Havas Okulu

Havas Okulu (https://www.havasokulu1.com/)
-   Sorularınız (https://www.havasokulu1.com/sorulariniz/)
-   -   Dünya nereden çıktı? (https://www.havasokulu1.com/sorulariniz/101365-dunya-nereden-cikti.html)

Svg 03.08.25 10:27

Dünya nereden çıktı?
 
Dünya nereden çıktı?

NGB 03.08.25 11:04

Alıntı:

Svg Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 681875)
Dünya nereden çıktı?

ilahı plan gereği sanırım yaratıldı.
Cinleri ve insanları bana kulluk etsinler diye yarattım ayetinden anlaşılacağı üzere hepimiz buraya yollandık görünen bu.

BirTek 03.08.25 11:41

Alıntı:

Svg Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 681875)
Dünya nereden çıktı?

Biz neyiz? Maddi ve manevi yanı olan insanız.
Maddi ve manevi yan ne vücut ve ruh.
Maddi yanımız yani vücudumuz geçici manevi yanımız yani ruhumuz ise kalıcı.
Maddi yan vücut nerde var olabilir maddi dünyada.

Bizim maddi olarak var olabilmemiz için en başta dünyanın var olması gerekir. Yani dünya bizim maddi olarak bedenlememiz için var.

Peki biz neden maddi olarak varız? İnsan dünya hayatında sürekli bir gelişim gösterir ve aşamalardan geçer. İlk bebektir sonra çocuk sonra ergen sonra yetişkin sonra yaşlı olur ve bu süreçler ölümle son bulur. Zaten burdan yaşam amacının bu dünya olmadığı anlaşılır çünkü ölüceksin burda sonsuz bir hayat yok. Yaşarkende sürekli bir tecrübe yaşar. Yaşamın her anı tecrübedir. Bu yaşadığı tecrübelerde ruhunda ebedi kalır. İnsan son kertede tecrübeleriyle mezara girer. Elindeki tek şey tecrübeleridir. Böyle baktığında amaç tecrübe kazanıp öğrenmek. En baştada Allahı öğrenmek işte. Dünya okul yeri gibi. Hayat insana sürekli bir şeyler öğretiyor.

Svg 03.08.25 11:50

Alıntı:

NGB Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 681879)
ilahı plan gereği sanırım yaratıldı.
Cinleri ve insanları bana kulluk etsinler diye yarattım ayetinden anlaşılacağı üzere hepimiz buraya yollandık görünen bu.

"Biz aslında öldük, mahşer yerindeyiz ve dünyada yaptıklarımız bize izletiliyor.
Ama biz yaşadığımızı zannediyoruz."

Böyle bir şey olabilir mi NGB abim?

Yusufiyeli 03.08.25 12:04

Alıntı:

Svg Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 681875)
Dünya nereden çıktı?

