Nisa Suresi, 157. ayet

Ve: "Biz, Allah'ın Resulü Meryem oğlu Mesih İsa'yı gerçekten öldürdük." demeleri nedeniyle de (onlara böyle bir ceza verdik.) Oysa onu öldürmediler ve onu asmadılar. Ama onlara (onun) benzeri gösterildi. Gerçekten onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, kesin bir şüphe içindedirler. Onların bir zanna uymaktan başka buna ilişkin hiçbir bilgileri yoktur. Onu kesin olarak öldürmediler."

Nisa Suresi, 158. ayet:

"Hayır; Allah onu Kendine yükseltti. Allah üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir."

Sin 11.04.16 11:54

Mehdi'nin çıkışını inkar eden, muhakkak Muhammed (asm)'e indirilene küfretmiştir. Meryem'in oğlu İsa'nın inişini inkar eden de muhakkak kafir olmuştur. Deccal'in çıkacağını kabul etmeyen de muhakkak kafirdir." hadisi de İslam alimleri tarafından kullanılan bir diğer delildir. Bu hadis, Şeyh Hace Muhammed Parisa'nın "Faslu'l Hitap", Şeyh Ebu Bekir el Kelabazi'nin "Meani'l Ahbar", İmam Süheyli'nin "er-Ravuzu'l Ünüf", İmam Suyuti'nin "el-Arful Verdi fi Ahbaril Mehdi" gibi ünlü İslami kaynaklarda yer almaktadır. Ayrıca Şeyh Ebu Bekir, bu hadisin senetini de açıklamıştır: "Bize Muhammed İbni Hasen, ona Ebu Abdillah el-Huseyn İbni Muhammed, ona İsmail İbni Üveys, ona Malik İbni Ebes, ona Muhammed İbni Münkedir, ona da Cabir İbni Abdillah Hazretleri böylece bildirmişlerdir."

HeartLess 11.04.16 12:10

Çok geniş anlatım ve araştırmayla sunuyorum lütfen dikkatlice okuyunuz

Hz Muhammed Mustafa (Sav) Mehdi'nin, Hicri 1400'lü Yıllarda Geleceğini Açıkça Haber Vermiştir

Peygamberimiz (sav) bir hadisinde yüzyıl başlarının önemine şöyle dikkat çekmiştir: Dünya kurulduğundan beri her yüz (yıl)ın başında önemli bir olay olmuştur. Bir yüzün başında da Deccal çıkar ve İsa ibn-i Meryem (as) inerek onu öldürür. (İbn-i Ebi Hatem; Geleceğin Tarihi 3, s.153)

Yukarıdaki hadiste görüldüğü gibi Hz. İsa'nın yüzyıl başında çıkacağı haber verilmiştir. Ayrıca Peygamber Efendimiz (sav) bazı hadislerinde Mehdi'nin geliş tarihi olarak da açıkça 1400 yılını vermiştir. Bu hadislerden biri şöyledir: İnsanlar 1400 senesinde Mehdi'nin yanında toplanacaklardır. (Risaletül Huruc-ül Mehdi, sf. 108)
Saidi Nursi hazretleri ;
Mehdi Hicri 14. Asırda Gelecektir
Ta ahir zamanda, hayatın geniş dairesinde asıl sahibleri, yani Mehdi ve şakirtleri, Cenab-ı Hakk'ın izniyle gelir, o daireyi genişlendirir ve o tohumlar sünbüllenir. Bizler de kabrimizde seyredip Allah'a şükrederiz.
(Sikke-i Tasdik-i Gaybi, 138-Kastamonu Lahikası, 72)
Çok zaman evvel bir ehl-i velayetten işittim ki; o zat, eski velilerin gaybı işaretlerinden istihrac etmiş ve kanaati gelmiş ki; "Şark tarafından bir nur zuhur edecek, bid'atlar zulümatını dağıtacak." Ben, böyle bir nurun zuhuruna çok intizar ettim ve ediyorum. Fakat çiçekler baharda gelir. Öyle kudsi çiçeklere zemin hazır etmek lazım gelir. Ve anladık ki, bu hizmetimizle o nurani zatlara zemin izhar ediyoruz.
(Sikke-i Tasdik-i Gaybi- 189 Mektubat, 345)
O ileride gelecek acib şahsın bir hizmetkarı ve ona yer hazır edecek bir dümdarı ve o büyük kumandanın pisar bir neferi olduğunu zannediyorum.
(Barla Lahikası, 162)
Bediüzzaman hazretleri yukarıdaki izahlarında; yaptığı çalışmalarla Mehdi'ye uygun ortam hazırladığını ve Mehdi geldiğinde kendisinin vefat etmiş olacağını, Mehdi'nin hizmetlerini kendi kabrinden seyredeceğini ifade etmektedir.
MEVDUDİ

...Fakat şu bir gerçek ki, Allah (cc)'ın hakimiyetini bütün dünyada tesis eden bir müceddid gelecektir. İster çok yakında isterse çok sonraları olsun, fark etmez, O, Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde açıkça tanımlanmış olan İmam Mehdi'dir. Onunla ilgili olarak bazı işaretler de yine bizzat Peygamberimiz (sav) tarafından açıklanmıştır.

Bu işaretler, Müslim, Tirmizi, İbni Mace ve diğer bazı hadis kitaplarındaki hadislerde açıklanmıştır. Biz bu rivayetlerden sadece birini burada zikretmek istiyoruz. Şuna inanıyoruz ki, İmam Mehdi geldiği zamanın en ideal komutanı, lideri olacaktır. Buradaki idealden maksadım şudur: çağın bütün gerçeklerini bilecek, tam bir yönetici yeteneğine sahip bir insan olacaktır. Korkarım ki, onu ilk reddedecek olanlar gelenekçi ulema sınıfı ve sufi takımından başkası olmayacaktır... (Mevdudi, "İslam'da İhya Hareketleri", s. 52-55)

MUHYİDDİN ARABİ

Bilin ki, Mehdi mutlaka çıkacaktır. Ancak yeryüzü zulüm ve işkence ile dolmadıkça; çıkmayacaktır. İşte o da böyle bir zamanda çıkacak, dünyayı doğruluk ve adelet ile dolduracaktır. Hatta dünyada tek bir gün kalsa, Allah o günü uzatacak, taki o halife gelsin. Bu, mutlaka Allah'ın Resulü'nün soyundan olacak Hz. Fatıma evladından gelecektir. ("Futuhat-El Mekkiye", 366. bab, c. 3, s. 327- 328)

SAHİH-İ MÜSLİM

Ebu Hureyre (RA) den: Resulullah (SAV): "Meryem oğlu (İsa aleyhisselam) içinize indiği ve sizden (birini) imam yaptığı zaman haliniz nasıl olacaktır?" buyurdu. (Sahih-i Müslim ve Tercemesi, Mütercim: Mehmed Sofuoğlu, İrfan Yayınevi, İstanbul 1972, c. 1, s. 208)

SÜNEN-İ TİRMİZİ

Abdullah (RA)den rivayet edilmiştir: Resulullah (SAV) buyurdu ki: "Ehli beytimden ismi ismime mutabık olan bir kişi başa geçecektir." Asım diyor ki: Ebu Salih, Ebu Hüreyre'nin şöyle dediğini bize bildirdi: "Dünyanın ancak bir günlük ömrü kalmış olsa, onun başa geçmesi için Cenab-ı Allah o günü behemehal uzatır." (Sünen-i Tırmizi Tercemesi, Hadis No: 2332, Mütercim: Osman Zeki Mollamahmutoğlu, Yunus Emre Yayınları, c. 4, s. 92)

SÜNEN-İ EBU DAVUD

"Mehdi ben(im neslim) dendir. O açık alınlı ve ince burunludur. Dünyayı zulümle dolduğu gibi adaletle dolduracak ve yedi sene hüküm sürecektir." (Ahmed, b. Hanbel II-291, III-17) (Sünen-i Ebu Davud Terceme ve şerhi cilt. 14, Şamil Yayıncılık, K. el-Mehdi (35), s. 404)

SÜNEN-İ İBNİ MACE

Doğudan bir takım insanlar çıkacak ve Mehdi için ortam hazırlıyacaklar, buyurdu. O, Mehdi'nin hükümdarlığını kasdeder. (Sünen-i İbni Mace Kitabü-l'fiten Tercemesi ve Şerhi- Kahraman Neşriyat, cilt 10, Mütercim: Haydar Hatipoğlu, Bab: 34; s. 350)


İMAM ŞARANİ

Ebu Davud'un rivayet ettiği hadisi şerifte Allah'ın Resulü: Dünya tek bir gün kalsa bile Allah Teala muhakkak o günü uzatır ve yüce Allah o günde benim neslimden yahut da Ehl-i Beyti'mden adı adıma, babasının adı da babamın adına uygun olan (yani Abdullah oğlu Muhamed olan) kemal sahibi bir kimseyi gönderir, buyurmuştur

İBN-İ KESİR

Resulullah buyuruyor: "Ümmetim arasından el Mehdi olacaktır. (İbni Kesir, "Nihayetü'l-Bidaye ve'n Nihaye", 1/42, "İ. Maceh", Fiten, 34, H. 4083)


İMAM-I RABBANİ

Bilesin ki bir hadis-i şerifte, Resulullah (SAV) efendimiz şöyle buyurmuştur: "Küfür her yanı istila edip hükmü cemiyet içinde aşikare işlenmedikçe Mehdi zuhur etmez." (Mektubat, c.2, 381. Mektup, s. 1169-1171)

Hz. Mehdi valiyetin en yükseğindedir. (Mektubat, s.357 (251. mektuptan))

HÜSEYİN HİLMİ IŞIK

Hazret-i Mehdi, ahir zamanda dünyaya gelecektir. Resullulah Efendimizin (sav) soyundan olacaktır. İsa aleyhisselamla buluşacak, mezhebleri kaldıracak, yalnız onun mezhebi kalacak, her yeri alacak, her yerde adalet olacak, Eshab-ı Kehf, uyanıp mağaradan çıkarak, Mehdi'nin askeri olacaktır.

Hazret-i Mehdi çıkmadan evvel, küfr ve kafirlik her tarafa yayılacak, İslam ve müslimanlar garib olacakdır. (H.Hilmi Işık, Saadeti Ebediye s. 350)


MAHMUD ES'AD COŞAN

...Ben bazı arkadaşlara dedim ki: "Bakın Mehdi kıyamet alametlerinden birisidir, çıkacak. Onun zamanında yaşayan insanlar, (velev habven ales selci) buz üzerinde emekleyerek dahi olsa, ona ulaşıp, onun askeri olmaları lâzım!..."

