Havas Okulu

Havas Okulu (https://www.havasokulu1.com/)
-   Sorularınız (https://www.havasokulu1.com/sorulariniz/)
-   -   Yunus Emre sakalsız mıydı? (https://www.havasokulu1.com/sorulariniz/103140-yunus-emre-sakalsiz-miydi.html)

Nani 22.01.26 20:18

Yunus Emre sakalsız mıydı?
 
Yunus Emre sakalsız mıydı?
Köse de değil bıyığı var.

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Svg 22.01.26 20:59

1200'lü yılların ortasında doğmuş biri. O zamanlar sakalsız olduğunu sanmıyorum. Fakat çoğu resimde hep sakalsız. Sadece bıyığı var.

imas 23.01.26 13:24

Alıntı:

Svg Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 696793)
1200'lü yılların ortasında doğmuş biri. O zamanlar sakalsız olduğunu sanmıyorum. Fakat çoğu resimde hep sakalsız. Sadece bıyığı var.

1200 lü yıllarda zaten insan figürü çizmek yoktu, yunus Emre'nin resmini baxı rivayetletden esinlenerek münif fehim çizmiştir
ayrıca 1 tane yunus emre yoktur, çok sayıda yunus emre vardır , bu resim büyük ihtimal kul yunus un resmidir ...

Svg 23.01.26 13:47

Alıntı:

imas Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 696852)
1200 lü yıllarda zaten insan figürü çizmek yoktu, yunus Emre'nin resmini baxı rivayetletden esinlenerek münif fehim çizmiştir
ayrıca 1 tane yunus emre yoktur, çok sayıda yunus emre vardır , bu resim büyük ihtimal kul yunus un resmidir ...

Kul Yunus kim?
Risaletü'n-Nushiyye'nin yazarı olan değil mi bu Yunus Emre?

imas 23.01.26 13:53

Alıntı:

Svg Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 696853)
Kul Yunus kim?
Risaletü'n-Nushiyye'nin yazarı olan değil mi bu Yunus Emre?

yunus, kul yunus, yunus emre, yunus emrem, aşık yunus vs. vs.
bahsettiğin kitapta yunus emreye ait

Yusufiyeli 23.01.26 15:39

Alıntı:

Nani Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 696786)
Yunus Emre sakalsız mıydı?
Köse de değil bıyığı var.

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

İslami dönem Türk kültürü, bilindiği gibi pek çok önemli şahsiyet yetiştirmiş olup bunların her biri bu kültüre önemli katkılar sağlayarak bize kadar intikaline vesile olmuşlardır. Bu katkılar çok değişik kültür alanlarında meydana gelmiştir ki, tasavvuf bunlardan yalnızca biridir. Yunus Emre de her şeyden önce bir mutasavvıftır. Türk tarihinde Ahmed Yesevi’den başlayarak çeşitli zaman ve mekanlarda yaşamış ve kendinden sonraki dönemleri önemli ölçüde etkilemiş büyük sufiler yetişmiştir. Bunlar arasında bugün evrensel boyutlara ulaşabilenleri de vardır ve Yunus Emre de bunlardan biridir.Ne var ki, Yunus Emre’nin böyle bir boyut kazanması nisbeten çok yeni bir olaydır. Bilindiği gibi o, 20. yüzyılın başlarında keşfedilmiştir. Oysa Yunus Emre 13. yüzyılın son yarısı ile, 14. yüzyılın ilk çeyreği içinde yaşamış ve eser vermiş bir şahsiyettir. Onu altıyüz yıllık Osmanlı dönemi sufi geleneğinin inhisarından çıkarıp ilmin aydınlığına kavuşturma şerefi, bilindiği üzere, merhum Fuad Köprülü’ye aittir. O, 20. yüzyılın başlarında, malum siyasi ve kültürel gelişmeler sonucu Osmanlı İmparatorluğu’nda İttihad ve Terakki yönetimi ile üstünlük kazanan Türkçülük akımının ve Ziya Gökalp sosyolojisinin tesiriyle ilmi çalışmalarını yüksek zümre sufiliğinin değil, halk sufiliğinin araştırılmasına hasretmiş ve ünlü kitabı Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar’ı (İstanbul 1918) böyle bir ortamda hazırlamaya başlamıştı. O Yunus Emre’yi, bizzat kendi ifadesiyle “İslam sufiliği ile Türk zevkinin sentezini yapan Ahmed Yesevi” mektebinin Anadolu’daki en önemli temsilcisi olarak görmüş ve adı geçen eserinde onu bu çerçevede ele alarak ilim alemine tanıtmıştır. Ondan sonra da merhum Burhan Toprak ve merhum Abdülbaki Gölpınarlı ile daha da gelişip derinleşen Yunus Emre araştırmaları günümüze kadar sürüp gelmiş ve bundan böyle de sürüp gideceğe benzemektedir.Bu yetmiş küsur yıllık süre içinde Yunus Emre’ye dair kitap ve makale olarak, ilmi ve popüler seviyede birtakım eserler yayınlandı; Milletlerarası ve Türkiye çapında defalarca Yunus Emre sempozyumları, kutlama törenleri vs. düzenlendi, düzenlenmekte ve düzenlenmeye devam edilecektir. Farklı kültür anlayış ve çevrelerinden, farklı ideolojilerden pek çok profesyonel veya amatör araştırıcı Yunus Emre’yi, daha doğrusu kendi Yunus Emre’sini, başka bir deyişle, Yunus Emre elbisesi giydirilmiş kendi düşünce ve yorumlarını anlattı, yazdı; yazmakta ve yazacaktır.

