Havas Okulu

Havas Okulu (https://www.havasokulu1.com/)
-   Sorularınız (https://www.havasokulu1.com/sorulariniz/)
-   -   Allah(c.c)'ın duyguları var mı? (https://www.havasokulu1.com/sorulariniz/102361-allah-c-c-duygulari-var-mi.html)

MektepTalebesi 02.11.25 19:59

Allah(c.c)'ın duyguları var mı?
 
Allah(c.c) insanlarınkine benzemese de duyguları var mıdır?

Vakia 02.11.25 21:24

Alıntı:

MektepTalebesi Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 690508)
Allah(c.c) insanlarınkine benzemese de duyguları var mıdır?

Yuh bu nasıl bir soru böyle.
Duygu ve his yaratılmışa mahsustur.
Yaratılmışın beyniyle algısıyla alakalı bir durum.
Rabbimiz gülmez ağlamaz üzülmez sevinmez sümme haşa. Yinede sadekallahul azim .

MektepTalebesi 02.11.25 21:47

Alıntı:

Vakia Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 690515)
Yuh bu nasıl bir soru böyle.
Duygu ve his yaratılmışa mahsustur.
Yaratılmışın beyniyle algısıyla alakalı bir durum.
Rabbimiz gülmez ağlamaz üzülmez sevinmez sümme haşa. Yinede sadekallahul azim .

Allah(c.c)'ün el-Vedud esmai hüsnası hakkında nasıl bir bilgi verebilirsin?

MektepTalebesi 02.11.25 22:08

Alıntı:

Vakia Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 690515)
Yuh bu nasıl bir soru böyle.
Duygu ve his yaratılmışa mahsustur.
Yaratılmışın beyniyle algısıyla alakalı bir durum.
Rabbimiz gülmez ağlamaz üzülmez sevinmez sümme haşa. Yinede sadekallahul azim .

Mesela Allah(c.c)'ün gazapla ilgili ayetleri var. Gazap kelimesinin kelime anlamına baktığım zaman "kızgınlık, öfke." çıkıyor.

Bu, Allah (c.c)'ün görmesi gibi midir? İnsan da görür lakin Allah(c.c) gibi göremez, mahiyetini bilemez. Bu da onun gibi midir?

Vakia 02.11.25 22:58

Alıntı:

MektepTalebesi Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 690529)
Mesela Allah(c.c)'ün gazapla ilgili ayetleri var. Gazap kelimesinin kelime anlamına baktığım zaman "kızgınlık, öfke." çıkıyor.

Bu, Allah (c.c)'ün görmesi gibi midir? İnsan da görür lakin Allah(c.c) gibi göremez, mahiyetini bilemez. Bu da onun gibi midir?

Kızgınlık öfkeden hesap ve gazap çıkar.
Rabbimiz yaratılana duygu verir rabbimizin duygusu yoktur. Yaptığımız bir şey hoşuna gider o ayrı yada kızar kızmadan kastımda hoşnut olmaz. Rabbimizi bir kul güldüremez üzemez sinirlendiremez. Misal ebu leheb.
Onun için ayet indi tebbet suresi.
Allah ona sinirlendiği için tebbet suresiyle kesin bir hükümle iman etmeyeceğini bildirmedi.
O artık yaptıkları nedeniyle gazabı hak ettiği islamı hak etmediği için lanetlendi.
Misal yahudiler. Rabbimizin kendilerine ettiği merhameti artık hak etmedikleri artık merhameti hak etmedikleri için lanetlendiler.
Allah azazile bile kızmamıştır ki bu kurandaki kelam ve usluptanda anlaşılıyor. Merhametin ve affın hak edilmemesini kast ediyorum fili anlamda sinirlenmez ama sinirin kelime manası kullanıldığı yere göre tahammülün sonudur sert bir karşılık vermedir. Allah şeytana bile fiili manada sinirlenmez eğer ufacık bir şey sinirlense yerle gök arasında hiç bir canlı bırakmazdı.
Peygamberimizin uhud savaşıydı galiba yaralandığı zaman Allah Cebrail’e (yetiş eğer resulümün kanı yere akarsa izzet ve celalime yemin olsunki ne yerde nede gökte tek bir canlı bırakmayacağım) demiştir.
Rabbimiz o zaman bile fiili anlamda sinirlenmemiştir. Yani aslında şöyle desek daha doğru olur biz rabbimizin bildiklerini bilemeyiz anlayamayız bizim GB ler yetmez anlamaya.

