![]() |
Vakia suresiyle duası ve okuma usulü
SIKINTILARDAN KURTULMAK İÇİN VAKIA SURESİ DUASI..
OKUNUŞU: “Bismillahirrahmanirrahıym.Allahümme inni es’elüke bi mak’adil ızzi min arşike ve münteher rahmeti min kitâbike ve bismikel a’zam.Ve bi cemiy’ı esmaikel hüsna ve kelimâtiket tâmmâtil mübârakâtilleti lâ yücâvizühünne berrün ve lâ fâcir.En tusalliye alâ seyyidina Muhammedin ve en terzükani ılmen nâfian ve rızkan vâsian halâlen tayyiben min ğayri kedd.Yâ ğâ liben ğayra mağlûbin ğallibni alâ a’dâiy Yâ vâsial mağfirah.Iğfir lenâ ya râzikas sekaleyni ürzükna.Allahümme in kâne rızki fis semai fe enzilhü ve in kâne fil erdi ve ahrichü ve in kâne beıyden fe karribhü ve in kâne kaliylen fe kessirhü ve in kane kesiyran fe bârik li fıyh.Allamümec’al li yedel ulyâ ve lâ tec’alli yedes süfla.Yâ fettahu Ya Razzaku Yâ aliymüftah lenâ fe ente hayrul fatihıyne verzukna fe ente heyrur razıkıyn..Allahümme in küntü fi ümmül kitabi şakıyyen mahrûmen ve mükteran aleyye rızki femhu min ümmil kitâbi şekaveti ve hurmani vaktirari rızki.Vektübni seıyden merzûkan müveffekan bil hayrât.İnneke müciybüd deavât.” ANLAMI: Ey Allah’ım! bütün mübarek kelimelerin ile Esma-i Hüsna’nın güzel isimlerinin hepsi ile ismi Azam Havası ile kitabındaki rahmetinin sonsuzluğu ile arş-u alanın izzet ve şerefi ile sana yalvarırım. Bunların hürmetine senden isterim. Efendimiz üzerine salat-ı selam eyle ve bunların yüzü suyu hürmetine, beni güzelinden, helalinden noksansız, geniş, bol rızık ile ve menfeatli ilim ile rızıklandır. Ey her şeye galip olan Allah’ım! Beni düşmanlarımın üzerine galip eyle. Ey rahmeti bol olan Allah’ım! Bizi mağfiret eyle, ins ve cinin rezzağı rızıklandırıcı olan Allah’ım! Bizi rızıklandır. Ey Allah’ım! Rızkım semada ise indiriver. Toprak altında ise çıkarıver. Uzak ise yakınlaştırıver. Az ise çoğaltıver. Çok ise bereketli kıl. Ey Allah’ım! Beni daima cömertçe veren ellerden kılda dilenen ellerden yapma dilendirme. Ey Fettah, Rezzak, Alim olan Allah’ım! Bize hayır kapılarını aç. Bütün mahlukatı rızıklandırdığın gibi bizi de rızıklandır. Ey Allah’ım! Eğer ismim Kitap’da maddi ve manevi rızıkdan mahrum olan şakiler listesinde ise ismimi siliver de saidler yani Cennetlikler listesine bütün hayırlar ile muvaffak olan rızıklanmışların listesine kaydeyleyiver. Sen dualara icabet edensin. Bizim dualarımızı da kabul eyle Ya Rabbi.. [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] ************************************** VAKIA SURESİ Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Her kim her gece Vakıa Suresini okursa, ona asla fakirlik isabet etmez.”(1) Abdullah ibni Mesud (Radıyallahü Anh) vefat edeceği vakit müminlerin emiri olan Hazreti Osman (Radıyallahü Anh) onu ziyarete gelir. Ona “Neden şikayetin var?” deyince, o şöyle der: “Doktor beni hasta etti. Artık bana kim derman olabilir.” O zaman Hazreti Osman (Radıyallahü Anh): “Sana devlet hazinesinden maaş bağlatayım mı? deyince, O: “İstemez” der. O zaman Hazreti Osman (Radıyallahü Anh): “Arkanda kızlar bırakacaksın onlara lazım olur” deyince, Abdullah ibni Mesud (Radıyallahü Anh) yukarıda zikredilen hadisi şerifi rivayet ederek: “Ben kızlarıma her gece Vakıa Suresini okumalarını emrettim, onlarda buna devam ediyorlar. Dolayısıyla onlarda muhtaç olmazlar ” der.