![]() |
Meditasyonun zararları
Ancak rahatlama ve hatta kimi kaynaklara göre pek çok hastalığın tedavisinde destekleyici olarak görülen meditasyonun, ABD ve İngiltere'de yapılan klinik araştırmalarda mani, depresyon, halüsinasyon ve psikoza yol açtığı ortaya çıktı.
ABD'de yaplan araştırma sonucu meditasyon tedavisine yönelen kişilerin yüzde 60'ında en az bir yan etki görüldüğü saptandı. Bu yan etkilerin başında panik, depresyon, zihinsel bulanıklık geliyor. Coventry Üniversitesi davranış bilimlerinden Miguel Farias ve Surrey Üniversitesi klinik psikoloji bölümünden araştırmacı Catherine Wikholm'ün basına yaptığı açıklamada, söz konusu araştırma kapsamında incelenen her 14 kişiden birinde bu yan etkilerin ciddi anlamda yaşandığını belirtiyor. Dr. Farias The Times'a verdiği röportajda meditasyonun bu negatif etkilerinin yaşanma sıklığını 'skandal' olarak tanımlıyor. [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] |
body, breath, mind şeklinde giderse böyle bir sıkıntı meydana gelmez
|
Arkadaşın dediği gibi, ilk olarak yeme içme, uyku, sosyalleşme, eylemsellik gerekiyor. Sosyal yaşamın ile yaptığın bu meditasyon halini birbirinden temiz bir şekilde ayrılması gerekiyor. Medite olduğun zamanların uygun olması, kapalı günlere denk veyahut Ay'ın tuhaf hallerine denk gelmemesi gerekiyor. Bedenine saygı, nefesine saygı, daha sonra zihnine saygı. Kalkıp 2 günde 3.göz açmaya çalışırsan bedenin ve ruhun buna izin vermez ve tepkisel bir karşılık koyar uyarı çeker sana. Bedenin, nefesin bir olduktan sonra, Kök çakra ile başlar zamanı geldikçe yukarıya doğru çıkarsın. Kök çakra ve Sakral çakra temele oturmadan medite olmak tehlikelidir ve ağır sonuçlar doğurur.
|
Teşekkür ederim ayrıntılı bir şekilde cevapınız için. Meditasyonu herkese tavsiye ediyorlar ve çok konuşan zihne faydalı olup insanı dinginleştirip şimdiye ana odaklandırıyor deniyor ama belli kıvama gelmeden meditasyon yapanlar faydadan çok zarar görüyorlar (bilimsel teorilere göre) ama geçmişteki en güzel anı imaj etme su sesi dinleme ve kuran dinleme tam odaklanarak dinlendiği zaman herkes için geçerli olup zihni sakinleştirip insanın içine huzur veriyor
|
Akıl vu ruh hastalıklarını Osmanlı dönemi ve öncesinde su ve ney sesi eşliğinde tedavi ediyorlardı zaten. O alanda gerçek su sesi varken, bir akıntı yaratıyorlar. Ney makamları çalarak (her makamın uyandırdığı bir duygu ve teselli hali vardır) rahatsızlığa göre o makam çalınarak tedavi edilirdi. Çok fazla usül var, herkes kendi yolunu seçmeli.
|
Meditasyonun çeşitleri çok fazla yapılacak meditasyona göre değişir
|
Meditasyon sırasında teta dalgasına geçtiğin oluyor o sıra bilinçaltın kolayca her şeyi emebiliyor yanlış yüklemeler yapılabilir. Dikkatli olmak lazım
|
meditasyona girmeden önce birkaç set 5 tibetli ya da genel yoga hareketleri, pranamaya teknikleri uygulamak zihni sakinleştirir. gevşemiş bir şekilde başlar meditasyon.
bazı günler ayın konumuna durumuna göre resmen can çekiştiğiniz oluyor. bu konuda yapılacak en iyi şey, bir meditasyon ustadı bulmak mümkünse onunla ve öğrencileriyle halvete çekilmek gurusuz, şeyhsiz pirsiz gerçekten iş çok daha zor. daha önce aynı yolu yürümüş biri sizi çok fazla ileri atabılıyor. |
Alıntı:
|
Bilinen 114 çeşit meditasyon yöntemi var her meditasyon her zihin yapısına uygun değildir.Meditasyon'u uzmanlarına danışarak yapmak daha sağlıklı
|
Ben bilinçli yapılan uygulamaların zararlı olacağını düşünmüyorum.