MektepTalebesi 02.11.25 23:30

Alıntı:

Vakia Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 690542)
Kızgınlık öfkeden hesap ve gazap çıkar.
Rabbimiz yaratılana duygu verir rabbimizin duygusu yoktur. Yaptığımız bir şey hoşuna gider o ayrı yada kızar kızmadan kastımda hoşnut olmaz. Rabbimizi bir kul güldüremez üzemez sinirlendiremez. Misal ebu leheb.
Onun için ayet indi tebbet suresi.
Allah ona sinirlendiği için tebbet suresiyle kesin bir hükümle iman etmeyeceğini bildirmedi.
O artık yaptıkları nedeniyle gazabı hak ettiği islamı hak etmediği için lanetlendi.
Misal yahudiler. Rabbimizin kendilerine ettiği merhameti artık hak etmedikleri artık merhameti hak etmedikleri için lanetlendiler.
Allah azazile bile kızmamıştır ki bu kurandaki kelam ve usluptanda anlaşılıyor. Merhametin ve affın hak edilmemesini kast ediyorum fili anlamda sinirlenmez ama sinirin kelime manası kullanıldığı yere göre tahammülün sonudur sert bir karşılık vermedir. Allah şeytana bile fiili manada sinirlenmez eğer ufacık bir şey sinirlense yerle gök arasında hiç bir canlı bırakmazdı.
Peygamberimizin uhud savaşıydı galiba yaralandığı zaman Allah Cebrail’e (yetiş eğer resulümün kanı yere akarsa izzet ve celalime yemin olsunki ne yerde nede gökte tek bir canlı bırakmayacağım) demiştir.
Rabbimiz o zaman bile fiili anlamda sinirlenmemiştir. Yani aslında şöyle desek daha doğru olur biz rabbimizin bildiklerini bilemeyiz anlayamayız bizim GB ler yetmez anlamaya.

O zaman durum şu:

Allah(c.c) zatında bir değişiklik yok, işlenilen fiillere karşı sıfatlarının tecellilerinde bir değişiklik var. Allah(c.c) zatında bir değişiklik olmadığı için buna bildiğimiz manada (değişken) duygu denemez. Doğru mu?

Zaten soru Allah(c.c) anlamak-algılamak değil.

Mesela Allah (c.c) bilir, insanın bilmesiyle kıyaslanamaz(mahiyeti bilinemez)

Allah(c.c)'ın en-Nur diye ismi var. Bu, ışık demek lakin tabii ki Allah(c.c) nuru ile yaratılanın anladığı nur mukayese edilemez.

Bu durumda da duygu mahiyetini bilemeyeceğimiz bir şeyi ifade eder mi? Zaten sorunun başında " insanlarınkine benzemese de" ifadesini kullanmıştım.

Vakia 03.11.25 00:10

Alıntı:

MektepTalebesi Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 690547)
O zaman durum şu:

Allah(c.c) zatında bir değişiklik yok, işlenilen fiillere karşı sıfatlarının tecellilerinde bir değişiklik var. Allah(c.c) zatında bir değişiklik olmadığı için buna bildiğimiz manada (değişken) duygu denemez. Doğru mu?

Zaten soru Allah(c.c) anlamak-algılamak değil.

