Havas Okulu

Havas Okulu (https://www.havasokulu1.com/)
-   Sorularınız (https://www.havasokulu1.com/sorulariniz/)
-   -   itikat nedir? (https://www.havasokulu1.com/sorulariniz/102806-itikat-nedir.html)

Svg 23.12.25 19:38

itikat nedir?
 
Sözlük anlamı "bir fikre, bir inanca bağlanma; inanma" olan itikadın geniş anlamı nedir? Nasıl sahip olunur? Neler yapılırsa kaybedilir? İtikatsız insan nasıl olur, nasıl davranır?

Yusufiyeli 23.12.25 20:14

Alıntı:

Svg Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 694041)
Sözlük anlamı "bir fikre, bir inanca bağlanma; inanma" olan itikadın geniş anlamı nedir? Nasıl sahip olunur? Neler yapılırsa kaybedilir? İtikatsız insan nasıl olur, nasıl davranır?

İman ile eş anlamlı olarak kullanılan itikad kelimesi, kesin olarak inanmak, gönülden bağlanmak ve gönülden benimsemek manasına gelir. Akide, iman edilmesi mecburi olan iman esası; İslam akaidi de “İslam’da inanılması farz olan itikadi hükümlerden bahseden iman esasları” demektir. İman esaslarından bahseden ilme de akaid ilmi denir.[ Tarifat Tasavvuf Istılahları
Seyyid Şerif Cürcani LİTERA YAYINCILIK ]Bu ilmin esasları, “Amentü” diye isimle nen iman esasları, Kur’an-ı Kerim’de gerek ilke gerekse ayrıntılı olarak yer alırken, hadis-i şeriflerde daha çok tafsilatlı bir şekilde verilmiştir.

Svg 23.12.25 20:25

Alıntı:

Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 694049)
İman ile eş anlamlı olarak kullanılan itikad kelimesi, kesin olarak inanmak, gönülden bağlanmak ve gönülden benimsemek manasına gelir. Akide, iman edilmesi mecburi olan iman esası; İslam akaidi de “İslam’da inanılması farz olan itikadi hükümlerden bahseden iman esasları” demektir. İman esaslarından bahseden ilme de akaid ilmi denir.[ Tarifat Tasavvuf Istılahları
Seyyid Şerif Cürcani LİTERA YAYINCILIK ]Bu ilmin esasları, “Amentü” diye isimle nen iman esasları, Kur’an-ı Kerim’de gerek ilke gerekse ayrıntılı olarak yer alırken, hadis-i şeriflerde daha çok tafsilatlı bir şekilde verilmiştir.

Teşekkür ederim Yusufiyeli abim ⚘

sin60 23.12.25 21:01

Alıntı:

Svg Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 694041)
Sözlük anlamı "bir fikre, bir inanca bağlanma; inanma" olan itikadın geniş anlamı nedir? Nasıl sahip olunur? Neler yapılırsa kaybedilir? İtikatsız insan nasıl olur, nasıl davranır?

güzel bi konu iyi bi soru ama çok uzun bi konu itikadı bozuk bi insan umreye gitse gelince hemen hırsızlık bile yapar itikadı saglam bi insan en agır musubette bile rabbine güvenir bi yardım bi çıkış bulacagına kalpten inanır...zamanımızın hem maddi hem manevi bir çok insan itikadı sarsılmıştır...en güzeli bolca tövbe etmektir,,aynı antibiyotik tedavisi gibi günde 5 vakit namazla itikadını saglamlaştırmalıdır insan....

Svg 23.12.25 23:33

Alıntı:

sin60 Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 694053)
güzel bi konu iyi bi soru ama çok uzun bi konu itikadı bozuk bi insan umreye gitse gelince hemen hırsızlık bile yapar itikadı saglam bi insan en agır musubette bile rabbine güvenir bi yardım bi çıkış bulacagına kalpten inanır...zamanımızın hem maddi hem manevi bir çok insan itikadı sarsılmıştır...en güzeli bolca tövbe etmektir,,aynı antibiyotik tedavisi gibi günde 5 vakit namazla itikadını saglamlaştırmalıdır insan....

