Havas Okulu  
Go Back   Havas Okulu > HavasOkulu Genel Bölüm > Sorularınız

Sorularınız her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz.


Sürekli ve tekrarlayan düşünceleri nasıl engelleyebiliriz?

her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz.


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 29.10.25, 07:47
Üye
 
Üyelik tarihi: 19.05.25
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 86
Forum Puanı: 429
Etiketlendiği Mesaj: 3 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart Sürekli ve tekrarlayan düşünceleri nasıl engelleyebiliriz?

Selamün aleyküm.

Herşeyi Sürekli düşünmeyi tekrarlayan düşünceleri nasıl engellerim.

Bu konu da tavsiyelerinize ihtiyacım var

Teşekkür ederim 🌿

Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 29.10.25, 07:53
imas - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bilgili Üye
 
Üyelik tarihi: 18.01.20
Bulunduğu yer: her yer
Mesajlar: 22,521
Forum Puanı: 10255
Etiketlendiği Mesaj: 5361 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Lilyum Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Selamün aleyküm.

Herşeyi Sürekli düşünmeyi tekrarlayan düşünceleri nasıl engellerim.

Bu konu da tavsiyelerinize ihtiyacım var

Teşekkür ederim 🌿
gunde 101 istiğfar et, 101 defa yunus as. duasını oku Enbiya suresinin 87. ayetin sonu...

__________________
'Muhammedün Seyyidü’l-Kevneyni; / Ve’l-Ferikayni min Arabi’n ve min Acemi' (Muhammed (s.a.v)
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 29.10.25, 09:25
Yusufiyeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Manevi
 
Üyelik tarihi: 24.09.16
Bulunduğu yer: Trabzon
Mesajlar: 4,914
Forum Puanı: 4561
Etiketlendiği Mesaj: 558 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Lilyum Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Selamün aleyküm.

Herşeyi Sürekli düşünmeyi tekrarlayan düşünceleri nasıl engellerim.

Bu konu da tavsiyelerinize ihtiyacım var

Teşekkür ederim 🌿
Bu kitabı tavsiye ederim. Muhtevasında istifade edeceğin malumatlar mevcut.


__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 29.10.25, 09:30
Üye
 
Üyelik tarihi: 19.05.25
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 86
Forum Puanı: 429
Etiketlendiği Mesaj: 3 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Bu kitabı tavsiye ederim. Muhtevasında istifade edeceğin malumatlar mevcut.
Tavsiyeniz için teşekkür ederim hocam
İnşallah okuyacağım
🌿

Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 29.10.25, 10:05
Yusufiyeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Manevi
 
Üyelik tarihi: 24.09.16
Bulunduğu yer: Trabzon
Mesajlar: 4,914
Forum Puanı: 4561
Etiketlendiği Mesaj: 558 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Lilyum Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Tavsiyeniz için teşekkür ederim hocam
İnşallah okuyacağım
🌿
'Düşünen benliğimiz' sürekli olarak arka planda çalan bir radyo gibidir. Çoğu zaman günün yirmi dört saati olumsuz hikayeler yayınlayan bir 'Felaket ve Karamsarlık Programı' radyosu. Bize geçmiş acılarımızı hatırlatır, gelecekle ilgili tehlikeler konusunda uyarır ve bizimle, başkalarıyla, hayatla, evrenle, her şeyle ilgili yanlışlara dair düzenli olarak güncel haberler verir. Bazen faydalı ya da neşeli bir yayın yaptığı da olur, ancak bunlar olumsuz haberlerle kıyaslanamayacak kadar azdır. Dolayısıyla sürekli olarak bu radyoyu açarsak, pürdikkat dinlersek ve duyduğumuz her şeye inanırsak, strese ve mutsuzluğa giden yolda kesin adımlar atmış oluruz.
Ne yazık ki bu radyoyu kapatmanın bir yolu yoktur. En uzmanı bile bunu başaramaz. Bazen radyo kısa bir süre için kendiliğinden susar. Ama biz onu bilinçli olarak kapatamayız (uyuşturucu, alkol ya da beyin ameliyatıyla kesintiye uğratmadığımız takdirde). İşin doğrusu, genel olarak söylemek gerekirse, bu radyoyu kapatmak için ne kadar uğraşırsak, sesi biraz daha yükselir.
Ancak alternatif bir yaklaşım da var. Hiç arka planda müziğin çaldığı ve siz işinizi yapmaya pürdikkat odaklandığınız için müziği fark etmediğiniz oldu mu? Müziği duymuş ama dikkatinizi buna vermemiş olabilirsiniz. İşte, zihnimizde beliren imgeler ve düşünceler için de bunu yapmayı hedefliyoruz. Bunların esasında 'kafamızın içindeki sözcükler ve resimler' olduğunu bildiğimizde bunları arka plandaki bir ses olarak algılarız, onlara fazla dikkat yöneltmeden diledikleri gibi gelip kalmalarına gitmelerine izin veririz. Faydalı olmayan bir düşünce ortaya çıktığında, buna odaklanmak yerine, orada olduğunu kabul edin, kalmasına izin verin ve dikkatinizi tekrar yaptığınız işe yöneltin.

