![]() |
|
#1
|
||||
|
||||
|
İBRAHİM ALEYHİSSELÂM’IN VEFÂTI
İbrahim Aleyhisselâm Yüz Yetmiş Beş Yıl Yaşamıştır. Bir Rivâyette ise İki Yüz Yıl Ömür Sürmüştür. Rivâyet Edilir ki, İbrahim Aleyhisselâm’ın Ömrü Sonuna Yaklaştığı Zaman Bütün Peygamberlerin Şekilleri İçerisinde Olan Sandukayı Getirtti. Maksadı, Oğluna Gösterip Vâsiyet Etmekti; Her Peygamberin Şekli de Bir Hücrede idi. Ebû Bekr-i Sıddîk Radiyallâhû Anh’ın Sureti İhtiyar Şeklinde ve İbrahim Aleyhisselâm’ın Suretine Benzerdi. Alnında “Habîb-i Ekrem Sallallâhû Aleyhi ve Sellem’i İlk Tasdik Eden Budur” Diye Yazılmış idi. Rasülullah Aleyhisselâm’ın Sağ Yanına Konulmuş idi. Solunda Ömer İbni’l Hattâb Radiyallâhû Anh’ın Sureti Olup, Alında “Dinde Çelik Gibidir Allah’tan Başka Kimseden Korkmaz” Yazılı idi. Onun Ardında Osman-ı Zinnûreyn’in Sureti Olup, Alnında “Hulefâ-i Râşidîn’in Üçüncüsüdür” Diye Yazılmış idi. Onun Karşısında Hazreti Îmâm-ı Ali Radiyallâhû Anh’ın Sureti, Kılıcını Omzu Üzerinde Tutar, Alnında ise “Bu Hücûm Eden Aslandır Asla Korkmaz O Allah ve Rasülunu Dost Tutar Allah ve Rasülu de Onu Dost Tutar” Yazılmıştır. Etrâfında Muhacirîn ve Ensârın Suretleri Yazılmış idi (Rıdvanullâhi Teâlâ Aleyhim Ecmaîn). Daha Sonra Evlâdına, “Peygamberlerin Şekillerine Bakın!” Buyurdu. Baktılar. Gördüler ki, Bütün Peygamberler İshâk Aleyhisselâm’ın Soyundan Geliyor. Fahr-i Âlem Muhammed Mustafa Sallallâhû Aleyhi ve Sellem ise İsmâil Aleyhisselâm’ın Sulbünden Teşrif Ediyor. İsmâil Aleyhisselâm’a Dönüp Dedi ki, “Ey Oğlum! Alnında Parlayan Bu Nûr, Son Peygamber Olan Muhammed Aleyhisselâm’ın Nûrudur. Bütün Baba ve Dedelerimizin Vâsiyeti, Bu Nûru İyi Muhafaza Edip, Zâyi Etmemektir. Evlâdım Arasında Seni Seçtim. Bu Mübârek Nûru İyi Muhafaza Et ve Nikâhlı, Afif ve Temiz Kadınlara Teslim Et. Sen de Evlâdına Öyle Vâsiyet Eyle...” O Ânda Bir Bulut Gelerek Üzerlerine Misk Yağdırdı. Böylece Bu Hususta İsmâil Aleyhisselâm’dan Kuvvetli Söz Alıp, Vâsiyetini Tamamladı. Peygamberlerin Suretleri Bulunan Sandukayı Ona Teslim Edip, Kendisi Kudüs Tarafına Yola Çıktı. Nâklederler ki, Bir Gün İbrahim Aleyhisselâm Misâfir Aramak İçin Sahraya Çıktı. Bir İhtiyar Kimse Gördü ki, Yürümeye Mecâli Yok idi. Bir Merkebe Bindirim Saadethanesine Getirdi. Önüne Yemek Koydu. Pek Yaşlı Olduğu İçin Elleri Titriyor ve Yemeği Kâh Kulağına Kâh Gözüne Götürüyordu. Ağzına Koyduğu Zaman da Çiğneyemeyip Dışarı Bırakıyordu. İbrahim Aleyhisselâm, Hakk Teâlâ’dan İşitmişti ki, Kendisi İstemeden Azrâil Aleyhisselâm’ı Göndermeyecekti. İhtiyara Sordu ki, “Bu Hâl Sana