Teşekkür ederim.
İtikadı bozan davranışlardan birkaç örnek alayım lütfen. :)

Yorumda örnek var da ben daha çok örnek istiyorum.

İbadet edip bu ibadetle övünmek de bunlardan biri midir?

Yusufiyeli 24.12.25 07:30

Alıntı:

Svg Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 694064)
Teşekkür ederim.
İtikadı bozan davranışlardan birkaç örnek alayım lütfen. :)

Yorumda örnek var da ben daha çok örnek istiyorum.

İbadet edip bu ibadetle övünmek de bunlardan biri midir?

Değerli kardeşim aslında çok güzel bir konu açtın daha önce ifade ettiğim gibi iman itikatla eş anlamlıdır. İmanı kalbin tasdiki şeklinde tanımlayan başta İmamı Azam Ebu Hanife olmak üzere Ehl-i sünnet geleneğinin özellikle Matüridi çizgiyi takip edenlere göre inanılması gereken hususlar açısından imanda artma ve eksilme söz konusu olmaz. Tasdik olarak da İmanda artma ve eksilme söz konusu değildir. Bu durumu Ebu Hanife, Fikhu'l-Ekber risalesinde şöyle açıklamaktadır: "İman dil ile ikrar, kalp ile tasdiktir. Gökte ve yerde bulunanların imanı, tasdik edilmesi gereken şeyler yönünden artmaz ve eksilmez, İnananlar iman ve Allah'ı birleme (tevhid)' de birbirlerine eşittirler ancak amel itibarıyla birbirlerinden farklıdırlar: (Ebu Hanife, el-Fikhu'l-Ekber (İmamı Azam'ın Beş Eseri içinde orjinal metin), haz. ve çev. Mustafa Öz (İstanbul: IFAV, 2015), 74-75.) Yine Ebu Hanife Vasiyye isimli risalesinde ise, "İman artmaz, eksilmez. Çünkü imanın artması, ancak küfrün azalmasıyla eksilmesi de küfrün artmasıyla tasavvur olunabilir. Mü'min gerçekten iman eden, kafir de gerçekten inkar edendir.”( Ebu Hanife, el-Vasiyye, (İmamı Azam'ın Beş Eseri içinde orijinal metin), haz. ve çev. Mustafa Öz (İstanbul: İFAV, 2015), 87.)
demektedir. İmamı Azam'ın bu sözlerinden günah ve benzeri eylemlerin imana zarar vermediği, dolayısıyla bu tür fiil ve davranışların insanı imandan çıkarmayacağı anlaşılmaktadır. İmanın aslının (özünün) tasdik olduğu kabul edilince imanın artmayı ve eksilmeyi kabul etmeyeceği de kendiliğinden anlaşılmaktadır. Fakat ehli sünnet anlayışının Eş'ari ekolünü takip eden kelamcıların çoğunluğu ise bu görüşe muhalefet ederek, imanın artıp-eksilebileceği kanaatini benimsemişlerdir.( Teftazani, Şerhu'l-Makasıd, cilt 5 sayfa 211).

Svg 24.12.25 11:34

Alıntı:

Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 694080)
Değerli kardeşim aslında çok güzel bir konu açtın daha önce ifade ettiğim gibi iman itikatla eş anlamlıdır. İmanı kalbin tasdiki şeklinde tanımlayan başta İmamı Azam Ebu Hanife olmak üzere Ehl-i sünnet geleneğinin özellikle Matüridi çizgiyi takip edenlere göre inanılması gereken hususlar açısından imanda artma ve eksilme söz konusu olmaz. Tasdik olarak da İmanda artma ve eksilme söz konusu değildir. Bu durumu Ebu Hanife, Fikhu'l-Ekber risalesinde şöyle açıklamaktadır: "İman dil ile ikrar, kalp ile tasdiktir. Gökte ve yerde bulunanların imanı, tasdik edilmesi gereken şeyler yönünden artmaz ve eksilmez, İnananlar iman ve Allah'ı birleme (tevhid)' de birbirlerine eşittirler ancak amel itibarıyla birbirlerinden farklıdırlar: (Ebu Hanife, el-Fikhu'l-Ekber (İmamı Azam'ın Beş Eseri içinde orjinal metin), haz. ve çev. Mustafa Öz (İstanbul: IFAV, 2015), 74-75.) Yine Ebu Hanife Vasiyye isimli risalesinde ise, "İman artmaz, eksilmez. Çünkü imanın artması, ancak küfrün azalmasıyla eksilmesi de küfrün artmasıyla tasavvur olunabilir. Mü'min gerçekten iman eden, kafir de gerçekten inkar edendir.”( Ebu Hanife, el-Vasiyye, (İmamı Azam'ın Beş Eseri içinde orijinal metin), haz. ve çev. Mustafa Öz (İstanbul: İFAV, 2015), 87.)
demektedir. İmamı Azam'ın bu sözlerinden günah ve benzeri eylemlerin imana zarar vermediği, dolayısıyla bu tür fiil ve davranışların insanı imandan çıkarmayacağı anlaşılmaktadır. İmanın aslının (özünün) tasdik olduğu kabul edilince imanın artmayı ve eksilmeyi kabul etmeyeceği de kendiliğinden anlaşılmaktadır. Fakat ehli sünnet anlayışının Eş'ari ekolünü takip eden kelamcıların çoğunluğu ise bu görüşe muhalefet ederek, imanın artıp-eksilebileceği kanaatini benimsemişlerdir.( Teftazani, Şerhu'l-Makasıd, cilt 5 sayfa 211).

Teşekkür ederim ⚘

bintulvakt 25.12.25 02:03

Alıntı:

Svg Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 694064)
Teşekkür ederim.
İtikadı bozan davranışlardan birkaç örnek alayım lütfen. :)

Yorumda örnek var da ben daha çok örnek istiyorum.

İbadet edip bu ibadetle övünmek de bunlardan biri midir?

Hep merak ettim ve gözlemledim, bir insan bir müddet sonra nasıl olurda imandan çıkar diye? Sonra şunları fark ettim;

Birincisi kişi kendine karşı dürüst değilse daha da fenası yaptığı kötülüğü, günahı savunuyorsa, yavaş yavaş kalp bozulmaya başlıyor. Bu biraz kibre de giriyor, diyelim gıybet yaptı, uyarırsan eğer der ki ama doğru söylüyorum, ama haklıyım, ya hiç mi konuşamıcaz gibi gibi... Kalp yavaş yavaş bozuluyor, halbuki yapılması gereken şey evet ben hata yaptım demek, Rabbim affet demektir, yapılan hatayı savundukça, küçülttükçe hakiki tevbe edemiyoruz ve ne yazık ki battıkça batıyoruz

Ya ne kadar katılırsınız bilmem, belki yanlış düşünüyorum, biz Allah var, ahiret var diyoruz fakat yok gibi yaşıyoruz

Nefsi savunmak, benlik, enaniyet, bunlar kalbi bozan şeyler, çünkü doğru dürüst tevbe edilmiyor, her günahta kalpte bir iz bırakıyor , kalp bozulunca da iman elden gidiyor

Svg 25.12.25 10:10

Alıntı:

bintulvakt Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 694148)
Hep merak ettim ve gözlemledim, bir insan bir müddet sonra nasıl olurda imandan çıkar diye? Sonra şunları fark ettim;