Bir başka deyişle: Düşünen benlik' faydalı olmayan bir yayın yapıyorsa, aka planda çalan müzik gibi davranır dikkatimizi şu anda yaptığımız işe yöneltiriz
"Düşünen benlik' faydalı ya da bize yardımcı olabilecek bir yayın yapıyorsa, ona kulak kesilip dikkatimizi veririz ve ondan faydalanırız
(Kaynak: MUTLULUK TUZAĞI RUSS HARRIS Diyojen yayınları Sayfa: 154, 155)



İbnü’l-vakt olmak, geçmiş için pişmanlık duymaktan ve gelecek için endişeye düşmekten uzaklaşmak, nefes aldığımız anda Allah’ın rızası için en güzel işle meşgul olmak ve içinde bulunduğumuz anı değerlendirmektir. “İbnü’l-vakt olanlar, ‘ebu’l-vakt’ olmaya hak kazanırlar. Bir kişi, zamanın oğlu olmayı başarırsa, zamanın babası olmaya da hak kazanır. Bir insan, geçmiş için dertlenmekten ve gelecek için endişeye düşmekten uzak kalarak anı değerlendirirse, yaşadığı zaman dilimini yaptığı hayırlarla aşar. Bu kişi, ölümünden sonra da yaptığı hayırlarla yaşamaya devam eder ve gerçek ölümsüzlüğü tadar.Aslında mutluluk ve başarının özü, budur. Aynı zamanda bu kişi, zamanının ötesine geçerek zamanından sonraki insanlar tarafından da hayırla anılır. Bu manada sufiler, ‘Zaman kılıçtır, sen onu kesmezsen o seni keser. Nice ölüler vardır ki yaşamaktadırlar, nice yaşayanlar vardır ki ölüdürler. Ölen ve öldükten sonra rahata kavuşan bir kimse ölü sayılmaz, sadece sağ iken ölenler ölü sayılır’ derler.Geçmişi veya geleceği düşünmek, mevcut hali de ziyan etmekten başka bir sonuç vermez. Halbuki vakit, içinde bulunduğun andır. İnsanın zihni ve gönlü neyle meşgulse onun vakti odur. Eğer gönlü dünya ile meşgulse, vakti dünyadır. Eğer gönlü ahiret ile meşgulse, vakti ahirettir. Eğer gönlünde neşe varsa vakti neşe, gönlünde hüzün varsa, vakti hüzündür. Yani insana hangi hal üstün gelirse, vakti odur.” “Şu halde gönlü ahirette olan Rabbani bir hayat yaşar.”[ Süleyman Uludağ, İnsan ve Tasavvuf, Mavi Yayınları, İstanbul 2001, s. 229] Bu noktada ibnü’l-vakt olmak, insana vaktini en iyi şekilde değerlendirmesini öğretmesi nedeniyle, hem dünyada hem de ahirette ona olumlu bir şekilde yaşama imkanı sağlar.“Vakit, Allah’ın hükmünün, kulun üzerindeki gücünü hissettirdiği andır. Bu izahın sebebi, kulun kendi isteğinin gerçekleşmesinden daha önemli olan şeyin, Allah’ın isteğinin ve takdirinin gerçekleşmesi olduğudur. Kul bu şuura ermişse, vaktin de şuuruna ermiş demektir. Bu şuurla Hakk’ın vakit konusundaki hükmüne teslim olur. Bu şuurdaki kimselere ibnü’l vakt denir. Geçmiş ve gelecek zamanın sınırlarını aşmış ve bu zaman dilimlerinin kendilerini asla değişikliğe uğratamadığı kimselere de ‘ebu’l-vakt’ denir. Onlar, Allah dışındaki her şeyden (masivadan) arınmışlardır.”[ Kişilik bütünlüğünü sağlama ve şahsiyeti oluşturma bilinci veren ibnü’l-vakt olma hali, aynı zamanda psikolojide özgüven ve özsaygı olarak bilinen psikolojik durumun daha güçlü olmasını sağlar. İbnü’l-vakt olma bilinci, Allah’a güven duygusunun neticesinde, kişinin kendi yeteneklerine ve ahlaki değerlerine beslediği güven duygusunu arttırır. Yine ibnü’l-vakt olma bilinci esnasında Allah’a duyduğumuz saygı duygusunun neticesinde, kişinin kendi değerine ilişkin olumlu bir yargı geliştirmesini sağlayan ve bireyin kendine yönelik benlik saygısını oluşturan özsaygı değerleri de zirveye ulaşır.Özsaygısı düşük, canı sıkılan, mutsuz insanların nadiren çok az sayıda ilgi alanı vardır. Ayrıca kişinin becerilerini geliştirmesi esnasında kazandığı yeterli olma hissinin benlik değerini desteklemede önemli bir rolü vardır. İbnü’l-vakt olma bilinciyle kişi, özgüven ve özsaygı değerlerini geliştirerek hem kendi yeteneklerine sırf Allah kendisine ikram etti diye saygı duyar hem de içindeki Allah saygısını insanlara ve aleme yansıtan bir kişi olur.Geçmişe ve geleceğe takılmadan anı değerlendirmek insanı, Allah’a, kainata ve diğer insanlara karşı sorumluluk bilinci gelişmiş bir hale getirir. Sorumluluk bilinci gelişmiş bir insanın ise, manevi hayatının ahlaki yaşamına paralel olarak güçlü olması gerekir. Zaten endişe ile geliştirilmiş olan manevi hayat, kendisini doğuran endişeyi daimi surette geliştirir. “Sorumluluk, düşünme faaliyetini doğurur ve insan, düşündükçe yapacağı hareket karşısında kendini daha sorumlu hisseder. O halde kaynağı itibariyle manevi hayat, ahlaki hayattan doğmaktadır.”[ Nurettin Topçu, İsyan Ahlakı, Dergah Yayınları, İstanbul 1995, s. 31.]

[Tasavvuf Terapisi Esma Sayın NESİL YAYINLARI, Not: Bu kitabı mutlaka tavsiye ederim.
]

