Havas Okulu

Havas Okulu (https://www.havasokulu1.com/)
-   islam & islami Konular (https://www.havasokulu1.com/islam-islami-konular/)
-   -   Yıldız Düşüklüğü ve Burçlar... (https://www.havasokulu1.com/islam-islami-konular/105526-yildiz-dusuklugu-ve-burclar.html)

HâmûŞî 01.08.26 17:04

Yıldız Düşüklüğü ve Burçlar...
 
İnsanların dilinde uzun zamandır dolaşan bazı sözler var. Yıldızı düşük, yıldızı barışmadı, burçları uyuşmadı, gezegenleri ters, bu ay şansı kapalı, şu saatte işe başlanmaz gibi sözler çoğu zaman düşünülmeden söylenir. Önce basit bir deyim gibi kullanılan sözler zamanla insanın kararlarını yöneten bir inanca dönüşebiliyor. Kiminle evleneceği burçtan soruluyor, hangi gün ticarete başlanacağı yıldızlardan öğrenilmeye çalışılıyor, insanın öfkesi, kıskançlığı, sadakatsizliği ve ihmali doğduğu aya yükleniyor.

Burada hangi gezegenin hangi eve girdiği, hangi burcun hangisiyle anlaştığı ve doğum haritasındaki çizgilerin ne manaya geldiği bizi ilgilendirmiyor. Bizim sorumuz daha temel ve daha ciddi.

Allah-u Teala yıldızlara insanların karakterini belirleme, evliliklerini yönetme, rızıklarını açıp kapatma, uğur veya uğursuzluk getirme ve geleceklerini haber verme vazifesi vermiş midir? Vermişse delili nedir? Vermemişse insan kendi ihmalini, kötü ahlakını ve yanlış tercihlerini hangi hakla gökyüzüne yazmaktadır?

Bu sorunun cevabı yıldız falcılarının kitaplarında değil, Kur’an’ın ve sünnetin ortaya koyduğu tevhid ölçüsünde aranır.

Gökyüzünü incelemek, gezegenlerin hareketlerini hesaplamak, güneş ve ay tutulmalarını önceden belirlemek, takvim çıkarmak ve yıldızlarla yön bulmak ilmi bir faaliyettir. Kur’an da yıldızların karanın ve denizin karanlıklarında yön bulmaya vesile kılındığını haber verir.

Allah Teala En’am suresinin 97. ayetinde şöyle buyurur,

O, karanın ve denizin karanlıklarında kendileriyle yol bulasınız diye sizin için yıldızları yaratandır.

Demek ki yıldızların Kur’an’da bildirilen vazifelerinden biri yön göstermek. İnsanın ahlakını yazmak, evleneceği kişiyi seçmek veya ay sonunda eline ne kadar para geçeceğini haber vermek değil.

İnsanın doğduğu ay da beraberinde hazır bir ahlak paketi getirmez. Nüfus müdürlüğü doğum belgesinin yanına Bu çocuk gururlu, şu çocuk kıskanç, öteki kararsız olacak diye bir huy cetveli iliştirmiyor. İnsanın yaratılıştan gelen bir mizacı olabilir, fakat ahlakı doğum tarihinin hükmü değil, iradesinin ve terbiyesinin neticesidir. Takvim insanın ne zaman doğduğunu söyler, nasıl biri olacağını değil.

Kur’an’da ve sahih sünnette yıldız düşüklüğü adıyla bilinen dini bir kavram da yoktur. Resulullah hiçbir sahabinin sıkıntısını senin yıldızın düşük diyerek açıklamamış. Bir kimsenin rızkı daraldığında doğum saatini hesaplatmamış, evliliği bozulduğunda eşlerin burçlarını karşılaştırmamış, öfkeli birine senin yükselenin sert dememiştir. Resulullah’ın gösterdiği yol dua, tövbe, sabır, tevekkül, istişare, tedbir ve insanın kendi nefsini hesaba çekmesidir.

Bir adam düşünün. Bütün ay hesabını kontrol etmemiş, mal alışverişinde dikkatsiz davranmış, borçları birikmiş. Ay sonunda kasada açık çıkınca Merkür geriliyor diyor. Merkür geriliyor olabilir, fakat kasadaki açığı gezegenler değil, tutulmayan hesap büyütmüştür. Gökyüzündeki hareket muhasebe defterini kendiliğinden düzeltmez. İnsan önce kendi ihmaline bakmalı, sonra suçu milyonlarca kilometre uzaktaki bir gezegene yüklemeli.

Bir tüccar bütün hazırlığını tamamlamış, tam dükkanı açacakken biri Bugün açma, yıldızın yön değiştiriyor demiş. O da açılışı ertelemiş. İş hazır, dükkan hazır, müşteri hazır ama yıldızın keyfi bekleniyor. Halbuki rızık gökten burç yorumu ile değil, Allah’ın takdiriyle gelir.

Allah Teala Necm suresinin 39. ayetinde şöyle buyurur,

İnsan için ancak çalıştığı vardır.

