Türkiye Hızbullahı
Türkiye Hizbullah’ı, Lübnan’daki Şii Hizbullah’tan farklı olarak Sünnî, büyük oranda Şafii ve Kürtlerden oluşmaktadır. Hizbullah ile ilgili kamuoyu algısı ve Hizbullah grubuna odaklanan literatür, çok azı hariç tutulmak üzere, eksik yüzleşmelerle doludur ve şiddeti “öngörülemez ve kontrol edilemez” bir perspektifle sunan, Hizbullah şiddetini üreten tek mekanizma olarak İslâm’ı gören oryantalist bir kolaycılıkla hareket etmektedir. Benim de saha araştırmalarıma kadar şiddet yönüyle tanıdığım ama saha araştırmalarıyla birlikte şiddeti aşan boyutlarını keşfetme imkânı yakaladığım Hizbullah hakkında yazılı ve görsel medyada, internette veya başka bir kulvarda yapılacak küçük bir araştırmada eksik yüzleşme ve kutuplaşmaların izleri görülecektir. Bir yanda kendini ideal bir toplum modeli olarak tanımlayan Hizbullah medyası, diğer yanda ise büyük çoğunluğu Hizbullah ismini dehşet, vahşet, şiddet ve devlet gibi kelimelerle neredeyse eşanlamlı kullanan algıda analitik bir bakış açısı bulmak oldukça zordur. Ruşen Çakır’ın Derin Hizbullah (2011) kitabı ile Gareth Jenkins’in Political Islam in Turkey (2008) gibi birkaç kitap, makale ve değerlendirme yazısı hariç tutulursa, Hizbullah konulu çalışmaların hemen hepsi Hizbullah’ı bir sosyal olgu olarak inceleme konusunda da isteksizdir.Akademik kurumlarda üretilen bilgi açısından da değerlendirildiğinde Hizbullah hakkında oldukça az çalışma olduğu ve bu çalışmaların Türkiye’de yapılmış olanların çoğunluğunun polis akademilerinde ve güvenlikçi bir bakış açısını önceleyen bir perspektifle yazıldığı görülecektir.
__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
|