![]() |
Güncelliğini Hiçbir Zaman Kaybetmeyen Bazı Ayetler
Biz bir ülkeyi helak etmek istediğimizde oranın ileri gelen azgınlarını yönetime geçiririz. Onlar orada Allah’a isyan sayılan işler yaparlar. Bu nedenle oranın üzerine azap sözümüz müstahak olur ve orayı yerle bir ederiz.
İsra sûresi 16. Allah bir toplumu helak etmek istediğinde onları bazen yöneticileriyle helak eder. Toplumun başına azgın kişiler geçer ve yönetimi onlar teslim alırlar. Toplumun idaresini üstlenenler Allah’ın yasak kıldığı şeyleri yaparlar Allah’ın azabına müstahak olurlar. Allah’ın azabı gelir; ülke ekonomik ve siyasi açıdan çöker ve toprak bütünlüğünü kaybeder. Ülkede kaos ve kargaşa baş gösterir ve toplumda güvensizlik ortamı oluşur. Sonra kaçınılmaz olarak ülke veya toplum helak olur. Tevbe sûresinde ise onların anlaşmalara olan vefasızlığı şöyle anlatılmaktadır. Onların antlaşmalara vefası nasıldır? Eğer onlar size üstün gelirlerse sizin hakkınızda ne akrabalık bağını ne de antlaşma yükümlülüğünü gözetirler. Onlar ağızlarıyla sizi razı ederler ama kalpleri hoşnut değildir. Onların birçoğu fasıktırlar. Onlar Allah’ın ayetlerini az bir değere sattılar ve insanları onun yolundan engellediler. Hiç şüphesiz ki onların yaptıkları işler çok kötüdür. Onlar bir mümin hakkında ne akrabalık bağını ne de antlaşma yükümlüğünü gözetirler. Haddini aşanlar işte bunlardır. Tevbe sûresi 8-10. Zalimlerin ve müşriklerin anlaşmalara uyması dünyevî sebeplerden dolayıdır. Ahirete iman etmediklerinden menfaatleri değiştiği gibi antlaşmalara olan bağlılıkları da sona erer. Müminler ise ahirete iman ettiklerinden menfaatleri değişse de ahde vefanın dinî bir sorumluluk olduğunu bildiklerinden verdikleri sözlerden caymazlar. Mekkeli müşrikler değersiz dünya malına karşılık olarak Allah’ın hükümlerini sattılar. Bu da onların cezalandırılmalarının en önemli gerekçelerinden biridir. Onlar zayıf ve aciz durumda oldukları zaman uzlaşma ve barış yoluna giderler. Fakat güçlü olduklarında, ordu topladıklarında veya ellerine imkân geçtiğinde ahde vefasızlık göstermekten geri durmazlar. Onlar müminlerin yanında çok iyi Müslüman rolüne bürünürler. Fakat Müslümanlardan ayrıldıklarında hiçbir kutsalları kalmaz. Bu gerçek şöyle şöyle ifade edilmiştir: Senin yanından ayrıldığı gibi yeryüzünde fitne fesat çıkarmaya, ekini ve nesli helak etmeye çalışır. Hâlbuki Allah fitne fesadı asla sevmez. Bakara sûresi 205. Münafıklar sana geldiklerinde, “Biz senin Allah’ın resulü olduğuna kesinlikle şahidiz” diyorlar. Allah biliyor ki sen gerçekten kendisinin resulüsün. Allah şahittir ki münafıklar kesinlikle yalan söylüyorlar. Münafikun sûresi 1. Münafıklar kabahat ve kusurlarını güzel sözlerle, güzel giysilerle ve güzel davranışlarla kapatmaya çalışırlar. Konuştukları zaman mangalda kül bırakmazlar. Dünya hayatı hakkında çok bilgilidirler. Dünya onlardan sorulur zannedersin. Onlar samimi olduklarına dair Allah adına yemin etmeyi de ihmal etmezler. Fakat bunların eline imkân geçince şehirde ve ülkede fitne, fesat ve kargaşa çıkarırlar. İnsanların emek ve ekinlerini zayi ederler. Neslin bozulması için gayrimeşru ilişkiyi ve birlikteliği savunurlar. Bunlara