![]() |
Ah etmek veya Ah Almak
Birisi çok canımızı yaktığında ona ah edip Allaha havale ederseniz ve hakkımı helal etmiyorum derseniz o Ah tutar mı ? Ah almak veya Ah etmek konusunda ne düşünüyorsunuz,Allah vekildir Allaha havale ettim denildiğinde gerçekten hakkınıza giren kişi cezalandırılır mı mutlaka o kisiden çıkar mı ,aynı şekilde yaptığına uğrar mı ? Çok merak ediyorum bu konuyu ah etmek ve ah almak çıkar mı mutlaka başına gelen var mıdir?
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Birinin sende hakkı varsa hakkını isteyebilirsin. Ama onun yaptığını affedersen ahirette Allah sana 10 misli mükafatını verir. Ayrıca birinin sende ahı varsa o ah bu dünyada çıkarsa şanslısın, eğer öteki dünyaya kalırsa orada hakkı ödemesi daha zor
|
Kişi hasızlığa uğrar.Ve çaresizdir.Haliyle kimseye anlatamaz Allah CC sığınır ahhhhhhhhhhhhh ederse ne olur. Genelde o ahlar haneye yazılırda.İşte kişiye kelek atan artık ondan ne zaman çıkacak.Nasıl oalcak oda zamanla olur.Bizim insanımız tez canlıdır.Hemen çıksın mümkünse 1-2 güne haber alayım derde.İşte Allah CC yarına koyar ama yapanın yanına koymaz bu dünyada da çıkartabilir yada ahirete bırakır zaten orda keten helva olur. Alta önceden açtığım ah konusu var.Sen karını ufak çocuğunla bırak evden kaç sonra başka dost tut hayatını yaşa. Esra erol a çık falan filan.Kadınnın ahı videoda vardı.İşte o videoyu izlerseniz ah nasılmış görürsünüz.konuda video yokda youtube da bulurusnuz merak eden. Sonuçmu ah alan eski kocası belli zaman sonra sokakta ölüsü bulunmuş habere göre. Burdan ne anlıyoruz ah çıkıyormu çıkmıyormu durum ortada. [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] |
|
Alıntı:
Bazı alimler ise zulme uğrayan birisinin, zalimin Müslüman olup olmamasına göre beddua üslubunu ayarlaması gerektiği üzerinde durmuşlardır. Nitekim tabiun neslinin önde gelen alimlerinden Hasan-ı Basri zulme uğrayan kimsenin; zulmeden kişi Müslüman ise ‘’Allah’ım ona karşı bana yardım et, benim hakkımı ondan çıkar’’ diye dua edebileceğini ve şayet arada küfürleşme ya da sövme olmuşsa bu durumda fazlasıyla değil aynıyla ona cevap verebileceğini söylemiştir. (Beğavi 2.110) Ancak Hasan-ı Basri zalim olan kafir ise bu vaziyette o kimsenin helak olması için mazlumun beddua etmesinde bir sakınca olmadığını söylemiştir. (Kurtubi, Ebu Abdullah, el-Cami’li-Ahkami’l-Kur’an 6. Cilt sayfa 3-5) |
Alıntı:
Birebir şahit olduğum bir konu var. 4-5 senelik bir kız arkadaşım babasının kendisine haksızlık ettiğini düşünüyordu, babası bütün malını erkek çocuklarına vermişti. Kızlara hak vermiyordu, ve arkadaşım çok beddua etti ne zaman bahsi geçse inşAllah paramparça olur ölür diye beddua ediyordu. Ve adam geçen sene traktör ile yolda giderken yolcu otobüsü yandan çarptı , savrulup yola düşmüştü vefat etti. Kız arkadaşım tabi üzüldü bu sefer ama diyor ahımı almayacaktı diye. Yani eğer birine haklı olarak beddua ettiğiniz de kesin olarak gerçekleşir. |
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Ah mutlaka yerini bulur, karşılıksız kalmaz.
Buna olan inanç, insana haksızlık karşısında sabretme gücü verir |
Alıntı:
Sema Yamaç Bir kadının bir tavuğu vardı, ondan başka hiçbir varlığı da yoktu. Bu tavuk, kadın için yumurtluyordu. Derken bir gün bir hırsız gelip tavuğu çaldı. Kadın ta*vuğun çalındığını öğrenince hırsıza bedduâ etmedi, bilakis bu işi Allah Teâlâ’ya havale etti. Hırsız tavuğu aldı, boğazladı ve tüylerini yoldu. Birden bire hırsızın yüzü tavuğun tüyleriyle kaplanı*verdi. Ne yaptıysa bu tüylerden kurtulamadı. Kime sorduysa hiç kimse onun tüylerden nasıl kurtulacağına dâir bir çözüm sunamadı. Derken İsrailoğullarından bir bilgine rastladı. Du*rumu ona da anlattı. Bilgin şöyle dedi: “Bunun ancak bir şifâsı vardır. Tavuğunu çaldığın kadının sana bedduâ etmesidir. Şâyet bedduâ edecek olursa, bu has*talığından da kurtulursun.” Bunun üzerine adam kadına bazı kimseleri gönderdi. Bu kimseler: “O senin tavuğun nerede?” diye sordular. Kadın: “Çalındı.” dedi. Onlar: “Desene çalanlar sana çok eziyet etmişler.” dediler. Kadın: “Evet öyle oldu.” dedi. Onlar: “Canını çok yakmış olmalılar, baksana yumurtasından da mahrum kaldın.” dediler. Kadın: “Evet öyle oldu.” dedi. Onlar bu şekilde sorularla kadının öfkesini iyice kabarttılar. Derken kadın, hırsıza bedduâ edi*verdi. Bunun üzerine hırsızın yüzünden tüyler dökülüp kayboldu. Bu durum İsrailoğullarından olan bilgine haber verildi. Bilgine: “Bunun bu şekilde iyileşeceğini nereden bildin?” diye sor*dular. O: “O kimse, kadının tavuğunu çaldığı zaman kadın ona bedduâ etmedi ve işini Allah Teâlâ’ya havale etmişti. Allah Teâlâ da kadı*nın yerine ondan intikam almıştı. Fakat kadın bedduâ edince, kendi nefsi için intikam almış oldu. Bunun üzerine de hırsızın yüzünden tavuğun tüyleri düşüp yok oldu.” buyurdu. ibn Ataullah el-İskenderî, Abdullah Mağfur, Letâifül-Minen |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 03:39. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com