Nedendir?” O, “İhtiyarlığımdandır.” Dedi. Yaşını Sordu. Kendisinden İki Yaş Fazla Olduğunu Anladı. “İki Sene Sonra Benim Hâlim de mi Böyle Olacak?” Dedi. İhtiyar, “Evet...” Deyince, “Yâ Rabbi... Benim Rûhumu Şimdi Al. Zirâ Bu Hâle Düşmek İstemiyorum!” Dedi. İhtiyar Kalktı, İbrahim Aleyhisselâm’ın Rûhunu Aldı. Meğer Bu, Azrâil Aleyhisselâm idi. Hâbrun Tarlasına, Sâre Hatunun Defnedildiği Yere Defnedildi. Sa’lebî ve İhyâ-i Ulûm’da ise Şöyle Anlatılır; İbrahim Aleyhisselâm’ın Bir Evi Var idi. Orada İbâdet Ederdi. Dışarıya Çıktığı Vakit Kilitlerdi. Bir Gün Evden Çıkıp Kapıyı Kilitledi. Az Sonra Geldi. Kapıyı Açıp İçeriye Girdi. Baktı, İçeride Bir Kimse Oturuyor. Şaşırdı. “Bu Eve Seni Kim Koydu?” Buyurdu. “Ev Sahibi Koydu.” Dedi. İbrahim Aleyhisselâm, “Ev Sahibi Benim. Ben Seni Koymadım?” Buyurdu. “Senden ve Benden Başka Bir Sahip Vardır. O Her Şeyin Sahibidir.” Dedi. Melek Olduğunu Anlayıp İsmini Sordu. “Can Alıcı Meleğim.” Dedi. “Mü’minlerin Rûhlarını Nasıl Alırsın Bana Göster?” Dedi. Azrâil Aleyhisselâm, “Mübârek Yüzünü Yana Çevir.” Dedi. Çevirip Baktı. Güzel Bir Suret Gördü. Hiç Öyle Güzel Yüz Görmemiş idi. “Ey Can Alıcı Melek! Eğer Ölen Bir Kimseye Bu Suret Gösterilse, Ona Kifâyet Eder... Fâcirin Rûhunu Nasıl Alıyorsun, Mümkün ise Onu da Göster?” Buyurdu. Azrâil Aleyhisselâm, “Mümkündür Lâkin Tahammül Edemezsin.” Dedi. İbrahim Aleyhisselâm ise, “Muhakkak Görmem Lâzımdır!” Buyurdu. Azrâil Aleyhisselâm, “Mübârek Yüzünü Yana Çevir.” Dedi. Çevirip Baktı. Korkunç ve İğrenç Bir Suret Gördü. Siyah Renkli Kılları Kalkmış, Pis Kokulu ve Burnunun Deliklerinden Ateşler Çıkıyor idi. Çok Korktu ve “Ey Ölüm Meleği! Eğer Kâfire Bundan Başka Kötü Şey Göstermeseler, Bu Ona Kifâyet Eder...” Dedi ve Devamla, “Ey Melek! Ziyârete mi Geldin Yoksa Rûhumu mu Almaya Geldin?” Buyurdu. Azrâil Aleyhisselâm, “Eğer İzin Verirsen Rûhunu Alırım.” Dedi. İbrahim Aleyhisselâm, “Kalbimde Bir Şüphe Vardır İstiyorum ki Bundan Kurtulayım.” Buyurdu. Azrâil Aleyhisselâm, “Nedir?” Dedi. İbrahim Aleyhisselâm, “Dost Dostun Canını Alır mı?” Buyurdu. Azrâil Aleyhisselâm, “Ey Halîlullâh! Bu Suali Hakk Teâlâ Hazretlerine Arz Edeyim. Ne Cevap Buyurursa, Sana Bildireyim.” Dedi. Gidip Hemen Geldi, “Hakk Teâlâ Buyurdu ki; Dost Dosta Kavuşmak İstemez mi?” Dedi. Bunu İşitince İbrahim Aleyhisselâm, “Çabuk Gel Kardeşim, Canımı Cânana Çabuk Kavuştur. Benim İçin Bundan Büyük Müjde Olmaz!” Buyurdu. [Meâricü’n-Nübüvve]
👍 Beğen
(0 Beğeni)
__________________
Ne senle yaşanıyor Ne de sensiz oluyor Şu garip bomboş dünyada.. |
![]() |
|
|