...Mehdi sevgisi hepimizin içinde vardır. Mehdi'ye bağlanmak arzusu hepimizin arzusudur... (Prof. Dr. Mahmud Es'ad COŞAN, "Güncel Meseleler")

MEHMET ŞEVKET EYGİ

Ashabın büyüklerinden Ka'b hazretlerinin (RA) Resulullah Efendimiz hakkında nazmettiği "Banet Sü'ad" adlı kasideye, ondukuzuncu asır Osmanlı ricalinden Eyüb Sabri Paşa "Azizü'l-Asar" adıyla bir şerh yazmış ve bu 1291 yılında İstanbul'da 283 sahife olarak basılmıştır. Bu kitabın 176'ncı sayfasından özetle şöyle yazılmaktadır: "Bazı keşif sahipleri Hazret-i İmam Mehdi radiyallahu anh'ın 1400 hicri yılında zuhur edeceğini tahmin etmişlerdir... Bazıları ise 1422 yılını göstermiştir."

Şu anda Müslümanlar kendi akıllarıyla birleşemiyor, kurtulmak, izzet bulmak için yapılması gereken hizmet ve faaliyetleri yapamıyor. Artık Mehdi'yi beklemekten başka çare kalmamıştır. (Mehmet Şevket Eygi, Milli Gazete, 15/06/1998)
3 / AL-İ İMRAN - 81
Ve iz ehazallâhu mîsâkan nebiyyîne lemâ âteytukum min kitâbin ve hikmetin summe câekum resûlun musaddikun limâ meakum le tu’minunne bihî ve le tensurunneh(tensurunnehu), kâle e akrartum ve ehaztum alâ zâlikum ısrî, kâlû akrarnâ, kâle feşhedû ve ene meakum mineş şâhidîn(şâhidîne).
Hani o zaman ki; Allah, peygamberlerin (nebîlerin) MİSAK'ini (yeminini) almıştı: “Andolsun ki; size Kitap ve hikmet verdim, sizlerden sonra sizinle beraber bulunanı (Allah'ın sizlere verdiği kitapları) tasdik eden Resûl gelince, O'na mutlaka îmân edecek ve O'na mutlaka yardım edeceksiniz. Bunu ikrar ettiniz mi ve bu ağır ahdimi üzerinize aldınız mı?” “İkrar ettik.” dediler. “Öyle ise şahit olun. Ben de sizinle beraber şahitlerdenim.” buyurdu.

MEHDİ A.S geleceğini KURAN’ı kerimde ayetlerde Allahüteala Ulül azm Peygamberler den de misak aldığını belirterek anlatmaktadır.Bu misak BAKARA -81 VE 82 de belirtilmektedir. Bu misak için Peygamber efendimiz kasdediliyor diyen din adamları yanılmaktadırlar ,
33 / AHZAB - 7
Ve iz ehaznâ minen nebîyyîne mîsâkahum ve minke ve min nûhın ve ibrâhîme ve mûsâ ve îsebni meryeme ve ehaznâ minhum mîsâkan galîzâ(galîzan).
O zaman ki; Biz, nebîlerden onların misaklerini almıştık. Ve senden ve Hz. Nuh'tan ve Hz. İbrâhîm'den ve Hz. Musa'dan ve Meryemoğlu Hz. İsa'dan ve onlardan ağır bir misak aldık.
Allahüteala da bunu bildiği için misak aldığı Peygamberler arasında Sevgili Peygamberimizin de bulunduğunu açıklamakta ve tuzak kuranların tuzaklarını boşa çıkarmaktadır.
44 / DUHAN - 10
Fertekib yevme te’tîs semâu bi duhânin mubîn(mubînin).
Artık göğün, apaçık duman (fitne) getireceği günü gözle.
44 / DUHAN - 11
Yagşân nâs(nâse), hâzâ azâbun elîm(elîmun).
(O fitne ki) insanları (insanların büyük kısmını) sarmıştır. İşte bu, elîm bir azaptır.
44 / DUHAN - 12
Rabbenekşif annel azâbe innâ mû’minûn(mû’minûne).
Rabbimiz, azabı bizden kaldır. Muhakkak ki biz, mü'minleriz.
44 / DUHAN - 13
Ennâ lehumuz zikrâ ve kad câehum resûlun mubîn(mubînun).
Onlara (herşeyi) açıklayan bir resûl gelmişti. (Buna rağmen resûlün söylediklerinden) ibret almadılar.
44 / DUHAN - 14
Summe tevellev anhu ve kâlû muallemun mecnûn(mecnûnun).
Ve (O'NA) (şeytan tarafından vahyedilerek) “öğretilmiş” ve “deli” dediler ve sonra O'NDAN yüz çevirdiler.
44 / DUHAN - 15
İnnâ kâşifûl azâbi kalîlen innekum âidûn(âidûne).
Muhakkak ki Biz, azabı biraz kaldırsak (bile), şüphesiz ki siz (şirke) dönecek olanlarsınız.
Allahüteala bu velisinin kıyamete yakın bir zamanda geleceğini anlatmak için Peygamber efendimize hitaben göğün dumanla kaplanacağı bir günü gözle diyerek,ahir zamandaki dünyayı saracak kıyamet alametlerinin büyüğü olan fitneden bahsetmektedir. İşareti ise ona din adamları tarafından öğretilmiş deli diyecekleri ve ondan yüz çevirecekleridir.
25 / FURKAN - 27
Ve yevme yeadduz zâlimu alâ yedeyhi yekûlu yâ leytenîttehaztu mear resûli sebîlâ(sebîlen).
Ve o gün, zalim ellerini ısırır: “Keşke resûlle beraber (Allah'a giden) bir yol ittihaz etseydim.” der.
25 / FURKAN - 28
Yâ veyletâ leytenî lem ettehız fulânen halîlâ(halîlen).
Yazıklar olsun, keşke ben filanı (o kişiyi) dost edinmeseydim.
25 / FURKAN - 29
Lekad edallenî aniz zikri ba’de iz câenî, ve kâneş şeytânu lil insâni hazûlâ(hazûlen).
Andolsun ki; bana zikir (Kur'ân'daki ilim) geldikten sonra beni zikirden saptırdı ve şeytan, insana yardımı engelleyendir.
25 / FURKAN - 30
Ve kâler resûlu yâ rabbi inne kavmîttehazû hâzel kur’âne mehcûrâ(mehcûran).
Ve resûl: “Ey Rabbim! Muhakkak ki benim kavmim, bu Kur'ân'dan ayrıldı (Kur'ân'ı terketti).” dedi.
Ve bu elçisi kuranın terk edildiği bir dönemde görevli olacağı ve kavmim kuranı terk etti diyerek,kuran kavramlarını yeniden insanlara açıklayacaktır.

3 / AL-İ İMRAN - 119
Hâ entum ulâi tuhıbbûnehum ve lâ yuhıbbûnekum ve tû’minûne bil kitâbi kullih(kullihi), ve izâ lekûkum kâlû âmennâ, ve izâ halev addû aleykumul enâmile minel gayz(gayzi), kul mûtû bi gayzikum, innallâhe alîmun bi zâtis sudûr(sudûri).
(Ey mü'minler)! Siz öyle kimselersiniz ki; onlar, sizi sevmedikleri halde siz, onları seversiniz ve siz Kitab'ın bütününe îmân edersiniz. Onlar, sizinle karşılaştıkları zaman: “Îmân ettik.” derler. Ama tenhada, kendi başlarına kaldıkları zaman size olan öfkelerinden (dolayı), parmak uçlarını ısırırlar. De ki: “Öfkenizle ölün.” Hiç şüphesiz Allah, sinelerde olanı bilir.
Peygamberimiz ve sahabe zamanında ayette de görüldüğü gibi Kuranın tamamı yaşandığı ve kuran terk edilmediğine göre,Kuran bu devir de terk edilmiş ve bugünü işaret etmektedir.
Ahir zamanda gelecek olan Mehdi a.s. Kurandan kopan kavramları tekrar Kuran’a göre açıklayacak ve insanları hidayete çağıracaktır.Bir büyük savaşın ardından Hz. İsa ile beraber İslam galip gelecek ve deccalı beraberce öldürecek-lerdir.Sabikunel ahirin devri yaşanacak ve insanlar çok büyük bir refah içine gireceklerdir.Bu nedenle bu dönem bir altın çağ olacaktır.