Mesela Allah (c.c) bilir, insanın bilmesiyle kıyaslanamaz(mahiyeti bilinemez)

Allah(c.c)'ın en-Nur diye ismi var. Bu, ışık demek lakin tabii ki Allah(c.c) nuru ile yaratılanın anladığı nur mukayese edilemez.

Bu durumda da duygu mahiyetini bilemeyeceğimiz bir şeyi ifade eder mi? Zaten sorunun başında " insanlarınkine benzemese de" ifadesini kullanmıştım.

Açıklamayı çok güzel yapmışsın eline sağlık.
Aynen öyle diyeceğiz .

Yusufiyeli 03.11.25 07:07

Alıntı:

MektepTalebesi Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 690547)
O zaman durum şu:

Allah(c.c) zatında bir değişiklik yok, işlenilen fiillere karşı sıfatlarının tecellilerinde bir değişiklik var. Allah(c.c) zatında bir değişiklik olmadığı için buna bildiğimiz manada (değişken) duygu denemez. Doğru mu?

Zaten soru Allah(c.c) anlamak-algılamak değil.

Mesela Allah (c.c) bilir, insanın bilmesiyle kıyaslanamaz(mahiyeti bilinemez)

Allah(c.c)'ın en-Nur diye ismi var. Bu, ışık demek lakin tabii ki Allah(c.c) nuru ile yaratılanın anladığı nur mukayese edilemez.

Bu durumda da duygu mahiyetini bilemeyeceğimiz bir şeyi ifade eder mi? Zaten sorunun başında " insanlarınkine benzemese de" ifadesini kullanmıştım.

“Merhamet/rahmet etmek” sözlüklerde “acıyarak ve severek korumak, şefkat göstermek” anlamına gelir. Allah için kullanıldığında ise “hak edip etmediğine bakmaksızın lütfetmek, ikramda bulunmak” demektir. Kur’an’da 114 yerde geçen rahmet kelimesi 92 yerde Allah’a nisbet edilerek kullanılmıştır. İlahi nimetlerin hepsi aslında rahmetin bir yansıması olarak tarif edilmiştir (İbrahim süresi ayet 34; Nahl süresi ayet 18). Allah’ın rahmetinin içeriği hakkında iman ve İslam ile şereflendirmek, peygamber göndermek, Kur’an’ı bahşetmek, affetmek, cennetle ödüllendirmek, yağmur yağdırmak, rızık vermek gibi lütuflar sıralanmıştır. Bu kuşatıcı rahmet anlayışı Allah’ın bütün fiillerinde ana kavramdır. Nitekim Kur’an’da ilahi rahmetin her şeyi kuşattığı ifade edilirken Allah’ın merhamet etmeyi kendisi için zorunlu kıldığı belirtilmektedir. Bu çarpıcı ifade bir anlamda Allah’ın merhamet etmeyi ilke edindiği şeklinde de anlaşılabilir (Enam suresi ayetler 12,54; Araf süresi ayet 156; Mümin süresi ayet 7). Manası Allah’a, sözleri Peygamberimize (s.a.s.) ait bir kudsi hadiste “Benim rahmetim gazabımı aşmıştır” buyrulmaktadır (Buhari, “Bedul-halk”, 1; “Tevhid”, 55; Müslim, “Tevbe”, 14-16). Bu sebeple olmalı Allah’ın vadettiği nimet ve ihsandan asla vazgeçmeyeceği ifade edilirken vereceği cezayı affedebileceği her daim vurgulanmaktadır.
Allah Teala’nın esmasının ağırlıklı olarak rahmet ve merhamet eksenli isimlerden oluşması bu anlamda şaşırtıcı değildir. Zira Allah ile insan ilişkisinde asıl olan rahmet ve merhamet, arızi ve geçici olan ise gazap ve cezadır. Örneğin Allah’ın Müntakim (intikam alan), Kahhar (kahreden) gibi ceza verici yönünü ifade eden isimleri bile aslında Allah’ın rahmetinin bir gereğidir. Zira suçlulara gereken cezanın verilmemesi mazlumlara haksızlık etmek anlamına gelecektir. Onlara gösterilen rahmetin gereği zalimleri cezalandırmaktır.

