| Yusufiyeli |
21.12.25 15:21 |
Kadim astroloji bilgilerine göre, doğumumuzdan hemen önce gerçekleşen yeniay ya da dolunay hayatımızın yönü üzerinde izler bırakır. Biz henüz doğmamış bile olsak, bu kozmik bilgi hayatımızın ana izleklerinden birisini oluşturur. Astrologlar her ay gerçekleşen bu yeniay ve dolunay konumları üzerinden yorumlar yaparlar. Henüz bu aşamada doğum haritamiz tam olarak belirli değildir, zira doğmamışızdır, ancak öyle görünüyor ki, hayatımızın belirli temaları biz daha doğmadan önce bile kurulmuş, gökyüzünde yazılmıştır. Evet, bu oldukça yazgısal bir bakış açısı olsa da, aslında hangi anneye, hangi babaya, kısaca hangi ortama doğduğumuz da bizim birey olarak kontrolünde olmadığımız yazgımız değil midir? Böyle baktığımızda, belirli bir dönemde doğan kişilerin, örneğin belirli bir yeniaydan dolunaya kadar geçen sürede doğanların ortak bir yeniay konumları, ortak bir hayat temaları vardır.
Benzer biçimde, yaklaşık altı ay arayla her yıl en az iki kez gerçekleşen Güneş tutulmaları da birer yeniay sırasında ger- çekleşirler ve bu yeniayların aynı zamanda bir tutulma olmaları onlara özel bir anlam kazandırır. Yeniay ve dolunaylar her ay açılıp kapanan kapılar ise, tutulmalar kozmik ölçüde daha büyük kapılar, ruhun genel eğilimlerini, yolculuğunu anlatan geçiş noktalarıdır. Astrolojik açıdan tutulmalar Ay düğümlerinin kuzey ya da güney uçlarında oluşurlar. Bir tutulmanın gerçekleşebilmesi için yeniay derecesi Kuzey ya da Güney düğümüne en az 20 derece yakın olmalıdır. Bu nedenle, Güneş tutulmaları yaklaşık altı ay arayla, Kuzey ya da Güney düğümü etrafındaki burçlarda gerçekleşir. Eskiler Ay'ın Dünya'nın yörünge düzlemini kestiği bu iki noktaya Ay düğümleri adını vermişler ve bir yandan da bu uçları mitolojik bir yılanın ya da bazı anlatımlarda ejderhanın ağız ve kuyruk kısımları olarak betimlemişlerdir. Bu yılanın adı Uroboros'tur.
Uroboros kendi kuyruğunu yiyen yılan, eski bir simya sembolüdür. Kimi zaman bir deniz canavarı olarak da betimlenen bu yaratık, Dünya'nın yaratılmasında, maddi dünyanın hazırlanmasında en temel, öncül, yaratıcı, sonsuz suyu temsil eder. Yaratılış mitolojilerinin hemen hepsinde önce bir karmaşanın, düzensizliğin ve kaosun olduğu anlatılır. Bu mitolojik görü- nümde kendi kuyruğunu yiyen Uroboros maddeyi saran sonsuzluğun, sürekli, ebedi bir döngünün simgesidir.
Uroboros'un bazı çizimlerinde birbirlerinin kuyruğunu yiyen iki yılan görürüz. Bu yılanlardan üstte duranının kanatları olduğu görülür. Bu yılanın kozmik ruh, yani her şeyi hayata getiren, ama aynı zamanda her şeyin sonunu da getiren olduğunu anlarız. Başka bir anlatımla, Uroboros hem "her şey"dir hem de "hiçbir şey". Koptik dilinde Uro kral anlamına gelirken, İbranicede Ob yılan anlamına gelir.
Birbirinin kuyruğunu yiyen iki yılan ezoterik açıdan bize evrendeki her şeyin sürekli bir dönüşüm içinde olduğunu, bir- birine dönüştüğünü anlatır. Bu tıpkı yağmurun oluşması ya da evrendeki hiçbir şeyin kaybolmadığı, enerjinin sakınımı ilke- sini açıklayan yasalar gibidir. Tekrar eden bir döngüsellikten söz ediyoruz. Alttaki yılan ise maddi dünyayı, toprağı, sürekli dönüşüme giren bedensel boyutu temsil eder.
Henüz annenizin karnındayken gerçekleşen en son Güneş tutulması ruhunuzun yolculuğu hakkında çok şey söyler. Bu burcun özellikleri büyük bir şablon gibi çalışır.
|