1- HZ. MEHDİ’NİN MUHAKKAK ÇIKACAĞINI BİLDİREN HADİSLER HANGİLERİDİR?
HZ. MEHDİ’NİN AHİR ZAMANDA MUHAKKAK ÇIKACAĞINI BİLDİREN HADİSLERDEN BAZILARI ŞUNLARDIR:
EĞER DÜNYADAN BİR GÜN BİLE KALSA, ALLAH, O (HZ. MEHDİ) İDAREYİ ELE ALINCAYA KADAR O GÜNÜ UZATIRDI.
(kitab-ül burhan fi alamet-il mehdiyy-il ahir zaman, s. 10)
EĞER DÜNYADAN BİR GECE BİLE KALSA, ALLAH ONU UZATIR VE EHLİ BEYTİMDEN BİRİSİNİ (HZ. MEHDİ) MELİK KILARDI.
(kitab-ül burhan fi alamet-il mehdiyy-il ahir zaman, s. 10)
ÜMMETİM ARASINDA MEHDİ GELECEKTİR… ÜMMETİM ONUN ZAMANINDA İYİ VE KÖTÜNÜN, BENZERİYLE NİMETLENMEDİĞİ BİR NİMETLE NİMETLENECEK, SEMA ÜZERLERİNE BOL YAĞMUR YAĞDIRACAK, ARZ NEBATINDAN HİÇBİR ŞEY SAKLAMAYACAKTIR.
(kitab-ül burhan fi alamet-il mehdiyy-il ahir zaman, s. 9)
DÜNYADAN BİR GECE BİLE KALSA, ALLAH O GECEYİ UZATIR VE EHLİ BEYT’İMDEN BİRİSİ GELEREK DÜNYAYA HAKİM OLURDU. ONUN ADI ADIMA, BABASININ ADI BABAMIN ADINA UYAR. DAHA ÖNCE YERYÜZÜ NASIL ZULÜMLE DOLDUYSA, O, ONU ADALETLE DOLDURACAKTIR.
(kitab-ül burhan fi alamet-il mehdiyy-il ahir zaman, s. 11)
2- MEHDİ KELİMESİNİN ANLAMI NEDİR?
“MEHDİ”, KELİME OLARAK, ”HİDAYETE ERMİŞ, HİDAYET BULMUŞ KİŞİ” ANLAMINA GELİR (İSLAM ANSİKLOPEDİSİ, “MEHDİ”, C. 5, S. 149). DİNİ LİTERATÜRDE VE HALK ARASINDA İSE PEYGAMBERİMİZ (SAV)’İN AHİR ZAMANDA GELECEĞİNİ MÜJDELEDİĞİ MÜBAREK ZATIN İSMİ OLARAK GEÇMEKTEDİR. BİR İSLAMİ KAYNAKTA KELİMENİN TANIMI ŞÖYLE YAPILMAKTADIR:
“MEHDİ”: ALLAH’IN HAKİKATEN HAK YOLUNA GÖTÜRDÜĞÜ KİMSEDİR. BU SÖZCÜK, İSİMLER ARASINDA O KADAR ÇOK KULLANILMIŞTIR Kİ BİLİNEN İSİMLERDEN OLMUŞTUR. PEYGAMBER’İN AHİR ZAMANDA GELECEĞİNİ MÜJDELEDİĞİ KİMSE BU İSİMLE ADLANDIRILMIŞTIR.
(ibn’ül-esir el-cezeri, “en-nihaye fi garib’il-hadisi ve’l-eser”, c. 4, s. 244)
BİR BAŞKA KAYNAKTA DA HZ. MEHDİ HAKKINDA ŞÖYLE BİR AÇIKLAMA YER ALMAKTADIR:
MEHDİ ALLAH’IN HAK YOLA ERDİRDİĞİ KİMSEDİR. MEHDİ PEYGAMBER’İN (SAV) AHİR ZAMANDA GELECEĞİNİ MÜJDELEDİĞİ, KENDİ AİLESİNDEN OLAN KİMSENİN ADIDIR. YERYÜZÜNÜ ADALET VE EŞİTLİKLE DOLDURACAK; ZULÜM VE HAKSIZLIKLA DOLMUŞ İKEN. O KONSTANTİNİYYE’DE (EL-MÜNCİD Fİ’L-A’LAM) MESİH İLE BİRLİKTE OLACAK. ARAB’A VE ARAP OLMAYAN HERKESE HÜKMEDECEK, DECCAL’İ ÖLDÜRECEK… ONUN ZUHUR EDECEĞİNİ DOST VE DÜŞMAN İNKAR ETMİŞTİR. ONUN KIYAMINA DAİR RİVAYETLER TEVATÜRE ULAŞMIŞTIR. ALLAH’IM! O’NUN ZUHURUNU ÇABUKLAŞTIR…
(fahrettin et-türeyhi, mecma’ül-bahreyn ve matla’ün-nayyireyn, c. 1, s. 475-476)
3- HZ. MEHDİ HANGİ SOYDAN OLACAKTIR?
HADİSLERDE HZ. MEHDİ’NİN PEYGAMBERİMİZ (SAV)’İN SOYUNDAN OLACAĞI BİLDİRİLMEKTEDİR. HZ. MEHDİ’NİN BU ÖZELLİĞİNİ HABER VEREN HADİSLERDEN BAZILARI ŞÖYLEDİR:
KIYAMETİN KOPMASI İÇİN ZAMANDA SADECE BİR GÜNDEN BAŞKA VAKİT KALMAMIŞ DA OLSA ALLAH (CC) BENİM EHL-İ BEYT’İMDEN (SOYUMDAN) BİR ZATI (HZ. MEHDİ’Yİ) GÖNDERECEK.
(sünen-i ebu davud, 5/92)
BENİM EHL-İ BEYT’İMDEN BİR ŞAHIS BÜTÜN DÜNYAYA HAKİM OLUNCAYA KADAR GÜNLER VE GECELER GİTMEZ.
(en-necmu’s sakıb, ukayli)
MEHDİ, KIZIM FATIMA’NIN NESLİNDENDİR.
(sünen-i ibn mace, 10/348)
MEHDİ İLE MÜJDELENİN. O KUREYŞ’TEN VE EHL-İ BEYT’İMDEN BİR KİŞİDİR.
(kitab-ul burhan fi alamet-il mehdiyy-il ahir zaman, s. 13)
MEHDİ, BENİM ÇOCUKLARIMDAN BİRİSİDİR. YÜZÜ GÖKYÜZÜNDE PARLAYAN YILDIZ GİBİDİR. (ALİ B. SULTAN MUHAMMED EL-KARİ EL-HANEFİ’NİN “RİSALETÜL MEŞREB ELVERDİ Fİ MEZHEBİL MEHDİ”)
BÜTÜN PEYGAMBERLER BİRBİRİNİN SOYUNDANDIR. HZ. MEHDİ DE HADİSLERDE BELİRTİLDİĞİNE GÖRE BU SOYDAN GELMEKTEDİR. HALK ARASINDA BU SOYDAN GELENLERE ”SEYYİD” DENMEKTEDİR. ”HZ. MEHDİ DE SEYYİD OLACAKTIR.”
ALLAH, KURAN’DA BİRBİRLERİNİN SOYUNDAN GELEN ELÇİLERDEN BAHSETMEKTEDİR (EN’AM SURESİ, 83-84). BU AYETLER HZ. MEHDİ’NİN DE AYNI SOYDAN GELECEĞİNE İŞARET EDİYOR OLABİLİR. (EN DOĞRUSUNU ALLAH BİLİR).
4- HZ. MEHDİ NEREDE DOĞACAKTIR?
O, MEDİNE’DE DOĞACAKTIR… NUAYM B. HAMMAD. İMAM ALİ (KV) DEN BÖYLE NAKLETMİŞTİR.
KURTUBİ’NİN TEZKİRESİNDE, ONUN MAĞRİB ÜLKELERİNDEN ÇIKACAĞI, ORADAN GELİP DENİZİ GEÇECEĞİ ANLATILMAKTADIR.
(kıyamet alametleri, 7. baskı, s.162)
(MEDİNE KELİMESİ ARAPÇADA ”ŞEHİR” ANLAMINA GELMEKTEDİR.)
5- HZ. MEHDİ’NİN İSMİ NE OLACAKTIR?
PEYGAMBER EFENDİMİZ (SAV)’İN PEK ÇOK HADİSİNDE, HZ. MEHDİ’NİN ADININ PEYGAMBERİMİZ (SAV)’İN ADINA ”MUVAFIK” YANİ ”UYGUN” OLACAĞI BİLDİRİLMEKTEDİR. BU HADİSLERDEN BAZILARI ŞÖYLEDİR:
EY İNSANLAR, MUHAKKAK ALLAHU TEALA SİZE ZALİMLERİ, MÜNAFIKLARI VE ONLARA UYANLARI MENETMİŞ VE SİZE ÜMMETİ MUHAMMED’İN EN HAYIRLISI OLAN VE MEKKE’DE BULUNAN, İSMİ AHMED, BABASININ İSMİ ABDULLAH OLAN HZ. MEHDİ’Yİ REİS KILMIŞTIR. ONA KATILINIZ.
(el-kavlu’l muhtasar fi alamatil mehdiyy-il muntazar, s. 31)
GÖKTEN ŞÖYLE BİR SES DUYULACAK: “EY İNSANLAR ARTIK ALLAH CEBBARLARI, MÜNAFIK VE YARDIMCILARINI SİZDEN UZAKLAŞTIRDI. ÜMMET-İ MUHAMMED’İN EN HAYIRLISINI BAŞINIZA GETİRDİ. MEKKE’DE ONA KATILIN, O MEHDİ’DİR. İSMİ DE AHMED B. ABDULLAH’DIR. DİĞER BİR RİVAYET: “SİZE MUHAMMED ÜMMETİNİN EN HAYIRLISI OLAN CABİR’İ TAYİN ETTİ. MEKKE’DE ONA YETİŞİN O MEHDİ’DİR. İSMİ MUHAMMED B. ABDULLAH’TIR!”
(kıyamet alametleri, medineli allame muhammed b. resul el-hüseyin el berzenci, pamuk yayıncılık, 8. baskı, s. 165)
RİVAYETLERİN ÇOĞUNDA MEHDİ’NİN İSMİ “MUHAMMED” OLARAK GEÇER; BAZI RİVAYETLERDE İSE ”AHMED” DİYE ANLATILIR…
EBU DAVUD İLE TİRMIZİ’NİN İBNİ MESUT (RA)’DAN NAKİL ETTİKLERİNE GÖRE, ALLAH’IN RESULÜ (SAV) ŞÖYLE BUYURMUŞTUR: ”ONUN İSMİ İSMİME, BABASININ İSMİ DE BABAMIN İSMİNE MUVAFIK OLACAKTIR…”
(kıyamet alametleri, genişletilmiş 9. baskı, s.159-160)
PEYGAMBERİMİZ (SAV) ”ONUN İSMİ İSMİME, BABASININ İSMİ DE BABAMIN İSMİNE MUVAFIK OLACAKTIR…” DİYEREK, MEHDİ İLE İSİMLERİ ARASINDA BİR BENZERLİK OLACAĞINA DİKKAT ÇEKMİŞTİR. BU KONUYA İLİŞKİN BAZI HADİSLERİNDE İSE MEHDİ’NİN İSMİNİN ”AHMED” OLACAĞINI HABER VERMİŞTİR.
PEYGAMBERİMİZ (SAV)’İN İSMİ OLAN ”MUHAMMED” VE HADİSLERDE MEHDİ’YE İŞARET EDEN ”AHMED” İSİMLERİ ARAPÇA’DA AYNI FİİLDEN GELMEKTEDİR VE ANLAM OLARAK DA HADİSLERDE BELİRTİLDİĞİ GİBİ BİRBİRLERİNE ”MUVAFIK” YANİ ”UYGUN”DUR.
SÖZLÜK ANLAMLARINA BAKILDIĞINDA DA, HADİSLERDE İŞARET EDİLEN MUHAMMED VE AHMED İSİMLERİNİN BU ANLAM BENZERLİĞİ AÇIKÇA GÖRÜLMEKTEDİR:
AHMED: DAHA FAZLA ÖVÜLMEYE LAYIK, ÇOK, EN ÇOK METHEDİLMİŞ OLAN.
MUHAMMED: PEK ÇOK TEKRAR TEKRAR ÖVÜLMÜŞ, METHEDİLMİŞ MEALİNDE BİR İSİM.
KONUYLA İLGİLİ İŞARİ MANADA BİR AYETTE İSE ŞÖYLE BİLDİRİLMEKTEDİR:
“… BENDEN SONRA İSMİ AHMED OLAN BİR ELÇİNİN DE MÜJDELEYİCİSİYİM” DEMİŞTİ… (SAFF SURESİ, 6)
6- HZ. MEHDİ’NİN KARDEŞİ OLACAK MIDIR?
PEYGAMBERİMİZ (SAV)’İN HADİSLERİNDE HZ. MEHDİ’NİN KARDEŞİNİN AZ OLACAĞI HABER VERİLMİŞTİR:
KARDEŞİ AZ OLANDIR…
(risalet ül mehdi, s.161)
7- PEYGAMBERLERE İNDİRİLEN KİTAPLARDA HZ. MEHDİ HAKKINDA BİLGİ VAR MIDIR?
NAİM BUYURDU Kİ: BEN MEHDİ’Yİ PEYGAMBERLERİN SUHUFUNDA (SAHİFELERDE; ADEM, ŞİT, İDRİS VE İBRAHİM PEYGAMBERLERE İNDİRİLEN SAHİFE ŞEKLİNDEKİ KİTAPLARDA) ŞÖYLE BULURUM: “MEHDİ’NİN AMELİNDE NE ZULÜM NE DE AYIP YOKTUR.”
(kitab-ül burhan fi alamet-il mehdiyy-il ahir zaman, s. 21)
PEYGAMBERLERE DAİR OLAN KİTAPLARDA, “MEHDİ’NİN İŞİ ZULÜM VE KÖTÜLÜK DEĞİLDİR” ŞEKLİNDE İŞARET EDİLMİŞTİR.
(el-kavlu’l muhtasar fi alamet-il mehdiyy-il muntazar, s. 49)
İBNİ MÜNAVİ DİYOR Kİ: “DANYAL (A.S.)’İN KİTABINDA ŞÖYLE YAZILIDIR.” SÜFYANLAR 3 TANEDİR, MEHDİLER DE 3′TÜR. 1. SÜFYAN ÇIKIP ADI SANI YAYILDIĞINDA ONA KARŞI 1. MEHDİ, 2. SÜFYANA KARŞI 2. MEHDİ, 3. SÜFYANA KARŞI DA HZ. MUHAMMED MEHDİ ÇIKACAK VE ALLAH-U TEALA DAHA ÖNCE FESADA UĞRAYANLARI VE İMAN EHLİNİ ONUNLA KURTARACAKTIR. SÜNNETLER ONUNLA İHYA EDİLECEK BİDAT ATEŞLERİ DE ONUNLA SÖNECEKTİR. ONUN ZAMANINDA İNSANLAR AZİZ OLACAK VE KENDİ MUHALİFLERİNE GALİP GELECEKLERDİR. GÜZEL BİR HAYAT SÜRÜLECEK, YER VE GÖK BEREKETİNİ ARTIRACAK, BU DURUM 7 YIL SÜRDÜKTEN SONRA MEHDİ VEFAT EDECEKTİR.
(bu hadis kitab-ül burhan fi alamet-il mehdiyy-il ahir zaman isimli kitabın süleymaniye kütüphanesi’nde bulunan el yazılı bir nüshasında mevcuttur.)
PEYGAMBERİMİZ (SAV)’İN ASHABININ TEVRAT VE İNCİL’DE MÜJDELENMELERİ GİBİ, HZ. MEHDİ DE DİĞER PEYGAMBERLERE İNDİRİLMİŞ KİTAPLARDA MÜJDELENMEKTE; BU KİTAPLARDA HZ. MEHDİ’DEN ÖVGÜYLE BAHSEDİLMEKTEDİR.
8- HADİSLERDE HZ. MEHDİ’NİN HAKİMİYETİNİN HANGİ PEYGAMBERLERİN HAKİMİYETİNE BENZEYECEĞİ BİLDİRİLMİŞTİR?
KURAN’DA HZ. ZÜLKARNEYN VE HZ. SÜLEYMAN’IN YAŞADIKLARI DÖNEMLERDE YERYÜZÜNDE GENİŞ ÇAPTA ETKİLİ OLDUKLARI HABER VERİLMİŞTİR. PEYGAMBERİMİZ (SAV)’İN HADİSLERİNDE İSE, HZ. MEHDİ’NİN DE HZ. ZÜLKARNEYN VE HZ. SÜLEYMAN GİBİ İSLAM AHLAKINI BÜTÜN YERYÜZÜNE HAKİM EDECEĞİ HABER VERİLMİŞTİR:
MEHDİ TIPKI ZÜLKARNEYN VE SÜLEYMAN GİBİ DÜNYAYA HÜKMEDECEKTİR.
(el-kavlu’l muhtasar fi alamatil mehdiyy-il muntazar, s. 30)
YERYÜZÜNE DÖRT KİŞİ MALİK OLMUŞTUR. İKİSİ MÜMİN, İKİSİ KAFİRDİR. MÜMİNLER, ZÜLKARNEYN VE HZ. SÜLEYMAN, KAFİRLER İSE NEMRUD VE BUHTUNNASIR’DIR. BEŞİNCİ OLARAK EHL-İ BEYTİMDEN BİRİSİ (HZ. MEHDİ) GELECEK VE O DA DÜNYAYA MALİK OLACAKTIR.
(kitab’ul burhan fi alamet-il mehdiyy il ahir zaman, s. 10)
9- PEYGAMBERİMİZ (SAV)’İN HADİSLERİNDE, HZ. MEHDİ’NİN GELİŞİNİN MÜSLÜMANLAR İÇİN BİR MÜJDE KONUSU OLDUĞU NASIL BİLDİRİLMİŞTİR?
PEYGAMBERİMİZ (SAV), ”MEHDİ İLE MÜJDELENİN” (KİTAB-ÜL BURHAN Fİ ALAMET-İL MEHDİYY-İL AHİR ZAMAN, S. 12) BUYURARAK, HZ. MEHDİ’NİN GELİŞİNİ HEYECAN VE ŞEVKLE BEKLEMENİN, BU MÜBAREK ŞAHIS İÇİN HAZIRLIK YAPMANIN ÖNEMİNE DİKKAT ÇEKMİŞTİR.
10- PEYGAMBERİMİZ (SAV), HZ. MEHDİ GELDİĞİNDE MÜSLÜMANLARIN ONA UYMALARININ ÖNEMİNİ NASIL BİLDİRMİŞTİR?
SİZDEN ONA KİM YETİŞİRSE, KAR ÜZERİNDE SÜRÜNEREK DAHİ OLSA ONA GELSİN. ONA KATILSIN. ZİRA O, MEHDİ’DİR.
(ibn mace, fiten, b 34, h 4082; ibn ebi şeybe, c. vıı, s. 527; kitab-ül burhan fi alamet-il mehdiyy-il ahir zaman, s. 14)

