![]() |
Beddudayı edene geri dönmeyecek bir beddua usulü var mıdır?
Beddudayı edene geri dönmeyecek bir beddua usulü varmıdır. Yani beddua eden kişiyi etkilemeyecek bir dua veya ayet. Karşı taraf cok haksız.
|
Alıntı:
Suçsuz birine niye beddua etmek istiyorsun.?. |
Suçsuz olduğunu kim söyledi. Karşı taraf cok haksız yazdım okumadınız mı.
|
ya şedidel batşi araştırmalısın
|
Haklı bile olsan dönüp dolaşıp seni bulma ihtimali var bunu kendim de tecrübe ettim. O yüzden beddua etmemek lazım
|
Alıntı:
Her neyse . Resulullah buyurdu müslüman lanet edici değildir diye. Bedduada lanetlemektir. Bu sebeple bir mümine yakışmaz. Sana göre onlar haksız onlara görede sen . Ben imas hocama uyayım ve iç yüzünü bilmediğim bir şeye bulaşmayayım. Ne istersen yap. |
Alıntı:
Bazı alimler ise zulme uğrayan birisinin, zalimin Müslüman olup olmamasına göre beddua üslubunu ayarlaması gerektiği üzerinde durmuşlardır. Nitekim tabiun neslinin önde gelen alimlerinden Hasan-ı Basri zulme uğrayan kimsenin; zulmeden kişi Müslüman ise ‘’Allah’ım ona karşı bana yardım et, benim hakkımı ondan çıkar’’ diye dua edebileceğini ve şayet arada küfürleşme ya da sövme olmuşsa bu durumda fazlasıyla değil aynıyla ona cevap verebileceğini söylemiştir. (Beğavi 2.110) Ancak Hasan-ı Basri zalim olan kafir ise bu vaziyette o kimsenin helak olması için mazlumun beddua etmesinde bir sakınca olmadığını söylemiştir. (Kurtubi, Ebu Abdullah, el-Cami’li-Ahkami’l-Kur’an 6. Cilt sayfa 3-5) |
Alıntı:
|
Alıntı:
Evet küfürleşme var lakin yinede haklıyım yine bana döner mi beddua |
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
لاَ يُحِبُّ اللهُ الْجَهْرَ بِالسُّوءِ مِنَ الْقَوْلِ إِلا مَنْ ظُلِمَ وَكَانَ اللهُ سَمِيعًا عَلِيمًا “Allah, ağır ve inciten sözlerin açıktan söylenmesini hiç sevmez, ancak söyleyen zulme uğramışsa o başka. Allah her şeyi (mazlumun feryadını) hakkıyla işitir ve görür". Bu ayetin mazlumun beddua etmesine bir ruhsat olduğu ifade edilmektedir. Nitekim İbn Abbas'ın bu ayeti şu şekilde tefsir ettiği nakledilmiştir: “Allah bir kimsenin bir başkasına beddua etmesini sevmez. Ancak beddua eden mazlum ise bu müstesna. Şüphesiz Allah mazluma kendisine zulmeden kimseye beddua etmesine ruhsat vermiştir. Bununla birlikte mazlum beddua etmez de sabrederse, bu kendisi için daha hayırlıdır". Tabiun alimlerinden Katade de ilgili ayeti İbn Abbas'la benzer şekilde tefsir etmiş ve Allah'ın mazlumun beddua etmesini mazur gördüğünü ifade etmiştir( Taberi, Camiu'l-Beyan, IX, 344; Fahruddin er-Razi, Muhammed b. Ömer et-Te- mimi el-Bekri, Mefatihu'l-Gayb, Daru'l-Kütübi'l-Ilmiyye, Beyrut, 2009, XI, 70-73.) İbn Abbas ve Süddi'nin bu ayetin tefsiri bağlamında şöyle dediği de nakledilmiştir: “Zulme uğrayan kimsenin, kendisine zulmeden kişiden zulmettiği kadar intikam almasında ve ona açıkça kötü söz söylemesinde bir mahzur yoktur (Kurtubi, Ebu Abdullah el-Camiu li-Ahkami'l-Kur'an, VI, 3-5.). Diğer bazı müfessirler de zulme uğrayan kimsenin zalime açıktan beddua edebileceğini ve Allah'ın bunu çirkin görmeyeceğini belirtmişlerdir(Taberi, Camiu'l-Beyan, IX, 343-344). İlgili ayete dayanarak mazlumun açıktan beddua edebileceği kanaatinde olan Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır bu düşüncelerini şöyle ifade etmiştir: "Zulmedilmiş, hakkına tecavüz olunmuş olan kimse feryad edebilir ve zalim aleyhine bağıra bağıra bed dua eyliyebilir ve yahud ondan tezallüm ederek kötülüklerini söyliyebilir, hatta kötü sözlerine mukabele bilmisilde bulunabilir "( Yazır, Elmalılı M. Hamdi, Hak Dini Kur'an Dili, Eser Neşriyat, byy., tsz., III, 1506.) Zalime beddua edilebileceği konusunda alimlerin tamamı ittifak halindedir. Ancak bazı alimler zulme uğrayan birisinin zalimin Müslüman olup olmamasına göre beddua üslubunu ayarlaması gerektiği üzerinde durmuşlardır. Nitekim tabiun neslinin önde gelen alimlerinden Hasan-ıBasri zulme uğrayan kimsenin, zalim bir Müslüman ise “Allah'ım ona karşı bana yardım et, benim hakkımı ondan çıkar" diye dua edebileceğini ve şayet arada küfürleşme ya da sövme olmuşsa bu durumda fazlasıyla değil aynıyla ona cevap verebileceğini söylemiştir Yine Hasan-1 Basri'ye göre, şayet zalim bir kafir ise bu durumda o kimsenin helak olması için mazlumun beddua etmesinde bir sakınca yoktur. |