__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 29.10.25, 10:30
Üye
 
Üyelik tarihi: 19.05.25
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 86
Forum Puanı: 429
Etiketlendiği Mesaj: 3 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
'Düşünen benliğimiz' sürekli olarak arka planda çalan bir radyo gibidir. Çoğu zaman günün yirmi dört saati olumsuz hikayeler yayınlayan bir 'Felaket ve Karamsarlık Programı' radyosu. Bize geçmiş acılarımızı hatırlatır, gelecekle ilgili tehlikeler konusunda uyarır ve bizimle, başkalarıyla, hayatla, evrenle, her şeyle ilgili yanlışlara dair düzenli olarak güncel haberler verir. Bazen faydalı ya da neşeli bir yayın yaptığı da olur, ancak bunlar olumsuz haberlerle kıyaslanamayacak kadar azdır. Dolayısıyla sürekli olarak bu radyoyu açarsak, pürdikkat dinlersek ve duyduğumuz her şeye inanırsak, strese ve mutsuzluğa giden yolda kesin adımlar atmış oluruz.
Ne yazık ki bu radyoyu kapatmanın bir yolu yoktur. En uzmanı bile bunu başaramaz. Bazen radyo kısa bir süre için kendiliğinden susar. Ama biz onu bilinçli olarak kapatamayız (uyuşturucu, alkol ya da beyin ameliyatıyla kesintiye uğratmadığımız takdirde). İşin doğrusu, genel olarak söylemek gerekirse, bu radyoyu kapatmak için ne kadar uğraşırsak, sesi biraz daha yükselir.
Ancak alternatif bir yaklaşım da var. Hiç arka planda müziğin çaldığı ve siz işinizi yapmaya pürdikkat odaklandığınız için müziği fark etmediğiniz oldu mu? Müziği duymuş ama dikkatinizi buna vermemiş olabilirsiniz. İşte, zihnimizde beliren imgeler ve düşünceler için de bunu yapmayı hedefliyoruz. Bunların esasında 'kafamızın içindeki sözcükler ve resimler' olduğunu bildiğimizde bunları arka plandaki bir ses olarak algılarız, onlara fazla dikkat yöneltmeden diledikleri gibi gelip kalmalarına gitmelerine izin veririz. Faydalı olmayan bir düşünce ortaya çıktığında, buna odaklanmak yerine, orada olduğunu kabul edin, kalmasına izin verin ve dikkatinizi tekrar yaptığınız işe yöneltin.

Bir başka deyişle: Düşünen benlik' faydalı olmayan bir yayın yapıyorsa, aka planda çalan müzik gibi davranır dikkatimizi şu anda yaptığımız işe yöneltiriz
"Düşünen benlik' faydalı ya da bize yardımcı olabilecek bir yayın yapıyorsa, ona kulak kesilip dikkatimizi veririz ve ondan faydalanırız
(Kaynak: MUTLULUK TUZAĞI RUSS HARRIS Diyojen yayınları Sayfa: 154, 155)