Devrimci 11.04.16 21:40

@[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
Yazdığınız ayete inanmayan kafirdir.Eyvallah.Ancak ayette Hz.İsa'nın ölmediği ve göğe yükseltildiği anlatılmakta buna inanmayan elbetteki kafirdir.Ancak bana Hz.İsa'nın tekrar mehdi olarak yeryüzüne döneceğini apaçık ifade eden bir ayet gösterebilirmisiniz?

Bir çok uydurma hadisin olduğu gerçeğini göz önüne alınız lütfen.İslam alimi Yaşar Nuri ÖZTÜRK te buna binaen nehdi gelmeyecek diyor.
Mehdinin gelmesi gibi çok önemli bir olayı Allah kuranında apaçık ayetlerle bildirmezmiydi?

HeartLess 11.04.16 21:45

Mehti ayrı Hz İsâ ayrı karıştırıyorsunuz.

Devrimci 11.04.16 21:47

@[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Ayrıca hiçbir yerde iman esasları arasında mehdi geleceğine inanmak diye bir şey olduğu varmıki?

desperado 11.04.16 23:47

arkadaşlar mehdinin geleceğine dair rivayetler var fakat bu konuya dair ayet ve ya ayetler var mı ? sizlerinde iştirakını rica ediyorum bu konu hakkında istişare yapalım istiyoruz ..sizde emin olduğunuz bildiğiniz bir şeyler varsa iştirak edin arkadaşlar.. ben ve benim gibi bu konuda bilgisi olmayanlar burada aydınlansınlar..

Sin 12.04.16 17:21

Yaşar nuri öztürkü örnek veriyorsunuz ama geçenlerde deist olduğunu söyledi bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu gibi birinin sözleri ne kadar yerinde olabilir @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Devrimci 12.04.16 21:10

Ben deistim dediğini duymadım ve görmedim.

İfrit 15.05.16 17:47

Yaşar Nuri Öztürk reenkarnasyona inanmaya devâm ettiği sürece kâfirdir. İsterse "Deistim" desin isterse "Monoteistim" desin, hiç farketmez.. Tâbi ki bahis mevzuu konuda bir delil getirebiliyorsa, yâni Mehdi'nin geleceğini haber veren hadîslerin uydurma olduğunu ispatlayabiliyorsa ve Mehdî'nin ve Hz. İsa'nın geleceğine dâir hiçbir sahih hadis olmadığını ispatlayabiliyorsa, kâfir oluşu bu konudaki haklılığını azaltmaz.. Yaşar Nuri Öztürk'ün bu konudaki videolarını ya da internette varsa yazılarını link verebilir misiniz? Böylece inceleyebiliriz.

lisan 15.05.16 21:55

Kur’an-ı Kerim’in birçok ayetinde, yeryüzünde geniş çaplı bir ıslah hareketinin başlayacağı, Allah Teala’nın şeytanın hakimiyetine son verip, onu izleyenlerin iktidarını yıkacağı ve salih kullarını bütün yeryüzüne egemen kılıp, dünyanın yönetimini onlara vereceği açıkça bildirilmiştir.

Böylece salih kullar, İslam’ın kanun ve hükümlerini bütün boyutlarıyla eksiksiz olarak uygulayacak, insanoğlunun saadet ve mutluluğunu temin edip hayatın ana hedefinin gerçekleşmesini sağlayacaklardır.

Hz. Resulullah sallâ’llâhu aleyhi ve alih’in sünnetini ihtiva eden muhtelif mezheplere ait kaynak eserlere müracaat edildiğinde, “Hz. Resu-lullah’ın soyundan olan büyük bir zatın ahir zamanda zuhur edip ortaya çıkacağı, baştan başa zulüm ve kötülükle dolmuş bulunan dünyayı adalet ve iyilikle dolduracağına” dair pek çok sahih ve mütevatir hadislerin rivayet edilmiş olduğu görülür.

