Havas Okulu

Havas Okulu (https://www.havasokulu1.com/)
-   Sorularınız (https://www.havasokulu1.com/sorulariniz/)
-   -   ilmû-l huruf ve Hadim ilişkisi (https://www.havasokulu1.com/sorulariniz/103548-ilmu-l-huruf-ve-hadim-iliskisi.html)

BAKARA 06.03.26 15:09

ilmû-l huruf ve Hadim ilişkisi
 
Esselamu aleyküm verahmetullah.

Kıymetli üstadım ve hocalarım.
@[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
Hocalarım sizlere sualim şudur :
Her harfin bir müvekkili hadimi hizmetkarı görevlisi vardır denir?
Yıllardır merak içinde olduğum bu soruyu açıklayıcı ve güzel bir lisanla sizlere bir kez daha danışmak istiyorum.
Bu varlık o harflere neyle/nasıl/ne şekilde hadim oluyor? Nasıl bağlanıyor?
İnsanların oluşturduğu bir takım semboller nasıl olurda bir görevli cin hizmetkara sahip olur. Bu hususta beni aydınlatırsanız çok memnun olacağım.

imas 06.03.26 15:27

kuranın kendisinin ,kurandaki her her surenin her ayetin her harfin ( arapçadaki her harfin değil), harflerdeki harekelerin harflerin üstünde ve altındaki noktaların bile görevlileri var, o görevlileri oraya atayan Kuranı azimüşşanın sahibidir,
O ' ki örümceğin bacağındaki, sineğin kanadındaki kılcal damarı yaratandır...

HâmûŞî 06.03.26 16:55

Alıntı:

BAKARA Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 701137)
Esselamu aleyküm verahmetullah.

Kıymetli üstadım ve hocalarım.
@[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
Hocalarım sizlere sualim şudur :
Her harfin bir müvekkili hadimi hizmetkarı görevlisi vardır denir?
Yıllardır merak içinde olduğum bu soruyu açıklayıcı ve güzel bir lisanla sizlere bir kez daha danışmak istiyorum.
Bu varlık o harflere neyle/nasıl/ne şekilde hadim oluyor? Nasıl bağlanıyor?
İnsanların oluşturduğu bir takım semboller nasıl olurda bir görevli cin hizmetkara sahip olur. Bu hususta beni aydınlatırsanız çok memnun olacağım.

Sevgili kardeşim,

Kur’an’ın hiçbir cüzü başıboş bırakılmamıştır; her harf bir hikmet üzere, her âyet bir vazife üzere, her sûre bir sır üzere yerleştirilmiştir. Biz bunun tafsilatını tek tek kuşatamayız; ama biliriz ki kelâmullahın her parçası sahibinin emriyle kaimdir. Harflerin şerefi de buradan gelir, melekî âlemle bağı da buradan gelir. Zira bu kelâm yeryüzünde okunur; fakat aslı ulvîdir, tesiri ulvîdir, şahitliği ulvîdir.

Kur’an’ın harfinde sır vardır, tertibinde hikmet vardır, tilâvetinde feyiz vardır, etrafında melekî şahitlik vardır.

BAKARA 06.03.26 17:56

Alıntı:

imas Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 701143)
kuranın kendisinin ,kurandaki her her surenin her ayetin her harfin ( arapçadaki her harfin değil), harflerdeki harekelerin harflerin üstünde ve altındaki noktaların bile görevlileri var, o görevlileri oraya atayan Kuranı azimüşşanın sahibidir,
O ' ki örümceğin bacağındaki, sineğin kanadındaki kılcal damarı yaratandır...

Şimdi kavradım hocam meseleyi.
Önemli olan dil ve alfabe değil o dili ve harfleri kutsallaştıran şey. Arap harflerinin önemi kuranın Arapça inmesiyle alakalı, ibranicenin önemi Tevrat’ın yada incilin (o kadarına vakıf değilim) ibranice inmesiyle alakalıdır. Süryanicenin önemide her halde gelen peygamberlere ayetler inmesi falan. Bende insanlar varlıkları görevlendiriyor sanıyordum ama o da bana imkansız gibi geliyordu. Allah ilminizi daim etsin efendim. Sağolun varolun.