Koca 26.02.26 20:49

Merhabâ cânlar :)
Bir Babâî 'Alevîsi olan Yûnus Emrenin(Niyâzımız ona ola!) bıyığının da,sakalının da olmadığı kesindir.Neden?Çün kim Babâîlik,en koyu Bâtinî 'Alevîlik olan Kalenderiyyenin kollarından biridir ve Kalenderiyyenin muntesibleri ''Çehâr Darb(چهار ضرب)'' yaparlar.''Çehâr(چهار)'' sözcüğü Fârsçadır,''Dört'' demektir,''Saç,sakal,kaş,bıyık'' kasd eder.''Darb(ضرب)'' sözcüğü 'Arabcadır,''Vuruş'' demektir,''Saçı,sakalı,kaşı,bıyığı kesmek'' kasd eder.Murîd Yûnus Emrenin ve Şeyh Tapduk Emrenin Babâî 'Alevîlerinden oldukları bilgisi,'Abdulbâkî Gölpınarlı ve Muhammed Fû'âd Köprülü dayanaklıdır.
Saygılar,sevgiler cânlar :)
Allâh eyvallâh :) Hakk eyvallâh :)

imas 26.02.26 23:07

Alıntı:

Koca Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 700291)
Merhabâ cânlar :)
Bir Babâî 'Alevîsi olan Yûnus Emrenin(Niyâzımız ona ola!) bıyığının da,sakalının da olmadığı kesindir.Neden?Çün kim Babâîlik,en koyu Bâtinî 'Alevîlik olan Kalenderiyyenin kollarından biridir ve Kalenderiyyenin muntesibleri ''Çehâr Darb(چهار ضرب)'' yaparlar.''Çehâr(چهار)'' sözcüğü Fârsçadır,''Dört'' demektir,''Saç,sakal,kaş,bıyık'' kasd eder.''Darb(ضرب)'' sözcüğü 'Arabcadır,''Vuruş'' demektir,''Saçı,sakalı,kaşı,bıyığı kesmek'' kasd eder.Murîd Yûnus Emrenin ve Şeyh Tapduk Emrenin Babâî 'Alevîlerinden oldukları bilgisi,'Abdulbâkî Gölpınarlı ve Muhammed Fû'âd Köprülü dayanaklıdır.
Saygılar,sevgiler cânlar :)
Allâh eyvallâh :) Hakk eyvallâh :)

tapduk emre mevlevi bektaşi idi, mürşit silsilesinde barak baba, sarı saltuk ve şeyh ahmed yesevi ye kadar gitmektedir

HâmûŞî 26.02.26 23:19

Paylaştığınız bilgilerde temas edilen bazı hususlar kıymetlidir; özellikle Kalenderiyye’de görülen çehâr-darb uygulamasının tarihî bir vakıa olduğu malumdur. Ancak buradan hareketle Yûnus Emre’nin sakal ve bıyığının kesin olarak olmadığı hükmüne varmak ilmî açıdan ihtiyat gerektirir.