Buna ilaveten, yine İslam alimleri tarafından kaleme alınmış olan yüzlerce eserde de Hz. Resulullah sallâ’llâhu aleyhi ve alih’in mutahhar soyundan gelen büyük bir insanın ahir zamanda zuhur edip ortaya çıkacağını ve o sırada zulümle dolmuş olan yeryüzüne adaleti hakim kılacağı kaydedilmiştir.

Bizzat Hz. Resulullah sallâ’llâhu aleyhi ve alih’ten ulaşan sahih ve mütevatir hadislerde onun soyu, bütün vasıfları, hatta fiziki özellik ve nişaneleri bütün ayrıntılarıyla belirtilmiştir. Bunların en meşhurlarından biri Sünen-i Ebu Davud’da[1] yer alan Ebu Said-i Hudri’nin rivayetidir:

Hz. Resulullah sallâ’llâhu aleyhi ve alih şöyle buyurdular: “Mehdi bendendir. Açık alınlı, ince burunludur. Zulüm ve kötülükle dolan yeryüzünü adaletle dolduracaktır.”

Bu hadisi tanınmış hadisçilerin tamamı rivayet etmiş ve sahih olduğunda ittifak etmişlerdir. Şii Müslümanların kaynak kitapları da aynı hususta Ehl-i Beyt İmamlarının Hz. Resulullah sallâ’llâhu aleyhi ve alih’ten aktardığı sahih hadislerle doludur. Bunlarda işlenen ortak konu şudur: “O hayattadır, herkes gibi yemek yer, su içer, insanların içerisinde yaşar fakat insanlar onu tanımazlar, ama o insanları görür, insanların işlerini yoluna koyar, insanlarla Rableri arasında feyiz vasıtasıdır o. Eğer o hayatta olmasaydı yeryüzü yok olurdu. Yerle gök, onun sayesinde bakidir.”



İmam Mehdi (a.s) ve Kur’an

Kur’an-ı Kerim ile aşina olan her araştırmacı, Kur’an’ın ilahî hüküm ve esaslarını açıklarken kendine özgü bir yöntem izlediğini, birtakım değişmez prensiplere dayandığını bilir. Bunlardan birkaçını aşağıda aktarıyoruz.

1- Bu kitap (Kur’an) belli konularda bir dizi bilgiler içeren salt ilmî ve kanunî bir eser olmayıp, başlı başına hidayet ve yol gösterici bir kitaptır.

2- Bu kitap, Hz. Resulullah’ın bütün zaman ve mekânlar için geçerli olan sürekli bir mucizesidir. Hangi çağda ve hangi düzeyde olursa olsunlar, bu kitap tüm insanlara hitap edici niteliktedir.

3- Hz. Resulullah sallâ’llâhu aleyhi ve alih’ten ulaşan sahih hadisler ve sünnetinin ortaya koyduğu üzere Hz. Resulullah, ilahî hikmetin gerektirdiği üzere insanların Kur’an’ı anlayabilme hususunda Ehl-i Beyt’e müracaat etmelerini istemiş ve bu hususta kimsenin kendisini müstağni görmesini caiz bulmamıştır. Bu nedenledir ki, Kur’an bazı dinî hükümleri genel çerçevesiyle belirtmekle yetinmiş ve bunlarla ilgili teferruat ve gerekli açıklamaları Hz. Resulullah sallâ’llâhu aleyhi ve alih ve onun Ehl-i Beytine bırakmak suretiyle ümmetin Hz. Resulullah ve onun Ehl-i Beytine yönelmesini istemiştir. Zira böylece insanlar sapmayacak, şaşkınlık ve gaflet içinde bocalamaktan kurtulacaklardır.

Nitekim Hz. Resulullah şu hadisiyle mezkur gerçeği açıkça beyan etmişlerdir: “Benden sonra aranızda iki değerli ve ağır emanet bırakıyorum; biri Allah’ın kitabı, diğeri de benim soyum olan Ehl-i Beyt’im! Bu ikisine sarılırsanız asla sapmaz, yolunuzu şaşırmazsınız!”

Bundan dolayı, sahih İslamî akidelerin tümünün ayrıntılarını değil de sadece çerçevesini ve kökünü Kur’an-ı Kerim’de bulmak mümkündür. Şüphesiz, bu temel İslamî inançlardan biri de, Kur’an-ı Kerim’de birçok ayette beyan edilmiş bulunan “Mehdilik” akidesi, yani Hz. Mehdi’ye iman olayıdır.

Bu noktaları göz önünde bulundurarak şimdi Hz. Mehdi ve ashabıyla ilgili bazı ayetleri, Hz. Resulullah ve Ehl-i Beyt İmamlarından gelen tefsirleriyle birlikte zikrediyoruz:

1- “Müşrikler istemese de dini (İslam’ı) bütün dinlere üstün kılmak için Peygamberini hidayet ve hak dinle gönderen O’dur.” [2]

Şeyh Saduk, Ebu Basir’den şu hadisi rivayet eder:

Hz. İmam Sadık bu ayetle ilgili olarak şöyle buyurmuşlardır: “Allah’a ant olsun ki, bu ayette zikredilen vaat henüz gerçekleşmiş değildir;Kaim (Kıyam edecek olan Hz. Mehdi) zuhur edinceye kadar da bu gerçekleşmeyecektir. Kaim zuhur ettiğinde onun kıyam ve zuhurundan rahatsızlık duymayacak olan hiç bir kâfir ve müşrik kalmayacaktır. Kâfir veya müşrik olan bir kimse, taşın içine de girecek olsa, o taş dile gelecek ve “Ey mü’min! İçimde bir kâfir var, beni kır ve onu öldür!” diyecektir.”[3]



2- “Müşrikler istemese de dini (İslam’ı) bütün dinlere üstün kılmak için Peygamberini hidayet ve hak dinle gönderen O’dur.” [4]

Büyük Şafii alimlerinden Allame Ebu Abdullah Muhammed b. Yusuf Genci “el-Beyan fi-Ahbari Sahib-iz Zaman” adlı kitabının 103. sayfasında şöyle yazıyor: “Said b. Cubeyr, bu ayetten Fatımat-üz Zehra selâm’ullahi aleyha’nın neslinden olan Hz. Mehdi’nin kastedildiğini söylemiştir.”[5]

Yine diğer bir Ehl-i Sünnet alimi de bu ayeti tefsir ederken şöyle demiştir:

“Mehdi zuhur edince bütün yeryüzünde yaşayanlar ya İslam dinine girecek, ya da cizye vermeyi kabul edecekler.”[6]



3- “Ey İman edenler! İçinizden kim dinden dönerse, Allah (onun yerine), kendisinin onları sevdiği, onların da kendisini sevdiği, mü’minlere karşı alçakgönüllü, kâfirlere karşıysa güçlü ve onurlu, Allah’ın yolunda cihat eden ve kınayıcının kınamasından korkmayan bir topluluk getirir...” [7]

İbn-i Ebi Zeyneb-i Nu’mani olarak tanınan Muhammed b. İbrahim “Gaybet” adlı eserinde Süleyman b. Harun İcli’den şu hadisi rivayet eder:

İmam Sadık aleyhi’s-selâm bu ayetle ilgili olarak şöyle buyurdular: “Şüphesiz, Hz. Mehdi’nin bunu yapacak olan dost ve yardımcıları vardır; bütün insanlar ortadan kalkmış olsa bile, Allah Teala onun yardımcılarını getirecektir. Bu ayette sözü edilen topluluk işte onlardır.”



4- “....ve şüphesiz o (Hz. Mehdi’nin kıyamı) kıyametin yaklaştığını bildirir.” [8]

Allame Hamzavi “Meşarik-ul Envar fi-Fevzi Ehl-il İtibar” adlı kitabında şöyle yazıyor:

“Mukatil b. Süleyman ve tefsir hususunda ona tabi olan bir grup tefsir yazarları, bu ayetten ahir zamanda zuhur edecek olan Mehdi’nin kastedildiği inancındadırlar.”

Yine Ehl-i Sünnet’in geçmiş ve günümüz ulemasından kalabalık bir grup, bu ayet-i kerimenin Hz. İmam Mehdi aleyhi's-selâm hakkında olduğunu belirtmişlerdir. Bu cümleden aşağıda adı geçenleri sayabiliriz.

Kadı Beyzavi (H. 585-691) “Envar-üt Tenzil” adlı kitabında, Şafiî mezhebinden olan Ali b. Burhan-ı Halebi “Siret-ül Halebiyye” adlı kitabının birinci cildinin 226. sayfasında (Mısır bas.), Muhammed b. Ali Sabban “İs’af-ür Rağibin” adlı kitabının 156. sayfasında ve İbn-i Hacer “es-Savaik-ul Muhrika” adlı kitabının 96. sayfasında bu ayetin Hz. Mehdi’ye işaret ettiğini belirtmişlerdir. Yine, Zimahşeri “el-Keşşaf” adlı tefsirinde ve “Ruh-ul Beyan” tefsirinin yazarı, mezkur tefsirinde bu ayeti tefsir ederken Hz. İsa aleyhi’s-selâm’ın, İmam’ın (Hz. Mehdi’nin) arkasında namaz kılacağını belirtmişlerdir. Alusi “Ruh-ul Meani” adlı tefsirinin 25. cildinin 95. sayfasında bu ayeti tefsir ederken şöyle diyor: “Meşhur görüşe göre, İsa aleyhi’s-selâm Şam şehrinde halk sabah namazını kılmak isterken inecektir. Bu arada İmamMehdi aleyhi's-selâm geri çekilecek, fakat İsa onu öne geçirip arkasında namaz kılacaktır ve, senin için kamet getirilmiştir, diyecektir.”



