Havas Okulu

Havas Okulu (https://www.havasokulu1.com/)
-   Sinema ve Diziler (https://www.havasokulu1.com/sinema-ve-diziler/)
-   -   Adam ışık hızında ilerledi solucan deliğinden geçti (https://www.havasokulu1.com/sinema-ve-diziler/63169-adam-isik-hizinda-ilerledi-solucan-deliginden-gecti.html)

Kalesi 31.05.21 00:48

Adam ışık hızında ilerledi solucan deliğinden geçti
 
Bugün yıldızlararası filmini izledim tamam zaman göreceli fakat şu soruya cevap bulamadım.
Adam ışık hızında ilerledi solucan deliğinden geçti, başka gezegene gitti geldi
Geldiği zaman kızı kendisinden yaşlıydı
Peki ama vücut metabolizmasının kendi zamanı yokmu . metabolizma ışık hızına ulaşınca farklı mı çalışıyor
Adam neden genç kaldı
Cevap verirseniz sevinirim
Soruyu güncelleyerek devam ediyorum müsaadenizle.

Peki ben dünyada ışık hızıyla hareket eden biri olsam, bir anda Amerika'da bir anda singapurda olabilsem , anlık olarak istediğim yerde olsam durum değişir miydi?

Quantum 31.05.21 01:51

Adam Kara delikten geçmiyor ‘Solucan Deliğinden’ geçiyor, bu bir ikincisi Zamanın yavaşlaması demek, tüm mekanik faaliyetlerin yavaşlaması demek.
Vücut metabolizmanız da aynı şekilde yavaşlardı. Zaten bu yüzden ikizler paradoksu ortaya çıkıyor. İkizlerden biri genç kalırken diğeri yaşlanıyor.
Işık hızına yakın hızda seyahat eden ya da büyük bir kütle çekimsel alanda bulunan kişi için, olmayana göre zaman daha yavaş akar. Yani uzayda ışık hızına yakın hızlarda seyahat eden ikiz daha az yaşlanır.

Jq 31.05.21 01:51

Aslında durum şu şekilde gerçekleşiyor; insan ışık hızına yaklaştıkça zaman yavaşlar ama yavaşlayan zaman kendi zamanı olmuyor yani kendisi için bir değişiklik olmuyor bir farkindalik yaşamıyor aslında etrafındaki zaman hızlanıyor. Genel görelilik tam olarak bu şekilde teorilesmistir. Buna örnek olarak uzayda 300 kusur gün geçiren bir Rus astronot vardı, diğer insanlara göre 0,2 saniye daha az yaşanmıştı, sebebi ise dünya yerçekiminden daha az bir yerçekimine maruz kalmasiydi. Kayıtlı olan tek zaman yolcusu...

Skoda 31.05.21 01:52

BİSMİLLAH
.........
“Melekler, ruh, büyük melekler, dünya ölçüsüyle, sizin hesaplarınıza göre ELLİ BİN YILA DENK OLAN BİR GÜN İÇİNDE ALLAH’ın huzuruna yükselerek çıkarlar!”
MEARİC SURESİ 4. AYET
.......
“ALLAH’ın karar ve irâdesi, sizin zaman anlayışınıza ve takvim ölçülerinize göre değildir. Unutmayın ki, Rabb’inin katında BİR GÜN, sizin ölçülerinize göre BİN YIL gibidir.”
HAC SURESİ 47. AYET

IQeCc 31.05.21 01:53

güneşe ne kadar yakın olursak o kadar ağır döner gezegen ve buda çabuk yaşlanmaya sebep olur.. ışık hızında hareket edebilirse insanoğlu yaşlanması gecikir.. çünkü yer çekimi sabit duran biri yada ışık hızına göre yavaş hareket eden kişi daha çabuk yaşlanacaktır..

