Havas Okulu

Havas Okulu (https://www.havasokulu1.com/)
-   Peygamberler (https://www.havasokulu1.com/peygamberler/)
-   -   ÂD kavmi (https://www.havasokulu1.com/peygamberler/43067-ad-kavmi.html)

Omr 03.01.20 08:48

ÂD kavmi
 
Kur’ân-ı Kerîm’de A’râf, Hûd, Mü’minûn, Şuarâ, Fussilet, Ahkâf, Zâriyât, Kamer, Hâkka ve Fecr sûrelerinde, Âd kavminden bahsedilmektedir. Âd kavmi, yirmi üç kabîleden meydana gelen bir Arap kavmidir. Kavme ismi verilmiş bulunan Âd, Hazret-i Nûh’un torunlarındandır. Zamanları, tahmînen Hazret-i Nûh’tan sekizyüz sene sonradır.

Helâk oluşları bütün in*sanlığa ibret olan Âd kavminin yaşadığı Ahkâf diyârı, Yemen, Aden ve Ummân arasın*dadır. Âd kavmi Arabu’l-âribe denilen, Arabistan yarımadasına ilk yerleşen kavimlerdendir. Verimli toprakları olan bu kavim; otu, suyu, ve çeşitli nîmetleri bol, bağlık-bahçe*lik bir yerdi. Yerin üzerinde gürül gürül akan ırmakları, bağları, bahçeleri, sürü sürü davarları; yer altında da, muhtelif su depoları ve köşkleri vardı. Hattâ Ahkâf mıntıkası,*“İrem”*adıyla tanınmıştır. Meşhûr*“İrem Bağları”*tâ*biri oradan gelmektedir.

Bu kavmin insanları güçlü-kuvvetli, cüsseli, uzun boylu ve uzun ömürlü idi. Âd kavmi, kayaları yontarak evler yapar, gösterişli binâlar inşâ ederlerdi. Bunların içinde bağlar-bahçeler ve güzel havuzlar bulunurdu. Her yer göz kamaştı*rıcı güzelliklerle doluydu.

Âd kavmi, Nûh Tûfânı’ndan sonra putperestliğe dönen ilk kavimdir. Bu kavim, zamanla dünyâ nîmetlerine gark olmaları sebebiyle Allâh’tan gâfil kaldılar, fitne ve fesâd ile dinlerinden uzaklaştılar. Nûh Tûfânı’nın dehşet ve hikmetini düşünmeyip iyice dünyâya daldılar. Gelen nîmetlerin çokluğuna bakarak aldandılar. Kibre kapıldılar, böbürlendiler. Allâh Teâlâ onlar hakkında şöyle buyurur:

فَأَمَّا عَادٌ فَاسْتَكْبَرُوا فِي اْلأَرْضِ بِغَيْرِ الْحَقِّ وَقَالُوا مَنْ أَشَدُّ مِنَّا قُوَّةً أَوَلَمْ يَرَوْا أَنَّ اللهَ الَّذِي خَلَقَهُمْ هُوَ أَشَدُّ مِنْهُمْ قُوَّةً وَكَانُوا بِآيَاتِنَا يَجْحَدُونَ

“Âd kavmine gelince, yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve: «Bizden daha kuvvetli kim var?» dediler. Onlar, kendilerini yaratan Allâh’ın, onlardan daha kuvvetli olduğunu görmediler mi? Onlar, bizim âyetlerimizi inkâr ediyorlardı.”*(Fussilet, 15)

Onlar, ilâhî istikâmetten o kadar ayrıldılar ki, Samed, Samûd, Sadâ ve Hebâ adlı putlar edindiler ve onlara tapmağa başladılar. Zâlim ve gaddar oldular. Güçsüzleri, kimsesizleri eziyorlardı. Zavallı kimseleri, yüksek binâların üstüne çıkartır, oradan aşağıya atarlardı. Sonra onun parçalanmış manzarasını seyrederler ve bundan zevk alırlardı. Yâni kalbleri, bu kadar katılaşmıştı. Zulüm, akıl almaz derecede artmıştı. Zayıf kabîlelere baskınlar yapıp mallarını yağmalarlardı. Lüks ve gösterişte de çok aşırı gitmiş*lerdi. Nûh Tûfânı’ndan sonra ilk helâk edilen kavim, Hûd -aleyhisselâm-’ın bu Âd kavmi oldu.