5- “....onlar için dünyada aşağılanma ve zillet vardır...” [9]

Hafız Muhammed b. Cerir-i Taberi “Cami-ül Beyan” adlı tefsirinin 1. cildinin 501. sayfasında bu ayetin tefsiri ile ilgili olarak aşağıdaki hadisi nakletmiştir:

“Onların (Hıristiyanların) aşağılanma ve zilleti, Mehdi’nin zuhur ettiği zaman olacaktır. O, Konstantiniye’yi fethedecek ve onları katledecektir. İşte onların dünyadaki aşağılanma ve zilleti budur.”[10]



6- “...Göklerde ve yerde ne varsa, isteyerek ve istemeyerek O’ na teslim olmuştur.” [11]

Ayaşi, kendi senediyle Rifaa b. Musa’dan şöyle aktarır: İmam Sadık aleyhi’s-selâm bu ayete istinat ederek şöyle buyurdular: “Hz. Mehdi kıyam ve zuhur ettiğinde, “La ilahe illellah, Muhammedun Resulullah” sesinin yükselmediği bir tek belde kalmayacaktır.”[12]

Ayaşi, yine kendi senediyle İbn-i Bükeyr’den şöyle nakleder: Allah Teala’nın, “Göklerde ve yeryüzünde ne varsa, istese de istemese de O’ na teslim olmuştur.” buyruğu hakkında İmam Musa Kâzım aleyhi’s-selâm’dan sorduğumda şöyle buyurdular: “Bu ayet Hz. Mehdihakkında nazil olmuştur. Kıyam ettiğinde tüm yeryüzündeki Yahudiler, Hıristiyanlar, sabiiler, zındıklar, mürtetler ve kâfirlere İslam’ı sunacaktır. Kendi rızasıyla Müslüman olanları namaz, zekat gibi bir Müslüman’a farz olan amelleri yapmaya mükellef kılacaktır; İslam’ı kabul etmeyenleriyse katledecektir. Artık yeryüzünde “Allah birdir!” demeyen kimse kalmayacaktır.”[13]

Hanefi mezhebi ulemasından olan Hace Kelan Kunduzi “Yenabi-ül Meveddet” adlı kitabının 421. sayfasında şöyle yazıyor:

“Rifaa b. Musa, mezkur ayetle ilgili olarak, Hz. İmam Sadık aleyhi’s-selâm’ın şöyle buyurduğunu rivayet eder: “Hz. Mehdi’nin kıyam ettiği zamanda yeryüzünde Allah’ın birliğine (La ilahe illellah) ve Hz. Resulullah’ın O’nun Peygamberi olduğuna (Muhammed’un Resulullah) şahadet getirme sesinin yükselmediği hiç bir bölge kalmayacaktır.”

Beyazkartal 08.11.16 21:10

kıyametten önce gelecekler o zamana kadar sınav var allah razı olsun

madlen 05.05.17 23:33

#SORU 34: Mehdi aleyhisselam kimdir? Gelmiş midir? Yoksa gelecek midir?

#CEVAP: Kıyametin büyük alametlerinden biri de, kıyamet kopmadan önce

Mehdi aleyhisselam’ gelmesidir. Nitekim Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Mehdi aleyhisselam’ın geleceğini haber veren bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur:

“Dünya da yalnızca bir gün kalsa bile, yeryüzünü zulmün kapladığı gibi adaletle dolduracak, ismi benim ismime, babasının ismi benim babamın ismine uyan, benden veya ehl-i beytimden birini göndermek için Allah-u Teala o günü uzatacaktır. ” (Ebu Davud)

Mehdi aleyhisselam Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in yolundan gidecek, uyuyan kimseyi uyandırmayacak, kan da akıtmayacaktır. İhya etmedik sünnet, kaldırmadık bid’at bırakmayacaktır. Ahir zamanda, aynı Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem gibi dinin icaplarını yerine getirecektir.

Mehdi aleyhisselam Zülkarneyn ve Süleyman aleyhisselam gibi bütün dünyaya hakim olacaktır. Haçı kıracak, domuzu öldürecektir. Yeryüzü zulüm ve işkence yerine adaletle dolacaktır.

Her şeyi hak ve adalet ölçüleriyle eşit bir halde taksim edecektir. Böylece yer ve gök sakinleri ondan razı oldukları gibi, havadaki kuşlar, ormandaki yırtıcı hayvanlar, denizdeki balıklar bile memnunluk duyacaklardır.

Mehdi aleyhisselam’dan bahsetmemin sebebi şudur ki; bazı insanlar: “Şu Mehdi midir? ” ya da “Bu Mehdi midir? ” diye soruyorlar. Halbuki Mehdi aleyhisselam kısaca anlattığım bu özelliklere sahiptir.

Maalesef zamanımızdaki bazı sapık insanlar kendilerini Mehdi olarak müslümanlara lanse ettiriyorlar. Halbuki Mehdi aleyhisselam Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in yaşadığı gibi yaşayacak ve onun ahlakı Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in ahlakı gibi olacaktır.

Bazı insanlar aynı anda yüz kişiyi Mehdi ilan edebiliyorlar. Halbuki Mehdi aleyhisselam bir tanedir. Bir grup insan ortaya çıkı-yor ve: “Bizim dediğimiz kimse Mehdi ’dir. ” diyorlar. Diğer tarafta başka bir grup atılarak: “Yok sizin dediğiniz kimse değil, bizim dediğimiz kimse Mehdi ’dir. " diyorlar ve aralarında kıskançlık ve kin meydana geliyor.

Gerçek Mehdi aleyhisselam zuhur ettiğinde bu gibi insanların ona

tabi olmamasından korkulur. Mehdi aleyhisselam’m zuhuru Allah-u Zülcelal’in görevidir. O, dilediği zaman mutlaka gönderecektir.

[ASRIMIZ MESELELERİNE FETVALAR SEYDA MUHAMMED KONYEVİ]

verdamhan 28.09.17 11:13

bilgi için sağolun

nokta.x 02.10.17 14:44

Ben, Yaşar Nuri Öztürk'ü bir kaynak ve bilgi merkezi olarak kabul etmiyorum,
kendisini din konusunda güvenilir bulmuyorum.

.........................................

(Eğer Kerbela'dan Zeynel Abidin Efendimiz, Türk süvariler eliyle kurtarılmamış olsaydı, bugün dünya üzerinde seyyid olmayacaktı. Yani aslında dünya olmayacaktı. Allah-u Teala hükmünü yürütmek için Türkleri sevk etmiş ve Zeynel Abidin Efendimiz Türklerin içinde korunmuş, oradan da tüm dünyaya yayılmıştır Ehli Beyt soyu. Allah-u Alem, İşte bu yüzden Mehdi a.s Türklerin içinden çıkacak bir seyyid ve şerif olacaktır inşallah.)

Alıntıdır

Labezerin 19.11.17 12:41

hz İsa as tekrar geleceginin kurandan delillendirilmesi
Değerli kardeşimiz,

Kur'an-ı Kerim'de Hz. İsa (as)'ın kıyametten önce tekrar yer yüzüne indirileceği bir çok ayette açıkça ifade edilmiştir.

Kur'an'dan Deliller

I. Delil

"... sana uyanları kıyamete kadar inkara sapanların üstüne geçireceğim..."

Hz. İsa (as)'ın ikinci kez yeryüzüne geleceğine dair işaretler taşıyan ayetlerden ilki Al-i İmran Suresi'nin 55. ayetidir:

"Hani Allah, İsa'ya demişti ki: "Ey İsa, doğrusu seni Ben vefat ettireceğim ve seni Kendime yükselteceğim, seni inkar edenlerden temizleyeceğim ve sana uyanları kıyamete kadar inkara sapanların üstüne geçireceğim. Sonra dönüşünüz yalnızca Banadır, hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyde aranızda Ben hükmedeceğim." (Al-i İmran, 3/55)

Allah kıyamete kadar inkar edenlere üstün gelen ve Hz. İsa (as)'ya gerçekten tabi olan bir grubun varlığından söz etmektedir. Hz. İsa (as) hayatta iken ona uyanların sayısı çok azdı. Ve onun Allah Katına yükselişinin ardından da hızla dinde dejenerasyon başladı. Sonraki iki yüzyıl boyunca da, Hz. İsa (as)'ya iman edenler (İseviler) şiddetli baskılara maruz kaldılar. Üstelik İsevilerin hiçbir siyasi gücü de bulunmamaktaydı. Bu durumda geçmişte yaşayan Hristiyanların, inkar edenlere üstün geldiklerini ve bu ayetin onlara baktığını söyleyemeyiz.

Günümüzde ise Hristiyanlığın özünden uzaklaştığını, Hz. İsa (as)'nın anlattığı hak dinden farklı bir dine dönüştüğünü görürüz. Hıristiyanların çoğu arasında Hz. İsa (as)'nın Allah'ın oğlu olduğu şeklindeki (Allah'ı tenzih ederiz) sapkın inanç benimsenmiş ve teslis inancı (üçleme; Baba, oğul, kutsal Ruh) asırlar önce kabul edilmiştir. Bu durumda, dinin aslından iyice uzaklaşmış olan günümüz Hristiyanlarını da Hz. İsa (as)'ya uyanlar olarak kabul edemeyiz, çünkü Allah, Kur'an'ın birçok ayetinde "üçleme"ye inananların inkar içerisinde olduklarını bildirmiştir:

"Andolsun, "Allah üçün üçüncüsüdür" diyenler küfre düşmüştür. Oysa tek bir İlah'tan başka İlah yoktur..." (Maide, 5/73)

Bu durumda "sana uyanları kıyamete kadar inkara sapanların üstüne geçireceğim" ifadesi, açık bir işaret taşımaktadır. Hz. İsa (as)'ya uyan ve kıyamete kadar yaşayacak olan bir topluluk olması gerekmektedir. Böyle bir topluluk, kuşkusuz Hz. İsa (as)'nın yeryüzüne tekrar gelişiyle ortaya çıkacaktır. Ve tekrar dünyaya gelişi sırasında bu kutlu insana tabi olanlar, kıyamete kadar inkar edenlere üstün kılınacaktır.

Ayrıca ayetin sonunda geçen "...Sonra dönüşünüz Banadır..." ifadesi de dikkat çekicidir. Allah Hz. İsa (as)'ya uyanları kıyamete kadar inkara sapanların üstüne geçireceğini haber verdikten sonra Hz. İsa (as) da dahil olmak üzere tümünün kendisine döneceğini bildirmektedir. "Allah'a dönmeleri" ölmeleri olarak anlaşılmaktadır. Bu da, Hz. İsa (as)'nın da kıyamete yakın dönemde yeryüzüne tekrar geldikten sonra ölümünün gerçekleşeceğine bir işaret olabilir.

II. Delil

"... ölmeden önce ona inanmayacak kimse yoktur..."

Nisa Suresi'nin 156-158. ayetlerinin arkasından Allah, 159. ayette şöyle buyurmaktadır:

"Andolsun, Kitap Ehlinden, ölmeden önce ona inanmayacak kimse yoktur. Kıyamet günü, o da onların aleyhine şahit olacaktır." (Nisa, 4/159)

Yukarıdaki ayette yer alan "ölmeden önce ona inanmayacak kimse yoktur" ifadesi oldukça dikkat çekicidir. Bu cümlenin Arapça karşılığı şu şekildedir: "... ve in min ehlil kitâbi illa leyü'minenne bihi kable mevtihi"

Burada bazı tefsirciler "o" zamirinin Hz. İsa (as) yerine Kur'an'a baktığını düşünmüşler ve ayete Kitap Ehlinin ölmeden Kur'an'a iman edeceği şeklinde bir yorumda bulunmuşlardır. Oysa bu ayet öncesindeki iki ayette de "o" zamiri tartışmasız bir biçimde Hz. İsa (as) için kullanılmıştır:

Nisa Suresi, 157. ayet:

"Ve: "Biz, Allah'ın Resulü Meryem oğlu Mesih İsa'yı gerçekten öldürdük." demeleri nedeniyle de (onlara böyle bir ceza verdik.) Oysa onu öldürmediler ve onu asmadılar. Ama onlara (onun) benzeri gösterildi. Gerçekten onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, kesin bir şüphe içindedirler. Onların bir zanna uymaktan başka buna ilişkin hiçbir bilgileri yoktur. Onu kesin olarak öldürmediler."