(2) Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: “Vakıa Suresi, zenginlik suresidir. Onu okuyunuz ve o sureyi kadınlarınıza ve çocuklarınıza da öğretiniz.”(3) VAKIA SURESİNİ OKUMA USULÜ 1 FATİHA-İ ŞERİF 3 İHLAS-I ŞERIF 7 VEYA 11 ADET SALAVAT-I ŞERİFE 1 FATİHA-İ ŞERİF 1 SURE-İ VAKI’A 1 FATİHA-İ ŞERİF 7 VEYA 11 ADET SALAVAT-I ŞERİFE VAKI-A SURESİNİN DUASI Hadisi şerif ile gece yatsı namazından sonra okunmasi tavsiye buyurulmuştur. Maddi sıkıntı halinde bir oturuşta üç defa okunur. Her okunuşun sonunda mutlaka duası okunmalıdır. Esrarı duasi ile beraber okunduğu için her okunuşta duası yapılmalıdır. Bir kimse dünyevi sıkıntılara giripte bu sıkıntılardan kurtulmak istiyorsa, maişetinin bollaşması, işlerinin iyi gitmesini istiyorsa Vakıa Suresini okur. Sonra’da yukarıdaki dua-i şerif sure-i vakiadan sonra her akşam bir kere okunur. Sureyi Vakianın hatmi şerifi 41 adet okumaktır. Mümkün olursa 7 defa veya ihtiyaç halinde bir oturusta birkaç kişi ile birlikte 41 defa hem sure hem dua okunur. |
Allah razı olsun @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] hocam , @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] hocamında işaret ettiği bir konu benim için , tekrar Allah Razı olsun.
2 rekat hacet namazı kılarak , ardından belirttiğiniz sıra ile ilk okumamı yaptım Allah (c.c.) kabul etsin inş. Yalnız en güzel , en net , en münasip şekilde ; rızık ve gelir çokluğu , maddi servet ve zenginlik , borçlardan kurtulmak , maddi sıkıntılardan kurtulmak için nasıl niyet edelim ? @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] , @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] |
Duasında geçiyor zaten "beni dilendirme diye" zaten Sin hoca öğretmişti bunu bana.
Okuduktan sonra yine isterseniz duanızın sonuna tez zamanda borçlarımdan kurtulmak istiyorum diye ekleyin hatta uzatabilirsiniz çünkü dua etmek sizin tercihinizdir. Bunu bende okuyorum çok şükür faydasını gördüm Allah arttırsın. Vakıa suresi darda olanların borcu olanların okuduğu bir suredir, yani borç içinde okumuş oluyorsunuz. |
@[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] hocam birşey aklıma takıldı.
Allamümec’al li yedel ulyâ ve lâ tec’alli yedes süfla. Olarak mı yoksa ; Allahümme mec’al li yedel ulyâ ve lâ tec’alli yedes süfla. Olarak mı okunmalı ? @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] |
oktavia
Selamun aleykum. kardeşim arapçasından baktım harf hatası olmuş sanıyorum. arapçasına göre böyle olması gerekiyor; (en doğrusunu Allah C.C. bilir) Allahümec’al li yedel ulyâ ve lâ tec’alli yedes süfla. vesselam |
Türkçe okunuşu
Selamun aleykum.