BAKARA 06.03.26 18:10

Alıntı:

HÂMÛŞÎ Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 701147)
Sevgili kardeşim,

Kur’an’ın hiçbir cüzü başıboş bırakılmamıştır; her harf bir hikmet üzere, her âyet bir vazife üzere, her sûre bir sır üzere yerleştirilmiştir. Biz bunun tafsilatını tek tek kuşatamayız; ama biliriz ki kelâmullahın her parçası sahibinin emriyle kaimdir. Harflerin şerefi de buradan gelir, melekî âlemle bağı da buradan gelir. Zira bu kelâm yeryüzünde okunur; fakat aslı ulvîdir, tesiri ulvîdir, şahitliği ulvîdir.

Kur’an’ın harfinde sır vardır, tertibinde hikmet vardır, tilâvetinde feyiz vardır, etrafında melekî şahitlik vardır.

Hocam bir de göklerdeki ahalinin hep indirilen kitapların dilinde konuştukları söylenir.
İncil ibranice indirildiğinde gök ehli de ibranice konuşmaya başlamış sonra kuran Arapça indirilince bu seferde Arapça konuşmaya başlamışlar. Ve son kitap Arapça indirildiği için kıyamete kadarda Arapça konuştukları tahmin ediliyor. Bu be kadar doğrudur?
Vede insan oğlu ilk yaratıldığında yada hatta insanlar yokken melekler ve cinler hangi dili konuşuyordu? Bir bilginiz varmı?
Cinlerin kendi aralarında konuştuğu değişik tuhaf bir dil var o dilmi kullanılıyordu acaba?

HâmûŞî 06.03.26 18:24

Sevgili kardeşim, Bu bahislerde en emniyetli yol, zanna değil ölçüye dayanarak konuşmaktır. Bildiğimiz kadarıyla vahiy, peygamberlere kendi kavimlerinin diliyle gelmiştir; Kur’an’ın bize açıkça öğrettiği kısım budur. Lakin gök ehlinin, meleklerin yahut cennet ehlinin indirilen her kitaba göre dil değiştirdiğine dair elimizde sahih ve güvenilir bir delil yoktur. Aynı şekilde, insan daha yaratılmadan önce meleklerin ve cinlerin hangi dili konuştuğunu bize kesin olarak bildiren bir nas da mevcut değildir. Kur’an, gayb âleminin konuşma düzenini tafsil etmez; sadece cinlerin kendi aralarında bir hitap ve idrak sahibi olduklarını anlamamıza yetecek kadar işaret verir. Bunun ötesinde “şu dil odur” yahut “böyleydi” diye kesin hüküm vermek, ilimden çok zanna yaklaşır.

Bu sebeple edepli söz şudur: Bu meselede kesin ve sahih bilgi iddiasında bulunulmaz. Gaybın tafsilatı, Allah’ın ilmindedir. Bize düşen, vahyin bildirdiği yerde konuşmak, bildirmediği yerde ise haddimizi bilip susmaktır. Nice mesele vardır ki insanı hayrete düşürür; lakin her hayret, hüküm vermeyi gerektirmez. Böyle yerlerde en selametli cevap yine odur: Allahu a‘lem.

BAKARA 06.03.26 21:06

Alıntı:

HÂMÛŞÎ Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 701153)
Sevgili kardeşim, Bu bahislerde en emniyetli yol, zanna değil ölçüye dayanarak konuşmaktır. Bildiğimiz kadarıyla vahiy, peygamberlere kendi kavimlerinin diliyle gelmiştir; Kur’an’ın bize açıkça öğrettiği kısım budur. Lakin gök ehlinin, meleklerin yahut cennet ehlinin indirilen her kitaba göre dil değiştirdiğine dair elimizde sahih ve güvenilir bir delil yoktur. Aynı şekilde, insan daha yaratılmadan önce meleklerin ve cinlerin hangi dili konuştuğunu bize kesin olarak bildiren bir nas da mevcut değildir. Kur’an, gayb âleminin konuşma düzenini tafsil etmez; sadece cinlerin kendi aralarında bir hitap ve idrak sahibi olduklarını anlamamıza yetecek kadar işaret verir. Bunun ötesinde “şu dil odur” yahut “böyleydi” diye kesin hüküm vermek, ilimden çok zanna yaklaşır.

