![]() |
Levh-i mahfuz kodlaması
Levh-i mahfuz yaradılış planını içerir.
Bu plan olasılık zincirlerinden oluşur. Her insanın kaderi planı levh-i mahfuzda bulunur. Parçaların (ruhun) bütüne (O’na) dönebileceği yol haritasını ve olasılıkları kapsar. İnsanların karşılaşmaları bu olasılık zincirine dahildir. Hiç bir şeyin tesadüf olmayışı da, her şeyin bir sebebe dayanması da bu yüzdendir. [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Bu plan his bazında yaratıldığı gibi tıpkı bir bilgisayar oyununun yazılımı gibi rakamlardan yani kodlardan oluşur. Mekanizma dediğimiz yaratımın bu tarafıdır ve totali sistemi oluşturur. Sistemi çözen mekanizmanın çalışma prensibini anlar ve hayat içinde sebeplerini çözer. Yani oyunu kuralına göre oynar çünkü anlamıştır ki mekanik sistem katıdır ve değişmeyecektir. Bilgisayarda komutlar verilir kodlarla. Bilenler bilir. Bilmeyenler için örneğin karakter sinirlenirse; daha çok sinirlensin gibi bir mantık kullanılır. Yani şu olursa bu olsun bu olursa şu olsun gibi. Bu komutların ise rakamsal karşılıkları vardır. 010011100 vb gibi. Nasıl ki bugünün insanı yapay zekayı yaratmak için bu kodları kullanıyorsa, bu tesadüf değil Allahın bilinmekliğinin sonucudur. İnsan Onu bildikçe onun sistemini çözecektir. İnsan da bu gibi kodlarla yaratılmıştır. Her insanın kendine ait kod rakamları vardır. Bu rakamlar okumayı bilenler için hayatlarının içinde kendini göstermektedirler. Kodlarını okumayı öğrenen kişi yol haritasını okumayı da öğrenir. Bu beceri önceleri olaylar gerçekleştikten sonra, sonraları olay anında, daha sonraları ise olay öncesinde kullanılmaya başlanır. Geleceği okumanın türlü yöntemleri olabileceği gibi kod okuması bu yöntemlerden biridir. İnsanın kendi kodlarını keşfi ipuçlarını yakalamada ve kendi yoluna hızla gitmesinde yardımcı olacaktır. Soru işaretlerinin cevaplarını bulurken kolaylaştırıcıdır. Ancak her şeyde olduğu gibi kod okuma da takıntı haline gelmemeli ancak ve ancak kolaylaştırıcı olarak kullanılmalıdır. Ve her daim düşüncelere, sahiplenilmeden şüpheci yaklaşılmalıdır. Düşüncelerin %80 i kişiye ait değildir. Şüphecilik mecburiyeti bu sebeple doğar. Sistem Takıntı yapmış kişiye takıntısından kurtulması için düşünce ile etki edecek ve Bu durumda kodlar karmaşık alınacak yani gerçeği yansıtmayacak ve sonunda kişi kodlardan faydalanma takıntısından mecburen vazgeçmeye zorlanacaktır. Bu bilgiyi ‘mekanizma’ ve ‘sistem’ kelimelerinin manasının kafada daha net canlanabilmesi için vermekteyim. Okumak için asla tek bir yöntem yeterli değildir. Takıntıların her türlüsü bu sebeple zedeleyicidir. İnsan an’a her daim çok yönlü bakabilme becerisi geliştirmek zorundadır. Tıkanıklıklar bu becerinin geliştirilememesi sebebiyle oluşur. Nihayetinde insan Allahın üstün teknolojisinin ürünü olan bir çeşit yapay zekadır. Organik bir yapay zeka. Altınçağ teknoloji devrinin çağıdır. Teknoloji devreye girdiğinde hayatın akışı hız kazanır. İnsanın arınarak akışkan olma mecburiyeti bu hızın ilerleyen dönemlerde oldukça artacağından gelir. Alfadan Betaya geçecek olan insanlık Alfada kendi yaradılışını kavrayacak, Betada ise kendi yaratımlarını gerçekleştirme becerisi kazanacaktır. Bu sebepledir ki Betaya geçiş için bu hakkı kazanmak gerekir. Egonun anlaşılması, nefsin köleliğine kapılmamayı öğrenmek ve Birlik bilinci yaratım yeteneği kazanacak insanın kendi çıkarına değil yalnızca Allahın sistemin çıkarına çalışması için gereklidir. Örneğin yaratacağı bir canlıyı seks kölesi yapma niyetiyle yaratacak olan biri betanova da olamayacaktır, geçişine izin verilmeyecektir gibi. Hangi boyuta geçersek geçelim, hangi beceriyi kazanırsak kazanalım her zaman hakikat yalnızca O olacaktır. Yaratma becerisi olduğu gibi yok etme hakkı da her daim saklıdır. Bunu korkutma amaçlı değil hakikatin bilinçlerde yer etmesi sebebiyle belirtmek mecburiyetindeyim. |
Emeğinize sağlık
|
emeginize saglik guzel bir paylasim. (:
|
Emeğine sağlık
|
Allah razı olsun
|
Allah razı olsun
|
levhi mahfuz deistirilebilir ama kader deisemez .