Zira mevcut tarihî kaynaklara baktığımızda:

Yunus Emre’nin biyografisi kesin çizgilerle sabit değildir.
Yunus Emre’nin hayatına dair bilgilerimiz menkıbevî rivayetlerle karışıktır. Hayatının tüm safhaları ve zâhirî görünümü hakkında kat‘î tarihî vesika yoktur. Bu sebeple “kesindir” ifadesi ilmî literatürde genellikle kullanılmaz.

Babâîlik – Kalenderiyye irtibatı meselesi tartışmalıdır.
Köprülü ve Gölpınarlı bazı tasavvufî akımlar arasında etkileşimlere işaret ederler; ancak bu, Yunus Emre’nin doğrudan Kalenderî pratiğini (çehâr darb gibi) uyguladığını kesinleştirmez. Babâî çevrelerle temas ihtimali konuşulur, fakat bu doğrudan kimlik tespiti değildir.

Çehâr-darb her mensuba genellenemez.
Kalenderî zümrelerde yaygın olmakla birlikte, bu uygulamanın bütün bağlılara istisnasız tatbik edildiğini söylemek de tarihçiler arasında ihtiyatla karşılanır. Ayrıca Yunus Emre’nin Anadolu’daki tasavvufî çizgisi daha çok Yesevî–Melâmî–Anadolu irfanı hattında değerlendirilir.

Görsel tasvir meselesi tarihî değil, temsîlidir.
Yunus Emre’ye nispet edilen sakallı veya sakalsız resimlerin hiçbiri çağdaşı değildir; tamamı çok sonraki hayalî tasvirlerdir. Dolayısıyla buradan fizikî kesinlik çıkarmak zaten metodolojik olarak mümkün değildir.

Netice olarak:
– Ancak Yunus Emre’nin sakal ve bıyığının olmadığı kesin tarihî bilgi değildir, yorum ve ihtimal seviyesindedir.

En sağlıklı ilmî tavır, bu tür konularda “kesindir” demek yerine “bazı araştırmacılara göre…” kaydıyla konuşmaktır. Sürç-i lisan ettiysek ehli olan kardeşler tashih buyursun.

Koca 27.02.26 07:43

Alıntı:

imas Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 700304)
tapduk emre mevlevi bektaşi idi, mürşit silsilesinde barak baba, sarı saltuk ve şeyh ahmed yesevi ye kadar gitmektedir

Gün aydın,kolay gelsin :)
Evet,murşid silsileleri Şeyh 'Ahmed Yesevîye(Niyâzım ona ola!) dek gitmektedir.
Tapduk Emre bir Mevlevî ve Bektâşî değil idi ancak Babâî ve Haydarî şeyhi olduğu elimizde kim kaynakçaya dayanarak kesindir.
Allâh eyvallâh :) Hakk eyvallâh :)

Koca 27.02.26 07:55

Merhabâ cânlar :)
''Kesinlik/Kat'iyet'' gayri 'ilmî,gayri hikmetî değildir bi'l-'akis 'ilmîdir,hikmetîdir.Bu bir yorum değildir,bu bir olasılık değildir.Kalenderiyyenin bütün zumreleri çehâr darb yapmışlardır.Kalenderiyyeyi öğrenmek,bilmek için 2012 yılında,Paris'de yayınlanmış olan ''Michel Boivin-Le soufisme antinomien dans le sous-continent indien.La`l Shahbâz Qalandar et sa tradition'' adlı kitâbı muhakkak okumanızı öneririm.
Allâh eyvallâh :) Hakk eyvallâh :)

