![]() |
|
|||||||
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
#1
|
||||
|
||||
|
Herkes bilgiye talip, hiç kimse ilme talip değil.
• Kurân’ı doğru anlamak için usul-u tefsir bilmek lazım denildiğinde, diyor ki hayır ben ayetin türkçe tercümesini okuduğumda ultra aklımla onu kesinlikle anlar ve anlamlandırırım. Koca koca tefsirlerle hemhâl olmak onu ilgilendirmiyor, aklının ne anladığıyla ilgileniyor çünkü oradan elde edeceğini düşündüğü bilgi kırıntısında kendi nefsinin payı var. Kendi fikri, kendi çıkarımı var. • Hadîs-i şerîfleri doğru değerlendirmek için usul-u hadis bilmek lazım, sahih âlimlerin o hadise dâir izahatını bulmak ve okumak lazım denildiğinde, diyor ki aklımın mantığımın ölçüsü bana yeter. "Benim ne anladığım" düşünce kalıbında yine nefsinin bolca payı var. • Birtakım tasavvuf alimlerinin anlaşılması zor kitaplarını okumak yerine akaid ve usul-u fıkıh öğrenmelisin, senin için elzem ve hayatî olan budur denildiğinde; hayır ben alimlerin dahî anlamakta zorlandıkları ve geri durdukları o tasavvuf metinlerini illa okuyacağım çünkü ben orada ne yazıldığını eşsiz aklımla şıp diye anlıyorum diyor. Halbuki hiçbir şey anladığı yok. Ama anladığını sanma duygusu nefsini tatlı tatlı okşuyor. "Ben bildim, ben anladım! Anlamayanlardan banane." • Belki ortamlarda satacağı bir bilgi ve fikir kırıntısı peşinde aslında, belki "bakın ben de biliyorum" diyebileceği birkaç kelime devşirmek veya "kimsenin yakalayamadığı detayı ben buldum, ben anladım" diye -tabiri caizse- hava atmak peşinde. İşin ilim boyutu onu zerre kadar ilgilendirmiyor. • Sonra ilme dayanmayan bozuk fikirlerini ve ilme dayanmayan yanlış çıkarımlarını hakîkat varsayarlar. Ve bu bilgi avcılığı, nefisleriyle hoş bir ilişki biçiminde devam eder gider.
__________________
Ne senle yaşanıyor Ne de sensiz oluyor Şu garip bomboş dünyada.. |
![]() |
|
|