Drogo 31.05.21 01:53

Metabolizma normal calisti..cunki adam icin 1 kac saat gecti diyelim..ancak geride biraktiklari icin bu seneler surdu..yani adam icin degisen birsey olmadi algisinda hersey normaldi.. fakat karadelige yaklastikca aslinda dunyadakine gore cok yavasladi zaman..bunu gemide kalan siyahi adamdan anlayabiliyoruz..gemide o kisi yillarca bekledi cunki zaman oyle akti..gezegene inenler icin ise zaman daha yavas akti fakat algilarinda hicbirsey degismedi..buda zamanin degiskenligini gosteriyor..

efe243 01.08.26 14:13

Birde kara deliğin içinde kızının odasını görüyor ve geçmiş zamana gidip ona yardımcı oluyor bu nasıl mümkün ?

Karanfil gece 01.08.26 18:37

Alıntı:

efe243 Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 716752)
Birde kara deliğin içinde kızının odasını görüyor ve geçmiş zamana gidip ona yardımcı oluyor bu nasıl mümkün ?

Kafanda şöyle bir şey canlandır: Diyelim ki uzun bir tren yolculuğundasın ve pencereden dışarı bakıyorsun. Tren çok hızlı giderken rayların kenarındaki tel çitler, direkler veya ağaçlar gözünün önünden bir film şeridi gibi hızla akıp geçer. Sen trendeyken o an hangi ağacın önündeysen sadece onu görürsün, ama havadan yukarıdan bakan biri trenin geçtiği bütün yolu, yani hem geçmişteki ağaçları hem ilerideki ağaçları aynı anda tek bir resim gibi görebilir.
​Filmdeki olay da buna benziyor. Normalde biz zamanın içinde tıpkı o hızlı trende ilerleyen yolcular gibiyiz; sadece yaşadığımız anı görürüz, geçmiş arkada kalır. Normalde kara deliğin içine giren her şey müthiş bir kütle çekimiyle ezilip yok olur, ancak filmde o uçurumun eşiğinde kurallar bükülüyor ve adam tamamen yok olmak yerine uzay-zamanın dışındaki o özel alana düşüyor. İşte o an zamanın içinde koşan biri olmaktan çıkıp, yukarıdan bütün o tren yolunu tek bakışta görebilen biri haline geliyor. Zaman onun için artık dümdüz akıp giden bir çizgi değil, geçmişin ve geleceğin aynı anda yan yana durduğu koca bir harita gibi oluyor.
​Kızının odasını görmesi ve yardım etmesi de tamamen buna dayanıyor: Kütle çekimi evrendeki en güçlü ve sınır tanımayan kuvvetlerden biridir. Adam o yüksek konumdan baktığında kızının odasını net bir şekilde görür, ancak oradaki eşyaları elleriyle tutamaz. Bunun yerine kütle çekimini bir uzaktan kumanda gibi kullanarak odanın yer çekimiyle biraz oynar; saatin ibresini sallayıp kitapları raflardan aşağı düşürür.
​Yani kızına "bana mesaj bırakıyor" hissini veren şey bu müdahaledir. Adam geçmişe fiziksel olarak bizzat gitmez, sadece zamanın büküldüğü o uç noktadan yukarıdan bakarak odadaki eşyalara uzaktan dokunur ve kızına mors alfabesiyle işaret vermiş olur.

efe243 01.08.26 19:31

Alıntı:

