![]() |
Manevi sıkıntılar sadece sadaka kefareti ve tövbe ile biter mi ?
Manevi sikintisi olanlar sadaka kefareti ile beraber tövbe ile biter mi ?
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
Rabbi inni lime enzelte ileyyi min hayrin fakir. Kasas /24 Meali: Rabbim bana indireceğin her hayra muhtacım. Okuyabilirsin bol bol Fetih 1. Ayetde ekleyebilirsin |
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
İmtihan değilse daha derine inilmelidir. İstihareye yat. Allahım sıkıntım hangi günahımdan kaynaklı de. Gösterilir. Helallik alınacak bir durum varsa helallikte alacaksın |
Alıntı:
|
Alıntı:
Kul hakkının kefareti ağırdır. Misal biri birinden para aldı ama daha ödeyemeden para veren öldü diyelim, Bu durumda borç evlatlarına ödenmeye devam eder. Yada aşşağıladın kişiyi rencide ettin kalbi kırıldı ah etti diyelim, amma kişi vefat etti. O halde vefat eden için en makbul olan şey yapılır. Kul hakkıda 3 çeşittir. 1.)Kafirin kul hakkı! 2.)Müslümanın kul hakkı! 3.) hayvanın kul hakkı! Kafirin kul hakkı kafir hayatta iken gönlünü alarak ödenir ama kafir ölünce yandın . Müslümanın hakkı yaşarkende ölüykende ödenebilir. Hayvanın hakkı iki türlüde ödenmez. Allaha sığınacaksın hayvanın hakkına girdiğin zaman. Sın şin gibi kelimeler kullanıyorum ama hepimize söylüyorum şahsi algılama. Kul hakkından bahsedipte hakka girmiyim. |
Alıntı:
(kaynak: ŞİFA-İ ŞERİF ŞERHİ 3 Kadİ İyazTercüme ve Şerh:Prof. Dr. Mehmet Yaşar Kandemir TAHLİL Yayınları) |
Alıntı:
---- nasıl bir kefaretle kul hakkı ödenir? Müslümanın hakkı yaşarkende ölüykende ödenebili ----Yaşarken tamamda ölenin hakkı nasıl ödenecek? |
Bol bol şükredin.
|
Alıntı:
Dediğim gibi borç aldıysak ve ödemek nasip olmadıysa o borç ailesine verilir. Eğer kalbini kırdıysak insanların karnını doyurup sevabı bağışlanır. Çok büyük bir kırgınlık varsa ortada kurban kesilir onun adına dağıtılır. Dedikodu vs ile can yakıldıysa hatimler gönderilmelidir. Yani ölünün orada işine yarayacak şeylerde onun hakkını ödemek için yeterli olur. Misal adamın azabı var ama sen bir hatim edip günaha kefaret niyetiyle bağışladın onun orada azabı bir müddette olsa diner . Bu halde kişinin hakkı ödenmiş olur. Heee aff eder yada etmez orası kıyamete kalır artık. Ama affetmezse bile seninde o kul üzerinde hakkın geçtiği için Allah o kula cennet vaad ederek seni kurtarır. Yani kul hakkını kul hakkıyla bastıracaksın. Tıpkı büyüyü bir başka işlemle bastırdığımız gibi. |
Alıntı:
misal birini dolandırdık elinden 10 milyonu carpıp kaybolduk adami perisan edip dünyasini kararttik, adam aclikla sefaletle per perisan yasadi ve çektiği acıyla öldü, bizde o parayi calistik ugrastij 10 katına cikardik sonra aklımıza kul hakki geldi pişman olduk , dolandırdığımiz adamin arkasindan bir cok inun adina hayir yaptir paranin 20 milyonunu harcadik bu sekilde ölen adamla helallesmiş mi olduk? alacak ve verecek bireyseldir, hak bireyseldir sadece alacakli verecekli arasinda hal edilir arkasindan veya varisler yoluyla hak ödenmez hakki odemenin en son ve en büyuk sarti kişiden helallik almaktır, helallik almadan hak ödenmis olmaz... |
Alıntı:
Yalnızca tövbeyle olmaz ama. Bir şeyler yapmalıyızki rabbimizin o günahı affetmesi için bir vesile olsun. Yani en azından bir şeyler yapmış olmak lazım. Gerisi Allah’ın bileceği bir iş. Sizin dediğiniz bende şu düşünceyi uyandırıyor. Allahım beni cennetine al diye dua edipte eline bir kuran alıp okumayanlar gibi. Namazı zayi edenler gibi. Niyet var iman var ama icraat yok , bu mevzudada dedikleriniz bende bunu uyandırıyor. |
Alıntı:
|
Fakihler, haram maldan tövbe edip kurtulmak için, haram malın sahibi biliniyorsa iade edilmesi eğer gaipse gelmesinin beklenmesi ölmüşse varislerine verilmesi, bulunamamış ama bulunma imkanı varsa araştırılması, bulunmasından ümit kesilmişse onun adına fakirlere tasadduk edilmesi gerektiği konusunda mutabık kalmışlardır.[ Gazali, İhya, II, 130; Nevevi, el-Mecmu, IX, 351] Kurtubi, faizden elde edilenin de aynı şekilde faizle borçlandırılan kimseye iade edilmesi gerektiğini hususunda Maliki fukahasının ittifakından bahseder.[ Kurtubi, el-Cami liahkam’l-Kur’an, III, 366] Burada haram malın sahibinin rızası olmadan cebren alınması ile onun rızasıyla alınması arasında farklı mülahazalar vardır. Gasp, hırsızlık gibi cebren ve rızasız alınan malların sahiplerine iadesinin esas olduğu malumdur. Mal mevcutsa kendisi değilse kıymeti tazmin edilir. Ancak aldatma, karaborsa gibi piyasada elde edilip de malın sahiplerinin bizatihi tespitine imkan bulunmayan durumlarda İmam Muhammed, bu gibi malların beytülmale verilmesi gerektiği bir nevi lukata hükmünde kabul edilerek beytülmale bu kalemde kayıt edilmesinin doğru olacağını belirtir.[ Fetava’l-Hindiyye, Beyrut 1310, II, 236 ] Sonuçta haksız olarak bir Müslümanın malını alan veya haysiyetini çiğneyen kimsenin paranın pulun geçmediği ahirete kalmadan bu sorumluluktan kurtulmaya bakması gerektiğini ifade eden hadislerden[Buhari, Mezalim-Gasp, 11; Ebu Davud, Büyu, 90.] anlaşılan bu işin vacip oluşudur. Yani zulümden tövbe edilerek hak sahiplerine haklarının iadesi gerekir.
(Kaynak: Fıkhi Açıdan Haram Kazanç ve Muamele Ahkamı Dr. Yunus Keleş ERKAM YAYINLARI) |
Alıntı:
|
Alıntı:
Yani hak var hakcık var gibi bir şey. Belki küçük şeylerin telafisi olabilir ama büyük şeylerin yok o zaman. Allah kul hakkından korusun bizleri. |
Alıntı:
Hikmeti anlamak için sabrediyorum |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 13:33. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com