![]() |
itikat nedir?
Sözlük anlamı "bir fikre, bir inanca bağlanma; inanma" olan itikadın geniş anlamı nedir? Nasıl sahip olunur? Neler yapılırsa kaybedilir? İtikatsız insan nasıl olur, nasıl davranır?
|
Alıntı:
Seyyid Şerif Cürcani LİTERA YAYINCILIK ]Bu ilmin esasları, “Amentü” diye isimle nen iman esasları, Kur’an-ı Kerim’de gerek ilke gerekse ayrıntılı olarak yer alırken, hadis-i şeriflerde daha çok tafsilatlı bir şekilde verilmiştir. |
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
İtikadı bozan davranışlardan birkaç örnek alayım lütfen. :) Yorumda örnek var da ben daha çok örnek istiyorum. İbadet edip bu ibadetle övünmek de bunlardan biri midir? |
Alıntı:
demektedir. İmamı Azam'ın bu sözlerinden günah ve benzeri eylemlerin imana zarar vermediği, dolayısıyla bu tür fiil ve davranışların insanı imandan çıkarmayacağı anlaşılmaktadır. İmanın aslının (özünün) tasdik olduğu kabul edilince imanın artmayı ve eksilmeyi kabul etmeyeceği de kendiliğinden anlaşılmaktadır. Fakat ehli sünnet anlayışının Eş'ari ekolünü takip eden kelamcıların çoğunluğu ise bu görüşe muhalefet ederek, imanın artıp-eksilebileceği kanaatini benimsemişlerdir.( Teftazani, Şerhu'l-Makasıd, cilt 5 sayfa 211). |
Alıntı:
|
Alıntı:
Birincisi kişi kendine karşı dürüst değilse daha da fenası yaptığı kötülüğü, günahı savunuyorsa, yavaş yavaş kalp bozulmaya başlıyor. Bu biraz kibre de giriyor, diyelim gıybet yaptı, uyarırsan eğer der ki ama doğru söylüyorum, ama haklıyım, ya hiç mi konuşamıcaz gibi gibi... Kalp yavaş yavaş bozuluyor, halbuki yapılması gereken şey evet ben hata yaptım demek, Rabbim affet demektir, yapılan hatayı savundukça, küçülttükçe hakiki tevbe edemiyoruz ve ne yazık ki battıkça batıyoruz Ya ne kadar katılırsınız bilmem, belki yanlış düşünüyorum, biz Allah var, ahiret var diyoruz fakat yok gibi yaşıyoruz Nefsi savunmak, benlik, enaniyet, bunlar kalbi bozan şeyler, çünkü doğru dürüst tevbe edilmiyor, her günahta kalpte bir iz bırakıyor , kalp bozulunca da iman elden gidiyor |
Alıntı:
Yorumu görünce aklıma bunlar geldi. Bazıları suçlanınca hemen ibadetini yalanına kılıf yapıyor. Ondan sonra da çok müslümanmış gibi geziniyor. |
Alıntı:
Duymuşsundur Mekke döneminde Hz. Peygamber (sav) in bir duası varmış, Allahım İslam'ı ya Amr b. Hişamla(namı diğer Ebu Cehil) veyahut Ömer İbn-i Hattapla kuvvetlendir... Sonrası malum, hep aklıma takıldı neden Ebu Cehil değil de Hz Ömer, tamam Allahın takdiri ama bir sebebi olmalı diye düşünürdüm, üstelik o dönemde Ebu Cehil müslüman olsa müslümanlara daha fazla yarar sağlardı, yani zenginlik ve nüfuz bakımından Hz Ömer den kat be kat daha iyiydi. Sonra şunu fark ettim, Hz Ömer müşrikliğinde samimiydi yani babası da samimi içten bir putperesmiş kendisi de öyle, halbuki Ebu Cehil içten içe Peygamberimizin doğru söylediğini bilse bile, kibrinden soyunun daha üstün olmasını istemesinden ve diğer sebeplerden dolayı inkar yolunu seçti İşte bundan dolayı bence iman ve ihlas ayrılmaz bir bütün, ihlası elde etmek en evvela Allahın yardımıyla mümkün yoksa bu nefisle zor, Rabbim hepimize yardım etsin |
Alıntı:
|
Alıntı:
nesefi tebsiratul edille'de itikad icin, fiziki baglanmayi ifade eden akd kokunden gelir kalbin baglanmasi ise fiziki olamaz mecazidir o halde kalbin birseyi tasdik etmesi yani rabt-i zihni itikaddir demistir. molla pezdevi de usuliddin'de nesefi ile ayni gorusu paylasir, kerramiyyenin "itikad fiil degildir teklif edilemez" gorusune karsi olup itikadi kalbi-akli bir baglanma kabul eder. seyfuddin el-amidi'ye gore itikad, dogru inanctir. fakat delile dayanirsa yakin, taklide dayanirsa zan mahiyetinde olacaktir. Amidiye gore dinen makbul olan itikad, burhana dayali kat'i inanc olmalidir. halkin ekserisinin taklidi imanla mumin sayilmasi hukmen farkli bi merhaleyi gosterir. (ebkarul efkar) yine nesefi tebsiratul edille'de delile dayanmayan tasdik sadece itikaddir, ilim degildir. dolayisiyla isbati vacib ve nubuvvet hakkindaki delili bilmeyen kimse mumin olamaz gorusunu zikretmistir. bu nesefinin gorusu degildir. seyfuddin amidi, suphe iki zit ihtimalin mumkun olduguna hukmetmek, ancak bunlardan birinin digerine ustun gelmemesidir, bu ilmin ziddidir demistir. lugatcilardan ibni faris itikad icin, bir seyin sertlesmesi, katilasmasi, sabit olmasi ve kalbin bir seye sikica baglanmasi der. mutezilenin buyuklerinden kadi abdulcebbar itikadi bir ipin baglanmasi ve saglamlastirilmasina benzeterek aciklar. kisi bir bilgiye sahip oldugunda kalbi o bilgiye baglandigi icin ona mutekid yani itikad eden denir. felasifeden farabi'ye gore itikad tasavvur ve tasdik bilgisidir. basra mutezilesi itikadi icin "ilmin (bilginin) en temel cinsi" oldugunu soyler. basra mutezilesine gore itikadin genel tanimi, "cehalet, zan, taklit ve kesin bilgi gibi tum zihinsel durumlarin uzerine kuruldugu ortak zemindir" itikad nazar, irade, kerahet ve zan ile birlikte kalbe ait 5 temel fiilden biridir. ve kadi abdulcebbar'a gore ilim (bilgi) : "kisinin itikad ettigi seyin gercekten de itikad ettigi gibi olmasi ve bu konuda nefsinin sukun bulmasini saglayan bir itikaddir" itikadin bilgi saglamasi icin 3 sartin birlesmesi gerektiigini zikrederler. 1. kisinin o seye inanmasi (itikad) 2. inancin vakiaya uygun olmasi 3. kisinin bu inancinda suphe duymayacak kesinlige ulasmasi (sukunu'n-nefs) bagdat mutezilesi'nden ebul kasim el belhi ilmin bir itikad cesidi olduguna karsi cikar. o diyor ki bilgi bir mana veya itikad dolayisiyla degil bizatihi bilgidir. ebul huzeyl el-allaf bilginin mutlaka bir itikad olmasi gerektigini reddeder. itikadi bilginin zorunlu bir parcasi olarak gormez. basra mutezilesi itikadi sonuclarina gore 3e ayirir 1. bilgi: eger itikad gercege tam uygun olursa nefis sukun olursa bu bilgi olur. 2. cehl: eger itikad edilen sey hakikate aykiriysa bu cehalet olur. 3. taklit ve zan: eger bir seye itikad ediliyor ancak bu itikad saglam delillere dayanmiyorsa ve nefsin sukun bulmasina yol acmiyorsa bu itikadin taklit veya zan halidir. esarilerden imamu'l-haremeyn cuveyni itikad icin delile dayansin dayanmasin kalbin tereddutsuz hukmudur demistir. delile dayanan itikad ilim, delilsiz olan taklit ve zandir demistir. yine bakillani demistir ki, iman hakikate mutabik kesin tasdiktir bu da dogru itikaddir. kisi dogru tasdik ettiyse bu iman ve itikad delilini bilmese dahi vakiaya mutabik oldugu icin o kisi mumindir. imanda istenen sey kesinliktir, istidlal degildir. imam gazzali iktisadda, dogru itikad hakikate mutabik olan itikaddir demistir. gercege uygunu ilim, uygun olmayani cehalet ve zan, uygun oldugu halde delilsiz olan taklittir demistir. imamul musekkikin fahreddin er-razi mealimu usuliddin de, itikad hakikate mutabik kesin hukumdur, delile dayaniyorsa ilim, taklide dayaniyorsa ilim olmayan sahih itikaddir. gercege uymuyorsa cehli murekkebdir demistir. |
Alıntı:
|
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 22:07. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com