HâmûŞî 27.02.26 13:21

Alıntı:

Koca Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 700324)
Merhabâ cânlar :)
''Kesinlik/Kat'iyet'' gayri 'ilmî,gayri hikmetî değildir bi'l-'akis 'ilmîdir,hikmetîdir.Bu bir yorum değildir,bu bir olasılık değildir.Kalenderiyyenin bütün zumreleri çehâr darb yapmışlardır.Kalenderiyyeyi öğrenmek,bilmek için 2012 yılında,Paris'de yayınlanmış olan ''Michel Boivin-Le soufisme antinomien dans le sous-continent indien.La`l Shahbâz Qalandar et sa tradition'' adlı kitâbı muhakkak okumanızı öneririm.
Allâh eyvallâh :) Hakk eyvallâh :)

Haklısınız “kitabı inceleyip veriye göre” konuşmak gerekir. Michel Boivin’in çalışması (La‘l Shahbâz Qalandar geleneği üzerinden Hint alt-kıtası Qalandarîliği / antinomian sufîlik) bu sahayı ciddi biçimde ele alıyor; ancak buradan “Kalenderiyye’nin bütün zümreleri mutlaka çehâr-darb yapmıştır” şeklinde kat’î-genel bir hüküm çıkarmak yine de metodik olarak zor.

Boivin’in kitabı, “özellikle Hint alt-kıtası Qalandar geleneğini” derinleştiriyor. Boivin’in çalışmasına dair akademik değerlendirme, Qalandarların kurumsallaşmaya direnç ve sonradan kurumsallaşma/normalleşme gerilimi gibi meseleleri merkeze alıyor. Bu, Qalandarî pratiğin zaman-mekân ve çevrelere göre değişkenlik gösterebildiğini zaten ima eder.

Çehâr-darbın Kalenderîlikte güçlü bir alamet olduğunu kabul etsek bile, bir şahıs hakkında “kesindir sakalsızdı/bıyıksızdı” demek için doğrudan biyografik/çağdaş kayıt gerekir. Yunus Emre tasvirleri zaten çok geç dönem, temsîlî ve standart değildir; dolayısıyla genel bir tarikat pratiğinden şahsa “kesin” geçiş, tarihçilikte riskli kalır.
Sürç-i lisan olduysa ehli tashih eder. @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Koca 27.02.26 13:37

Alıntı:

HÂMÛŞÎ Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 700351)
Haklısınız “kitabı inceleyip veriye göre” konuşmak gerekir. Michel Boivin’in çalışması (La‘l Shahbâz Qalandar geleneği üzerinden Hint alt-kıtası Qalandarîliği / antinomian sufîlik) bu sahayı ciddi biçimde ele alıyor; ancak buradan “Kalenderiyye’nin bütün zümreleri mutlaka çehâr-darb yapmıştır” şeklinde kat’î-genel bir hüküm çıkarmak yine de metodik olarak zor.

Boivin’in kitabı, “özellikle Hint alt-kıtası Qalandar geleneğini” derinleştiriyor. Boivin’in çalışmasına dair akademik değerlendirme, Qalandarların kurumsallaşmaya direnç ve sonradan kurumsallaşma/normalleşme gerilimi gibi meseleleri merkeze alıyor. Bu, Qalandarî pratiğin zaman-mekân ve çevrelere göre değişkenlik gösterebildiğini zaten ima eder.

