![]() |
|
|||||||
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
#1
|
||||
|
||||
|
Sual: İnsanların Cennetlik veyâ Cehennemlik Olduğunun Ezelde Yazılması, İyi İşleri Terk Etmelerine Sebep Olmaz mı, Yani Cehennemlik Yazılmışsam, İyi Amel Yapsam da Cehenneme Giderim. Cennetlik Yazılmışsam, İyi İşler Yapmasam, Meselâ Namaz Kılmasam da Cennete Giderim Demezler mi?
Cevap: Gerek Cennet Gerekse Cehennemden Hangisine Gideceği Yazılmışsa, Oraya Gitmek İçin Gerekli İşler Ona Kolaylaştırılır. Allahû Teâlâ Herkesin Hangi Yolda Gideceğini Ezelde Bildiği İçin Yazmıştır. Cennetlik Kimseye Cennete Gidecek Amelleri Yapmak Kolay Olur. O Amelleri İşler. Allahû Teâlâ’nın Lütfu ile İşi Hayr ile Son Bulur. Cehennemlik Kimseye de, Oraya Gidecek İşleri Yapmak Müyesser Olur. Onları İşler ve Cehenneme Gider. Hazreti Ali Radiyallâhû Anh’ın Bildirdiği Hadîs-i Şerifte Rasülullah Sallallâhû Aleyhi ve Sellem Eshâbına, “Sizden Hiçbiriniz Yoktur ki, Yerinin Cennet veyâ Cehennem Olduğu Yazılmasın.” Buyurdu. Eshâb-ı Kirâm, “Yâ Rasülullah! Biz Hakkımızda Yazılanlara İtimat Edip, Boşuna Amel İşlemeyelim?” Dediler. Aleyhisselâtû Vesselâm Efendimiz, “Amel Ediniz! Her Yapmanız Müyesser Olan İş, Ezelde Takdir Olduğu Şekilde Meydana Gelir. Bir Kimse ya Se’âdet Ehlinden Olup Se’âdet Amellerini Yapar veyâ Şekâvet Ehlinden Olup Şekâvet Amellerini Yapar.” Buyurdu. Rasülullah Sallallâhû Aleyhi ve Sellem’in Amelleri Terk Etmeğe İzin Vermeyişini Bâzı Mesâbih Şârihleri ve Muhakkikler Şöyle Açıklamışlardır; Çalışmayalım, Alnımıza Yazılanları Görürüz Diyenleri Çalışmaya, Kulluğun Gereklerini Yerine Getirmeye Teşvik Etmişlerdir. Burada Biri Diğerini İptal Etmeyen İki Husus Vardır. Birincisi, Bâtına Ait Olan Allahû Teâlâ’nın Hükmüdür. İkincisi, Zâhirde Kulluk Vâsfıdır. Hakkında Yazılanı Bilemez. Bunun İçin Çalışıp Îmânın Hakîkâtini Elde Eder. Bu Sebeple Rasülullah Sallallâhû Aleyhi ve Sellem Efendimiz, Amel Ediniz Buyurmuştur. Âlimler Dedi ki; İnsanın Se’âdet ve Şekâveti, Allahû Teâlâ’nın Hikmetinin İktizası ile Hakîkâtinin Dışındaki İşler Olup, Kazâda İcmalen Hâsıl Olur. Fertlerden Meydana Gelenler, Bu Kazânın Hayr veyâ Şer Tafsilleridir. Tafsilin İcmale Aykırı Olması İmkânsızdır. Rasülullah Sallallâhû Aleyhi ve Sellem de Bu Manâda Olmak Üzere, “Dilediğiniz Ameli Yapınız! Her Amel, Kişinin Ezeldeki Takdirine Uygun Olarak Meydana Gelir. Ondan Başka Ameli Yapmağa Muktedir Olamaz.” Buyurmuştur. Allahû Teâlâ’nın, Sonra