Dünya, Arap dilinde "yakınlık ve yakın olmak" anlamındaki dünüv (dena- vet) masdarından türemiş bir kelime (isim-sifat) olup genellikle 'ahiret'in mukabili olarak kullanılır. Buna göre bir terkibi, "filhal yaşanan, içinde bulunulan hayat", diğer terkibi ise "yeryüzüne en yakın gök" manası taşır. Bunun yanında dunuv masdarı, Bakara suresi 61. ayetteki "اَتَسْتَبْدِلُونَ الَّذ۪ي هُوَ اَدْنٰى بِالَّذ۪ي هُوَ خَيْرٌۜ "(Siz sıradan/alelade bir şeye karşılık değerli olan bir nimeti gözden çıkarıyorsunuz, öyle mi?!) ifadesinde olduğu gibi, "sıradan, alelade, basit, bayağı" gibi manalarda da kullanılır. Gerek muhtelif ayetlerde oyun/ eğlence diye nitelendirilmesi, gerekse İslam tasavvuf geleneğindeki zühd ve terk-i dünya telakkisi sebebiyle 'dünya' kelimesinin "çok değersiz, bayağı" manasına geldiği de vurgulanır. Elmalılı Hamdi Yazır'ın ifadesiyle, “hayat-ı dünya, dünyanın hayatı değil, dünya denilen hayat, yani süflî-alçak hayat yahut bugün filhal içinde bulunulmak itibariyle en yakın olan hayat demek olur."
Kur'an'daki bazı ayetlerde ilkin arzın, diğer bazı ayetlerde ise semanın/semaların yaratıldığına işaret edilmiştir. Mesela, Bakara suresi 29. ayette ilk olarak yeryüzünde bulunan şeylerin yaratıldığı bildirilmiş, ardından "Summe" edatıyla Allah'ın semaya istiva etmesinden ve Fussilet suresi 9-10. ayetlerde sanki yeryüzünün yaratılış sürecine değinilmiş, "summe’’- edatıyla başlayan 11. ayet ve devamında ise Allah'ın semaya istivası ve iki günlük bir sürede semayı yedi sema olarak düzenlediği belirtilmiştir. Buna mukabil Nazi'at suresi 27-29. ayetlerde ilkin göklerin yaratılışı zikredilmiş, (bundan sonra, daha sonra) lafzını da içeren 30. ayet ve devamında ise yeryüzünün yaratılışından söz edilmiştir. Bütün bu ayetlerdeki ifadelerin zahiri dikkate alındığında, Bakara suresi 29 ve Fussilet suresi 9-12. ayetlerden yeryüzünün gökyüzünden önce yaratıldığı, Nazi'at suresi 27-33. ayetlerden ise gökyüzünün yeryüzünden önce yaratıldığı sonucuna ulaşılır.
Bazı müfessirler Bakara suresi 29 ve Fussilet suresi 9-12. ayetleri dikkate alarak arzın önce yaratıldığı ileri sürmüş, çoğunluk ise birçok ayette semaların yaratılışının arzdan önce zikredilmesine, Nazi'at suresi 27-33. ayetlerde arzın semanın yaratılışından sonra yaşanabilir hale getirildiğine işaret edilmesini dikkate alarak önce semanın, sonra arzın yaratıldığı fikrini benimsemişlerdir.( Alúsi, Rubu'l-Me'ani, cilt 1 sayfa: 218) Bu arada Bakara suresi 29. ayetteki "ŝumme" edati semavat ve arzın yaratılışında ciddi bir gösterge olarak değerlendirilmiş ve bu edat üzerine birçok yorum üretilmiştir. Zemahşeri "summe" edatının zaman açısından sonralık/terahi değil, ifade ve tertip açısından sonralık belirtmeye yönelik olduğuna dikkat çekmiş ve bu izahına Beled suresi 17. ayetteki ‘’ ثُمَّ كَانَ مِنَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا’’ifadesini delil göstermiştir. (Zemahşeri, el-Keşşaf, birinci cilt sayfa: 271)
Fahreddin er-Razi de Beled suresi 17. ayetteki "ŝumme" edatının meydana geliş (vücud) açısından değil, ifade açısından sonralık anlamı taşıdığına dikkat çekmiştir. (Fahru'd-Din er-Razi, et-Tefsiru'l-Kebir, otuzbirinci cilt sayfa: 169.)
Buna göre sarp yokuşu tırmanmanın mahiyetiyle ilgili Beled suresi 13-17. ayetlerde köle azat etmek, yakın veya uzak yoksulu doyurmak gibi hasletlerin ardından gelen " ثُمَّ كَانَ مِنَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا" lafzi, "aynı zamanda iman etmiş kimselerden olmak’’ gibi bir mana ifade eder. Yoksa buradaki "Summe" edati, güzel amellerin ardından imanla tanışma durumuna işaret etmez. Çünkü söz konusu amellerin Allah katında makbul olması iman şartına bağlıdır. Bu yüzden, salih amel imanı takip eder. (Ebu Ḥayyan, el-Babru'l-Mubit, 10.cilt sayfa: 483)
Bu nahvi izah dikkate alındığında Beled suresi 17. ayetteki " ثُمَّ كَانَ مِنَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا’’
ifadesi, Allah'ın yeryüzünü yarattıktan bir süre sonra göğe yöneldiğini değil, yeryüzünü ve oradaki her şeyi meydana getirdiğini, ayrıca gökyüzüne de yönelip onu yedi gök olarak düzenlediğini belirtir. Bu durum Nazi'at suresi 30. ayetteki " بَعْدَ ذٰلِكَ" lafzı için de geçerlidir. Bakara suresi 29. ayette yeryüzünün göklerin yedi gök olarak düzenlenmesinden önce yaratıldığına işaret bulunduğuna, ancak bu işaretin Nazi'at 79/30. ayetteki " وَالْاَرْضَ بَعْدَ ذٰلِكَ دَحٰيهَاۜ " ifadesiyle bağdaşmadığına dikkat çeken Meraği “ba'de” edatının burada zaman açısından değil, ifade açısından sonralık belirttiğini vurgulamıştır ki Arapların lisani örfünde de bu tarz bir kullanım mevcuttur.( Ahmed Mustafa el-Meraği, Tefsiru'l-Meraği, Mustafa el-Babi el-Halebi, Birinci Baskı, Kahire 1946, I. 74)
Bu ayetle ilgili başka bir izah da şu şekildedir: Göğün yaratılışından sonra vuku bulan hadise, yeryüzünün varlık alanına çıkarılmasından öte, onun insanlar ve diğer canlıların yaşamasına elverişli hale getirilmesi, yani yaratılış sürecinin kemale erdirilmesidir. (Şihabu'd-Din Ahmed b. Muhammed el-Hafaci, İnayetu'l-Kadi ve
Kifayetu'r-Radi (Haşiye-tu's-Şihab), Daru'l-Kutubi'l-'Ilmiyye, Birinci Baskı, Beyrut 1997, II. 175.)
Cemaleddin el-Kasımi'ye göre de Nazi'at suresi 30. ayetteki " وَالْاَرْضَ بَعْدَ ذٰلِكَ دَحٰيهَاۜ’’ ifadesi, yeryüzünün fiziki yapısının yaratılmasını değil, yeryüzünde canlıların yaşamı için gerekli olan unsurların vücuda getirilmesi anlamında bir terabi (sonralık) ifade eder. Nitekim surenin 31. ayeti de bu hususu açıklar niteliktedir. Bunun öncesinde yer boş ve çıplaktır, yaşamaya elverişli halde değildir. Buradaki "ba'de" edatı, tıpkı Kalem suresi 13. ayetteki " عُتُلٍّ بَعْدَ ذٰلِكَ زَن۪يمٍۙ’’ ifadesindeki gibi, "me'a" (yanı sıra) anlamı taşır. Dolayısıyla burada herhangi bir işkal/tenakuz yoktur." (Muhammed Cemaluddin b. Muhammed el-Kasimi, Tefsiru'l-Kasimi (Mehasinu't-Te'vil), nşr. Ahmed b. 'Ali-Hamdi Subh, Daru'l-Hadis, Kahire 2003, I. 311.)
İbn Aşur, "Sema arzdan önce yaratılmıştır" şeklindeki görüşün daha isabetli olduğu kanaatindedir. Çünkü Nazi'at suresi 30. ayetteki " وَالْاَرْضَ بَعْدَ ذٰلِكَ دَحٰيهَاۜ" lafzı sonralık bildirme hususunda Bakara suresi 29. ayetteki " ثُمَّ اسْتَوٰٓى اِلَى السَّمَٓاءِ "laf- zindan daha zahirdir. Ayrıca astronomi bilginlerinin tespitlerine göre yeryüzü güneş sistemindeki diğer gezegenler gibi güneşten kopmuştur. Bunun yanında Tekvin'deki ifadenin zahiri de göklerin yerden önce yaratıldığını söylemeyi gerektirir. Eğer semadan maksat, atmosfer tabakasını oluşturan hava boşluguysa, bu anlamda sema yeryüzünün yaratılma sürecini takip etmiştir. Yok, eğer semadan maksat, uzay boşluğundaki gezegenler iseki" فَسَوّٰيهُنَّ سَبْعَ سَمٰوَاتٍۜ" ifadesiyle örtüşen anlam da budur- bu durumda göklerin yeryüzünden önce yaratılmış olduğunu söylemek gerekir. (İbn 'Aşur, et-Tahrir ve't-Tenvir, I. 384.)

BirTek 03.08.25 12:14

Alıntı:

Svg Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 681881)
"Biz aslında öldük, mahşer yerindeyiz ve dünyada yaptıklarımız bize izletiliyor.
Ama biz yaşadığımızı zannediyoruz."

Böyle bir şey olabilir mi NGB abim?

Öyle olsada bunun bizim için bir önemi yok. Yaşamıyor olsak bile neticede yaşıyor algısındayız. Bize göre yaşıyoruz yani.