Çehâr-darbın Kalenderîlikte güçlü bir alamet olduğunu kabul etsek bile, bir şahıs hakkında “kesindir sakalsızdı/bıyıksızdı” demek için doğrudan biyografik/çağdaş kayıt gerekir. Yunus Emre tasvirleri zaten çok geç dönem, temsîlî ve standart değildir; dolayısıyla genel bir tarikat pratiğinden şahsa “kesin” geçiş, tarihçilikte riskli kalır.
Sürç-i lisan olduysa ehli tashih eder. @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Öncelik ile kitâbı oku.Bu kitâb Türkiya Türkçesine çevrildi mi bilmiyorum.Ben Fıransezcesinden okudum.Michel Boivin bu kitâbında yalnız Hind alt kit'asını incelemiyor.Bir kişi Kalenderî ise(Kangı dalından olur ise olsun) kesinlik ile ''Çehâr Darb'' yapar.

imas 27.02.26 14:00

Alıntı:

HÂMÛŞÎ Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 700351)
Haklısınız “kitabı inceleyip veriye göre” konuşmak gerekir. Michel Boivin’in çalışması (La‘l Shahbâz Qalandar geleneği üzerinden Hint alt-kıtası Qalandarîliği / antinomian sufîlik) bu sahayı ciddi biçimde ele alıyor; ancak buradan “Kalenderiyye’nin bütün zümreleri mutlaka çehâr-darb yapmıştır” şeklinde kat’î-genel bir hüküm çıkarmak yine de metodik olarak zor.

Boivin’in kitabı, “özellikle Hint alt-kıtası Qalandar geleneğini” derinleştiriyor. Boivin’in çalışmasına dair akademik değerlendirme, Qalandarların kurumsallaşmaya direnç ve sonradan kurumsallaşma/normalleşme gerilimi gibi meseleleri merkeze alıyor. Bu, Qalandarî pratiğin zaman-mekân ve çevrelere göre değişkenlik gösterebildiğini zaten ima eder.

Çehâr-darbın Kalenderîlikte güçlü bir alamet olduğunu kabul etsek bile, bir şahıs hakkında “kesindir sakalsızdı/bıyıksızdı” demek için doğrudan biyografik/çağdaş kayıt gerekir. Yunus Emre tasvirleri zaten çok geç dönem, temsîlî ve standart değildir; dolayısıyla genel bir tarikat pratiğinden şahsa “kesin” geçiş, tarihçilikte riskli kalır.
Sürç-i lisan olduysa ehli tashih eder. @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

fatih istanbulu fethedip surlardan giriş yaparken kilisede rahipler melekler erkekmidir dişimidir tartışıp konuşuyorlardı,
şimdi burada yunus emre sakaklımıydı bıyıklımıydı , farsca cehar darb yani sakalı saçı bıyığı kesermiydi kesmezmiydiyi tartışmak işte bizi o rahiplerin durumuna sokuyor, sakalı olsa ne olur olmazsa ne olur, bıyığı olmszda ne olur olursa ne olur, bu boşa zaman harcamaktır, en kıymetli emanete hıyanettir,
ayrıca şu Fransız bunu yazmış, bu arap bunu yazmış, şu iranlı bunu yazmış bunların hepsi boş , kılık kıyafet için yazılanların tamamı hayali ve ispatsızdır,
daha yunusunda tapduk emreninde doğum ve ölüm tarihleri tam belli değilken , sakalı vardı yoktu bununla uğraşmak beyhude zaman harcamaktır

imas 27.02.26 14:08

Alıntı:

HÂMÛŞÎ Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 700351)
Haklısınız “kitabı inceleyip veriye göre” konuşmak gerekir. Michel Boivin’in çalışması (La‘l Shahbâz Qalandar geleneği üzerinden Hint alt-kıtası Qalandarîliği / antinomian sufîlik) bu sahayı ciddi biçimde ele alıyor; ancak buradan “Kalenderiyye’nin bütün zümreleri mutlaka çehâr-darb yapmıştır” şeklinde kat’î-genel bir hüküm çıkarmak yine de metodik olarak zor.

Boivin’in kitabı, “özellikle Hint alt-kıtası Qalandar geleneğini” derinleştiriyor. Boivin’in çalışmasına dair akademik değerlendirme, Qalandarların kurumsallaşmaya direnç ve sonradan kurumsallaşma/normalleşme gerilimi gibi meseleleri merkeze alıyor. Bu, Qalandarî pratiğin zaman-mekân ve çevrelere göre değişkenlik gösterebildiğini zaten ima eder.