Ancak Hazret-i Hûd’un (a.s.), bu kavimle yalnız soy itibâriyle alâ*kası vardı. Yaşayış tarzı olarak ise, onlarla hiçbir alâkası yoktu. O, temiz ve soylu bir âilenin oğlu idi.

Âd kavminin azgınlık ve isyanda çok aşırı gitmeleri ve taşkınlıklarını gün geç*tikçe artırmaları üzerine Cenâb-ı Hak, Hazret-i Hûd’a (a.s.) şöyle vahyetti:

“Ey Hûd! Kavmin arasından seni seçtim. Onlara git; kendilerinden korkma! Ben onlara senin için mûcizeler göstereceğim...”

Hûd (a.s.), vahiyden sonra kavminin toplandığı yere gitti. Melikleri Halcân, altından bir taht üzerine oturmuş idi. Hazret-i Hûd (a.s.), gür sesi ile söze başladı:

“–Ey kavmim! İbâdet edilecek yalnız Allâh’tır. O’na şirk koşmayın! Düşünün ki Nûh kavmi, bu yüzden helâk oldu!”

Âyet-i kerîmede, Hûd’un (a.s.) bu tebliği şöyle bildirilmektedir:

وَيَا قَوْمِ اسْتَغْفِرُوا رَبَّكُمْ ثُمَّ تُوبُوا إِلَيْهِ يُرْسِلِ السَّمَاءَ عَلَيْكُمْ مِدْرَارًا وَيَزِدْكُمْ قُوَّةً إِلَى قُوَّتِكُمْ وَلاَ تَتَوَلَّوْا مُجْرِمِينَ

“Ey kavmim! Rabbinizden mağfiret dileyin! Sonra da O’na tevbe edin ki, üzerinize bol bol yağmur göndersin ve kuvvetinize kuvvet katsın! Günah işleyerek (Allâh’tan) yüz çevirmeyin!”*(Hûd, 52)

Halcân sinirlendi:

“–Ey Hûd! Yazıklar olsun! Biz bu kadar güçlü ve kalabalık kimseler olduğu*muz hâlde, sen bize gâlip geleceğini mi zannediyorsun? Bilmez misin ki sen, sadece bir kişisin! Hem bilmez misin ki, bizim hergün bin tane çocuğumuz dünyâya ge*lir!”*dedi.

Velhâsıl Halcân ve Âd kavmi, evlâd ve mala mağrûr olarak Hûd’u (a.s.) küçük gördüler ve îmân etmediler. Bu hâdise, âyet-i kerîmelerde şöyle zikredilir:

وَإِلَى عَادٍ أَخَاهُمْ هُوداً قَالَ يَا قَوْمِ اعْبُدُوا اللهَ مَا لَكُمْ مِنْ إِلَـهٍ غَيْرُهُ أَفَلاَ تَتَّقُونَ. قَالَ الْمََلأُ الَّذِينَ كَفَرُوا مِن قَوْمِهِ إِنَّا لَنَرَاكَ فِي سَفَاهَةٍ وِإِنَّا لَنَظُنُّكَ مِنَ الْكَاذِبِينَ. قَالَ يَا قَوْمِ لَيْسَ بِي سَفَاهَةٌ وَلَكِنِّي رَسُولٌ مِنْ رَبِّ الْعَالَمِينَ

“Âd kavmine de kardeşleri Hûd’u (gönderdik). O dedi ki: «Ey kavmim! Allâh’a kulluk edin; sizin O’ndan başka ilâhınız yoktur. Hâlâ sakınmayacak mısı*nız?»