Allah’tan bahsedildiğinde ise daha da azgınlaşırlar. Onlar Allah'ın ayetleriyle dalga geçerler. Bu hakikat şöyle ifade edilmiştir: Onlara, “Niçin alay ettiklerini” sorsan, “Biz sadece lafa dalmış ve eğleniyorduk” derler. De ki: “Allah’la, resulüyle ve ayetleriyle alay ederek mi eğleniyorsunuz?” Tevbe 65. Münafıklar bazen Müslümanları alay konusu yapıyorlardı. Bazen Resulullah’la alay ediyorlardı. Bazen ibadetlerle ve bazen de Allah’ın ayetleriyle. Onlar dinî değerleri alay ve dalga konusu yapıyor ve gülüp eğleniyorlardı. Yakalandıklarında ise: “Biz zaman geçsin diye eğleşiyorduk” diyorlardı. Halbuki dinle ve dinî değerlerle alay etmek küfürdür. Bunu ancak ya kâfirler ya da münafıklar yaparlar. Onların güzel sözüne ve vaatlerine kanıyoruz. Onları gördüğün zaman dış görünüşlerine hayran kalırsın. Konuştuklarında onları dinleyesin gelir. Onlar duvara yaslanmış içi boş kütüklere benzerler. Her gürültüyü kendi aleyhlerine sanırlar. Ey müminler! Gerçek düşmanlar bunlardır. Onlara karşı tedbirli olun! Allah onların canını alsın! Nasıl da haktan saptırılıyorlar! Münafikun sûresi 4. Münafıklar yalan yere yemin ederek her zaman kendilerini koruma altına alırlar. Onlar büyük yeminlerin arkasında büyük kabahatler işlerler. Müminlerin en büyük düşmanı gizli düşman olan münafıklardır. Çünkü onlar müminlerle aynı safta dururlar, aynı sofraya kurulurlar, aynı söylemlerde bulunurlar, aynı ortamlarda yer alırlar, aynı şekilde giyinirler ve onların arasında varlıklarını korumaya çalışırlar. Onlar bukalemun gibidirler; müminlerin yanında mümin gibi, kâfirlerin yanında ise kâfir gibi renk değiştirirler. Münafıklar güzel giyinmeye ve güzel konuşmaya dikkat ederler. Kalplerindeki pisliği şık kıyafetleriyle, güzel konuşmalarıyla ve giyimleriyle kapatmaya çalışırlar. Onlar aslında içi boş kütük; ruhsuz ceset gibidirler. Çünkü içinde iman olmayan bir beden, içi boş kütük gibidir. Münafıklar özür de af da dilemezler. Her zaman savunmaya geçerler. Özür dileseler de bunu içtenlikle yapmazlar. Allah onları affetmeyecektir. Çünkü onlar hem Allah’a hem Resulullah’a hem de müminlere karşı saygısızdırlar. |
31 Mart’ta,evde ayakkabı ile gezen alnı secdesiz,…. taharetsizlerin mekanında seccade üzerinde poz!
Tesadüf ve Yanlışlık… Yersen |
Alıntı:
Burası siyaset yapılacak bir yer mi? |
Alıntı:
|
Alıntı:
Kaba pisleme vb kelime oyunları sevmem. Açılan konunun başlığı bile sıkıntılı. |
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
üstad necip fazil der ki: dava adami cilesini cektigi davanin uzlerini suratinda tasir,surati kolali gomlek yakasi gibi olandan dava adami olmaz der... o mübaregin cektigi cileyi biliyormu o yüzünde nur yok diyen? hem kim onu soyleyen? |
Alıntı:
Sabah, Said Nursi ile ilgili olan konuya, ki benim herhangi bir yatkınlığım olmamasına rağmen, insani bir saygından, Admin’e rica edip, konuyu hassasiyetle sildirdim. İkincisi, @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Hocamızın hakemliğine başvurmanız, haklılık davasına girip, beni yanlışa çıkarmak ise, yanılıyorsunuz. Kimse küçük çocuk değil, ve neyin kutsal, neyin adaba uygun, neyin ahlaki ve etik olduğunu bilen Müslümanlarız. Burada, kılınan bir namaz ibadetini küçümseyerek, bir seccadeye bile isteye basan insan portresi çizilmesini hoş bulmuyorum. |