Birincisi kişi kendine karşı dürüst değilse daha da fenası yaptığı kötülüğü, günahı savunuyorsa, yavaş yavaş kalp bozulmaya başlıyor. Bu biraz kibre de giriyor, diyelim gıybet yaptı, uyarırsan eğer der ki ama doğru söylüyorum, ama haklıyım, ya hiç mi konuşamıcaz gibi gibi... Kalp yavaş yavaş bozuluyor, halbuki yapılması gereken şey evet ben hata yaptım demek, Rabbim affet demektir, yapılan hatayı savundukça, küçülttükçe hakiki tevbe edemiyoruz ve ne yazık ki battıkça batıyoruz

Ya ne kadar katılırsınız bilmem, belki yanlış düşünüyorum, biz Allah var, ahiret var diyoruz fakat yok gibi yaşıyoruz

Nefsi savunmak, benlik, enaniyet, bunlar kalbi bozan şeyler, çünkü doğru dürüst tevbe edilmiyor, her günahta kalpte bir iz bırakıyor , kalp bozulunca da iman elden gidiyor

Bir tane komşu kadın vardı. Bana daha lafının başında "Abdest alıp namaz kılıyorum, ben asla yalan söylemem" demişti. Başka bir gün de herskesin içinde durduk yere "Ben üç ayları tuttum Allah kabul etsin" demişti.
Yorumu görünce aklıma bunlar geldi.
Bazıları suçlanınca hemen ibadetini yalanına kılıf yapıyor. Ondan sonra da çok müslümanmış gibi geziniyor.

bintulvakt 26.12.25 00:24

Alıntı:

Svg Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 694157)
Bir tane komşu kadın vardı. Bana daha lafının başında "Abdest alıp namaz kılıyorum, ben asla yalan söylemem" demişti. Başka bir gün de herskesin içinde durduk yere "Ben üç ayları tuttum Allah kabul etsin" demişti.
Yorumu görünce aklıma bunlar geldi.
Bazıları suçlanınca hemen ibadetini yalanına kılıf yapıyor. Ondan sonra da çok müslümanmış gibi geziniyor.

Kesinlikle öyle... Hani dedin ya itikad nedir neden ve nasıl bozulur diye, belki de asıl mesele samimiyet ve ihlas, samimiyet olmayınca kalp bozuluyor kalp bozulunca da itikad farkında olmadan sanırım elden gidiyor

Duymuşsundur Mekke döneminde Hz. Peygamber (sav) in bir duası varmış, Allahım İslam'ı ya Amr b. Hişamla(namı diğer Ebu Cehil) veyahut Ömer İbn-i Hattapla kuvvetlendir... Sonrası malum, hep aklıma takıldı neden Ebu Cehil değil de Hz Ömer, tamam Allahın takdiri ama bir sebebi olmalı diye düşünürdüm, üstelik o dönemde Ebu Cehil müslüman olsa müslümanlara daha fazla yarar sağlardı, yani zenginlik ve nüfuz bakımından Hz Ömer den kat be kat daha iyiydi. Sonra şunu fark ettim, Hz Ömer müşrikliğinde samimiydi yani babası da samimi içten bir putperesmiş kendisi de öyle, halbuki Ebu Cehil içten içe Peygamberimizin doğru söylediğini bilse bile, kibrinden soyunun daha üstün olmasını istemesinden ve diğer sebeplerden dolayı inkar yolunu seçti

İşte bundan dolayı bence iman ve ihlas ayrılmaz bir bütün, ihlası elde etmek en evvela Allahın yardımıyla mümkün yoksa bu nefisle zor, Rabbim hepimize yardım etsin

Svg 26.12.25 10:59

Alıntı:

bintulvakt Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 694240)
Kesinlikle öyle... Hani dedin ya itikad nedir neden ve nasıl bozulur diye, belki de asıl mesele samimiyet ve ihlas, samimiyet olmayınca kalp bozuluyor kalp bozulunca da itikad farkında olmadan sanırım elden gidiyor