Svg 03.08.25 15:43

Alıntı:

Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 681882)
Dünya, Arap dilinde "yakınlık ve yakın olmak" anlamındaki dünüv (dena- vet) masdarından türemiş bir kelime (isim-sifat) olup genellikle 'ahiret'in mukabili olarak kullanılır. Buna göre bir terkibi, "filhal yaşanan, içinde bulunulan hayat", diğer terkibi ise "yeryüzüne en yakın gök" manası taşır. Bunun yanında dunuv masdarı, Bakara suresi 61. ayetteki "اَتَسْتَبْدِلُونَ الَّذ۪ي هُوَ اَدْنٰى بِالَّذ۪ي هُوَ خَيْرٌۜ "(Siz sıradan/alelade bir şeye karşılık değerli olan bir nimeti gözden çıkarıyorsunuz, öyle mi?!) ifadesinde olduğu gibi, "sıradan, alelade, basit, bayağı" gibi manalarda da kullanılır. Gerek muhtelif ayetlerde oyun/ eğlence diye nitelendirilmesi, gerekse İslam tasavvuf geleneğindeki zühd ve terk-i dünya telakkisi sebebiyle 'dünya' kelimesinin "çok değersiz, bayağı" manasına geldiği de vurgulanır. Elmalılı Hamdi Yazır'ın ifadesiyle, “hayat-ı dünya, dünyanın hayatı değil, dünya denilen hayat, yani süflî-alçak hayat yahut bugün filhal içinde bulunulmak itibariyle en yakın olan hayat demek olur."
Kur'an'daki bazı ayetlerde ilkin arzın, diğer bazı ayetlerde ise semanın/semaların yaratıldığına işaret edilmiştir. Mesela, Bakara suresi 29. ayette ilk olarak yeryüzünde bulunan şeylerin yaratıldığı bildirilmiş, ardından "Summe" edatıyla Allah'ın semaya istiva etmesinden ve Fussilet suresi 9-10. ayetlerde sanki yeryüzünün yaratılış sürecine değinilmiş, "summe’’- edatıyla başlayan 11. ayet ve devamında ise Allah'ın semaya istivası ve iki günlük bir sürede semayı yedi sema olarak düzenlediği belirtilmiştir. Buna mukabil Nazi'at suresi 27-29. ayetlerde ilkin göklerin yaratılışı zikredilmiş, (bundan sonra, daha sonra) lafzını da içeren 30. ayet ve devamında ise yeryüzünün yaratılışından söz edilmiştir. Bütün bu ayetlerdeki ifadelerin zahiri dikkate alındığında, Bakara suresi 29 ve Fussilet suresi 9-12. ayetlerden yeryüzünün gökyüzünden önce yaratıldığı, Nazi'at suresi 27-33. ayetlerden ise gökyüzünün yeryüzünden önce yaratıldığı sonucuna ulaşılır.
Bazı müfessirler Bakara suresi 29 ve Fussilet suresi 9-12. ayetleri dikkate alarak arzın önce yaratıldığı ileri sürmüş, çoğunluk ise birçok ayette semaların yaratılışının arzdan önce zikredilmesine, Nazi'at suresi 27-33. ayetlerde arzın semanın yaratılışından sonra yaşanabilir hale getirildiğine işaret edilmesini dikkate alarak önce semanın, sonra arzın yaratıldığı fikrini benimsemişlerdir.( Alúsi, Rubu'l-Me'ani, cilt 1 sayfa: 218) Bu arada Bakara suresi 29. ayetteki "ŝumme" edati semavat ve arzın yaratılışında ciddi bir gösterge olarak değerlendirilmiş ve bu edat üzerine birçok yorum üretilmiştir. Zemahşeri "summe" edatının zaman açısından sonralık/terahi değil, ifade ve tertip açısından sonralık belirtmeye yönelik olduğuna dikkat çekmiş ve bu izahına Beled suresi 17. ayetteki ‘’ ثُمَّ كَانَ مِنَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا’’ifadesini delil göstermiştir. (Zemahşeri, el-Keşşaf, birinci cilt sayfa: 271)
Fahreddin er-Razi de Beled suresi 17. ayetteki "ŝumme" edatının meydana geliş (vücud) açısından değil, ifade açısından sonralık anlamı taşıdığına dikkat çekmiştir. (Fahru'd-Din er-Razi, et-Tefsiru'l-Kebir, otuzbirinci cilt sayfa: 169.)
Buna göre sarp yokuşu tırmanmanın mahiyetiyle ilgili Beled suresi 13-17. ayetlerde köle azat etmek, yakın veya uzak yoksulu doyurmak gibi hasletlerin ardından gelen " ثُمَّ كَانَ مِنَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا" lafzi, "aynı zamanda iman etmiş kimselerden olmak’’ gibi bir mana ifade eder. Yoksa buradaki "Summe" edati, güzel amellerin ardından imanla tanışma durumuna işaret etmez. Çünkü söz konusu amellerin Allah katında makbul olması iman şartına bağlıdır. Bu yüzden, salih amel imanı takip eder. (Ebu Ḥayyan, el-Babru'l-Mubit, 10.cilt sayfa: 483)
Bu nahvi izah dikkate alındığında Beled suresi 17. ayetteki " ثُمَّ كَانَ مِنَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا’’
ifadesi, Allah'ın yeryüzünü yarattıktan bir süre sonra göğe yöneldiğini değil, yeryüzünü ve oradaki her şeyi meydana getirdiğini, ayrıca gökyüzüne de yönelip onu yedi gök olarak düzenlediğini belirtir. Bu durum Nazi'at suresi 30. ayetteki " بَعْدَ ذٰلِكَ" lafzı için de geçerlidir. Bakara suresi 29. ayette yeryüzünün göklerin yedi gök olarak düzenlenmesinden önce yaratıldığına işaret bulunduğuna, ancak bu işaretin Nazi'at 79/30. ayetteki " وَالْاَرْضَ بَعْدَ ذٰلِكَ دَحٰيهَاۜ " ifadesiyle bağdaşmadığına dikkat çeken Meraği “ba'de” edatının burada zaman açısından değil, ifade açısından sonralık belirttiğini vurgulamıştır ki Arapların lisani örfünde de bu tarz bir kullanım mevcuttur.( Ahmed Mustafa el-Meraği, Tefsiru'l-Meraği, Mustafa el-Babi el-Halebi, Birinci Baskı, Kahire 1946, I. 74)
Bu ayetle ilgili başka bir izah da şu şekildedir: Göğün yaratılışından sonra vuku bulan hadise, yeryüzünün varlık alanına çıkarılmasından öte, onun insanlar ve diğer canlıların yaşamasına elverişli hale getirilmesi, yani yaratılış sürecinin kemale erdirilmesidir. (Şihabu'd-Din Ahmed b. Muhammed el-Hafaci, İnayetu'l-Kadi ve
Kifayetu'r-Radi (Haşiye-tu's-Şihab), Daru'l-Kutubi'l-'Ilmiyye, Birinci Baskı, Beyrut 1997, II. 175.)
Cemaleddin el-Kasımi'ye göre de Nazi'at suresi 30. ayetteki " وَالْاَرْضَ بَعْدَ ذٰلِكَ دَحٰيهَاۜ’’ ifadesi, yeryüzünün fiziki yapısının yaratılmasını değil, yeryüzünde canlıların yaşamı için gerekli olan unsurların vücuda getirilmesi anlamında bir terabi (sonralık) ifade eder. Nitekim surenin 31. ayeti de bu hususu açıklar niteliktedir. Bunun öncesinde yer boş ve çıplaktır, yaşamaya elverişli halde değildir. Buradaki "ba'de" edatı, tıpkı Kalem suresi 13. ayetteki " عُتُلٍّ بَعْدَ ذٰلِكَ زَن۪يمٍۙ’’ ifadesindeki gibi, "me'a" (yanı sıra) anlamı taşır. Dolayısıyla burada herhangi bir işkal/tenakuz yoktur." (Muhammed Cemaluddin b. Muhammed el-Kasimi, Tefsiru'l-Kasimi (Mehasinu't-Te'vil), nşr. Ahmed b. 'Ali-Hamdi Subh, Daru'l-Hadis, Kahire 2003, I. 311.)
İbn Aşur, "Sema arzdan önce yaratılmıştır" şeklindeki görüşün daha isabetli olduğu kanaatindedir. Çünkü Nazi'at suresi 30. ayetteki " وَالْاَرْضَ بَعْدَ ذٰلِكَ دَحٰيهَاۜ" lafzı sonralık bildirme hususunda Bakara suresi 29. ayetteki " ثُمَّ اسْتَوٰٓى اِلَى السَّمَٓاءِ "laf- zindan daha zahirdir. Ayrıca astronomi bilginlerinin tespitlerine göre yeryüzü güneş sistemindeki diğer gezegenler gibi güneşten kopmuştur. Bunun yanında Tekvin'deki ifadenin zahiri de göklerin yerden önce yaratıldığını söylemeyi gerektirir. Eğer semadan maksat, atmosfer tabakasını oluşturan hava boşluguysa, bu anlamda sema yeryüzünün yaratılma sürecini takip etmiştir. Yok, eğer semadan maksat, uzay boşluğundaki gezegenler iseki" فَسَوّٰيهُنَّ سَبْعَ سَمٰوَاتٍۜ" ifadesiyle örtüşen anlam da budur- bu durumda göklerin yeryüzünden önce yaratılmış olduğunu söylemek gerekir. (İbn 'Aşur, et-Tahrir ve't-Tenvir, I. 384.)

