| Yusufiyeli |
06.05.25 19:36 |
Alıntı:
mutevekkil Nickli Üyeden Alıntı
(Mesaj 673225)
gittim zaten birkaç gün önce psikiyatri servisinden taburcu oldum. Beyin cerrahisine de gittim beynimde 2 adet tümör olduğunu öğrendim geri geldim. Emin ol yalan yok
|
Tümör derken geçmiş olsun kötü huylumu? iyi huylu tümörde olabilir ki beyinde en çok rastlanan budur iyi bir cerrahın marifetiyle ameliyatla şifa bulabilirsin. Bende prostat kanseriyle uğraşıyorum bunun yanında yıllardır şeker ve tansiyon hastasıyım birçok ameliyat geçirdim. Şifanı ara sıkıntı yok ama seni aşan konularda mutlaka Allah (c.c)'a sığın. Mesela benim hayat hikayem çok sıkıntılı tafsilata gerek yok. Bir hikaye anlatayım kısmen yardımcı olabilirse ne ala yapılanması ülkemizdeki SAT (Su Altı Taarruz) komandolarının yapılanmasına benzer Amerikan Donanması’nın Navy Seal isimli bir özel askeri birliğinden bahsetmek istiyorum. Navy Seal’a dair anlatılan meşhur bir hikaye var; bu özel birliğin eğitim kampında, adaylar elleri ve kolları bağlı bir şekilde yaklaşık üç metrelik bir havuza atılır. Bu aşamanın amacı adayların beş dakika boyunca boğulmadan suyun içinde kalmalarıdır. Seni bilmiyorum ama çok iyi yüzemeyen birisi olarak bu senaryoda kendimi hayal edince birazcık rahatsız oldum. Başarılı olmaya çalışan öğrencilerin bir kısmı daha sınavın başında panik olup çığlık çığlığa yardım isterken, bir kısmı da suyun dibine batana ve hatta bilinçsiz kalana kadar çabalamaya devam eder. Ama sınava katılanların büyük bir kısmı bu sınavda başarısız olur. Hatta rivayetlere göre geçmişte bu aşamada ölen öğrenciler bile olmuş. Peki başarılı olan öğrenciler, yüzmeyi çok iyi bildikleri için mi başarılı oluyorlar? Cevap kesinlikle hayır. Hatta şöyle diyeyim, bu sınavı geçmek için yüzme bilmene bile gerek yok. Bu hikayeye, Kafaya Takmama Sanatı isimli kitabı ile bir dönem ülkemizde de popüler olan Mark Manson’ın bloğunda rastladım. Onun da vurguladığı üzere, bu sınavdan geçmek için yüzme bilmene gerek yok. Sınavı geçenlerin hangi yöntemi kullandığından bahsetmeden önce insanların başarısızlık sebeplerinden bahsetmek istiyorum. İlk sebep, bu kadar kısıtlı hareket imkanıyla kendini suyun üstünde tutman insani yeteneklerin ötesinde olabilir. Ve sen ne kadar çaba harcarsan aslında başaramayacağın bir şey için enerjini tüketirsin ve yavaş yavaş batarsın. Yüzmeyi geç öğrenenlerdensen, ne kadar çok çırpınırsan o kadar çok batacağını deneyimlemişsindir diye düşünüyorum. Başarısızlığın bir diğer sebebi panik duygusudur. Çırpınmaların sonucunda istediğini elde edemeyen kişi korkmaya başlar, korku başladıkça en ilkel savunma mekanizmaları devreye girer ve daha çok çırpınmaya başlar. Bu durum korkunun ve kaygının arttığı bir döngü haline gelir. Ve bu duygular artınca kişi görüş açısını ve çözüm odağını kaybeder. Yani sonuç yine başarısızlık. Peki böyle zorlu bir görevde başarının sırrı nedir? Çok basit, kendini suya bırakmak. Ellerin kolların bağlıyken, kendini suya bıraktığın zaman yavaş yavaş dibe batacaksın ve dibe değdiğin anda ayak parmak uçlarında kendini yukarı doğru iteceksin, yavaşça. O güçle beraber kafan suyun üstüne çıkacak ve bir sonraki tura yetecek kadar oksijeni ciğerlerine çekebileceksin. Başarısız olanların harcadığı eforun çok azını harcayarak bu sınavdan geçmen, yani hayatta kalman mümkün olacaktır. Neden Amerikan Donanması’na bağlı bir özel birliğin hikayesini anlattım? Çünkü bu davranış kalıbının hayatımızın birçok alanı için geçerli olduğunu düşünüyorum. Hayat karşımıza sorunlar çıkarıyor, biz de o sorunlar karşısında başarılı olmak istiyoruz, tıpkı bu sınavda olduğu gibi. Ama mücadeleden anladığımız çoğu zaman suyun içinde bizi içeri çeken çırpınmaya benziyor. Yöntem olarak bunu kullanan insanların bir dezavantajı var, ne kadar uzun süredir çırpınıyorsan çırpınmayı bırakmaya cesaret etmen o kadar zor olur. Çünkü daha önceki başarısız girişimlerin korkuyu içine kazımıştır ve korku insanların hatalarını tekrarlamasına neden olur. Bu havuz hikayesinde temel bir gerçeklik var: Suyun içinde batıyorsun ve ellerin kolların bağlı. En temel hayati içgüdülerin çırpınmanı emrediyor. Çırpınırsan batıyorsun. Ama beyninin ilkel emirlerine uymak yerine kendini suyun şiir gibi olan ritmine bırakırsan bu sınavdan keyif bile alıyorsun. İşte hayatta da bunun gibi ilk bakışta yapmamız gerekeni yaptığımızda daha çok zarar göreceğimiz ve tersi etki yaratan durumlar vardır. Çok çabaladığın zaman tersi etki yapan bir diğer konu da mutlu olma çabasıdır. Sanırım modern insanın ulaşmak istediği iki büyük şey var, birincisi ölümsüzlük diğeri de daimi mutluluk hali. Böyle bir nokta cennetin tasviri gibi olurdu. Yapılan en temel hata; bir şeyin yapılması ve hemen arkasından bu beni mutlu etti mi diye ölçülmesi oluyor. Ve doğal olarak hayatın karşımıza çıkardığı hüzünler, kaygılar, hayal kırıklıkları bile mutluluk çabası ile düzeltilmesi gereken pürüzler haline geliyor. Daha çok mutluluk çabası da mutsuzluğu artırıyor.
|