Duymuşsundur Mekke döneminde Hz. Peygamber (sav) in bir duası varmış, Allahım İslam'ı ya Amr b. Hişamla(namı diğer Ebu Cehil) veyahut Ömer İbn-i Hattapla kuvvetlendir... Sonrası malum, hep aklıma takıldı neden Ebu Cehil değil de Hz Ömer, tamam Allahın takdiri ama bir sebebi olmalı diye düşünürdüm, üstelik o dönemde Ebu Cehil müslüman olsa müslümanlara daha fazla yarar sağlardı, yani zenginlik ve nüfuz bakımından Hz Ömer den kat be kat daha iyiydi. Sonra şunu fark ettim, Hz Ömer müşrikliğinde samimiydi yani babası da samimi içten bir putperesmiş kendisi de öyle, halbuki Ebu Cehil içten içe Peygamberimizin doğru söylediğini bilse bile, kibrinden soyunun daha üstün olmasını istemesinden ve diğer sebeplerden dolayı inkar yolunu seçti

İşte bundan dolayı bence iman ve ihlas ayrılmaz bir bütün, ihlası elde etmek en evvela Allahın yardımıyla mümkün yoksa bu nefisle zor, Rabbim hepimize yardım etsin

Çok güzel bir yorum olmuş bu. ⚘

edip 26.12.25 17:15

Alıntı:

Svg Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 694041)
Sözlük anlamı "bir fikre, bir inanca bağlanma; inanma" olan itikadın geniş anlamı nedir? Nasıl sahip olunur? Neler yapılırsa kaybedilir? İtikatsız insan nasıl olur, nasıl davranır?

itikadin tek bir manasi yoktur. dogru itikadin da tek bir manasi yoktur. herkes kendi itikadinin dogru digerlerinin batil oldugunu one surmustur.

nesefi tebsiratul edille'de itikad icin, fiziki baglanmayi ifade eden akd kokunden gelir kalbin baglanmasi ise fiziki olamaz mecazidir o halde kalbin birseyi tasdik etmesi yani rabt-i zihni itikaddir demistir.

molla pezdevi de usuliddin'de nesefi ile ayni gorusu paylasir, kerramiyyenin "itikad fiil degildir teklif edilemez" gorusune karsi olup itikadi kalbi-akli bir baglanma kabul eder.

seyfuddin el-amidi'ye gore itikad, dogru inanctir. fakat delile dayanirsa yakin, taklide dayanirsa zan mahiyetinde olacaktir. Amidiye gore dinen makbul olan itikad, burhana dayali kat'i inanc olmalidir. halkin ekserisinin taklidi imanla mumin sayilmasi hukmen farkli bi merhaleyi gosterir. (ebkarul efkar)

yine nesefi tebsiratul edille'de delile dayanmayan tasdik sadece itikaddir, ilim degildir. dolayisiyla isbati vacib ve nubuvvet hakkindaki delili bilmeyen kimse mumin olamaz gorusunu zikretmistir. bu nesefinin gorusu degildir.

seyfuddin amidi, suphe iki zit ihtimalin mumkun olduguna hukmetmek, ancak bunlardan birinin digerine ustun gelmemesidir, bu ilmin ziddidir demistir.

lugatcilardan ibni faris itikad icin, bir seyin sertlesmesi, katilasmasi, sabit olmasi ve kalbin bir seye sikica baglanmasi der.

mutezilenin buyuklerinden kadi abdulcebbar itikadi bir ipin baglanmasi ve saglamlastirilmasina benzeterek aciklar. kisi bir bilgiye sahip oldugunda kalbi o bilgiye baglandigi icin ona mutekid yani itikad eden denir.

felasifeden farabi'ye gore itikad tasavvur ve tasdik bilgisidir.

basra mutezilesi itikadi icin "ilmin (bilginin) en temel cinsi" oldugunu soyler.