Nisa Suresi, 158. ayet:

"Hayır; Allah onu Kendine yükseltti. Allah üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir."

Bu ayetlerin hemen arkasından gelen ayette kullanılan "o" zamirinin Hz. İsa (as)'dan başka bir varlığı kastettiğinin hiçbir delili yoktur.

Nisa Suresi, 159. ayet:

"Andolsun, Kitap Ehlinden, ölmeden önce ona inanmayacak kimse yoktur. Kıyamet günü, o da onların aleyhine şahit olacaktır."

Diğer taraftan ayetin ikinci cümlesinde yer alan "Kıyamet günü, o da onların aleyhine şahit olacaktır" ifadesi de oldukça önemlidir. Kur'an'da kıyamet günü insanın dilinin, ellerinin ve ayaklarının (Nur Suresi, 24, Yasin Suresi, 65), işitme, görme duyularının ve derilerinin (Fussilet Suresi, 20-23) kendi aleyhlerine şahitlik edecekleri bildirilmektedir. Kur'an'ın şahitliği ile ilgili ise hiçbir ayet yoktur. İlk cümlenin -cümle yapısı olarak veya ayetlerin ardarda gelişi açısından herhangi bir delil bulunmamasına rağmen- "Kuran"ı ifade ettiği kabul edilirse, ikinci cümlede yer alan "o" zamirinin de Kur'an'a işaret ettiği iddia edilmiş olur. Oysa Allah Kur'an'da bizlere bu konuyla ilgili herhangi bir bilgi vermemiştir. (En doğrusunu Allah bilir)

Kur'an ayetlerine baktığımızda aynı zamirin, Kur'an'a işaret ettiği durumlarda, (Tarık Suresi, 13; Tekvir Suresi, 19; Neml Suresi, 77 ve Şuara Suresi, 192-196'da olduğu gibi) ayetin öncesinde ya da sonrasında mutlaka Kur'an'dan bahsedildiğini görürüz. Ayetin öncesinde, sonrasında veya ayetin içinde Kur'an'dan bahsedilmiyorsa, bu ayetin Kur'an'ı tarif ettiğini söylemek yanlış olabilir. Ayet çok açık bir biçimde Hz. İsa'ya inanılmasından ve onun inananlara şahit olmasından bahsetmektedir.

Ayetin manası hakkında belirteceğimiz ikinci nokta ise "ölümünden önce" ifadesinin yorumu ile ilgilidir. Bazıları bu ifadenin "Kitap Ehlinin kendi ölümlerinden önce" inanması anlamında olduğunu düşünmektedirler. Bu yoruma göre Kitap Ehlinden olan her kişi kendisine ölüm gelmeden Hz. İsa (as)'ya mutlaka iman edecektir. Oysa Hz. İsa (as) döneminde Kitap Ehli tanımlamasına dahil olan Yahudiler ona iman etmemekle kalmamış, onu öldürmek için tuzak kurmuşlardır. Daha sonra da onu öldü sanıp inkarlarını sürdürmüşlerdir. Aynı durum bugünkü Yahudiler için de geçerlidir, çünkü onlar Hz. İsa (as)'yı peygamber olarak kabul etmemektedirler. Bugüne kadar Hz. İsa (as)'ya iman etmemiş milyonlarca Ehli Kitap Yahudi yaşamış ve Hz. İsa (as)'ya iman etmeden ölmüştür. Dolayısıyla ayette söz konusu olan Kitap Ehlinin değil, Hz. İsa (as)'ın ölümüdür. Sonuç olarak, ayetlerin bizlere gösterdiği gerçek ise şudur: "Hz. İsa (as) ölmeden önce tüm Ehli Kitap ona iman edecektir."

Ayet gerçek manasıyla ele alındığında ise çok açık gerçeklerle karşılaşırız: Birincisi, ayette gelecekten bahsedildiği açıktır, çünkü Hz. İsa (as)'nın ölümü söz konusudur. Oysa o ölmemiş Allah Katına yükselmiştir. Hz. İsa (as) dünyaya yeniden gelecek ve her insan gibi yaşayıp ölecektir. İkincisi Hz. İsa (as)'ya tüm Ehli Kitabın iman etmesi söz konusudur. Bu da kesin olarak gerçekleşeceği bildirilen bir olaydır. Dolayısıyla buradaki "ölümünden önce" ifadesinin işaret ettiği kişi Hz. İsa (as)'dır. Kitap Ehli onu görüp bilecek, ona Müslüman olarak itaat edecek ve Hz. İsa (as) da onların durumlarıyla ilgili ahirette şahitlik edecektir. (En doğrusunu Allah bilir.)

III. Delil

"Şüphesiz o, kıyamet-saati için bir ilimdir..."

Hz. İsa (as)'nın yeniden yeryüzüne döneceği ile ilgili bir başka ayet de Zuhruf Suresi'nin 61. ayetidir. Bu surenin 57. ayetinden itibaren Hz. İsa (as)'dan bahsedilir:

"Meryem oğlu (İsa) bir örnek olarak verilince, senin kavmin hemen ondan (keyifle söz edip) kahkahalarla gülüyorlar. Dediler ki: "Bizim ilahlarımız mı daha hayırlı, yoksa o mu?" Onu yalnızca bir tartışma-konusu olsun diye (örnek) verdiler. Hayır, onlar 'tartışmacı ve düşman' bir kavimdir. O, yalnızca bir kuldur; kendisine nimet verdik ve onu İsrailoğullarına bir örnek kıldık. Eğer Biz dilemiş olsaydık, elbette sizden melekler kılardık; yeryüzünde (size) halef (yerinize geçenler) olurlardı." (Zuhruf, 43/57-60)

Bu ayetlerin hemen arkasından gelen 61. ayette Hz. İsa (as)'nın kıyamet saati için bir ilim olduğu belirtilmektedir:

"Şüphesiz o, kıyamet-saati için bir ilimdir. Öyleyse ondan yana hiçbir kuşkuya kapılmayın ve Bana uyun. Dosdoğru yol budur." (Zuhruf, 43/61)

Bu ayetin Hz. İsa (as)'nın ahir zamanda yeryüzüne dönüşüne açık bir işaret taşıdığını söyleyebiliriz. Çünkü Hz. İsa (as), Kur'an'ın indirilişinden yaklaşık altı asır önce yaşamıştır. Dolayısıyla bu ilk hayatını "kıyamet saati için bir bilgi" yani bir kıyamet alameti olarak anlayamayız. Ayetin işaret ettiği anlam, Hz. İsa (as)'nın, ahir zamanda, yani kıyametten önceki son zaman diliminde yeniden yeryüzüne döneceği ve bunun da bir kıyamet alameti olacağıdır. (En doğrusunu Allah bilir.)

Bu ayette geçen "O, kıyamet saati için bir ilimdir" ifadesinin Arapça karşılığı şu şekildedir: "İnnehu le ilmun lissâati."

Bu ifadede yer alan "hu" zamirinin "Kur'an"a işaret ettiğini söyleyenler vardır. Ancak yukarıda da belirtildiği gibi Kur'an için "hu" yani "o" zamiri kullanıldığında mutlaka ayetin öncesinde veya sonrasında veya ayetin içinde Kur'an'ı anlatan başka ifadeler de bulunmaktadır. Başka bir konu içinde "hu" zamiri ile Kur'an'dan bahsedilmez. Ayrıca bu ayetin öncesindeki ayete bakıldığında, orada da açıkça Hz. İsa (as) kastedilerek o zamiri kullanıldığı görülecektir:

"O, yalnızca bir kuldur; kendisine nimet verdik ve onu İsrailoğullarına bir örnek kıldık." (Zuhruf, 43/59)

Bu zamirin Kur'an'a işaret ettiğini söyleyenler ise ayetin devamında geçen "Ondan kuşkulanmayın, bana uyun" ifadesini delil olarak gösterirler. Ancak bu ifadenin öncesindeki ayetler tamamen Hz. İsa (as)'dan bahsetmektedir. Bu nedenle "hu" zamirinin bir önceki ayetlerle ilgili olması ve Hz. İsa (as)'yı anlatması daha uygundur. Nitekim büyük İslam alimleri de bu zamiri gerek ayetlere gerekse sahih hadislere dayanarak Hz. İsa (as) olarak açıklamaktadırlar. Elmalılı Hamdi Yazır'ın tefsirinde bu konu şu şekilde açıklanmaktadır:

"Muhakkak ki o saat için bir ilimdir de -saatin geleceğini ölülerin dirilip, kıyam edeceğini bildiren bir delil ve alamettir. Çünkü İsa gerek zuhuru ve gerek emvati ihya (ölüleri diriltme) mucizesi ve gerek emvatın kıyamını (ölülerin kalkışını) haber vermesi itibarıyla kıyametin vaki olacağına bir delil olduğu gibi hadiste varid olduğuna göre eşratı saattendir (kıyamet alametidir)."2

IV. Delil

"... Ona Kitab'ı, hikmeti, Tevrat'ı ve İncil'i öğretecek..."