Arapçasından türkçe okunuşunu çevirdim arkadaşlar hata varsa lütfen düzeltin. (muhakkak en doğrusunu Allah C.C. bilir) “Bismillahirrahmanirrahıym. Allahümme innî es’elüke bi ma âkıdil’izze min ar’şike ve müntehâr-rah’meti min kitâbike ve bismikel a’zami ve bicemî’i esmâ’ikel hüs’nâ ve bikelimâtiket-tâmmâtil mübârekâtilletî lâ tücâvizuhünne birrun ve lâ fâcirun. En’tusalleye alâ seyyidina Muhammedin ve en’terzukanî ilmen nâfian ve rızkan vâsian helâlen tayyiben min ğayri kedden Yâ ğâliben ğayra mağlûbin ğalleb’nî alâ a’dâiy Yâ vâsial mağ’firati. Iğfir lenâ yâ rezzâku-sekaleyni urzuk’nâ. Allahümme in kâne rızkî fîs-semâi fe en’zil’hü ve in’kâne fil ardi fe ah’ric’hü ve in’kâne beîden fe karreb’hü ve in’kâne asîren feyesser’hu ve in’kâne kalîlen fe kesser’hü ve in’kâne kesîran fe bârik lî fîhi. Allahümec’al’li yedel’ul’yâ ve lâ tec’al’lî yedes-süf’le. Yâ fettâhu Yâ Rezzâku Yâ alîmu if’tah’lenâ ve en’te hay’rul fâtihîne ver’zuk’nâ ve en’te hay’rur-razıkîn. Allahümme in’kün’tü fî ümmel’kitâbi şakıyyen mah’rûmen ve mük’teran aleyye rız’kî fem’hu min ümmel’kitâbi şekâvetî ve hir’mânî ve ik’târi rız’kî. Vek’tüb’nî seîden mer’zûkan muvaffakan bil’hayrâti inneke karîbun mucîbüd-daavâti birah’metike yâ er’hamer-rahimîn.” |
Vâkı‘a Sûresini Rufâî Hazretleri’nin Şu Duâsıyla Birlikte Okuyan Parayı Koyacak Yer Bulamaz!
Vâkı‘a Sûresini Rufâî Hazretleri’nin Şu Duâsıyla Birlikte Okuyan Parayı Koyacak Yer Bulamaz! Bol Rızıklara Nâil Olmak İçin Vâkı‘a Okumak 1) Bu sûre-i celîleyi her sabah namazından önce okumaya devâm eden kişi aslâ fakir olmaz. (‘Abdullâh ibnü Es‘ad el-Yâfi‘î, ed-Dürrü’n-nazîm fî havâssi’l-Kur’âni’l-‘Azîm, sh:102) 2) Bu sûre-i şerîfeyi sabah akşam okumaya devâm eden kişi açlık, susuzluk çekmez, korkacağı bir duruma düşmez ve aslâ fakir olmaz. (‘Abdullâh ibnü Es‘ad el-Yâfi‘î, ed-Dürrü’n-nazîm fî havâssi’l-Kur’âni’l-‘Azîm, sh:102) 3) Her kim bir oturuşta Vâkı‘a Sûresi’ni 41 kere okursa, o kişinin rızık talebi başta olmak üzere birçok isteği gerçekleşir. (Ahmed ed-Diyerbî, el-Mücerrabât, sh:17; Muhammed Hakkı en-Nâzillî, Hazînetü’l-esrâr, sh:167; Seyyid Süleymân el-Huseynî, Kenzü’l-havâs, 2/66) 4) Peş peşe 40 gün boyunca her gün bu sûre-i celîleyi 40 kere okuyan kişi aslâ fakirlik çekmez. Allâh-u Te‘âlâ o kişiye yorulmadan ve haramlara karışmadan bol bol helâl rızıklar ihsân eder. Bu fazîletli amel sâdece ehline öğretilmelidir, zîrâ bunda İsm-i Âzam vardır. (Muhammed Hakkı en-Nâzillî, Hazînetü’l-esrâr ve celîletü’l-ezkâr, sh:167) 5) İmâm-ı Ahmed er-Rifâ‘î (Kuddise Sirruhû)nun bu sûre-i celîleden sonra şu duâyı okuduğu nakledilmektedir ki rızıkların celbi için bu duâyı okumak çok faydalıdır. Dua şöyledir: «اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰى اٰلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلِّمْ، اَللّٰهُمَّ إِنّ۪ي أَسْأَلُكَ بِمَعَاقِدِ الْعِزِّ مِنْ عَرْشِكَ وَبِمُنْتَهَى الرَّحْمَةِ مِنْ كِتَابِكَ وَبِاسْمِكَ الْعَظ۪يمِ وَبِاسْمِكَ الْأَعْلٰى وَبِكَلِمَاتِكَ التَّامَّاتِ الَّت۪ي لَا يُجَاوِزُهُنَّ بَرٌّ وَلَا فَاجِرٌ، وَبِإِشْرَاقِ وَجْهِكَ أَنْ تُصَلِّيَ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَاٰلِهِ وَصَحْبِهِ وَتُسَلِّمَ، وَأَنْ تُعْطِيَن۪ي رِزْقًا حَلَالًا طَيِّبًا، يَا طَالِبًا غَيْرَ مَطْلُوبٍ! وَيَا غَالِبًا غَيْرَ مَغْلُوبٍ! يَا وَاسِعَ الْمَغْفِرَةِ! يَا رَزَّاقَ الثَّقَلَيْنِ! و |
bi türlü olmuyor.