basra mutezilesine gore itikadin genel tanimi, "cehalet, zan, taklit ve kesin bilgi gibi tum zihinsel durumlarin uzerine kuruldugu ortak zemindir"

itikad nazar, irade, kerahet ve zan ile birlikte kalbe ait 5 temel fiilden biridir.

ve kadi abdulcebbar'a gore ilim (bilgi) : "kisinin itikad ettigi seyin gercekten de itikad ettigi gibi olmasi ve bu konuda nefsinin sukun bulmasini saglayan bir itikaddir"

itikadin bilgi saglamasi icin 3 sartin birlesmesi gerektiigini zikrederler.
1. kisinin o seye inanmasi (itikad)
2. inancin vakiaya uygun olmasi
3. kisinin bu inancinda suphe duymayacak kesinlige ulasmasi (sukunu'n-nefs)

bagdat mutezilesi'nden ebul kasim el belhi ilmin bir itikad cesidi olduguna karsi cikar. o diyor ki bilgi bir mana veya itikad dolayisiyla degil bizatihi bilgidir.

ebul huzeyl el-allaf bilginin mutlaka bir itikad olmasi gerektigini reddeder. itikadi bilginin zorunlu bir parcasi olarak gormez.


basra mutezilesi itikadi sonuclarina gore 3e ayirir

1. bilgi: eger itikad gercege tam uygun olursa nefis sukun olursa bu bilgi olur.
2. cehl: eger itikad edilen sey hakikate aykiriysa bu cehalet olur.
3. taklit ve zan: eger bir seye itikad ediliyor ancak bu itikad saglam delillere dayanmiyorsa ve nefsin sukun bulmasina yol acmiyorsa bu itikadin taklit veya zan halidir.

esarilerden imamu'l-haremeyn cuveyni itikad icin delile dayansin dayanmasin kalbin tereddutsuz hukmudur demistir. delile dayanan itikad ilim, delilsiz olan taklit ve zandir demistir.

yine bakillani demistir ki, iman hakikate mutabik kesin tasdiktir bu da dogru itikaddir. kisi dogru tasdik ettiyse bu iman ve itikad delilini bilmese dahi vakiaya mutabik oldugu icin o kisi mumindir. imanda istenen sey kesinliktir, istidlal degildir.

imam gazzali iktisadda, dogru itikad hakikate mutabik olan itikaddir demistir. gercege uygunu ilim, uygun olmayani cehalet ve zan, uygun oldugu halde delilsiz olan taklittir demistir.

imamul musekkikin fahreddin er-razi mealimu usuliddin de, itikad hakikate mutabik kesin hukumdur, delile dayaniyorsa ilim, taklide dayaniyorsa ilim olmayan sahih itikaddir. gercege uymuyorsa cehli murekkebdir demistir.

Svg 26.12.25 17:37

Alıntı:

edip Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 694315)
itikadin tek bir manasi yoktur. dogru itikadin da tek bir manasi yoktur. herkes kendi itikadinin dogru digerlerinin batil oldugunu one surmustur.

nesefi tebsiratul edille'de itikad icin, fiziki baglanmayi ifade eden akd kokunden gelir kalbin baglanmasi ise fiziki olamaz mecazidir o halde kalbin birseyi tasdik etmesi yani rabt-i zihni itikaddir demistir.

molla pezdevi de usuliddin'de nesefi ile ayni gorusu paylasir, kerramiyyenin "itikad fiil degildir teklif edilemez" gorusune karsi olup itikadi kalbi-akli bir baglanma kabul eder.

seyfuddin el-amidi'ye gore itikad, dogru inanctir. fakat delile dayanirsa yakin, taklide dayanirsa zan mahiyetinde olacaktir. Amidiye gore dinen makbul olan itikad, burhana dayali kat'i inanc olmalidir. halkin ekserisinin taklidi imanla mumin sayilmasi hukmen farkli bi merhaleyi gosterir. (ebkarul efkar)

yine nesefi tebsiratul edille'de delile dayanmayan tasdik sadece itikaddir, ilim degildir. dolayisiyla isbati vacib ve nubuvvet hakkindaki delili bilmeyen kimse mumin olamaz gorusunu zikretmistir. bu nesefinin gorusu degildir.

