![]() |
insanlara büyü yaparak zulmeden zalimler, kâfirler cezasını bu dünyada görür mü?
İnsanlara büyü yaparak zulmeden onların kötülüğünü isteyen şeytanlaşmış insanlar cezasını bu dünyada da çeker mi acaba yaşanmış ibretlik bir olay varmı ?
|
Hiç sanmıyorum. Bu dünya kötülerin yeri. Boşuna dememişler kötüye birşey olmaz diye.
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
Hadisi Şerif’ten yola çıkarak; Kötülüğü elimizle,(Öncelikle fiili müdahale) buna güç yetmezse sözlü uyarı (dil ile), buna da imkân yoksa kalben buğz (karşı çıkma). Halkın yada büyüye maruz kalmış kişilerin,kısas hükmünde bu büyücülere fiili müdahale ederek kötek-dayak yolu ile cezalandırmasına seriat hukukunda cevaz varmıdır ? Büyücüyü dövdük diye vebale girer miyiz ? Alıntı:
Günümüzde bunu uygulayacak kanun olmadığı için büyü yolu ile zulme uğramış insanlar mağdur oluyor.. |
Alıntı:
Şer‘î usule göre doğru yol, suçu ehil merciye taşımak, delili orada ortaya koymak ve hükmü yetkili makamın vermesini beklemektir |
Alıntı:
Büyü yaptıran bu dünyada bedelini ödermi? Evet öder lakin bunda senin rolün çok büyüktür. Eğer yapılan büyüyü bozup işine bakarsan onların cezası ahirete kalır. Ve asla uslanmazlar yenisini yaparlar onuda bozarsan bir daha yaparlar sonra bir daha . Böyle böyle ömrünüz o insanların yaptığı büyüyle savaşmakla geçer. Ama eğer yapılan büyüyü yapana çevirirseniz kendi eliyle yaptığı kendi başına gelince uslanacak bir daha yapmaya korkacaktır. Büyüye büyüyle karşılık vermek; Kebahir günahlara o büyücü gibi seninde bulaşmış olman , onun ahiretini yaktığı gibi seninde ahiretini yakman demektir. Ama yapılanı yapana çevirmen kendini savunman için caizdir. Zira ortada yeni bir büyü olmadığı gibi kişi kendi isteğiyle karşıdakine zarar vermeyip karşıdakinin kendi yaptığı hata yüzünden zarar görmesi nedeniyle Büyüyü yapana çeviren kafirlerden olmaz. Başımıza gelen bir şeyi anlatayım. Babaannem:/ ona eltileri tarafından çok büyü yapıldı. Hatta yalnızca ona değil anne babama halam ve enişteme kadar herkese. Ölüm büyüleri, domuz yağları, ölü toprakları muskalar vidalar iğneler okunmuş yedirilip içirilen büyüler gömülenler yakılanlar çok ve çok fazla. Babaannem istese onların yaptığı bu hata nedeniyle başlarını ezerdi. Öyle bir kadındı ama yapmadı. Onun inancına göre büyüye büyüyle karşılık verenin Allah katında bir masumiyeti kalmazmış. Babaannem Kendisine yapılan ölüm büyüleri yüzünden çok defa ölümlerden döndü ve yapılanları hep başlarına çevirdi. Eltilerinden biri böğüre böğüre Can vermedi. Günlerce çocuklar kapılarının önünden geçmeye korktu böğürtüleri dışarıya çıkıyordu. Neyse o geberince diğerleri uslanmadı bu seferde öbürleri başladı. Anne ve babama hallamla Enişteme devamlı kavga etsinler birbirlerinden uzaklaşsınlar diye büyü yapıldı. Babaannem o büyüyüde onların başlarına çevirdi ve çocukları ana babaları terk edip yurt dışına gitti. Uslanmayıp yeni bir büyü yaptılar işlerin bağlanması için . Biz affettik bozmakla yetindik ama Allah bu o affetmedi. Onların işleri kesildi. Kızı işten atıldı aylarca bir iş bulamadı. Yurt dışındakiler acıyıp üç beş bir şey gönderdide öyle idare ettiler. Daha bir çok büyü yapıldı ama oraya girmek istemiyorum. En son yeni bir hastalandırma büyüsüyle babaannemin eski geçirdiği , doktorların tekrarlaması mümkün değil dediği hastalık tekrarladı ve babaannem öldü. Öldükten sonra Beni yine yanlız bırakmadı. Allahın adaletimidir bilemem ama babaannem rüyada bana haber verdi iki gün içinde seyret ben onlara neler yapacağım dedi ve iki gün sonra onlarda çok ağır hastlandı. Gözleri şişti kapandı yüzleri gözleri yara