ya faiz parası boğazdan geçti. ya üstümüzeki elbise faiz bulaştı. ya günahlara tevbe edilmediğinden. |
Vâkıa 75-76 Ayetleri
Vâkıa Suresi 75. Ayet
فَلَٓا اُقْسِمُ بِمَوَاقِعِ النُّجُومِۙ Felâ uksimu bimevâki’i-nnucûm(i) Allah (c.c.) ayette neden yıldızların kendilerine değil de yerlerine yemin etmiştir. Sonrasında gelen 'Bilirseniz bu büyük bir yemindir.' Ayeti ile önemi hususunda ikaz etmektedir. Yüce ismi üzerine, Resullere, Kur'an'a, Meleklere, Kıyamet Gününe yemin edilirken neden bu ayette yıldızların kendilerine değil de yerleri üzerine yemin etmiştir. |
Çok açıklayıcı ve bilgilendirici bir konu olmuş.
Ben de, bereket için okuyacağım, duasının olduğunu burada öğrendim. Allah rızası için süre okurken, ihtiyacımı dillendirmediğimi farkettim. |
Allah razı olsun good1
|
ben bir ara her gün bir kere okuyordum vakıa suresini o zaman sanki eve alınan şeyler daha bir bereketli oluyordu.
böyle tertipleri daha yeni yeni öğreniyorum. |
Allah razı olsun
|
bu duanin turkcesi nedir? tesekkurler
|
Alıntı:
İżâ veka’ati-lvâki’a(tu) Leyse livak’atihâ kâżibe(tun) Ḣâfidatun râfi’a(tun) İżâ rucceti-l-ardu raccâ(n) Ve busseti-lcibâlu bessâ(n) Fekânet hebâen munbeśśâ(n) Ve kuntum ezvâcen śelâśe(ten) Fe-ashâbu-lmeymeneti mâ ashâbu-lmeymene(ti) Ve ashâbu-lmeş-emeti mâ ashâbu-lmeş-eme(ti) Ve-ssâbikûne-ssâbikûn(e) Ulâ-ike-lmukarrabûn(e) Fî cennâti-nna’îm(i) Śulletun mine-l-evvelîn(e) Ve kalîlun mine-l-âḣirîn(e) ‘Alâ sururin mevdûne(tin) Mutteki-îne ‘aleyhâ mutekâbilîn(e) Yatûfu ‘aleyhim vildânun muḣalledûn(e) Bi-ekvâbin ve ebârîka vekesin min ma’în(in) Lâ yusadde’ûne ‘anhâ velâ yunzifûn(e) Ve fâkihetin mimmâ yeteḣayyerûn(e) Ve lahmi tayrin mimmâ yeştehûn(e) Ve hûrun ‘în(un) Ke-emśâli-llului-lmeknûn(i) Cezâen bimâ kânû ya’melûn(e) Lâ yesme’ûne fîhâ laġven velâ teśîmâ(n) İllâ kîlen selâmen selâmâ(n) Ve ashâbu-lyemîni mâ ashâbu-lyemîn(i) Fî sidrin maḣdûd(in) Ve talhin mendûd(in) Ve zillin memdûd(in) Ve mâ-in meskûb(in) Ve fâkihetin keśîra(tin) Lâ maktû’atin velâ memnû’a(tin) Ve furuşin merfû’a(tin) İnnâ enşenâhunne inşâ-â(n) Fece’alnâhunne ebkârâ(n) ‘Uruben etrâbâ(n) Li-ashâbi-lyemîn(i) Śulletun mine-l-evvelîn(e) Ve śulletun mine-l-âḣirîn(e) Ve ashâbu-şşimâli mâ ashâbu-şşimâl(i) Fî semûmin ve hamîm(in) Ve zillin min yahmûm(in) Lâ bâridin velâ kerîm(in) İnnehum kânû kable żâlike mutrafîn(e) Ve kânû yusirrûne ‘alâ-lhinśi-l’azîm(i) Ve kânû yekûlûne e-iżâ mitnâ ve kunnâ turâben ve ’izâmen e-innâ lemeb’ûśûn(e) Eve âbâunâ-l-evvelûn(e) Kul inne-l-evvelîne vel-âḣirîn(e) Lemecmû’ûne ilâ mîkâti yevmin ma’lûm(in) Śumme innekum eyyuhâ-ddâllûne-lmukeżżibûn(e) Leâkilûne min şecerin min zakkûm(in) Femâli-ûne minhâ-lbutûn(e) Feşâribûne ‘aleyhi mine-lhamîm(i) Feşâribûne şurbe-lhîm(i) Hâżâ nuzuluhum yevme-ddîn(i) Nahnu ḣalaknâkum felevlâ tusaddikûn(e) Eferaeytum mâ tumnûn(e) E-entum