seyfuddin amidi, suphe iki zit ihtimalin mumkun olduguna hukmetmek, ancak bunlardan birinin digerine ustun gelmemesidir, bu ilmin ziddidir demistir.

lugatcilardan ibni faris itikad icin, bir seyin sertlesmesi, katilasmasi, sabit olmasi ve kalbin bir seye sikica baglanmasi der.

mutezilenin buyuklerinden kadi abdulcebbar itikadi bir ipin baglanmasi ve saglamlastirilmasina benzeterek aciklar. kisi bir bilgiye sahip oldugunda kalbi o bilgiye baglandigi icin ona mutekid yani itikad eden denir.

felasifeden farabi'ye gore itikad tasavvur ve tasdik bilgisidir.

basra mutezilesi itikadi icin "ilmin (bilginin) en temel cinsi" oldugunu soyler.

basra mutezilesine gore itikadin genel tanimi, "cehalet, zan, taklit ve kesin bilgi gibi tum zihinsel durumlarin uzerine kuruldugu ortak zemindir"

itikad nazar, irade, kerahet ve zan ile birlikte kalbe ait 5 temel fiilden biridir.

ve kadi abdulcebbar'a gore ilim (bilgi) : "kisinin itikad ettigi seyin gercekten de itikad ettigi gibi olmasi ve bu konuda nefsinin sukun bulmasini saglayan bir itikaddir"

itikadin bilgi saglamasi icin 3 sartin birlesmesi gerektiigini zikrederler.
1. kisinin o seye inanmasi (itikad)
2. inancin vakiaya uygun olmasi
3. kisinin bu inancinda suphe duymayacak kesinlige ulasmasi (sukunu'n-nefs)

bagdat mutezilesi'nden ebul kasim el belhi ilmin bir itikad cesidi olduguna karsi cikar. o diyor ki bilgi bir mana veya itikad dolayisiyla degil bizatihi bilgidir.

ebul huzeyl el-allaf bilginin mutlaka bir itikad olmasi gerektigini reddeder. itikadi bilginin zorunlu bir parcasi olarak gormez.


basra mutezilesi itikadi sonuclarina gore 3e ayirir

1. bilgi: eger itikad gercege tam uygun olursa nefis sukun olursa bu bilgi olur.
2. cehl: eger itikad edilen sey hakikate aykiriysa bu cehalet olur.
3. taklit ve zan: eger bir seye itikad ediliyor ancak bu itikad saglam delillere dayanmiyorsa ve nefsin sukun bulmasina yol acmiyorsa bu itikadin taklit veya zan halidir.

esarilerden imamu'l-haremeyn cuveyni itikad icin delile dayansin dayanmasin kalbin tereddutsuz hukmudur demistir. delile dayanan itikad ilim, delilsiz olan taklit ve zandir demistir.

yine bakillani demistir ki, iman hakikate mutabik kesin tasdiktir bu da dogru itikaddir. kisi dogru tasdik ettiyse bu iman ve itikad delilini bilmese dahi vakiaya mutabik oldugu icin o kisi mumindir. imanda istenen sey kesinliktir, istidlal degildir.

imam gazzali iktisadda, dogru itikad hakikate mutabik olan itikaddir demistir. gercege uygunu ilim, uygun olmayani cehalet ve zan, uygun oldugu halde delilsiz olan taklittir demistir.

imamul musekkikin fahreddin er-razi mealimu usuliddin de, itikad hakikate mutabik kesin hukumdur, delile dayaniyorsa ilim, taklide dayaniyorsa ilim olmayan sahih itikaddir. gercege uymuyorsa cehli murekkebdir demistir.

Teşekkür ederim :)


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 22:07.

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.

havasokulu1.com


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148