Bu ayet her çalışanın dünyada istediği bütün sonuçları mutlaka elde edeceği manasına gelmez. Fakat insanın sorumlu olduğu alanı gösterir. Kulun vazifesi çalışmak, araştırmak, tedbir almak ve Allah’a tevekkül etmektir. Yıldızların hareketini mazeret haline getirmek değildir.

Resulullah’ın oğlu İbrahim’in vefat ettiği gün güneş tutulmuştu. İnsanlar güneşin İbrahim’in ölümü sebebiyle tutulduğunu söylemeye başladılar. Resulullah bu yanlış düşünceyi hemen düzeltti ve şöyle buyurdu,

Güneş ve ay Allah’ın ayetlerinden iki ayettir. Hiç kimsenin ölümü veya doğumu sebebiyle tutulmazlar.
Bu hadis Buhari ve Müslim’de rivayet edilmiştir.

Burada gökte gerçek bir hadise meydana gelmiş. Yeryüzünde de gerçek bir ölüm olmuş. İki hadise aynı zamana denk gelmiş. Fakat Resulullah sırf aynı anda meydana geldiler diye aralarında görünmeyen bir sebep bağı kurulmasını reddetti. Resulullah güneş tutulmasını kendi oğlunun ölümüyle ilişkilendirmedi, biz hangi delille bir kimsenin öfkesini Mars’a, kıskançlığını Akrep burcuna ve kararsızlığını İkizler burcuna bağlıyoruz? Bunu düşün…

Bir adam eşini kırıyor, çocuklarına bağırıyor, dostlarıyla kavga ediyor. Sonra da ben Akrep burcuyum deyip bütün dosyayı gökyüzüne kaldırıyor. Güzel kardeşim, burcun Akrep olabilir ama sokan dil senin, kırılan gönüller senin, hesap da senin. Mahşerde Akrep burcu gelip sana vekaletname sunmayacak.

Halbuki Resulullah şöyle buyurmuştur:

Güçlü kimse insanları güreşte yenen değildir. Asıl güçlü kimse öfke anında kendisine hakim olandır.
Bu hadis Buhari ve Müslim’de rivayet edilmiştir.

Bir adam da Resulullah’a gelip nasihat istemiştir. Resulullah ona öfkelenme buyurmuş, adam isteğini tekrar edince yine öfkelenme demiştir. Resulullah Burcun ne? diye sormamış. Çünkü öfke, burcun değişmez hükmü değil, insanın terbiye etmekle sorumlu olduğu bir haldir.


İnanmıyorum, sadece okuyorum sözü de her zaman güvenli değil. İnsan sürekli okuduğu şeyden etkilenir. İlk gün gülmek için okur. İkinci gün arkadaşının burcunu sorar. Üçüncü gün eş adayını eler. Dördüncü gün işe başlamak için Merkür’ün düzelmesini bekler. Beşinci gün Merkür düzelir, bu defa Satürn sorun çıkarır. İnsan bir türlü kendi kararına sıra getiremez.


Bu alışkanlığın son zamanlarda yaygınlaşan başka bir şekli de İptal, iptal, iptal sözü. Birisi hastalıktan, kazadan, ayrılıktan veya başına gelebilecek kötü bir ihtimalden söz eder etmez yanındaki hemen üç defa İptal, iptal, iptal diyor. Bir adam Ya bu iş istediğimiz gibi gitmezse? diyor. Masadaki herkes telaşla İptal, iptal, iptal diye karşılık veriyor. Güzel kardeşim, ortada henüz verilmiş bir karar yok, açılmış bir dosya yok, fakat iptal işlemi tamamlandı. Neyi kimin adına iptal ettiğinizde belli değil. Dua etmek, tedbir almak ve Allah’a sığınmak başka şeydir. Belirli bir kelimeyi gizli bir iptal düğmesi gibi görmek başka şeydir.

Burç ve yıldız takıntısının bir başka zararı da kader anlayışını bozmasıdır. Kader, Allah’ın ezeli ilmi, iradesi ve takdiriyle ilgilidir. Yıldızlar ise Allah’ın yarattığı varlıklardır. Allah’ın her şeyi takdir etmiş olması, yıldızların insanın ahlakını belirlediği anlamına gelmez. Yıldız düşüklüğü düşüncesinin tehlikeli taraflarından biri de insanı çaresizliğe alıştırmasıdır. Kişi bir müddet sonra ben ne yaparsam yapayım olmaz, yıldızım düşük demeye başlar. Çalışması gevşer. Tedbiri azalır. Kendisini düzeltme ihtiyacı duymaz, çünkü suç kendisinde değil, ulaşamadığı bir yıldız da.

Ama din insanı burcunun veya düşmek üzere olduğu söylenen yıldızının mahkumu değil, iradesiyle yaptığı tercihin mesulü kabul eder.

Allah Teala İsra suresinin 13 ve 14. ayetlerinde şöyle buyurur:

Her insanın amelini boynuna bağladık. Kıyamet günü onun için önüne açılmış olarak bulacağı bir kitap çıkarırız. Kitabını oku. Bugün hesap görücü olarak kendi nefsin sana yeter.