taḣlukûnehu em nahnu-lḣâlikûn(e) Nahnu kaddernâ beynekumu-lmevte vemâ nahnu bimesbûkîn(e) ‘Alâ en nubeddile emśâlekum ve nunşi-ekum fî mâ lâ ta’lemûn(e) Ve lekad ‘alimtumu-nneş-ete-l-ûlâ felevlâ teżekkerûn(e) Eferaeytum mâ tahruśûn(e) E-entum tezra’ûnehu em nahnu-zzâri’ûn(e) Lev neşâu lece’alnâhu hutâmen fezaltum tefekkehûn(e) İnnâ lemuġramûn(e) Bel nahnu mahrûmûn(e) Eferaeytumu-lmâe-lleżî teşrabûn(e) E-entum enzeltumûhu mine-lmuzni em nahnu-lmunzilûn(e) Lev neşâu ce’alnâhu ucâcen felevlâ teşkurûn(e) Eferaeytumu-nnâra-lletî tûrûn(e) E-entum enşetum şeceratehâ em nahnu-lmunşi-ûn(e) Nahnu ce’alnâhâ teżkiraten ve metâ’an lilmukvîn(e) Fesebbih bismi rabbike-l’azîm(i) Felâ uksimu bimevâki’i-nnucûm(i) Ve-innehu lekasemun lev ta’lemûne ‘azîm(un) İnnehu lekur-ânun kerîm(un) Fî kitâbin meknûn(in) Lâ yemessuhu illâ-lmutahherûn(e) Tenzîlun min rabbi-l’âlemîn(e) Efebihâżâ-lhadîśi entum mudhinûn(e) Ve tec’alûne rizkakum ennekum tukeżżibûn(e) Felevlâ iżâ belaġati-lhulkûm(e) Ve entum hîne-iżin tenzurûn(e) Ve nahnu akrabu ileyhi minkum velâkin lâ tubsirûn(e) Felevlâ in kuntum ġayra medînîn(e) Terci’ûnehâ in kuntum sâdikîn(e) Fe-emmâ in kâne mine-lmukarrabîn(e) Feravhun ve rayhânun ve cennetu na’îm(in) Ve emmâ in kâne min ashâbi-lyemîn(i) Feselâmun leke min ashâbi-lyemîn(i) Ve emmâ in kâne mine-lmukeżżibîne-ddâllîn(e) Fenuzulun min hamîm(in) Ve tasliyetu cahîm(in) İnne hâżâ lehuve hakku-lyakîn(i) Fesebbih bismi rabbike-l’azîm(i) bunumu soruyorsun kardes Alıntı:
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla… 1. O kaçınılmaz ve önlenemez kıyâmet koptuğu zaman; 2. Artık onun kopmasını yalanlayabilecek hiçbir kimse kalmayacaktır. 3. O, kimini alçaltır, kimini yüceltir. 4. Yer şiddetli bir sarsılışla sarsıldığı, 5. Dağlar parçalanıp darmadağın edildiği, 6. Uçuşan toz zerreleri hâline geldiği zaman… 7. Sizler de üç zümreye ayrılırsınız: 8. O “ashâb-ı meymene” ki, ne uğurlu ne mutlu insanlardır o “as*hâb-ı meymene!” 9. O “ashâb-ı meş’eme” ki, ne uğursuz ne bedbaht kimselerdir o “as*hâb-ı meş’eme!” 10. Üçüncü zümre “sâbikûn”; dünyada hayırlı işlerde öne geçen*lerdir ki, onlar âhirette mükâfatda da öne geçeceklerdir. 11. İşte bunlar “mukarrabûn”; Allah’a en yakın kullardır. 12. Nimetlerle dopdolu cennetlerde olacaklardır. 13. Onların çoğu öncekilerden, 14. Birazı da sonrakilerden! 15. Mücevherlerle işlenip süslenmiş ve yan yana dizilmiş tahtlar üzerine kurulurlar. 16. Orada birbirlerine muhabbetle bakarak karşılıklı otururlar. 17. Etraflarında hiç yaşlanmayan gençler hizmet için âdeta per*vâne olur; 18. Durmadan çağıldayan pınarlardan doldurulmuş testiler, ibrik*ler ve kadehlerle… 19. Bu şaraptan ötürü ne başları ağrır, ne de sarhoş olurlar. 20. Beğendikleri türlü türlü meyvelerle… 21. Canlarının çektiği kuş etleriyle… 22. Bir de iri gözlü güzel yüzlü hûriler; 23. Sedeflerinde saklı inciler gibi! 24. Dünyada yaptıkları güzel amellere bir mükâfat olarak. 