![]() |
|
#1
|
|||
|
|||
|
Ey can
Sen ışığa doğru yürürken ışık yalnız yolunu değil içinde yıllardır saklı duran odaları da aydınlattı Ve sen sandın ki aydınlandıkça yalnızca güzelliklerin görünecek Oysa nurun değdiği yerde perde kalkar Perde kalkınca kendinden sakladığın ne varsa görünür olur Korkma İçinden yükselen karanlık senin sonun değildir O karanlık çoğu zaman ışığın ulaşamadığı yer değil ışığın ilk kez ulaşmaya başladığı yerdir İçindeki öfke sana düşman olmak için doğmadı Belki yıllarca susturulmuş bir yaranın dilidir İçindeki kıskançlık seni küçültmek için gelmedi Belki gönlünün henüz adını koyamadığı bir arzuyu göstermeye geldi İçindeki korku seni zincire vurmak için değil henüz uyanmamış kudretini sana fark ettirmek için kapını çaldı Sen kendinden kaçtıkça gölge büyüdü Sen kendine döndükçe gölge anlam kazandı Çünkü insanın en derin sırrı karanlığı öldürmek değil karanlığın içinde saklanan nuru tanımaktır Hiçbir gece kendi başına düşman değildir Gece yıldızları görünür kılar Hiçbir sessizlik boşluk değildir Sessizlik hakikatin sesini duyurur Hiçbir yara yalnızca acı değildir Bazı yaralar ruhun hangi kapıdan geçeceğini öğretir Sen kusursuz olmak için yaratılmadın Bütün olmak için yaratıldın Bütünlük ise yalnızca sevdiğin taraflarını kucaklamak değildir Kendinden utandığın yere de merhamet götürebilmektir Bir gün kendi öfkenin karşısında duracaksın Onu bastırmadan dinleyeceksin Bir gün korkunun gözlerine bakacaksın Onu yenmeye değil anlamaya çalışacaksın Bir gün geçmişte sakladığın parçalarını tek tek çağıracaksın Ve hiçbirine yabancı demeyeceksin Çünkü ruh bölünmez İnsan kendini parçalara ayırabilir ama hakikat onu yeniden birliğe çağırır Sen gölgen değilsin Ama gölgesiz de değilsin Sen yaran değilsin Ama yaralarının içinden geçen hikâyesin Sen korkun değilsin Ama korkunun ötesinde doğabilecek cesaretsin Nur yükseldikçe gölge görünür Gölge göründükçe idrak derinleşir İdrak derinleştikçe insan kendisiyle savaşmayı bırakır İşte o zaman içinde başka bir kapı açılır Orada kendini düzeltmeye çalışan biri kalmaz Kendini tanımaya başlayan bir gönül kalır Orada iyilik kötülükle savaşmaz Işık karanlığa saldırmaz Hakikat hiçbir şeyi kovmaz Sadece her şeyi kendi yerine yerleştirir Sen de kendi içindeki her parçaya yer aç Ama hiçbir parçanın seni yönetmesine izin verme Öfkeni gör fakat öfken olma Korkunu duy fakat korkunun hükmüne girme Arzunu tanı fakat arzunun esiri olma Yaranı sev fakat yaranın kimliğin olduğuna inanma Çünkü sen bütün bunlardan daha derinsin Sen gelip geçen duyguların ardındaki şahitsin Sen değişen düşüncelerin ardındaki sessiz idraksin Sen doğup sönen hallerin ötesindeki fark edişsin Ve hakikatin en ince sırrı belki de burada saklıdır İnsan ışığa ulaştığında karanlıktan kurtulmaz Karanlığın içinde bile ışığın varlığını görebilecek hale gelir İşte gerçek uyanış budur Kendinde gördüğün hiçbir şeyi lanetlememek Hiçbir yaranı değersiz saymamak Hiçbir düşüşünü yolun sonu sanmamak Hiçbir karanlık gecenin sonsuza kadar süreceğine inanmamak Çünkü güneş doğduğunda gece yok olmaz Gece yalnızca görevini tamamlar Ve sen kendi içindeki bütün mevsimleri geçtikten sonra bir gün anlayacaksın Aradığın ışık hiçbir zaman gökyüzünden sana gelmiyordu O ışık senin içindeki bütün perdelerin ardında sessizce bekliyordu Sen onu yaratmadın Sen yalnızca önündeki perdeleri kaldırdın Ve gölgen ortaya çıktığında aslında ışığının büyüdüğünü fark etmedin Şimdi kendine dön Gölgeni yanına al Yaranı incitmeden taşı Korkuna şefkatle bak Kalbinin kapısını aç Ve içinden sessizce söyle Ben kendimden kaçmıyorum Bende görünen hiçbir parçayı inkâr etmiyorum Karanlığımı ışığın düşmanı bilmiyorum Yaramı bilgelikten ayrı görmüyorum Korkumu cesaretten ayrı bilmiyorum Kendimi eksik değil yolculuk içinde görüyorum Çünkü ben yalnızca parlayan tarafım değilim Ben parıltıyı görünür kılan bütün yolum Ve şimdi biliyorum Gölge ışığın yokluğu değil Işığın dokunduğu yerde görünür olan sırdır Ben gölgemi sevgiyle gördüğümde ışığım daha da derinleşir Ben kendimi bütünüyle kabul ettiğimde içimde savaş sona erer Savaş sustuğunda hakikat konuşmaya başlar Hakikat konuştuğunda ben susarım Ve ben sustuğumda içimde öteden beri yanan o ezelî nur kendini yeniden hatırlatır O nurda gölge yoktur ama gölgeden korku da yoktur Çünkü artık bilirim Ben karanlıktan geçtim diye karanlığa ait değilim Ben gölgemi gördüm diye gölge olmadım Ben düştüm diye eksilmedim Ben acıdım diye kaybolmadım Her dönüşüm beni kendime yaklaştırdı Ve sonunda anladım İnsanın hakikate yükselişi gölgelerinden kurtulmasıyla değil onların içinden geçerken nurunu kaybetmemesiyle olur
(0 Beğeni)
|
|
|