İbnü’l-vakt olmak, geçmiş için pişmanlık duymaktan ve gelecek için endişeye düşmekten uzaklaşmak, nefes aldığımız anda Allah’ın rızası için en güzel işle meşgul olmak ve içinde bulunduğumuz anı değerlendirmektir. “İbnü’l-vakt olanlar, ‘ebu’l-vakt’ olmaya hak kazanırlar. Bir kişi, zamanın oğlu olmayı başarırsa, zamanın babası olmaya da hak kazanır. Bir insan, geçmiş için dertlenmekten ve gelecek için endişeye düşmekten uzak kalarak anı değerlendirirse, yaşadığı zaman dilimini yaptığı hayırlarla aşar. Bu kişi, ölümünden sonra da yaptığı hayırlarla yaşamaya devam eder ve gerçek ölümsüzlüğü tadar.Aslında mutluluk ve başarının özü, budur. Aynı zamanda bu kişi, zamanının ötesine geçerek zamanından sonraki insanlar tarafından da hayırla anılır. Bu manada sufiler, ‘Zaman kılıçtır, sen onu kesmezsen o seni keser. Nice ölüler vardır ki yaşamaktadırlar, nice yaşayanlar vardır ki ölüdürler. Ölen ve öldükten sonra rahata kavuşan bir kimse ölü sayılmaz, sadece sağ iken ölenler ölü sayılır’ derler.Geçmişi veya geleceği düşünmek, mevcut hali de ziyan etmekten başka bir sonuç vermez. Halbuki vakit, içinde bulunduğun andır. İnsanın zihni ve gönlü neyle meşgulse onun vakti odur. Eğer gönlü dünya ile meşgulse, vakti dünyadır. Eğer gönlü ahiret ile meşgulse, vakti ahirettir. Eğer gönlünde neşe varsa vakti neşe, gönlünde hüzün varsa, vakti hüzündür. Yani insana hangi hal üstün gelirse, vakti odur.” “Şu halde gönlü ahirette olan Rabbani bir hayat yaşar.”[ Süleyman Uludağ, İnsan ve Tasavvuf, Mavi Yayınları, İstanbul 2001, s. 229] Bu noktada ibnü’l-vakt olmak, insana vaktini en iyi şekilde değerlendirmesini öğretmesi nedeniyle, hem dünyada hem de ahirette ona olumlu bir şekilde yaşama imkanı sağlar.“Vakit, Allah’ın hükmünün, kulun üzerindeki gücünü hissettirdiği andır. Bu izahın sebebi, kulun kendi isteğinin gerçekleşmesinden daha önemli olan şeyin, Allah’ın isteğinin ve takdirinin gerçekleşmesi olduğudur. Kul bu şuura ermişse, vaktin de şuuruna ermiş demektir. Bu şuurla Hakk’ın vakit konusundaki hükmüne teslim olur. Bu şuurdaki kimselere ibnü’l vakt denir. Geçmiş ve gelecek zamanın sınırlarını aşmış ve bu zaman dilimlerinin kendilerini asla değişikliğe uğratamadığı kimselere de ‘ebu’l-vakt’ denir. Onlar, Allah dışındaki her şeyden (masivadan) arınmışlardır.”