Bu sebeple edepli söz şudur: Bu meselede kesin ve sahih bilgi iddiasında bulunulmaz. Gaybın tafsilatı, Allah’ın ilmindedir. Bize düşen, vahyin bildirdiği yerde konuşmak, bildirmediği yerde ise haddimizi bilip susmaktır. Nice mesele vardır ki insanı hayrete düşürür; lakin her hayret, hüküm vermeyi gerektirmez. Böyle yerlerde en selametli cevap yine odur: Allahu a‘lem.

Verdiğiniz cevap yine tam yerinde ve yeterli oldu.
Çok sağolun teşekkür ederim.
Hocam ben biraz fazla sorguluyorum sanırım.
Bazen haddimin dışına çıkıyormuş gibi hissediyorum. Lakin her şeyi bilmek istiyorum.
Sizlerin bilgilerinden istifade etmek istiyorum
Lakin Bazen biraz ayarı kaçırıyorum.

HâmûŞî 07.03.26 00:09

Alıntı:

BAKARA Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 701169)
Verdiğiniz cevap yine tam yerinde ve yeterli oldu.
Çok sağolun teşekkür ederim.
Hocam ben biraz fazla sorguluyorum sanırım.
Bazen haddimin dışına çıkıyormuş gibi hissediyorum. Lakin her şeyi bilmek istiyorum.
Sizlerin bilgilerinden istifade etmek istiyorum
Lakin Bazen biraz ayarı kaçırıyorum.

Estağfurullah kardeşim, sorgulamak tek başına kusur değildir; insanı aşıran şey çoğu zaman soru sorması değil, sorarken ölçüyü kaybetmesidir. Her şeyi bilmek istemek de nefsin değil, bazen hakikati arayan kalbin yorucu tarafıdır. Lakin bu yolda en güzel denge, merakı edep ile taşımaktır. Bilmek istemek güzeldir; fakat her kapının bir vakti, her bahsin bir ehli, her bilginin de bir taşıma miktarı vardır. İnsan bazen bunu ararken ayarı kaçırdığını fark ediyorsa, bu da hâlâ murakabenin diri olduğuna işarettir. Asıl korkulacak hâl, haddini aşmak değil; aştığını hiç fark etmemektir. Rabbim merakınızı faydalı ilme, sorgunuzu da hikmete vesile kılsın. İstifade niyetiniz baki oldukça, bu hâl kusurdan çok terbiye edilmeyi bekleyen bir iştiyaktır.

BAKARA 07.03.26 08:48

Alıntı:

HÂMÛŞÎ Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 701187)
Estağfurullah kardeşim, sorgulamak tek başına kusur değildir; insanı aşıran şey çoğu zaman soru sorması değil, sorarken ölçüyü kaybetmesidir. Her şeyi bilmek istemek de nefsin değil, bazen hakikati arayan kalbin yorucu tarafıdır. Lakin bu yolda en güzel denge, merakı edep ile taşımaktır. Bilmek istemek güzeldir; fakat her kapının bir vakti, her bahsin bir ehli, her bilginin de bir taşıma miktarı vardır. İnsan bazen bunu ararken ayarı kaçırdığını fark ediyorsa, bu da hâlâ murakabenin diri olduğuna işarettir. Asıl korkulacak hâl, haddini aşmak değil; aştığını hiç fark etmemektir. Rabbim merakınızı faydalı ilme, sorgunuzu da hikmete vesile kılsın. İstifade niyetiniz baki oldukça, bu hâl kusurdan çok terbiye edilmeyi bekleyen bir iştiyaktır.

Allah razı olsun hocam.
Rabbim ilimlerinden ilim versin
Yazdıklarınızda yine bir ilim bir hikmet görünüyor.


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 11:33.

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.

havasokulu1.com


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148