abdulkdadir geylani hz levhu mahfuz u deisitirdigi olmustur . tabi ALLAH onu sevdigi icin deistirmistir . yani ALLAH deistirmistir abdulkadir geylani deil |
Ellerinize sağlık
|
cern de atom parçalıyoz ayağına farklı boyutlara kapı açmak, evrenin işletim sistemini (levhi mahfuz) çözmek gibi işlerle uğraşıyorlar.
|
Allah razi olsun bilginiz icin
|
Evet insanlık yakında fizik kurallarının dışına çıkarak yeni çağ başlatacaktır. Fakat asıl mesele şu ki bunu bis Müslümanlarının mı yoksa din düşmanlarının mı yapacak olması.
|
Allahın dışında hiç bir varlık levhi mahfuzun içeriğini detayını asla bilemez ve öğrenemez. Allah insanları ve cinleri neden yarattığını açıkça belirtmiştir.
|
Paylaşım için teşekkürler
|
Cenâb-ı Allah, kâinatın bir çekirdeği olarak, önce, kendi nûrundan Hz. Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm’ın nûrunu yarattı.1 Bu nûr, Allah’ın takdiri ile dilediği gibi geziyordu.
O zaman ne Levh-i Mahfuz, ne kalem, ne Cennet, ne Cehennem, ne melek, ne gök, ne yer, ne Güneş, ne Ay, ne insan ve ne de cin; hiçbir şey yoktu! 2 Sonra suyu yarattı. Sonra Arş-ı Âlâ’yı yarattı. Arş-ı Âlâ, su üzerinde idi.3 Sonra, Arş içinde Kürsî’yi yarattı. Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselâm Ebû Zerr-i Gıfârî’ye (ra) şöyle buyurmuştur: “Yâ Ebâ Zer! Yedi kat gök ile yedi kat yerin Kürsî yanında büyüklükleri, ancak bir çölün ortasına atılmış bir kapı veya bir yüzük halkası gibidir. Arş-ı Âlâ’nın da Kürsî’ye göre büyüklüğü, o çölün o halkaya nazaran büyüklüğü derecesindedir.”4 Arş-ı Âlâ’nın su üzerinde bulunuşu ne demektir? Demek, gerek içmek, gerekse arınmak sûretiyle hayat damarlarımızın bu derece su ile bağlı bulunuşu boşuna değil. Su, içindeki rahmeti okuyup takdir edebilirsek, bizi Rahman ve Rahîm isimlerinin arşına ve Arş-ı Âlâ nezdindeki yüksek makama çıkarabilecek bir kudrete ve hasiyete sahip. Arş-ı Âlâ, Üstad Saîd Nursî Hazretlerine göre, Zâhir, Bâtın, Evvel ve Âhir isimlerinin halita ve karışığıdır. Bâtın ismi îtibariyle bakıldığında Arş melekût, kâinât da mülk olur. Yani, Bâtın ismi varlıkların daha çok melekûtünü ve iç yüzünü kuşatmış olduğundan, kâinâtın ve olayların mukadderâtını elinde tutan Arş-ı A’lâ ekseriyetle Bâtın isminin tasarruf alanı hükmündedir. Bu isme göre kâinât mülktür, yani dış yüzeydir.5 Levh-i Mahfûz ise, Hafîz, Alîm, Kadîr, Mürîd, Mukaddir, Evvel, Âhir, Zâhir, Bâtın ve Allah’ın kendi ilminde var olan sâir isimlerinin emir ve talimatlarının kaleme alındığı, kâinâttaki her nesnenin mukadderâtının plânlanıp yazıldığı muazzam kürsüye ait büyük kader defteridir. Kâinât ve zerrelerden kürelere kâinâtta var olan bütün varlıklarla ilgili emir ve hükümlerin, mukadderât ve plânların, proje ve tâlimatların yazıldığı, muhafaza edildiği ve zamanı gelince icrâya dökülmek üzere saklandığı alan Levh-i Mahfûz’dur. Cenâb-ı Hak buyurur ki: “Ölüleri diriltecek olan ve onların iyi ve kötü işleriyle arkalarında bıraktıkları eserleri zâyi etmeyip kaydeden Biz’iz! Biz her şeyi İmam-ı Mübîn’de (Levh-i Mahfûz’da) tek tek yazdık.”6 Kur’ân Levh-i Mahfuz’da yazılmış, korunmuş ve yeryüzüne Levh-i Mahfuz’dan indirilmiştir.7 Hz. Ebû Hüreyre (ra) anlatıyor: “Resulullah Aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Hz. Âdem ile Musa Aleyhimesselâm Rab’leri katında birbirlerine karşı delil getirerek mücâdele ettiler. Neticede Âdem, Mûsâ’yı delil ile susturdu. “Hz. Musa, Hz. Âdem’e (as) dedi ki: ‘Ey Âdem! Sen bizim babamızsın! İşlediğin günahla insanları Cennetten çıkardın ve onları bedbahtlığa attın, mahrûmiyete ve zarara düşürdün!’ “Hz. Âdem de Hz. Musa’ya: ‘Sen, Allah’ın peygamberlik vermek sûretiyle seçtiği ve hususi kelâmına mazhar kıldığı Mûsâ’sın! Benim yaratılmamdan kaç yıl önce Allah’ın Tevrât’ı yazdığını buldun?” “Hazret-i Mûsâ (as): ‘Kırk yıl önce!’ dedi. “Hazret-i Âdem (as) de: ‘Peki Tevrat’ın içinde, ‘Ve Âdem Rabb’ine âsî oldu da şaşıp kaldı!’ (Bu âyet Kur’ân’da da vardır: Tâhâ Sûresi: 121) âyetini buldun mu?’ diye sordu. “Hazret-i Mûsâ (as): ‘Evet, buldum!’ dedi. “Hazret-i Âdem (as): ‘Öyle ise, Allah’ın, işleyeceğimi beni yaratmasından kırk yıl önce üzerime yazmış olduğu bir işi işlememden dolayı beni azarlayıp, ayıplamaya mı kalkıyorsun?’ dedi. “Resulullah (asm) devamla dedi ki: “Hz. Âdem böylece Mûsâ’yı delil ile iknâ etti ve susturdu.”8 Bediüzzaman’ın da ifâde ettiği gibi, bizim duâmız ve yönelişimiz çerçevesinde Cenâb-ı Hak dilediği gibi bu yazıyı değiştirebilmekte, musîbeti def edebilmekte, bizim mutluluğumuz lehine çevirebilmektedir.9 Şu halde, hâfıza kuvvetimizin işâret ettiği Levh-i Mahfuz10, bütün varlıkların bütün hareketlerinin asıllarının ve hakîkatlerinin yer aldığı büyük kader defteri hükmündedir ki, kâinâtta akıp giden olayların hepsi bu hükümlerin ve yazıların uygulama alanına dökülüşü demektir.11 Üstad Bediüzzaman’ın diğer bir ifâdesiyle, âlemde her mevcut, Levh-i Mahfuz’da yazılmış yazının cisimleşmiş bir lâfız olarak görüntüsünden ibârettir.12 Dipnot: 1- Bedîüzzaman, Mesnevî-i Nuriye,Yeni Asya Neş. S. 99; 2- Kastalanî, Mevahibü’l-Ledünniye, C.1 S.7; 3- Hûd Sûresi: 7; 4- Tecrid-i Sarih Tercemesi, 9/7; 5- Mesnevî-i Nûriye, s. 91; 6- Yâsîn Sûresi: 12; 7- Bürûc Sûresi: 22; 8- Buhârî, Kader 11, Enbiya 31, Tefsir, Taha 1, 3, Tevhid 37; Müslim, Kader 13, (2652); Muvatta, Kader 1, (2, 898); Ebu Davud, Sünnet 17, (4701); Tirmizî, Kader 2, (2135); 9- Mesnevî-i Nûriye, s. 175; 10- Sözler, s. 149, 433; 11- Sözler, s. 505; Mektûbât, s. 40, 41; 12- Şuâlar, s. 150. |
Emeğinize sağlık ama kodumuzu nasil çözeceğiz kodumuzu çözersek ne yapacağız benim bildiğim insan hayatindan memnun değilse dualarla yüce yaradana yalvarır takdir gene Allahındır kişinin kaderini değiştirmede
|
Allah razi olsun bu levh-i mahfuz olayini teknolojiyle birlikte cok iyi ozetlemissin bence cok guzel bir konu olmus.
|
Ben biraz araştırma yaptım bu kodumuzu nasıl bulabiliriz diye doğum tarihimizi toplayıp bulabiliyormuşuz
Örneğin 12.04.1945 =1+2+0+4+1+9+4+5=26=2+6=8 gibi çıkan sonuçlar gerçekten doğru herkes araştırabilir kendi kodunun özelliğini |
Çok ilginç konular ya hep merak ediyorum. Paylaşım için teşekkürler
|
Emeginize saglik
|
Allah razı olsun
|
Allah razı olsun çok güzel
|
Gerçekten ilginç bir konu . Allah razı olsun paylaşım için. Bu konulara da özel olarak bi araştırma vakti ayırma kararı aldım bunu görünce.
|
Bilgileriniz çok faydalı Allah razı olsun
|
Allah razı olsun
|
Tebrik ediyorum, butunleyeci bi ikaz yazisi yapmissin, anlayana ...
|
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 01:41. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com