[ Kişilik bütünlüğünü sağlama ve şahsiyeti oluşturma bilinci veren ibnü’l-vakt olma hali, aynı zamanda psikolojide özgüven ve özsaygı olarak bilinen psikolojik durumun daha güçlü olmasını sağlar. İbnü’l-vakt olma bilinci, Allah’a güven duygusunun neticesinde, kişinin kendi yeteneklerine ve ahlaki değerlerine beslediği güven duygusunu arttırır. Yine ibnü’l-vakt olma bilinci esnasında Allah’a duyduğumuz saygı duygusunun neticesinde, kişinin kendi değerine ilişkin olumlu bir yargı geliştirmesini sağlayan ve bireyin kendine yönelik benlik saygısını oluşturan özsaygı değerleri de zirveye ulaşır.Özsaygısı düşük, canı sıkılan, mutsuz insanların nadiren çok az sayıda ilgi alanı vardır. Ayrıca kişinin becerilerini geliştirmesi esnasında kazandığı yeterli olma hissinin benlik değerini desteklemede önemli bir rolü vardır. İbnü’l-vakt olma bilinciyle kişi, özgüven ve özsaygı değerlerini geliştirerek hem kendi yeteneklerine sırf Allah kendisine ikram etti diye saygı duyar hem de içindeki Allah saygısını insanlara ve aleme yansıtan bir kişi olur.Geçmişe ve geleceğe takılmadan anı değerlendirmek insanı, Allah’a, kainata ve diğer insanlara karşı sorumluluk bilinci gelişmiş bir hale getirir. Sorumluluk bilinci gelişmiş bir insanın ise, manevi hayatının ahlaki yaşamına paralel olarak güçlü olması gerekir. Zaten endişe ile geliştirilmiş olan manevi hayat, kendisini doğuran endişeyi daimi surette geliştirir. “Sorumluluk, düşünme faaliyetini doğurur ve insan, düşündükçe yapacağı hareket karşısında kendini daha sorumlu hisseder. O halde kaynağı itibariyle manevi hayat, ahlaki hayattan doğmaktadır.”[ Nurettin Topçu, İsyan Ahlakı, Dergah Yayınları, İstanbul 1995, s. 31.]

[Tasavvuf Terapisi Esma Sayın NESİL YAYINLARI, Not: Bu kitabı mutlaka tavsiye ederim.
]



Hocam yazınızın tamamı çok değerli
Tam idrak etmek için bir kere daha okuyacağım.
Emeğiniz için teşekkür ederim 🌿

Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Sürekli vefat edecekmiş gibi his oluyor ve sürekli gece korkmuyorum sapiens Sorularınız 9 29.06.25 22:53
Kafamda sürekli boş / gereksiz düşünceler, yardım edin !!! Yolcu40 Sorularınız 6 05.10.22 13:23
sürekli lafla taciz ediliyorum !! spawn777 Sorularınız 2 13.01.22 21:31
TV izlerken Sürekli zapping epilepsiyi tetikliyor aşk Sağlık 1 06.05.17 10:31
Sürekli bilgisayar kullanımı gözleri etkiliyor SiLence Sağlık 1 20.04.17 12:48


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 12:33.


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com