Karanfil gece Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 716783)
Kafanda şöyle bir şey canlandır: Diyelim ki uzun bir tren yolculuğundasın ve pencereden dışarı bakıyorsun. Tren çok hızlı giderken rayların kenarındaki tel çitler, direkler veya ağaçlar gözünün önünden bir film şeridi gibi hızla akıp geçer. Sen trendeyken o an hangi ağacın önündeysen sadece onu görürsün, ama havadan yukarıdan bakan biri trenin geçtiği bütün yolu, yani hem geçmişteki ağaçları hem ilerideki ağaçları aynı anda tek bir resim gibi görebilir.
​Filmdeki olay da buna benziyor. Normalde biz zamanın içinde tıpkı o hızlı trende ilerleyen yolcular gibiyiz; sadece yaşadığımız anı görürüz, geçmiş arkada kalır. Normalde kara deliğin içine giren her şey müthiş bir kütle çekimiyle ezilip yok olur, ancak filmde o uçurumun eşiğinde kurallar bükülüyor ve adam tamamen yok olmak yerine uzay-zamanın dışındaki o özel alana düşüyor. İşte o an zamanın içinde koşan biri olmaktan çıkıp, yukarıdan bütün o tren yolunu tek bakışta görebilen biri haline geliyor. Zaman onun için artık dümdüz akıp giden bir çizgi değil, geçmişin ve geleceğin aynı anda yan yana durduğu koca bir harita gibi oluyor.
​Kızının odasını görmesi ve yardım etmesi de tamamen buna dayanıyor: Kütle çekimi evrendeki en güçlü ve sınır tanımayan kuvvetlerden biridir. Adam o yüksek konumdan baktığında kızının odasını net bir şekilde görür, ancak oradaki eşyaları elleriyle tutamaz. Bunun yerine kütle çekimini bir uzaktan kumanda gibi kullanarak odanın yer çekimiyle biraz oynar; saatin ibresini sallayıp kitapları raflardan aşağı düşürür.
​Yani kızına "bana mesaj bırakıyor" hissini veren şey bu müdahaledir. Adam geçmişe fiziksel olarak bizzat gitmez, sadece zamanın büküldüğü o uç noktadan yukarıdan bakarak odadaki eşyalara uzaktan dokunur ve kızına mors alfabesiyle işaret vermiş olur.

anladım ama başka bir sorun çıkıyor burada neden kara deliğin içinde kızının odasını görüyorda başka bişey nasa vs görmüyor. kara delik bilinçli mi ki böyle bir güzellik yapıyor adama.?

Karanfil gece 01.08.26 23:09

Alıntı:

efe243 Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 716789)
anladım ama başka bir sorun çıkıyor burada neden kara deliğin içinde kızının odasını görüyorda başka bişey nasa vs görmüyor. kara delik bilinçli mi ki böyle bir güzellik yapıyor adama.?

Aslında olayın özü çok insani bir yerden başlıyor. Adam oraya kendi keyfiyle gitmiyor; geminin yakıtı bittiği ve dünyaya hayat kurtaran o son verileri ulaştırmak zorunda olduğu için her şeyi göze alıp o devasa kara deliğin çekim alanına atlıyor. Normal şartlarda oraya giren birinin saniyesinde paramparça olması gerekirken, o uçurumun eşiğinde uzay-zaman dokusu öyle bir bükülüyor ki onu yok etmek yerine üç boyutlu algımızın ötesindeki beş boyutlu bir alana fırlatıyor.
Zaten bütün sihir de o noktada çözülüyor. Orada zaman bizim bildiğimiz gibi tek yönlü akmıyor; geçmiş, an ve gelecek aynı anda bir defterin yaprakları gibi yan yana duruyor. Zaman böyle önünde serili durunca da adam kızının odasını o an karşısında görebiliyor.
Peki geçmişe nasıl el uzatıyor derseniz; işin en dokunaklı yeri tam da burası. Kara deliğin "seni şuraya götüreyim" diye ne bir aklı var ne de bir planı. Adamı o sonsuz boşlukta kaybolmaktan alıkoyan şey soğuk bir fizik kuralı değil; o baba ile evladı arasındaki derin ve saf sevgi bağı. Evrendeki en güçlü çekim gücünün o sevgi olduğunu düşünün; adamın yüreğindeki o devasa özlem ve bağ, kütle çekimini adeta bir pusula gibi yönlendiriyor ve onu tesadüfen değil, doğrudan kızının odasına kilitliyor.
Orada fiziksel olarak odada bulunmuyor ama o sevginin verdiği güçle yerçekimi dalgalarını kontrol ediyor. Saatin saniyelerini oynatarak Mors alfabesiyle o mesajı örüyor, kızı da yıllar sonra o saatin hareketini çözüp babasının sevgisiyle dünyayı yeniden kuruyor.


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 12:47.

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.

havasokulu1.com


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148