Ayet, insanın boynuna yıldızını mı bağlıyor, burcunu mu, yoksa kendi amelini mi? Mahşerde önüne yıldız cetveli değil, amel defteri açılır. Orada Hangi burçtandın? Yükselenin neydi?, Yıldızın yüksek miydi, düşük müydü? sorusu sorulmayacak… Akrep burcuna bu kulu neden öfkelendirdin? diye sorulmayacak. Yıldıza onun gayretini neden elinden aldın? denilmeyecek. Merkür de aile içindeki kırgınlıkların şahidi veya suçlusu olarak huzura çıkarılmayacak, çünkü amel defterine burçlar değil, insanın kendi sözleri ve tercihleri yazılır.

Yıldızlar insana Rabbini hatırlatması gereken ayetlerdir. İnsan göğe baktığında Allah’ın kudretini, yaratışındaki ölçüyü ve kainattaki nizamı düşünmelidir. Gökte milyarlarca yıldız vardır. İnsan bütün o muazzam yaratılışa bakıp yalnızca eski sevgilisinin dönüp dönmeyeceğini merak ediyorsa, yıldızlarda değil bakışında bir düşüklük vardır.

Müminin yolu nettir. Gaybı Allah’a bırakır. Meşru sebeplere sarılır. İstişare eder. Tedbir alır. Dua eder. Karar verdiğinde Allah’a tevekkül eder. Kötü huyunu burcuna yüklemez. Hatasını gezegenlere dağıtmaz. İnsanları doğdukları aya göre değil, imanlarına, ahlaklarına ve amellerine göre değerlendirir. İşleri yolunda gitmediğinde yıldız düşüklüğü aramak yerine kendisini ve sebepleri gözden geçirir. Kendi kusuru varsa düzeltir. Kusuru olmadığı halde imtihan ediliyorsa sabreder. Hastaysa tedavi olur. Borçluysa plan yapar. Kırdıysa özür diler. Günah işlediyse tövbe eder.

Burada söylediklerimiz, meselenin tamamı değil, sadece kapısını aralayacak kadardır. Yıldız düşüklüğü, burçlar, uğur ve uğursuzluk ve insanın kendi fiilinden sorumlu oluşu başlı başına geniş bahisler.

Bundan sonrasını da değerli kardeşlerimiz kendi bilgi, tecrübe ve yerinde katkılarıyla tamamlasınlar. Bu meselede söylenecek söz çok, ne kadar konuşursak konuşalım, insanın kendi kusurunu gökyüzüne yazdığı kadar uzun bir listeyi hiçbirimiz tamamlayamayız.

Allah’ın izni ve keremiyle yıldız nerede durmalı, insan nerede sorumlu olmalı, sebep neyle sabit olmalı, bunları göstermeye gayret ettik. Dosyayı Merkür’e havale etmedik, yıldızlara da taşeronluk vermedik. Meseleyi Kur’an’ın ve sünnetin ölçüsüne teslim ettik. Artık Akrep burcu günahı üstlenmeye, Merkür de aile mahkemesinde şahitlik yapmaya gelmezse kimse şaşırmasın, ihale başından beri onlarda değildi.

Svg 01.08.26 17:25

Halbuki ben tüm suçu Kova'ya atacaktım. :)

efe243 01.08.26 19:42

celcelutiye kasidesinde yıldızımı parlak kıl diye bir söz geçiyor yıldız düşüklüğü var ki hz ali celcelutiye kasidesinde böyle bir dua etmiş. yani gerçek abim bence.

Svg 01.08.26 20:22

Alıntı:

efe243 Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 716791)
celcelutiye kasidesinde yıldızımı parlak kıl diye bir söz geçiyor yıldız düşüklüğü var ki hz ali celcelutiye kasidesinde böyle bir dua etmiş. yani gerçek abim bence.

Yok diyorsa, yoktur.

HâmûŞî 01.08.26 20:55

Alıntı:

efe243 Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 716791)
celcelutiye kasidesinde yıldızımı parlak kıl diye bir söz geçiyor yıldız düşüklüğü var ki hz ali celcelutiye kasidesinde böyle bir dua etmiş. yani gerçek abim bence.

Değerli kardeşim kasidedeki mecazi yıldızı alıp halk arasındaki yıldız düşüklüğü inancına delil yapmak, beytin belagatini bırakıp mecazını itikada çevirmek olur...

efe243 01.08.26 21:02

Alıntı:

HâmûŞî Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 716800)
Değerli kardeşim kasidedeki mecazi yıldızı alıp halk arasındaki yıldız düşüklüğü inancına delil yapmak, beytin belagatini bırakıp mecazını itikada çevirmek olur...

Evet celcelutiye kasidesinde yardımcı hadim ver diye de sözler var bende yıldızı parlak kıl diye söz görünce halk arasindaki yıldız dusuklugune bağlamıştim çünkü ruhaniyetle de ilgili olduğunu düşünmüştüm. Hadim varsa yıldız da var diye düşünmustum.


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 12:58.

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.

havasokulu1.com


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148