Çehâr-darbın Kalenderîlikte güçlü bir alamet olduğunu kabul etsek bile, bir şahıs hakkında “kesindir sakalsızdı/bıyıksızdı” demek için doğrudan biyografik/çağdaş kayıt gerekir. Yunus Emre tasvirleri zaten çok geç dönem, temsîlî ve standart değildir; dolayısıyla genel bir tarikat pratiğinden şahsa “kesin” geçiş, tarihçilikte riskli kalır.
Sürç-i lisan olduysa ehli tashih eder. @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

kitaplara ulaşması zor kişiler için
TDV İslam ansiklopedisinde YUNUS EMRE bölümünde etraflıca bilgi var

HâmûŞî 27.02.26 14:14

Alıntı:

imas Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 700364)
fatih istanbulu fethedip surlardan giriş yaparken kilisede rahipler melekler erkekmidir dişimidir tartışıp konuşuyorlardı,
şimdi burada yunus emre sakaklımıydı bıyıklımıydı , farsca cehar darb yani sakalı saçı bıyığı kesermiydi kesmezmiydiyi tartışmak işte bizi o rahiplerin durumuna sokuyor, sakalı olsa ne olur olmazsa ne olur, bıyığı olmszda ne olur olursa ne olur, bu boşa zaman harcamaktır, en kıymetli emanete hıyanettir,
ayrıca şu Fransız bunu yazmış, bu arap bunu yazmış, şu iranlı bunu yazmış bunların hepsi boş , kılık kıyafet için yazılanların tamamı hayali ve ispatsızdır,
daha yunusunda tapduk emreninde doğum ve ölüm tarihleri tam belli değilken , sakalı vardı yoktu bununla uğraşmak beyhude zaman harcamaktır

Aslında ben de işin özünde sizin işaret ettiğiniz noktaya yakınım. Meseleyi büyütme niyetinde değilim. Ancak önceki ifadelerde hükmün çok kat’î kurulması, bilmeyen kardeşler nezdinde “tartışmasız ve icmâ edilmiş bir mesele” gibi anlaşılabilir endişesi doğurduğu için usûl açısından bir çerçeve çizme ihtiyacı hissettim.

Zira ilim ehli genelde böyle konularda iki şeyi birlikte gözetir:
Birincisi, tarihî veriyi inkâr etmez;
ikincisi ise ihtilaflı alanlarda kat’iyet dilini ihtiyatla kullanır.

Benim maksadım da tam olarak buydu: ne meseleyi büyütmek ne de sûret tartışmasına saplanmak; sadece hüküm kurulurken kullanılan dilin daha muhkem ve ihtiyatlı olması gerektiğini hatırlatmaktı.

Yoksa hepimizin bildiği gibi yolun özü sûrette değil, sîrettedir.

Sürç-i lisan olduysa affola. Doğrusunu Allah bilir.

Koca 27.02.26 14:18

😯😯😯😯😯
Yâ 'Alîm Yâ Hakîm.

Svg 27.02.26 15:20

Yaw sakalı olsa ne olmasa ne... Ölmüş gitmiş. Allah rahmet etsin. Tartışacak başka şey yokmuymuş?

Koca 27.02.26 15:28

Alıntı:

Svg Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 700374)
Yaw sakalı olsa ne olmasa ne... Ölmüş gitmiş. Allah rahmet etsin. Tartışacak başka şey yokmuymuş?

koptum
Necesin,ne yapıyorsun Sevgi cânım?

Svg 27.02.26 15:55

Alıntı:

Koca Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 700375)
koptum
Necesin,ne yapıyorsun Sevgi cânım?

Bilmiyorum bilmiyorum :(

madboyali 27.02.26 20:36

Alıntı:

Nani Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 696786)
Yunus Emre sakalsız mıydı?
Köse de değil bıyığı var.

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

bir şeyi merak edip sormuşunuzda,

sakallı olması neyi değiştirir, olmaması neyi değiştirir.


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 19:27.

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.

havasokulu1.com


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148