Teşekkür ederim Yusufiyeli abim ⚘

NGB 03.08.25 16:10

Alıntı:

Svg Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 681881)
"Biz aslında öldük, mahşer yerindeyiz ve dünyada yaptıklarımız bize izletiliyor.
Ama biz yaşadığımızı zannediyoruz."

Böyle bir şey olabilir mi NGB abim?


Olabilirde olmayabilirde?
Bu konua hakkında buraya 5 sayfa yazı yazarımda ama vaktim yok.Kısaca imam gazali kalplerin keşfi eseri var merak eden internette pdf si var bulsun indirsin okusun.
Senin sorunun cevabı kalp gözü ile ilgilidir.İşte kalp gözü açık olan zaten herşeyin fakındadır.Diyorya ölürken perdeniz kalktı buyrun cenaze namazına demeye getiriliyor inanmyan için o söz.Çünkü inanmayan öleceği an ölüm meleğini görüyor göz perdesi kalkıyor herşeyin yalan olduğunu ama işte gözden perde kalkınca işin ciddiyetini anlıyor ama iş işten geçiyor.
işte adam zaten kafir yada münafık daha ölmeden başlıyor terlemeye neden?Dalga geçtiği ne varsa hepsinin gerçek olduğunu göreceği ve gördüğü için sanırım ayvayı komple yedik der.
Ama mümin olan her türlü günahtan sakınan ve kalbi imanla dolu olanda ölürken zaten tahmin ediyor olacakları ve sakin şekilde canını veriyor.Sonrası kabir sağdan ve soldan pencere açılma olayları var.Onuda merak edenler sağlam kaynaklardan araştırır görür.
Sonuçta şu an dünyadasın ve kişi kendine dikkat etmeli neye işte sevabın günahını anında yazan yazıcı melekler var delil topluyorlar.Mahşerde o kitap yani senin yaşadığın hayatın kitabı senineserin sana verilecek ve orda ona görede sorguya çekilecek kişi...
>Onun için fazla kafaya takmamalı yada en azından doğru kul olmalı ve Allahtan Kalp gözümü açman için sana gerekenleri yapman için yol göstermesi için dua etmeliki olurki açacak olan o zaten kalp gözü açılan dünyada yaşıyorda işte günlük ihtiyaclarını karşılar.Yoksa han-hamam-yat-kat-villa-köşk-bankalara kamyonla para yığıyım derindeolmaz.Olsada bilir neyi orda soracaklar zengin din kardeşlerimize parayı nasıl kazandın nasıl stokladın nasıl harcadın zekat verdnmi vs vs.oda dert tabii anlayana.Helede bankası olanalrı merak ediyorum orda nasıl hesap verecekler demi.Fizi al faiz ver.ayetle sabit olan yasak olan işi sen hergün her saat zıttını yapıyorsun yani.
Neyse gene fazla yazdık.:)



Svg 03.08.25 21:00

Alıntı:

NGB Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 681897)