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
Ben de, bir caminin kadınlar için ayrılan bölümünde namaz kıldım, Yasin okudum, ellerimi yüzüme sürdüm, niyazda bulundum. Ertesi gün gözlerimin içleri iltihaptan yanıyordu. Köşe kısımları kanamış, bir ay tedavi ile hala arpacık, göz hassasiyeti, kuruluk ve kirpiklerim de döküntü ile yaşıyorum. Bana, yanında neden seccade götürmedin dediler. Yerde serili olan seccade değil mi dedim, caminin içi. Ahşap ekleme. Havasız yer. Halılar yıkanıyor mu, insanların çorapları ya da elbiselerinden mi geldi bilemiyorum. Biz de, yer sofrasına serili örtüye de basılmaz, birinin yere düşürdüğü atkısına da basılmaz, bayrağa da basılmaz. Bu bir adaptır. Bir insan diyor ki, ben farketmeden bastım. Bu kadar. Seçim arefesinde olan bir insan, bile isteye böyle bir durumda kalır mı? Sizce, bu insan, geceleri namaz kılan insanların seccadelerine ayakkabısı ile basarak, içinde böyle bir kötülük mü sergiliyordur. Tam olarak neyi anlatamıyorum. Şu ülkenin gündeminin depremzedeler olması gerekirken, dini hassasiyetin başka tarafa çevriliyor olması reva mı? |
Alıntı:
ki ayakabı kirlidir seccade temizdir ayakabıyla namaz zarürü bir durum yoksa kılınmaz ki o fotoğrafdaki kişininde boyle şeylerele alakası olmadığından saygısızlık olarak yorumlamak doğru dur nede olsa kilise geleneği yok islamiyede |
Alıntı:
evet bende burda siyaseet yapılmasını sevmiyorum ve çok geçmiş ollsun hastalığınızdan ötürü hataq bu nu yazmanız iyi oldu bende seccademi götüreyim camiye temiz bizimkiler aama dikkat etmek gerekir.. lakin biarz ilginç olmuş e biliyorsunuz adap edep adapsızlık etmiş birine neden savunasınız onun yerine siyaset yapmamaya vurgulasanız bu kadar tepki almazdınız bence |
Alıntı:
Konunun ilk bölümünde siyaset hassasiyetimi yazdım. Ki ben, sade vatandaş olarak toplumun içindeyim, o kadar. İkincisi, seccade kutsal değildir. Namaz elbisesi de kutsal değildir . Taktığım başörtüsü de eskidiğinse ütü yaparken kullanırım. Bir Müslüman’ın ibadet yaparken temiz olması şarttır. Seccadesi olmayan biri, temiz bir şeyi kullanır, kirlenmesin diye katlar, kaldırır. |
Alıntı:
|
Alıntı:
İsterseniz bir nefes alın, okuyun. Benim mezhebime kadar da inmeyin. Bir insan, fotoğraf çektirmek isterken kazara, seccadeye basıyor. Fotoğraf çeken ya da orada namaz kılan arkadaşlardan biri de, Sayın KK ve diğer arkadaşlar, seccadeye basıyorsunuz diye de uyarmıyor. Burada, basıldıktan sonra o seccadede namaz kılınmayacağını hepimiz anladık.Biliyoruz da zaten. Umarız kaldırılmıştır. Şimdi bastı diye bu adam Cehennem de ayrı bir cezaya çarptırılır mı? Hayır. Biz neyi tartışıyoruz? Bu kişi bu seccadeye bilmeden bastım diyor, özür dilerim diyor. Kliseler, Almancılar, Mezhepler.. Nerelere geldi konu. |
Alıntı:
|
Alıntı:
Eskiyen cami halılarını ne yapıyorlar? |
Namazı ilk kılan nesil ashabı kiram toprak ve çakıl üzerinde namaz kıldılar. Halı ve seccade bilmediler. Allah onlardan razı olsun. Yani namazın aslı çıplak zemin üzerinde kılınmasıdır. İlk nesil öyle kılmıştır.