Alıntı:
İmas hocama uyarım dedim neden rahatsız oldunuz. İstediğim konuyada yorum yaparım Kardeşcağzım. Sen git milletten beddua tarifi iste biri sana gerçeği söylesin hemen köpür. Beddua büyüdür. Sen büyü tarifi istiyorsun milletten. Beddua karşı tarafa cin musallat eder o cinde onlara hayatı zindan eder. Tövbe etmen dileğiyle kardeşcağzım. |
Alıntı:
لاَ يُحِبُّ اللهُ الْجَهْرَ بِالسُّوءِ مِنَ الْقَوْلِ إِلا مَنْ ظُلِمَ وَكَانَ اللهُ سَمِيعًا عَلِيمًا “Allah, ağır ve inciten sözlerin açıktan söylenmesini hiç sevmez, ancak söyleyen zulme uğramışsa o başka. Allah her şeyi (mazlumun feryadını) hakkıyla işitir ve görür". Bu ayetin mazlumun beddua etmesine bir ruhsat olduğu ifade edilmektedir. Nitekim İbn Abbas'ın bu ayeti şu şekilde tefsir ettiği nakledilmiştir: “Allah bir kimsenin bir başkasına beddua etmesini sevmez. Ancak beddua eden mazlum ise bu müstesna. Şüphesiz Allah mazluma kendisine zulmeden kimseye beddua etmesine ruhsat vermiştir. Bununla birlikte mazlum beddua etmez de sabrederse, bu kendisi için daha hayırlıdır". Tabiun alimlerinden Katade de ilgili ayeti İbn Abbas'la benzer şekilde tefsir etmiş ve Allah'ın mazlumun beddua etmesini mazur gördüğünü ifade etmiştir( Taberi, Camiu'l-Beyan, IX, 344; Fahruddin er-Razi, Muhammed b. Ömer et-Te- mimi el-Bekri, Mefatihu'l-Gayb, Daru'l-Kütübi'l-Ilmiyye, Beyrut, 2009, XI, 70-73.) İbn Abbas ve Süddi'nin bu ayetin tefsiri bağlamında şöyle dediği de nakledilmiştir: “Zulme uğrayan kimsenin, kendisine zulmeden kişiden zulmettiği kadar intikam almasında ve ona açıkça kötü söz söylemesinde bir mahzur yoktur (Kurtubi, Ebu Abdullah el-Camiu li-Ahkami'l-Kur'an, VI, 3-5.). Diğer bazı müfessirler de zulme uğrayan kimsenin zalime açıktan beddua edebileceğini ve Allah'ın bunu çirkin görmeyeceğini belirtmişlerdir(Taberi, Camiu'l-Beyan, IX, 343-344). İlgili ayete dayanarak mazlumun açıktan beddua edebileceği kanaatinde olan Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır bu düşüncelerini şöyle ifade etmiştir: "Zulmedilmiş, hakkına tecavüz olunmuş olan kimse feryad edebilir ve zalim aleyhine bağıra bağıra bed dua eyliyebilir ve yahud ondan tezallüm ederek kötülüklerini söyliyebilir, hatta kötü sözlerine mukabele bilmisilde bulunabilir "( Yazır, Elmalılı M. Hamdi, Hak Dini Kur'an Dili, Eser Neşriyat, byy., tsz., III, 1506.) Zalime beddua edilebileceği konusunda alimlerin tamamı ittifak halindedir. Ancak bazı alimler zulme uğrayan birisinin zalimin Müslüman olup olmamasına göre beddua üslubunu ayarlaması gerektiği üzerinde durmuşlardır. Nitekim tabiun neslinin önde gelen alimlerinden Hasan-ıBasri zulme uğrayan kimsenin, zalim bir Müslüman ise “Allah'ım ona karşı bana yardım et, benim hakkımı ondan çıkar" diye dua edebileceğini ve şayet arada küfürleşme ya da sövme olmuşsa bu durumda fazlasıyla değil aynıyla ona cevap verebileceğini söylemiştir Yine Hasan-1 Basri'ye göre, şayet zalim bir kafir ise bu durumda o kimsenin helak olması için mazlumun beddua etmesinde bir sakınca yoktur. |
Hakkınız var hocam .hatamı yanlışımı düzelttiğiniz için Allah sizden razı olsun .sşzlerden inşaallah doğruları öğreneceğiz bu sitedeki ilim ehli herkesten Allah razı olsun. @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
|
Alıntı:
|
zulmeden insan adalet eden kaderse ne olacak?