Olabilirde olmayabilirde?
Bu konua hakkında buraya 5 sayfa yazı yazarımda ama vaktim yok.Kısaca imam gazali kalplerin keşfi eseri var merak eden internette pdf si var bulsun indirsin okusun.
Senin sorunun cevabı kalp gözü ile ilgilidir.İşte kalp gözü açık olan zaten herşeyin fakındadır.Diyorya ölürken perdeniz kalktı buyrun cenaze namazına demeye getiriliyor inanmyan için o söz.Çünkü inanmayan öleceği an ölüm meleğini görüyor göz perdesi kalkıyor herşeyin yalan olduğunu ama işte gözden perde kalkınca işin ciddiyetini anlıyor ama iş işten geçiyor.
işte adam zaten kafir yada münafık daha ölmeden başlıyor terlemeye neden?Dalga geçtiği ne varsa hepsinin gerçek olduğunu göreceği ve gördüğü için sanırım ayvayı komple yedik der.
Ama mümin olan her türlü günahtan sakınan ve kalbi imanla dolu olanda ölürken zaten tahmin ediyor olacakları ve sakin şekilde canını veriyor.Sonrası kabir sağdan ve soldan pencere açılma olayları var.Onuda merak edenler sağlam kaynaklardan araştırır görür.
Sonuçta şu an dünyadasın ve kişi kendine dikkat etmeli neye işte sevabın günahını anında yazan yazıcı melekler var delil topluyorlar.Mahşerde o kitap yani senin yaşadığın hayatın kitabı senineserin sana verilecek ve orda ona görede sorguya çekilecek kişi...
>Onun için fazla kafaya takmamalı yada en azından doğru kul olmalı ve Allahtan Kalp gözümü açman için sana gerekenleri yapman için yol göstermesi için dua etmeliki olurki açacak olan o zaten kalp gözü açılan dünyada yaşıyorda işte günlük ihtiyaclarını karşılar.Yoksa han-hamam-yat-kat-villa-köşk-bankalara kamyonla para yığıyım derindeolmaz.Olsada bilir neyi orda soracaklar zengin din kardeşlerimize parayı nasıl kazandın nasıl stokladın nasıl harcadın zekat verdnmi vs vs.oda dert tabii anlayana.Helede bankası olanalrı merak ediyorum orda nasıl hesap verecekler demi.Fizi al faiz ver.ayetle sabit olan yasak olan işi sen hergün her saat zıttını yapıyorsun yani.
Neyse gene fazla yazdık.:)



Sen yeter ki yaz. Varsın fazla olsun. :)

Svg 04.08.25 13:00

Biz mi dünya için yaratıldık yoksa dünya mı bizim için yaratıldı?

HavasMuhasibi 04.08.25 14:41

Alıntı:

Svg Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 681947)
Biz mi dünya için yaratıldık yoksa dünya mı bizim için yaratıldı?

Ne biz dünya için yaratıldık...
Ne de dünya bizim için yaratıldı...

Bizim dünyada olma sebebimiz kulluk. (Zariyat suresi 56ncı ayet)
Dünyanın var olma sebebini biz şu aciz ve kıt aklımızla bilemeyiz. Bizden önce nice hayvanatın yeryüzünde yaşadığını ve cinlerin bizden önce dünyada olduğunu biliyoruz.

Belki dünyanın var olma sebebini bilemeyiz ancak bakış açımızı güzelleştirip, bilinmek istedi diyebiliriz. Kün fe yekün... Ol dedi ve oldu. Elhamdülillah.

Yusufiyeli 04.08.25 17:42

Alıntı:

Svg Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 681947)
Biz mi dünya için yaratıldık yoksa dünya mı bizim için yaratıldı?

Allah Teala, dünya ve ahireti insanlık için yaratmıştır. Madde alemini insanlığın maddi yönüne hizmet için yarattığı gibi manevi huzuru için, -daha önemli olduğuna ve daha çok önem verdiğine göre- gönderdiği kitaplarla şeriatlar vazetmiştir. Allah (c.c.), kitapları, insanlığın dünya ve ahiret mutluluğunu temin için, toplumun intizam ve düzenine hizmet için zamanın icabına göre en üstün şekilde indirmiştir. İlahi kitaplar, doğrudan Allah katından gelmişlerdir. Hem söz hem mana bakımından Allah kelamıdırlar. Allah Teala ne kitap göndermeye ne de peygamber göndermeye mecburdur. Ancak Allah, insan aklının ve tecrübesinin sağladığı bilgilerin, dünya ve ahiret mutluluğuna, insanlar arası ihtilafları çözebilecek yeterli güce sahip olmadığını bildiği için, rahmetinin, hikmet ve adaletinin gereği olarak hakkı-batılı, hayrı-şerri ayırt eden ve ilahi ölçü olan kitaplar göndermiştir. Kitaplarını, insanları sapıklıktan kurtarıp hidayete, iyiliğe ve aydınlığa ulaştırsın diye göndermiş; peygamberleri de o kitapların anlaşılması, anlatılması ve nasıl yaşanacağının örnekliğini sergilemeleri için göndermiştir. Peygamberler ölseler de kitaplar, anlaşıldığı, anlatıldığı, yaşandığı ve ilim ehli kişilerce gelecek nesillere aktarıldığı müddetçe ölmez.
(Kaynak: Delilleriyle Ehl-i Sünnet Akaidi İbrahim Cücük ERKAM YAYINLARI )

Svg 04.08.25 19:30

Alıntı:

HavasMuhasibi Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 681950)
Ne biz dünya için yaratıldık...
Ne de dünya bizim için yaratıldı...

Bizim dünyada olma sebebimiz kulluk. (Zariyat suresi 56ncı ayet)
Dünyanın var olma sebebini biz şu aciz ve kıt aklımızla bilemeyiz. Bizden önce nice hayvanatın yeryüzünde yaşadığını ve cinlerin bizden önce dünyada olduğunu biliyoruz.

Belki dünyanın var olma sebebini bilemeyiz ancak bakış açımızı güzelleştirip, bilinmek istedi diyebiliriz. Kün fe yekün... Ol dedi ve oldu. Elhamdülillah.

Teşekkür ederim⚘
Bizden önce defalarca kıyamet koptuğu söyleniyor. Doğru mudur?

Alıntı:

Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 681962)
Allah Teala, dünya ve ahireti insanlık için yaratmıştır. Madde alemini insanlığın maddi yönüne hizmet için yarattığı gibi manevi huzuru için, -daha önemli olduğuna ve daha çok önem verdiğine göre- gönderdiği kitaplarla şeriatlar vazetmiştir. Allah (c.c.), kitapları, insanlığın dünya ve ahiret mutluluğunu temin için, toplumun intizam ve düzenine hizmet için zamanın icabına göre en üstün şekilde indirmiştir. İlahi kitaplar, doğrudan Allah katından gelmişlerdir. Hem söz hem mana bakımından Allah kelamıdırlar. Allah Teala ne kitap göndermeye ne de peygamber göndermeye mecburdur. Ancak Allah, insan aklının ve tecrübesinin sağladığı bilgilerin, dünya ve ahiret mutluluğuna, insanlar arası ihtilafları çözebilecek yeterli güce sahip olmadığını bildiği için, rahmetinin, hikmet ve adaletinin gereği olarak hakkı-batılı, hayrı-şerri ayırt eden ve ilahi ölçü olan kitaplar göndermiştir. Kitaplarını, insanları sapıklıktan kurtarıp hidayete, iyiliğe ve aydınlığa ulaştırsın diye göndermiş; peygamberleri de o kitapların anlaşılması, anlatılması ve nasıl yaşanacağının örnekliğini sergilemeleri için göndermiştir. Peygamberler ölseler de kitaplar, anlaşıldığı, anlatıldığı, yaşandığı ve ilim ehli kişilerce gelecek nesillere aktarıldığı müddetçe ölmez.
(Kaynak: Delilleriyle Ehl-i Sünnet Akaidi İbrahim Cücük ERKAM YAYINLARI )

Paylaşımlarınızı çok seviyorum Yusufiyeli abim. Rabbim bilginizi ve sağlığınızı artırsın.