Hatta eminimki bir çok kişi seccadelerin kenarlarındaki çerçeve çizgisini neden koyduklarını bile bilmiyorlardır...O çizgilerin olmadiği seccade yok denecek kadar azdir belkide yoktur Secdede alnınızın toprağa değmesi lazımdır diyenler bile var |
Alıntı:
|
Kendisi açıklama yapmış. Kaldı ki bile isteye hem de seçim arefesinde böyle bir şeyi yapacak değil. Neden oy kaybetmek istesin ki. Resmen oyuna getirilmiş veya kimse etrafa, yerlere dikkat etmemiş. Açıklamasını da ekliyorum:
Üzgünüm, seccadeyi göremediğim için çok üzgünüm. Dünyada kimseyi incitmek istemem, hele milletimi asla. Buradan istismarcılık yapanları ve kullandıkları propaganda aparatlarını da milletimizin vicdanına bırakıyorum. |
Alıntı:
|
Alıntı:
mezhepime inmişsiniz kilise fln diyorsunuzda biz burda net bir şekilde belirttik ki secade kutsaldır islami gelenklerdendir basılması doğru değildir diyoruz malum kişilerin bilerek bilmeyerek basılmasını ben tartışmadım hata zarürü (bilinçsizçe yada zorunlu olduğu durum)bir durum yoksa diyede bir dip not vermişdim.. |
Alıntı:
1-Bir hadis-i şerifte Rasûlüllah (s.a.s) şöyle buyurmaktadır: "Yer yüzü benim için mescid ve temiz kılınmıştır" (Buhari, Salat, 56). 2-Bunun yanında şiddetli sıcaktan korunmak için Ashabın elbiseleri ve sarıkları üzerine secde ettikleri rivayet edilmektedir (Nesaî, Tatbik, 59; Buharî, Solat, 23). 3-Enes b. Malik, yerdeki yatağın üzerine namaz kılmış ve Rasûlüllah (s.a.s) ile namaz kılarken aralarından birinin elbisesi üzerine secde ettiğini söylemiştir (Buhârî, Salat, 22). 4- Ayrıca, Rasûlüllah (s.a.s)'in hasır üzerinde namaz kıldığı da rivayet edilmektedir (Buhârî, Salat, 207; Ebu Davud Salat, 91). 5-Buharî'deki bir hadiste de (Salât, 21), Rasûlüllah (s.a.s)'in bir "humra" üzerine secde ettiği rivayet edilmektedir. Buradan hasır ile humranın aynı şeylerden yapılmış olmaları yanında ebad bakımından birbirinden farklı oldukları anlaşılmaktadır. Hasır, en az seccade büyüklüğünde, humra ise, secde edilecek kadar büyüklüktedir (İbnül-Esir, en-Nihaye fi Ğaribul-Hadis, Beyrut 1979, II, 77). 6-Cabir (r.a) ve Ebu Sa'id (r.a) gemide namazlarını hasır üzerinde kılarlardı (Buhari, aynı bab). Muğire b. Şu'be tarafından rivayet edilen bir hadiste de: "Rasûlüllah (s.a.s)'in hasır ve tabaklanmış hayvan postu üzerine namaz kıldığı" (Ebu Davud, Salat, 92) bu kaynaklara bakınca ehli sünnet seccadeye benzer şeylerle namazlarını ihya etmişlerdir toprakda kılınmasında sorun olmamakla bereaber zorunlu olmadığı da anlaşılabilir |
Alıntı:
Maşallah diyelim size. Diyanet sayfası eski halılar için şöyle yazmış: Amacına hizmet etme imkânı kalmayan bir vakfın aynı amaca hizmet etmek üzere değiştirilmesi veya satılması caizdir (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, VI, 573). Camilere ait olup da kullanılmayan halı, kilim vb. eşyanın çürümeye terk edilmesi uygun olmaz. Dolayısıyla antika değeri olmayanlarının, usulüne uygun bir şekilde ihtiyacı olan başka bir cami veya mescide verilmesi; ihtiyacı olan başka bir cami veya mescidin bulunmaması halinde ise, ilgili mevzuat çerçevesinde satılıp parasının demirbaş olacak şekildecaminin diğer ihtiyaçlarına harcanmasında dinen bir sakınca yoktur. |
Alıntı:
Öğretici her bilgiye ve saygı ile verilen cevaba müteşekkirim. Bu sayfada da bunun için varım. Ben kadınım ve kendimi örneklendirme ile anlatmak istedim, belki anlaşılabilirim diye. Hepsi bu. |
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Neyin tartışmasını yapıyorsunuz siz...?
Siyaset yeri mi burası? İlim yeri... Siyaset yapmak istesek tonla kanal, site, sosyal medya var oralara gideriz.... Siyaset gibi pis bir meseleyi şu ilim sitelerine bulaştırmayın... Herkesin kendine göre bir fikri vardır! Şurdaki iki satır yazıyla kimse kimsenin fikrini değiştiremez.... |
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Her ayet her daim günceldir.Zaman yaşlandıkça Kuran azimuşşan gencleşir.
|
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 06:15. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com