Olmasını İstediği Şeyi Kimse Öne Alamaz. Önde Olmasını İstediği Şey de Sonra Olmaz. Hükmünün Yerine Getirilmemesi Olamaz. Muhakkak İhmâle Uğramadan Meydana Gelir. Hükmettiği Şey Bozulmaz. Bunların Hepsi, Allahû Teâlâ’nın Takdiri iledir. Kader, Her Mahlûk İçin Bir Tahdit, Sınırlamadır. Öyle Had ki, İçerisinde Güzellik, Çirkinlik, Fâide ve Zarar Bulunur. Zaman ve Mekân, Sevâp ve Azâb da Takdir-i İlâhî iledir. Burada Allahû Teâlâ’nın Küllî İrâde ve Kudretinin Büyüklüğü Bildirilmektedir. Çünkü Her Şey Allahû Teâlâ’nın İrâdesi ve Yaratması ile Meydana Gelmektedir. Hattâ Acz ve Zekâ da Allahû Teâlâ’nın Takdiri iledir, Yani Bir İşi Yapmaktan Âciz Olmak veyâ Zeki, Becerikli Olup Elini Attığı İşi Yapmak Hep Takdir-i İlâhî iledir. Yapılması Gereken İşi İhmâl Ederek, Söze Dalarak veyâ Başka Bir Sebeple Yapmayan Kimseyi Ayıplamak Uygun Olmadığı Gibi, İşlerinde Başarılı Olanları da Yalnız Zekâlarına Bağlamak da Uygun Değildir. Zirâ Bunlar, Allahû Teâlâ’nın Takdiri ve Yaratması iledir. Kamer Sûresi Kırk Dokuzuncu Âyet-i Kerîmesinde, “Biz Her Şeyi Şüphesiz Bir Takdir ile Yarattık.” Buyurulmuştur. Ahlâk, Dış Görünüş, Rızk, Hayr ve Şer, Ecel de Allahû Teâlâ’nın Takdiridir. Ecel, Bir Şeyin Müddetine Denir. Sonra Hayat İçin Çok Kullanıldı. İnsanoğlunun Doğumundan Ölümüne Kadar Geçen Müddete Denir. Ecel-i Müsemma İçin Îmâm-ı Mukâtil, Kabir Hayatıdır Dedi. Ölümden Tekrar Dirilmeğe Kadar Geçen Müddettir. İkrime Rahmetullâhi Aleyh, Levh-i Mahfûz’da Yazılı Olan Âhiret Ecelidir Dedi. Ebülleys Tefsîri’nde ise Ecel-i Müsemma, Kıyâmet Günü Manâsındadır Denildi. İslâm Vâlilerinden veyâ Vekîllerinden –İyi veyâ Fâcir Olsun– Her Birisinin Arkasında Cum’a ve Bayram Namazlarını Kılmalıdır. Fâcir Kimse, Günâh İşleyen ve Taâtten Kaçanlara Denir. Bu Konuda, “İyi ve Fâcir Kimselerin Arkasında Namaz Kılınız.” Hadîs-i Şerifi Vardır. Ehl-i Kıbleden Her Ölen Kimsenin Cenaze Namazını Kılmalıdır. Ehl-i Kıble, Namaz Ehli Demektir. Zâhir Hâline Göre Îmân Üzere Öldüğü Kabûl Edilen Kimsenin Cenaze Namazı Kılınır. Çünkü Hadîs-i Şerifte, “Ehl-i Kıbleden Ölen Kimsenin Namazını Kılın!” Buyurulmuştur. Beş Vakit Namazı Cemaâtle Kılmalıdır. Sâlih veyâ Fâcir Her Hâlîfe, Emîr ile Allahû Teâlâ’nın Düşmanlarına Karşı Mücahede Etmelidir. Müslümanların Önderi veyâ Ehl-i İslâm’dan Birisi Üzerine Kılıç Çekmemelidir. Çünkü Hadîs-i Şerifte, “Üzerimize Silâh Çeken Bizden Değildir.” Buyurulmuştur. [Şir’ât’ül-İslâm, 23, 24.]
(0 Beğeni)
|
|
|