|
Alıntı:
|
Alıntı:
Müslümana beddua etmek hangi kitapta yazıyor. Kim söylüyor caiz olduğunu. Ottan bottan her şeye beddua edelim o zaman. Sen şimdiye kadar elli kere beddua etmişsindir. Ama tarifli bir şey olsunki sağlam olsun diyorsun. Beni ilgilendirmez sizin ne düşündüğünüz belkide haklısınız beni alakadar etmez ama üslubunuzu düzeltin. Bana iftiracı deyipte kendinin iftira atman bir enteresan. Bana büyücü diyecek kadar ileri gitme bir daha. Asıl Allah senin gibilerden tüm ümmeti korusun.bir dahada yazma bende yazmam meraklı değiliz zaten. |
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
“Allah, ağır ve inciten sözlerin açıktan söylenmesini hiç sevmez, ancak söyleyen zulme uğramışsa o başka. Allah her şeyi (mazlumun feryadını) hakkıyla işitir ve görür".
Bu ayetin mazlumun beddua etmesine bir ruhsat olduğu ifade edilmektedir. Nitekim İbn Abbas'ın bu ayeti şu şekilde tefsir ettiği nakledilmiştir: “Allah bir kimsenin bir başkasına beddua etmesini sevmez. Ancak beddua eden mazlum ise bu müstesna. Şüphesiz Allah mazluma kendisine zulmeden kimseye beddua etmesine ruhsat vermiştir. Bununla birlikte mazlum beddua etmez de sabrederse, bu kendisi için daha hayırlıdır". Geri dönmemesinin tek yolu kişinin hakkına girilmesi. Bu hakkıda karşı taraftan alamayınca haliyle beddua ederse.Beddua dönmez. Ama kişi otomatik tüfek gibi yaylım ateşi açarsa yolda trafikte kavga etti.Ona beddua et.İşyerinde iş arkadaşınla tartış ona beddua et.Apartmanda komşu ile kavga et ona beddua et.Sonrası dönebilir.Ha apartmanlarda gürültü yapanlar var ona dersin inadan gürültü yapıuyor sen diyince dahada yapıyor o zaman beddua etsen dönmez.Adam resmen senin dişini kırıyor.Bunuda akıl ediniz. Yada kişi diyelim bir siteden daire aldı.Siteyi yapan müteaahit kaçtı ve sitede 200 daire sahibini mağdur etti.İnşaat daha başlamadan adam tabanları yağladı.Paraları aldı yurtdışına kaçtı. Ve parayı alma imkanı yok.O para gitti olay böyle ise. İşte bu durumda olan beddua ederse kesinlikle dönmez.Çünkü zaten kaçan müteahhit 200 kişinin parasını maldivlerde şezlonga uzanmış yiyor.Bu örnekte anlamayan kişilere gelsin. |
Alıntı:
|
Alıntı:
Bazı hadislerde ise mazlumun duasının kabulünde Müslüman olup olmadığının dahi önemli olmayacağı belirtilmektedir. Nitekim Enes b. Malik'in naklettiği bir hadiste Allah Rasulü "Kafir dahi olsa mazlumun bedduasından sakının çünkü onda (kabul edilmesinde) perde yoktur” buyurmuştur(Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, III, 154. Ahmed b. Hanbel tarafından nakledilen bu hadisin isnadında yer alan Ebu Abdullah el-Esedi'nin mechul olması sebebiyle zayıf olduğu ifade edilmiştir.) Zulüm nedeniyle mazlum ve zalim arasında kul hakkı oluşmaktadır. Bu hakkı Allah'ın affetmeyeceği, ancak mazlumun dilerse affedebileceği dilerse de intikamını alacağı ifade edilmiştir. Nitekim bazı hadislerde ise beddua etme hakkı olan mazlumun beddua ettiği takdirde zalimden intikamını almış olacağı belirtilmiştir(Tirmizi ‘’Daavat’’) Mazlumun beddua edebileceği yönünde hem Yüce Allah hem de Hz. Peygamber tarafından ruhsat verilmiştir. |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 16:31. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com