|
Alıntı:
İslâm akaidinde ve tasavvufta modern anlamdaki "zihni tamamen boşaltayım, hiçbir şey düşünmeyeyim, transa geçeyim" diye bir şey kesinlikle yoktur. İslami ölçülerde zihin hiçbir zaman başıboş bırakılmaz. Uzak Doğu kökenli meditasyonlarda amaç zihni susturmak, düşünce akışını kesmek ve zihinsel bir boşluğa (hiçliğe) ulaşmakken; tasavvuf yolunda zihin ve kalp asla boşluğa terk edilmez. Aksine orası Kelime-i Tevhit, Esma-i Hüsna veya zikir ile sürekli, uyanık ve bilinçli bir meşguliyet halinde tutulur. İşte aradaki en hayati ve ince çizgi şuradadır: Meditasyonda zihin "susturulup" devre dışı bırakılmaya çalışıldığında, bilinç altındaki kontrol mekanizması zayıflar ve o boşluk alanı dışarıdan gelen her türlü sübtil etkiye, vesveseye ve kontrolsüz manevi dalgalanmalara açık hale gelir. Tasavvufi çalışmalarda ise zihin boşaltılmaz, tam tersine ilahi bir frekansla doldurularak kontrol altında tutulur. Murakabe dediğimiz hal bile kulun kendini yok etmesi değil, Yaratıcı'nın huzurunda olduğunu en keskin şuurla idrak etmesidir. Zaten bugün psikologlar da açıkça uyarıyor; kişi altyapısı ve ruhsal dayanıklılığı olmadan tek başına zihnini bu şekilde boşaltmaya kalktığında, içeride ne kadar bastırılmış korku, travma ya da sıkıntı varsa aniden patlak verebiliyor. İşin ehli bir rehberin elinden tutmadan, internetten iki satır okuyarak "hadi ben de zihnimi susturayım" demek insanı darmadağın eder. Usulünü ve sınırlarını bilmediğin bir alanda körlemesine yürümek, adamı inceden inceden bunalıma da sokar, ruh dengesini de altüst eder; o yüzden bu işler şakaya gelmez. |
Alıntı:
Bu açıdan bakınca iki yaklaşımın elbette inanç temelleri ve kullandığı yöntemler aynı değildir. Tasavvuf bunu Allah'ı zikretme, tefekkür, murakabe ve nefsi terbiye etme çerçevesinde ele alır. Meditasyon ise uygulamanın türüne göre farkındalık, dikkat ve zihinsel gözlem üzerinden ilerleyebilir. Fakat insanın zihinsel dağınıklıktan çıkması, düşüncelerinin esiri olmaması ve daha derin bir şuur hâline ulaşması noktasında bir kesişimden söz edilebilir. Dolayısıyla “tasavvuf zihni doldurur, meditasyon zihni boşaltır” demek bazı meditasyon biçimleri için anlaşılabilir bir ayrım olsa da, meditasyonun tamamını tarif etmez. Asıl ayrım belki de zihnin boş veya dolu olmasından çok, zihnin neye yöneldiği ve insanın o zihinsel akış karşısında nasıl bir şuur hâlinde bulunduğudur.Tasavvuf ve meditasyonun kesiştiği noktalardan biri, zihnin akışına kapılmak yerine daha uyanık ve bilinçli bir şuur hâline ulaşmaktır. |
Alıntı:
Tabii ki her iki yöntemin de zihnin dağınıklığını önleme noktasında bazı ortak noktalara temas ettiği söylenebilir; ancak aralarındaki en temel ayrım gayede ve beslendiği manevi kaynakta yatmaktadır. Tasavvuf yolundaki zikir, tefekkür ve murakabe; kulun zihnini boşluğa terk etmeyip onu Kelime-i Tevhid, Esma-i Hüsna ve ilahi bir disiplinle, Yaratıcı'nın huzurunda olma şuuruyla doldurmasını esas alır. Dolayısıyla yöntemler arasında kısmi benzerlikler kurulsa da, inanç ve akide temellerindeki bu ince çizgiyi göz ardı etmemek gerekir. Seviyeli ve yapıcı katkın için tekrar teşekkür ederim." |
Alıntı:
|
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 00:48. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com