Hz. İsa (as)'nın ikinci gelişine işaret eden başka ayetler de şöyledir:

"Hani Melekler, dediler ki: "Meryem, doğrusu Allah Kendinden bir kelimeyi sana müjdelemektedir. Onun adı Meryem oğlu İsa Mesih'tir. O, dünyada ve ahirette 'seçkin, onurlu, saygındır' ve (Allah'a) yakın kılınanlardandır. Beşikte de, yetişkinliğinde de insanlarla konuşacaktır. Ve O salihlerdendir. "Rabbim, bana bir beşer dokunmamışken, nasıl bir çocuğum olabilir?" dedi. (Fakat) Allah neyi dilerse yaratır. Bir işin olmasına karar verirse, yalnızca ona "ol" der, o da hemen oluverir. Ona Kitab'ı, hikmeti, Tevrat'ı ve İncil'i öğretecek." (Al-i İmran, 3/45-48)

Ayette, Allah'ın Hz. İsa (as)'ya, Tevrat'ı, İncil'i ve bir de "Kitab'ı" öğreteceği haber verilmektedir. Bu kitabın hangi kitap olduğu kuşkusuz önemlidir. Aynı ifade Maide Suresi'nin 110. ayetinde de yer almaktadır:

"Allah şöyle diyecek: "Ey Meryem oğlu İsa, sana ve annene olan nimetimi hatırla. Ben seni Ruhu'l-Kudüs ile destekledim, beşikte iken de, yetişkin iken de insanlarla konuşuyordun. Sana Kitab'ı, hikmeti, Tevrat'ı ve İncil'i öğrettim..." (Maide, 5/110)

Her iki ayette de geçen "Kitap" ifadesini incelediğimizde, bunun Kur'an'a işaret ettiğini görürüz. Ayetlerde Tevrat ve İncil dışında gönderilen son hak kitabın Kur'an olduğu bildirilmektedir. (Hz. Davud'a verilen Zebur da Eski Ahit'in içindedir) Bunun yanında, Kur'an'ın başka ayetlerinde, "Kitap" kelimesi, İncil ve Tevrat'ın yanında Kur'an'ı ifade etmek için kullanılmıştır:

"Allah... O'ndan başka İlah yoktur. Diridir, kaimdir. O, sana Kitab'ı Hak ve kendinden öncekileri doğrulayıcı olarak indirdi. O, Tevrat ve İncil'i de indirmişti." (Al-i İmran, 3/2-3)

Kitap kelimesinin Kur'an'a işaret ettiği başka ayetler de şu şekildedir:

"Allah Katından yanlarında olan (Tevrat)ı doğrulayan bir Kitap geldiği zaman, -ki bundan önce inkar edenlere karşı fetih istiyorlardı- işte bilip-tanıdıkları gelince, onu inkar ettiler. Artık Allah'ın laneti kafirlerin üzerinedir." (Bakara, 2/89)

"Öyle ki size, kendinizden, size ayetlerimizi okuyacak, sizi arındıracak, size Kitap ve hikmeti öğretecek ve bilmediklerinizi bildirecek bir elçi gönderdik." (Bakara, 2/151)

Bu durumda, Hz. İsa (as)'ya öğretilecek olan üçüncü "Kitab"ın Kur'an olduğunu ve bunun da ancak Hz. İsa (as)'nın ahir zamanda dünyaya dönüşünde mümkün olabileceğini düşünebiliriz. Çünkü Hz. İsa (as) Kur'an'ın indirilmesinden yaklaşık 600 sene önce yaşamıştı. Biraz sonra detaylı olarak göreceğimiz gibi, Peygamber Efendimiz (sav)'in hadislerinde Hz. İsa (as)'nın dünyaya ikinci kez gelişinde İncil ile değil Kur'an'la hükmedeceği bildirilmektedir. Bu da ayetteki manaya tam olarak uygun düşmektedir. (Şüphesiz en doğrusunu Allah bilir.)

V. Delil

"Şüphesiz, Allah Katında İsa'nın durumu, Adem'in durumu gibidir..."

"Şüphesiz, Allah Katında İsa'nın durumu, Adem'in durumu gibidir..." (Al-i İmran, 3/59)

ayeti de Hz. İsa (as)'nın dönüşüne işaret ediyor olabilir. Tefsir alimleri genellikle bu ayetin her iki peygamberin de babasız olma özelliğine, Hz. Adem (as)'in Allah'ın "Ol" emriyle topraktan yaratılması ile Hz. İsa (as)'nın yine "Ol" emriyle babasız doğmasına işaret ettiğine dikkat çekmişlerdir. Ancak ayetin ikinci bir işareti daha olabilir. Hz. Adem (as) cennetten nasıl yeryüzüne indirildiyse, Hz. İsa (as) da ahir zamanda Allah'ın Katından yeryüzüne indirilecek olabilir. (En doğrusunu Allah bilir.)

VI. Delil

"...doğduğum gün, öleceğim gün ve diri olarak yeniden-kaldırılacağım gün..."

Kur'an'da Hz. İsa (as)'nın ölümünü ifade eden bir diğer ayet ise Meryem Suresi'nde şöyle haber verilmektedir:

"Selam üzerimedir; doğduğum gün, öleceğim gün ve diri olarak yeniden-kaldırılacağım gün de." (Meryem, 19/33)

Bu ayet Al-i İmran Suresi'nin 55. ayetiyle birlikte incelendiğinde çok önemli bir gerçeğe işaret etmektedir. Al-i İmran Suresi'ndeki ayette Hz. İsa (as)'nın Allah Katına yükseltildiği ifade edilmektedir. Bu ayette ölme ya da öldürülme ile ilgili bir bilgi verilmemektedir. Ancak Meryem Suresi'nin 33. ayetinde Hz. İsa (as)'nın öleceği günden bahsedilmektedir. Bu ikinci ölüm ise ancak Hz. İsa (as)'nın ikinci kez dünyaya gelişi ve bir süre yaşadıktan sonra vefat etmesiyle mümkün olabilir. (En doğrusunu Allah bilir)

VII. Delil

"... beşikte iken de, yetişkin (kehlen) iken de insanlarla konuşuyordun..."

Hz. İsa (as)'nın tekrar dünyaya geleceği ile ilgili bir başka delil ise Maide Suresi'nin 110. ayetinde ve Al-i İmran Suresi'nin 46. ayetinde geçen "kehlen" kelimesidir. Ayetlerde şu şekilde buyurulmaktadır:

"Allah şöyle diyecek: "Ey Meryem oğlu İsa, sana ve annene olan nimetimi hatırla. Ben seni Ruhu'l-Kudüs ile destekledim, beşikte iken de, yetişkin (kehlen) iken de insanlarla konuşuyordun." (Maide, 5/110)

"Beşikte de, yetişkinliğinde (kehlen) de insanlarla konuşacaktır. Ve O salihlerdendir." (Al-i İmran, 3/46)

Bu kelime Kur'an'da sadece yukarıdaki iki ayette ve sadece Hz. İsa (as) için kullanılmaktadır. Hz. İsa (as)'nın yetişkin halini ifade etmek için kullanılan "kehlen" kelimesinin anlamı "otuz ile elli yaşları arasında, gençlik devresini bitirip ihtiyarlığa ayak basan, yaşı kemale ermiş kimse" şeklindedir. Bu kelime İslam alimleri arasında ittifakla "35 yaş sonrası döneme işaret ediyor" şeklinde çevrilmektedir.

Hz. İsa (as)'nın genç bir yaş olan otuz yaşının başlarında Allah Katına yükseldiğini, yeryüzüne indikten sonra kırk yıl kalacağını ifade eden ve İbni Abbas'tan rivayet edilen hadise dayanan İslam alimleri, Hz. İsa (as)'nın yaşlılık döneminin, tekrar dünyaya gelişinden sonra olacağını, dolayısıyla bu ayetin, Hz. İsa (as)'nın nüzulüne dair bir delil olduğunu söylemektedirler.3 (En doğrusunu Allah bilir)

İslam alimlerinin bu yorumunun isabetli olduğu, söz konusu ayetler dikkatle incelendiğinde kolaylıkla anlaşılmaktadır. Kur'an ayetlerine bakıldığında bu ifadenin, yalnızca Hz. İsa (as) için kullanıldığını görürüz. Tüm peygamberler insanlarla konuşup, onları dine davet etmişlerdir. Hepsi de yetişkin yaşlarında tebliğ görevini yerine getirmişlerdir. Ancak Kur'an'da hiçbir peygamber için bu şekilde bir ifade kullanılmamaktadır. Bu ifade sadece Hz. İsa (as) için ve mucizevi bir durumu ifade etmek amacıyla kullanılmıştır. Çünkü ayetlerde birbiri ardından gelen "beşikte" ve "yetişkin iken" kelimeleri iki büyük mucizevi zamana dikkat çekmektedirler.

Nitekim İmam Taberi, Tefsir'inde bu ayetlerde geçen ifadeleri şu şekilde açıklamaktadır:

"Bu ifadeler (Maide Suresi, 110), Hz. İsa'nın ömrünü tamamlayıp yaşlılık döneminde insanlarla konuşabilmesi için gökten ineceğine işaret etmektedir. Çünkü o, genç yaştayken göğe kaldırılmıştı?. Bu ayette (Al-i İmran Suresi, 46), Hz. İsa'nın hayatta olduğuna delil vardır ve ehl-i sünnet de bu görüştedir. Çünkü ayette, onun yaşlandığı zamanda da insanlarla konuşacağı ifade edilmektedir. Yaşlanması da ancak, semadan yeryüzüne ineceği zamanda olacaktır."7

"Kehlen" kelimesinin açıklamaları da, Kur'an'da yer alan diğer bilgiler gibi, Hz. İsa (as)'nın tekrar yeryüzüne gelişine işaret etmektedir. (En doğrusunu Allah bilir)

Tüm bu anlatılanlar Hz. İsa (as)'nın ahir zaman adı verilen dönemde yeryüzüne tekrar geleceğini ve insanları hak din olan İslam'a yönelteceğini ortaya koymaktadır. Kuşkusuz bu, Allah'ın iman edenlere büyük bir müjdesi, rahmeti ve nimetidir. İman edenlerin sorumluluğu ise, Hz. İsa (as)'yı en güzel şekilde savunup desteklemek ve onun insanları çağırdığı Kur'an ahlakını en doğru şekilde yaşamaktır.

Reis 19.11.17 13:51

Sayın @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...], şuan Mehdî (a.s) Dünya’da ve bir çocuk. Kendisini tanıyor sayılırım ve hocama sözüm var daha fazlasını söyleyemem, nasıl böyle bir düşünceye kapıldınız anlamış değilim, çok şaşırdım.

FarukEfendi 19.11.17 15:51

Derince tartışılmış. Bilgi paylaşımları için teşşekkür ederim.

İpek 07.01.18 12:35

Allah razı olsun

Merih 25.07.19 14:28

Artık sadece yıldızların ışığı kaldı.

وَإِذَا ٱلنُّجُومُ ٱنكَدَرَتْ

Ondan sonra allah korusun.

Aeastroom 20.08.19 18:12

Detaylı bir tartışma olmuş bilgilendik Allah razı olsun hepinizden

Svg 31.01.26 23:06

Hz.Mehdi ve Hz.İsa'nın geldiğini bizler görür müyüz ki?


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 07:37.

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.

havasokulu1.com


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148