MektepTalebesi 03.11.25 07:34

Alıntı:

Vakia Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 690549)
Açıklamayı çok güzel yapmışsın eline sağlık.
Aynen öyle diyeceğiz .

Eyvallah, saolasın.
Alıntı:

Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 690554)
“Merhamet/rahmet etmek” sözlüklerde “acıyarak ve severek korumak, şefkat göstermek” anlamına gelir. Allah için kullanıldığında ise “hak edip etmediğine bakmaksızın lütfetmek, ikramda bulunmak” demektir. Kur’an’da 114 yerde geçen rahmet kelimesi 92 yerde Allah’a nisbet edilerek kullanılmıştır. İlahi nimetlerin hepsi aslında rahmetin bir yansıması olarak tarif edilmiştir (İbrahim süresi ayet 34; Nahl süresi ayet 18). Allah’ın rahmetinin içeriği hakkında iman ve İslam ile şereflendirmek, peygamber göndermek, Kur’an’ı bahşetmek, affetmek, cennetle ödüllendirmek, yağmur yağdırmak, rızık vermek gibi lütuflar sıralanmıştır. Bu kuşatıcı rahmet anlayışı Allah’ın bütün fiillerinde ana kavramdır. Nitekim Kur’an’da ilahi rahmetin her şeyi kuşattığı ifade edilirken Allah’ın merhamet etmeyi kendisi için zorunlu kıldığı belirtilmektedir. Bu çarpıcı ifade bir anlamda Allah’ın merhamet etmeyi ilke edindiği şeklinde de anlaşılabilir (Enam suresi ayetler 12,54; Araf süresi ayet 156; Mümin süresi ayet 7). Manası Allah’a, sözleri Peygamberimize (s.a.s.) ait bir kudsi hadiste “Benim rahmetim gazabımı aşmıştır” buyrulmaktadır (Buhari, “Bedul-halk”, 1; “Tevhid”, 55; Müslim, “Tevbe”, 14-16). Bu sebeple olmalı Allah’ın vadettiği nimet ve ihsandan asla vazgeçmeyeceği ifade edilirken vereceği cezayı affedebileceği her daim vurgulanmaktadır.
Allah Teala’nın esmasının ağırlıklı olarak rahmet ve merhamet eksenli isimlerden oluşması bu anlamda şaşırtıcı değildir. Zira Allah ile insan ilişkisinde asıl olan rahmet ve merhamet, arızi ve geçici olan ise gazap ve cezadır. Örneğin Allah’ın Müntakim (intikam alan), Kahhar (kahreden) gibi ceza verici yönünü ifade eden isimleri bile aslında Allah’ın rahmetinin bir gereğidir. Zira suçlulara gereken cezanın verilmemesi mazlumlara haksızlık etmek anlamına gelecektir. Onlara gösterilen rahmetin gereği zalimleri cezalandırmaktır.

Bilgilendirme için teşekkür ederim.

Son defa kendimi açıklamak istiyorum. "Sevmek, öfkelenmek" gibi kavramlara "duygu" dendiği için böyle bir soru sorma gereği duymuştum. Yoksa kendi cürmümden Allah'a sığınırım. Allah'a noksanlık atfetmekten Allah'a sığınırım.

resh3434 03.11.25 09:31

Duygular zaman..beden ve etkilenmeyle ilgilidir..bu nedenle yaratılmışlara mahsustur... Allah(c.c) ezeli ve ebedîdir..mahlukatın özelliklerinden münezzehtir. Kur’an ve hadislerde Allah sevinir.. gazap eder.. rahmet eder gibi ifadeler vardır.. fakat bunlar insan duygularına benzemez..O’nun fiillerinin tecellisidir.


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 11:03.

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.

havasokulu1.com


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148