25. Orada ne bir boş, mânasız laf işitirler, ne de günaha sokacak bir söz. 26. Sadece, “Selâm size ey cennetlikler, selâm!” sözünü duyar*lar. 27. O “ashâb-ı yemîn” ki, ne uğurlu ne mutlu insanlardır o “ashâ*b-ı yemin!” 28. Onlar dikensiz, dalbastı kirazlar, 29. Dolgun salkımlı muzlar, 30. Uzayıp yayılmış gölgeler, 31. Çağlayarak akan sular, 32. Bol bol meyveler arasında yaşarlar. 33. Ki o nimetler ne eksilip tükenir, ne de onlardan esirgenir. 34. Kabartılmış yüksek döşekler üzerine eşleriyle birlikte yasla*nırlar. 35. Şüphesiz biz cennet kadınlarını yepyeni bir yaratılışla yarat*tık. 36. Onları dâimî bâkireler kıldık. 37. Eşlerine karşı sevgi dolu, âşık ve hep aynı yaşta. 38. Bütün bunlar, “ashâb-ı yemîn” içindir. 39. Onların birçoğu öncekilerdendir; 40. Birçoğu da sonrakilerden! 41. O “ashâb-ı şimal” ki, ne uğursuz ne bedbaht kimselerdir o “ashâb-ı şimâl!” 42. Onlar, iliklere işleyen zehirli, kavurucu bir ateş ve son derece kaynar sular içindedirler. 43. Kapkara bir dumanın gölgesindedirler. 44. Bir gölge ki, ne serinlik verir, ne bir hayrı dokunur. 45. Çünkü onlar, dünyadayken hiçbir ahlâkî kaygı taşımadan nimet ve sefahat içinde şımarıyorlardı. 46. En büyük günahı işlemekte ısrar edip duruyorlardı. 47. Ve şöyle diyorlardı: “Sahi biz, ölüp de toprak olduktan ve kemik yığınına dönüştükten sonra mı, yani biz o halde iken mi yeni bir yaratılışla tekrar diriltileceğiz? Bu, olacak şey değil!” 48. “Gelip geçmiş atalarımız da mı?” 49. De ki: “Hem şu ana kadar yaşayıp gitmiş olanlar, hem de siz ve sizden sonra gelecekler;” 50. “Hepiniz bilinen bir günün buluşma vaktinde mutlaka bir araya toplanacaksınız!” 51. Sonra siz ey doğru yoldan sapanlar ve gerçeği yalanla*yan*lar! 52. O zakkûm ağacının meyvesinden mutlaka yiyeceksiniz. 53. Yiyecek ve karınlarınızı onunla tıka basa dolduracaksınız. 54. Üzerine de o kaynar sudan içeceksiniz. 55. Hem de susuzluk hastalığına yakalanmış develerin suya sal*dırışı gibi saldırarak içeceksiniz. 56. Onlara hesap gününde verilecek ziyâfet işte budur! 57. Sizi yoktan yaratan biziz. Böyle iken, hâlâ yeniden diriliş ger*çeğini tasdik etmeyecek misiniz? 58. Rahimlere akıttığınız meniyi hiç düşünmez misiniz? 59. Onu mükemmel bir insan olarak siz mi yaratıyorsunuz, yoksa yaratan biz miyiz? 60. Aranızda ölümü şaşmaz bir plan çerçevesinde takdir eden biziz. Engel olabilecek hiçbir güç yoktur sizi öldürmemize. 61. Öldürüp de, yerinize benzeriniz başka nesiller getirmemize ve bilmediğiniz bir âlemde ve şekilde sizi yeni bir yaratılışla ortaya çıkarmamıza. 62. Aslında siz ilk yaratılışın Allah’ın kudretiyle gerçekleştiğini pekâla biliyorsunuz. O halde bunun üzerinde düşünüp ikinci yaratalışın da mümkün ve kaçınılmaz olduğunu kabullenmeniz gerekmez mi? 63. Toprağa ektiğiniz tohumu hiç düşünmez misiniz? 