Yusufiyeli 04.08.25 19:43

Alıntı:

Svg Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 681973)
Teşekkür ederim⚘
Bizden önce defalarca kıyamet koptuğu söyleniyor. Doğru mudur?



Paylaşımlarınızı çok seviyorum Yusufiyeli abim. Rabbim bilginizi ve sağlığınızı artırsın.

Eyvallah kardeşim Allah (c.c.) razı olsun...

HavasMuhasibi 05.08.25 09:57

Alıntı:

Svg Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 681973)
Teşekkür ederim⚘
Bizden önce defalarca kıyamet koptuğu söyleniyor. Doğru mudur?

Her millet helak olduğunda aslında onlar için kıyamet kopmuş sayılır.

Ad kavmi helakını, semud kavmi helakını, nuh tufanını ya da günümüzde bir karınca yuvasına erimiş metal döküp müzelerde sergileyen insanoğlunu düşün. Son örnekte karıncalar için kıyamet kopmuştur değil mi? Milyonlarca yıl önce meteor çarpması varsayımı ile ölen dinozorlar için de kıyamet kopmuştur. Bazen denizlerde çok büyük bir balık sürüsünün insanoğlunun yaptığı bir bombayı test ederken helak olduğunu görürüz. İşte, bu balıklar için kıyamet değil de nedir? Onlar kadar küçülüp bakalım olaya...

Kişi öldüğü zaman da buna küçük kıyamet denir. Allahualem, berzahta vakit çabuk geçer, bizim için bir yıl, kıyameti kopmuş olanlar için bir saniyeye denktir belki.

Ayrıyyetten "Her ümmetin bir eceli vardır" buyurur Rahman Araf suresinde. O ecel geldiğinde, ne bir an geri kalırlar ne de öne geçebilirler... O halde her topluluğun her canlının ve her medeniyetin bir kıyameti olsa gerektir. Bu kıyamet bazen bir tufanla bazen de bir zelzeleyle gelebilir. En büyük kıyamet ise hesap gününe bizi götürecek olan kıyamet olsa gerektir.

Hangi kıyamet olursa olsun, esas sorgulamamız gereken, biz kıyamete ne kadar hazırız?

Her gece ölüp, her sabah yeniden dirilmenin provasını yaptığımız bu hayatta, gerçek kıyamete ne kadar hazırız?

Sözü uzattık hakkınızı helal ediniz.

Efendimizin hadisiyle sözü bitirelim o vakit; "Kıyamet kopuyor olsa bile elinizde bir fidan varsa, onu dikin." çünkü kıyamet bir son değil, bir başlangıçtır.

Svg 05.08.25 10:46

Alıntı:

HavasMuhasibi Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 682010)
Her millet helak olduğunda aslında onlar için kıyamet kopmuş sayılır.

Ad kavmi helakını, semud kavmi helakını, nuh tufanını ya da günümüzde bir karınca yuvasına erimiş metal döküp müzelerde sergileyen insanoğlunu düşün. Son örnekte karıncalar için kıyamet kopmuştur değil mi? Milyonlarca yıl önce meteor çarpması varsayımı ile ölen dinozorlar için de kıyamet kopmuştur. Bazen denizlerde çok büyük bir balık sürüsünün insanoğlunun yaptığı bir bombayı test ederken helak olduğunu görürüz. İşte, bu balıklar için kıyamet değil de nedir? Onlar kadar küçülüp bakalım olaya...

Kişi öldüğü zaman da buna küçük kıyamet denir. Allahualem, berzahta vakit çabuk geçer, bizim için bir yıl, kıyameti kopmuş olanlar için bir saniyeye denktir belki.

Ayrıyyetten "Her ümmetin bir eceli vardır" buyurur Rahman Araf suresinde. O ecel geldiğinde, ne bir an geri kalırlar ne de öne geçebilirler... O halde her topluluğun her canlının ve her medeniyetin bir kıyameti olsa gerektir. Bu kıyamet bazen bir tufanla bazen de bir zelzeleyle gelebilir. En büyük kıyamet ise hesap gününe bizi götürecek olan kıyamet olsa gerektir.

Hangi kıyamet olursa olsun, esas sorgulamamız gereken, biz kıyamete ne kadar hazırız?

Her gece ölüp, her sabah yeniden dirilmenin provasını yaptığımız bu hayatta, gerçek kıyamete ne kadar hazırız?

Sözü uzattık hakkınızı helal ediniz.

Efendimizin hadisiyle sözü bitirelim o vakit; "Kıyamet kopuyor olsa bile elinizde bir fidan varsa, onu dikin." çünkü kıyamet bir son değil, bir başlangıçtır.

Çok teşekkür ederim. Söz uzun olsa da boş söz değil. Hakkım helal olsun tabii ki. Asıl siz helal edin hakkınızı, bu kadar bilgiyi aktardığınız için.
Oradaki bir gün buranın bin yılına eşitse sanırım 2 saat kadar kalıp gidiyoruz dünyadan.

HavasMuhasibi 05.08.25 12:57

Alıntı:

Svg Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 682011)
Çok teşekkür ederim. Söz uzun olsa da boş söz değil. Hakkım helal olsun tabii ki. Asıl siz helal edin hakkınızı, bu kadar bilgiyi aktardığınız için.
Oradaki bir gün buranın bin yılına eşitse sanırım 2 saat kadar kalıp gidiyoruz dünyadan.

Helal olsun, faydalı olduysa ne mutlu bize.

Her şeye kadir olan Allahım Mearic suresi 4ncü ayetinde meleklerin rabbimizin makamına (dünya hesabına göre elli bin yıl tutan) bir günde ulaşmakta olduklarını buyuruyor. Bizim gibi aciz kullar dünya hayatında ortalama yetmiş yıllık yaşam sürüyor. Bu süre, ayetteki hesaba göre Rabbimizin katında sadece iki dakikalık bir süreye tekabül ediyor.

Evet... iki dakikalık ömrümüz var bu dünyada.