Kavminden ileri gelen kâfirler dediler ki: «Biz seni kesinlikle bir beyinsizlik içinde görüyoruz ve gerçekten seni yalancılardan sanıyoruz!» (Hûd:) «Ey kavmim! dedi: Ben beyinsiz değilim; fakat ben âlemlerin Rabbinin gönderdiği bir elçiyim!»”*(el-A’râf, 65-67)

Kavminin Hz. Hûd’a (a.s.) olan îtiraz ve inkârları Hûd Sûresi’nde şöyle bildirilir:

قَالُوا يَا هُودُ مَا جِئْتَنَا بِبَيِّنَةٍ وَمَا نَحْنُ بِتَارِكِي آلِهَتِنَا عَنْ قَوْلِكَ وَمَا نَحْنُ لَكَ بِمُؤْمِنِينَ.*إِنْ نَقُولُ إِلاَّ اعْتَرَاكَ بَعْضُ آلِهَتِنَا بِسُوَءٍ قَالَ إِنِّي أُشْهِدُ اللهَ وَاشْهَدُوا أَنِّي بَرِيءٌ مِمَّا تُشْرِكُونَ

“Dediler ki: «Ey Hûd! Sen bize açık bir mûcize getirmedin; biz, senin sö*zünle tanrılarımızı bırakacak değiliz ve biz sana îmân edecek de değiliz! Biz, “Tanrılarımızdan biri seni fenâ çarpmış!” demekten başka bir söz söy*lemeyiz!»”*(Hûd, 53-54)

Kaynak: Osman Nûri Topbaş,*Nebiler Silsilesi 1''

H3roglif 05.01.20 09:24

Bilmeyenler İçin Yararlı Allah Razı Olsun

Hazar 05.01.20 16:03

Bizim Atlantis diye bildiğimiz kavim Kur'anda geçen Ad kavmi olmalı.Atlantis "Ad-land" yani Ad ülkesi anlamına geliyormuş.Atlantis'in battığı söylensede Atlantis Atlantikte değil Antarktikadadır.Bugün Antarktikada buzulların arasında eski uygarlıkların izlerine rastlanmıştır.Hatta bir belgeselde çürümemiş eşek cesedi gördüğümü hatırlıyorum.İnternette Atlantis'in Antarktikada bulunduğuna dair İngilizce videolar mevcut.
Atlantis yani Ad kavmi çok gelişmiş bir uygarlıktı.Bu yüzden kibirlendiler yeryüzünde büyüklük tasladılar.Ayetleri inkar ettiler.Allah onlara içlerinden Hz. Hud'u elçi kıldı.Onlara gönderdi.Onlar Hz. Hud'u tek gördüler ve sayılarının çokluğunu öne sürerek Hz. Hud'u tek kişi olması yönünden küçümsediler."Tanrılarımızdan biri seni fena çarpmış olmalı." dediler.
Antarktika'nın ılıman yaşanabilir bir bölgeden buz çölüne dönüşmesi Atlantis'in sonu oldu.Ad kavminin felaketine yol açan dondurucu soğuk Antarktika'nın bugün buz çölüne dönüşmesinin nedeni olmalı."Ad (Kavm'ine) gelince; 'dondurucu(kavurucu) rüzgar'la helak oldular. (Allah), onu, yedi gece ve sekiz gün, kavmin kökünü kesen bir bela olarak, aralık vermeksizin üzerlerine musallat etti. Öyle ki, o kavmin orada, sanki içi kof hurma kütükleriymiş gibi çarpılıp, yere yıkıldığını görürsün. Şimdi hiç onlardan bir bakiye görüyormusun?[HAKKA(69)/6-8]." ayeti de bugün Antarktika'nın buz çölüne dönüştüren felakete atıf yapıyor olmalı.Ad kavminin yok olmasına yol açan felaketin Antarktika'nın bugünkü halini alması olmalı.Fakat bu söylediklerimin yüzde yüz doğru olduğunu iddia etmiyorum.En doğrusunu Allah bilir.

Omr 05.01.20 16:54

Sendende allah razi olsn


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 14:05.

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.

havasokulu1.com


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148