Eskiden dostlar vardı
Eskiden dostlar vardı. Dostlarla hasbihal edilen dost meclisleri bir de. O meclislerde kendimize ve var oluşumuza ayna olan bir dost mutlaka olurdu. Dostlar azaldı artık, çünkü insan azaldı. Dost dediklerimizin sözleri çok keskin bir bıçak gibi en derine ulaşır. Dostu kavramsal olarak insanın kendisine ayna olan insanlar ve haller için kullanıyorum. Bir psikolog gibi sizi kalbinizden söküp alan ve ortaya seren kişi veya durumdur kastım. Bunun gibi dostlar kalmadıysa etrafımızda sığınacağımız yer acıdır. Acı felsefenin ve dönüşümün başlangıcıdır. Acımızı, ahımızı yani insanlığımızı koruyalım ki kendimizi deşmeye ve böylelikle anlamaya ve bilmeye kapı açabilelim. İnsan ancak zayıflığında kendisiyle karşılaşabilir çünkü.
Elimizde yalnızca yar için tüketeceğimiz son bir nefesimiz ve bir ah demeye takatimiz kaldı. Yüceler bize de “Şimdi mi?” demeden son gücümüzle derin ve sesli bir ah etmeye ihtiyacımız var. Hem de hakiki yar için. Kafka’nın dediği gibi:
“Sen bir bıçaksın, ben de durmadan içimi deşiyorum o bıçakla…”
|