Aynen Yunus Emre'mizin de işaret ettiği gibi;
Ana rahminden geldik pazara...
Bir kefen aldık döndük mezara...


Sadece iki dakikamız var ve yaş 35i geçtiyse ilk dakikamızı çoktan doldurduk. Rabbim kalan dakikamızda bizleri yolundan sapmayan ve razı olduğu kullarından eylesin.

Eyvallah.
gül1

trhakan 06.08.25 09:42

Alıntı:

Svg Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 682011)
Çok teşekkür ederim. Söz uzun olsa da boş söz değil. Hakkım helal olsun tabii ki. Asıl siz helal edin hakkınızı, bu kadar bilgiyi aktardığınız için.
Oradaki bir gün buranın bin yılına eşitse sanırım 2 saat kadar kalıp gidiyoruz dünyadan.

Kardeş @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] hocamın lafının üstüne laf olmaz ama bende fikrimi yazmak istedim.

Örneklerle yola çıkalım.

Tüm Kainat insan için yaratılmıştır.

Akılla keşfetmek öğrenmek ve kendimizi geliştirmekle mükellefiz.

Bir elmanın üstündeki bir mikrop için kainat o elmadır. O mikrop için de zaman kendi kısa ömründen bir kesit lerden oluştuğu için kendi için uzun ama kıyas düzleminde çok kısa bir ömre sahiptir. Zaman tamamen algıdan ibarettir. Ölçülebilirlik onu aslında gerçek yapmaz ama kabul edilmesi gereken de beynel minel bir gerçeklik algısıdır. Şöyle düşünelim mikropun en büyük ölçeği 5 mm olsun o 5 mm de seyahat etmesi onun ömrüne sığmıyor. Bu durumda milimetrenin altındaki mikronlarda yaşıyor ve bu ona çok uzun geliyor. Dolayısıyla bir elmadan diğerine geçebilecek bir araçta yapamıyor. bir günlük o kendine up uzun gelen zaman diliminde bir ömür yaşadığını zannediyor.

Peki ya biz:

Yaşadığımız dünya Yaradan nezdinde bir toprak atomu kadar olsun. Ya biz; bizde onun üstündeki atom altından daha küçük zerrecikleriz. Kendimizi çok büyük sanıyoruz ama değiliz bu kibir bizi hasta ediyor.

Dünya bu kainatta bir kısım, level, bölüm ise bizim için yaşam alanıdır. İnsan ve diğer canlıların paylaştığı bu habitat doğal yaşam alanı. Peki amaç nedir; Allah kendi ruhundan bir parça vererek yarattığı insan oğluna bu nietleri bahşetmiş ve bizim doğruyu bulma potansiyelimizi de çok iyi bilmektedir. Biz ömür dediğimiz up uzuuuun yoldas yürür ken aslında Allah nezdinde bir mm bile yol almıyoruz. Hayat yolunda karşımıza çıkan bu durakta ( dünya) oyalanıyoruz burada kalıcı değiliz. Ama burayı çok sevdik burada sonsuz mutluluğu maddesel boyutta yakalamaya çalışıyoruz. Nasıl olacak. Bu elma çürüyecek sen öleceksin.

DÜŞÜNSENE ÜNV SINMAVINA GİRMİŞSİN. SINAV ORTAMI ÇOK GÜZEL ÇİÇEKLER BÖCEKLER, İÇECEKLER, RAHAT RAHAT OTURUYORSUN. Ben hep burada kalacağım sınav yok budur benim gerçekliğim dersen yolun doğru olur mu hiç.

Neyse elmadan gidelim. Makro boyutta kara delik bir balonun patlamasından daha yavaş değil bir anlıktır. Ama bizim zaman algımızda günler sürüyor. Allah nezdinde çakmak taşının kıvılcımı kadar bile hükmü yok. Ama biz küçüğüz bize muhteşem geliyor.

Dünya ve mevcut evrende aslında şuna benzetilebilir. Ağaçtan düşen bir elma 2 sn de yere ulaşsa üzerindeki mikropların ömrü de 0.0001 mili saniye olsa yere düşene kadar kim bilir kaç mikrop doğar ( yumurtadan çıkar ya da bölünerek çoğalır ) ve ölür bir çok medeniyet kurar kendince gelişir ve sonunda elma yere düştüğünde kıyamet kopmuş ve tüm kaynaklar yıkıma uğramış hayat son bulmuş oluyor.

Allah şeytana ( cin alemine ) ateşten bir beden vermiş ve dünyaya göndermiş sonsuz savaşlar çıkmış ve helak etmiştir.

Ama kendi ruhundan verdiği bizlere verdiği nimetler, okyanıslar mürekkep olsa yazmayla bitmez.

Cin alemi yaşıyor peki bizim gibi mi. HAYIR.

Biz yaşamdan müthiş zevkler alabiliyoruz. Yediğimiz yemekleri türlü türlü şekillerde, lezzetlerde ve tadlarda ürete biliyoruz. Hayatın parçası olan yeme aktivitesini büyük bir zevke dönüştürmüşüz.

Sadece yemek mi tüm zorunlu ihtiyaçları zevke dönüştürmüşüz. Barınma: Suyu odalara çekmişiz tek dokunuşta dereden suyumuz içilebilir kalitede akabiliyor. Odun ateşi yakmadan duman çıkmadan yemek pişiriyoruz.

Yaşamak için şart olan cinsel ihtiyaçlar bile türlü şekillerde gerçekleşiyor.

Yani azizim. Gerçektende Dünya insan merkezli dönüyor ama bu sadece Gerçek dünyanın fragmanıdır.

Bir kardeşimiz sormuştu, Biz bunca nimetin içinde yani cennette sıkılmazmıyız diye.

Cevabım şu olmuştu: Akşama kadar elinde telefon kısa videoları sıkılmadan izliyorsun, peki Allah sana cennette yaratma gücü verir ve sana dünyalar, evrenler yartmanı sağlar ve o oyundiye oynadıklarını gerçeğe dönüştürebilirsen ya da en ilgini çeken ne varsa o an onu yaratabilecek gücün olursa da mı sıkılırdın diye cevap vermiştim.

Yani kardeşcağızım. Bu dünya sınav merkezidir. Kalıcı değildir. Bir söğüt gölgesi kadar ancak baki kalabilir.

Neden bu önemsiz miktardaki zaman diliminde kibir yaparak, insanların kalbini kırarak zaman geçiriyoruz ki.

Çok uzattım okuyanlar hakkını helal etsin.