64. Acaba o ekinleri yeşertip büyüten siz misiniz; yoksa onu yetiştiren biz miyiz? 65. Dileseydik hepsini daha olgunlaşmadan kurumuş çerçöp hâline getirirdik de şaşırıp kalırdınız: 66. “Eyvâh, emeklerimiz boşa gitti, çok zarara uğradık.” 67. “Bundan da öte, biz her türlü rızıktan büsbütün mahrum kaldık!” diye feryat ederdiniz. 68. İçtiğiniz suyu hiç düşünmez misiniz? 69. Onu bulutlardan siz mi indiriyorsunuz; yoksa onu indiren biz miyiz? 70. Dileseydik onu içilmesi mümkün olmayan tuzlu, acı bir su yapardık. Öyleyse şükretmeniz gerekmez mi? 71. Yakmakta olduğunuz ateşi hiç düşünmez misiniz? 72. Onun ağacını siz mi yaratıp yetiştiriyorsunuz; yoksa onu ya*ratan biz miyiz? 73. Biz onu hem cehennem ateşi için bir hatırlatma hem de çölde yaşayanlar, yolda bulunanlar, ayrıca ona ihtiyacı olanlar için vazgeçilmez bir nimet kıldık. 74. Öyleyse Yüce Rabbinin ismini tesbih et; O’nun her türlü kusurdan ve ortakları olmaktan çok yüce ve uzak olduğunu söyle! 75. Yıldızların düştüğü yerlere ve peyderpey inen Kur’an’ın her bir bölümüne yemin ederim. 76. Eğer bilirseniz bu gerçekten pek büyük bir yemindir, 77. Şüphesiz o, çok değerli, pek şerefli bir Kur’an’dır. 78. Onun aslı çok iyi korunmuş bir kitaptadır. 79. Tertemiz olanlardan başkası ona dokunamaz. 80. O, Âlemlerin Rabbi tarafından parça parça indirilmektedir. 81. Şimdi siz bu ilâhî kelâmı mı küçümsüyorsunuz? 82. Allah’ın size verdiği bu büyük nimete teşekkür edecek yerde onu yalanlıyorsunuz. 83. Hele can boğaza gelip dayandığında, 84. O vakit can çekişenin yanında bulunan sizler, elinizden bir şey gelmez, sadece çâresizlik içinde seyredersiniz. 85. Biz ona sizden daha yakınızdır, fakat siz göremezsiniz. 86. Eğer siz yeniden diriltilip hesâba çekilmeyecek, ceza görmeye*cekseniz; 87. Lutfen çıkmakta olan o canı geri çevirin; eğer iddianızda tu*tarlı ve doğru iseniz! 88. Eğer ölen kişi “mukarrebûn”dan; Allah’a yaklaştırılmış has kullardan ise, 89. Onu bekleyen sonsuz bir rahatlık ve mutluluk, güzel ve hoş kokulu rızıklar ve nimetlerle dolu cennetlerdir. 90. Eğer o, “ashâb-ı yemin”den; uğurlu ve mutlu kimselerden ise, 91. Melekler ona: “Selâm sana, ey ashâb-ı yeminden olan kişi!” derler. 92. Eğer o, Kur’an’ı ve Peygamber’i yalanlayanlardan, doğru yol*dan kaymış sapıklardan ise, 93. Onu da bekleyen kaynar sudan bir ziyâfettir. 94. Peşinden de kızgın alevli cehenneme atılacaktır. 95. İşte bu, hakkında en küçük şüphe bulunmayan en kesin ger*çeğin tâ kendisidir. 96. Öyleyse, Yüce Rabbinin ismini tesbih et; O’nun her türlü kusurdan ve ortakları olmaktan çok yüce ve uzak olduğunu söyle! yoksa bunu mu? |
Allah razı olsun
|
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 01:21. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com