Ama şunu da söylemek isterim Allahtan bir parçayız bizler. Tüm sıfatlarına sahipte olabilir, şeytani deolabiliriz. Allahın müsadesi ile yükselebilirizde yerin yedikat altına da geçebiliriz.

Akıl ve irademizi kullanmayı tez zamanda öğrenmemiz lazım Allah yardımcımız olsun.

Svg 06.08.25 10:04

Alıntı:

trhakan Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 682062)
Kardeş @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] hocamın lafının üstüne laf olmaz ama bende fikrimi yazmak istedim.

Örneklerle yola çıkalım.

Tüm Kainat insan için yaratılmıştır.

Akılla keşfetmek öğrenmek ve kendimizi geliştirmekle mükellefiz.

Bir elmanın üstündeki bir mikrop için kainat o elmadır. O mikrop için de zaman kendi kısa ömründen bir kesit lerden oluştuğu için kendi için uzun ama kıyas düzleminde çok kısa bir ömre sahiptir. Zaman tamamen algıdan ibarettir. Ölçülebilirlik onu aslında gerçek yapmaz ama kabul edilmesi gereken de beynel minel bir gerçeklik algısıdır. Şöyle düşünelim mikropun en büyük ölçeği 5 mm olsun o 5 mm de seyahat etmesi onun ömrüne sığmıyor. Bu durumda milimetrenin altındaki mikronlarda yaşıyor ve bu ona çok uzun geliyor. Dolayısıyla bir elmadan diğerine geçebilecek bir araçta yapamıyor. bir günlük o kendine up uzun gelen zaman diliminde bir ömür yaşadığını zannediyor.

Peki ya biz:

Yaşadığımız dünya Yaradan nezdinde bir toprak atomu kadar olsun. Ya biz; bizde onun üstündeki atom altından daha küçük zerrecikleriz. Kendimizi çok büyük sanıyoruz ama değiliz bu kibir bizi hasta ediyor.

Dünya bu kainatta bir kısım, level, bölüm ise bizim için yaşam alanıdır. İnsan ve diğer canlıların paylaştığı bu habitat doğal yaşam alanı. Peki amaç nedir; Allah kendi ruhundan bir parça vererek yarattığı insan oğluna bu nietleri bahşetmiş ve bizim doğruyu bulma potansiyelimizi de çok iyi bilmektedir. Biz ömür dediğimiz up uzuuuun yoldas yürür ken aslında Allah nezdinde bir mm bile yol almıyoruz. Hayat yolunda karşımıza çıkan bu durakta ( dünya) oyalanıyoruz burada kalıcı değiliz. Ama burayı çok sevdik burada sonsuz mutluluğu maddesel boyutta yakalamaya çalışıyoruz. Nasıl olacak. Bu elma çürüyecek sen öleceksin.

DÜŞÜNSENE ÜNV SINMAVINA GİRMİŞSİN. SINAV ORTAMI ÇOK GÜZEL ÇİÇEKLER BÖCEKLER, İÇECEKLER, RAHAT RAHAT OTURUYORSUN. Ben hep burada kalacağım sınav yok budur benim gerçekliğim dersen yolun doğru olur mu hiç.

Neyse elmadan gidelim. Makro boyutta kara delik bir balonun patlamasından daha yavaş değil bir anlıktır. Ama bizim zaman algımızda günler sürüyor. Allah nezdinde çakmak taşının kıvılcımı kadar bile hükmü yok. Ama biz küçüğüz bize muhteşem geliyor.

Dünya ve mevcut evrende aslında şuna benzetilebilir. Ağaçtan düşen bir elma 2 sn de yere ulaşsa üzerindeki mikropların ömrü de 0.0001 mili saniye olsa yere düşene kadar kim bilir kaç mikrop doğar ( yumurtadan çıkar ya da bölünerek çoğalır ) ve ölür bir çok medeniyet kurar kendince gelişir ve sonunda elma yere düştüğünde kıyamet kopmuş ve tüm kaynaklar yıkıma uğramış hayat son bulmuş oluyor.

Allah şeytana ( cin alemine ) ateşten bir beden vermiş ve dünyaya göndermiş sonsuz savaşlar çıkmış ve helak etmiştir.

Ama kendi ruhundan verdiği bizlere verdiği nimetler, okyanıslar mürekkep olsa yazmayla bitmez.

Cin alemi yaşıyor peki bizim gibi mi. HAYIR.

Biz yaşamdan müthiş zevkler alabiliyoruz. Yediğimiz yemekleri türlü türlü şekillerde, lezzetlerde ve tadlarda ürete biliyoruz. Hayatın parçası olan yeme aktivitesini büyük bir zevke dönüştürmüşüz.

Sadece yemek mi tüm zorunlu ihtiyaçları zevke dönüştürmüşüz. Barınma: Suyu odalara çekmişiz tek dokunuşta dereden suyumuz içilebilir kalitede akabiliyor. Odun ateşi yakmadan duman çıkmadan yemek pişiriyoruz.

Yaşamak için şart olan cinsel ihtiyaçlar bile türlü şekillerde gerçekleşiyor.

Yani azizim. Gerçektende Dünya insan merkezli dönüyor ama bu sadece Gerçek dünyanın fragmanıdır.

Bir kardeşimiz sormuştu, Biz bunca nimetin içinde yani cennette sıkılmazmıyız diye.

Cevabım şu olmuştu: Akşama kadar elinde telefon kısa videoları sıkılmadan izliyorsun, peki Allah sana cennette yaratma gücü verir ve sana dünyalar, evrenler yartmanı sağlar ve o oyundiye oynadıklarını gerçeğe dönüştürebilirsen ya da en ilgini çeken ne varsa o an onu yaratabilecek gücün olursa da mı sıkılırdın diye cevap vermiştim.

Yani kardeşcağızım. Bu dünya sınav merkezidir. Kalıcı değildir. Bir söğüt gölgesi kadar ancak baki kalabilir.

Neden bu önemsiz miktardaki zaman diliminde kibir yaparak, insanların kalbini kırarak zaman geçiriyoruz ki.

Çok uzattım okuyanlar hakkını helal etsin.

Ama şunu da söylemek isterim Allahtan bir parçayız bizler. Tüm sıfatlarına sahipte olabilir, şeytani deolabiliriz. Allahın müsadesi ile yükselebilirizde yerin yedikat altına da geçebiliriz.

Akıl ve irademizi kullanmayı tez zamanda öğrenmemiz lazım Allah yardımcımız olsun.

Uzun olsa da çok güzel bir cevap oldu. Teşekkür ederim. Çok beğendim :)


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 22:38.

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.

havasokulu1.com


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148