ve morluk doldu . Ciğerleri hastalandı. Bulaşıcı bir hastalık olduğu için evindeki herkese bulaştı ve hepsi makinalara bağlandı. Makinalarla nefes aldılar. En son canıma tak etti. Babaannem onlar yüzünden öldü diye bende ufak tefek bir şeyler yaptım. Başlarına yaptıklarını çevirdim kocası 3. Defa yakalandığı kanserde öldü. Kurtulmadı. Şimdi sırada torunu var . Materyal elimde ama yönlendirmesini yaptığım için bozmadım. O da ölünce bozacağım. Hayatları boyunca bize büyü yaparken yanında götürdüğü o kızıyla birlikte tek başlarına kalacaklar. Gerçi kızı normal değil delirmiş gibi ama dur bakalım Allah büyük o ne yazdıysa onu yaşayacaklar. Benim aileme yaptıkları her şey başlarına geldi. Sende kıssadan hisse çıkar . Büyü asla yapma ama ailene yapılanıda onlara döndürmekten geri’de kalma . Allah seni ve tüm Herkesi büyüden ve büyücünün şerrindan korusun. |
Alıntı:
|
Alıntı:
Ayrıca “karşıdakinin kendi yaptığı hata yüzünden zarar görmesi” şeklindeki ifade de çok kaygan bir ifadedir. Çünkü burada insan çoğu zaman kendi müdahalesini görünmez kılıp, sonucu tamamen karşı tarafa yıkmaya çalışır. Hâlbuki ortada senin de iradî bir tercihin, bir yönelimin ve bir uygulaman varsa, bunu bütünüyle karşı tarafın üzerine yıkamazsın. Bu, fıkhî bakımdan da ahlâkî bakımdan da temiz bir tarif değildir. Kişi zulme uğradığında kendini meşru yollarla korur, Allah’a sığınır, şerri def etmeye çalışır; fakat zulmün dilini ödünç almaz. Başkasının haramı, sana aynı nev’iden haramı helâl kılmaz. |
Alıntı:
Tam bir din adamı gibi . Size ihtilaf edecek kabiliyette ilimde bende yok ama bazı yerlerde sanırım size katılmıyorum. Büyücüler yaptıkları şey kendi başlarına gelmeden akıllanmazlar. Onlar büyü yapıp bize sıkıntı verecekler ama biz yalnızca bozmakla yetineceğiz bu durumda büyücüye bir caydırıcılık yansımayacak ve büyücü tam güçle bize saldırmaya devam edecektir. O benim haneme aileme cin salmaya musallat vermeye ailemi parçalamaya bizi öldürmeye kalkacak ama biz bir şey yapmayacağız. Vallahi taş olsa çatlar. Ben evliya değilim bana zarar veren insanları bağışlayacak kadar merhametimde yok. Sizin söylediğiniz tarif ettiğiniz kişi gibi olmak çok isterdim lakin fıtratım buna manidir. |
Değerli kardeşim, bana tabiki katılmaya bilirsin ben acizane bildiğimi paylaşıyorum ve sözlerinin içindeki öfkeyi de, yorgunluğu da anlıyorum. Zaten mesele uzaktan konuşulunca kolay, ateş insanın kendi hanesine düşünce ağır gelir. İnsan malına, evine, ailesine yönelen bir şer karşısında sarsılır; bunu inkâr etmenin de mânâsı yoktur. “Taş olsa çatlar” sözün de bu bakımdan yabana atılacak söz değildir. Lâkin tam da böyle yerde insanın öfkesiyle hükmü birbirine karıştırmaması gerekir.
Ben sana melek ol, hiçbir şey hissetme yahut sana zarar vereni sev demiyorum. Böyle bir şey söylemiyorum. Zulme öfkelenmek başka şeydir; öfkeye şer‘î ruhsat süsü giydirip haram bir yolu kendine meşru göstermek başka şey. İnce çizgi tam buradadır. Çünkü insan en çok haklı olduğu yerde sınırı aşmaya meyleder. Zira o anda nefsine “Ben zulmedilmeyeyim de ne olursa olsun” dedirtir. Hâlbuki din, insanı tam da en hararetli yerde tutar. Onlar kendi yaptıkları kendi başlarına gelmeden akıllanmazlar” sözü, hissî bakımdan anlaşılır; fakat hüküm buna göre kurulmaz. Nice zalim vardır ki dünyada tokat yer de uslanmaz; nice zalim vardır ki dışarıdan sakin görünür ama içten yanar. Caydırıcılık ayrı meseledir, bir kulun kendine haram bir yolu ruhsat kılması ayrı. Karşı tarafın fesadı, sana her kapıyı helâl kılmaz. Çünkü o zaman ölçü artık şeriat olmaz; zararın şiddeti olur. Zararın şiddeti ölçü olursa da herkes kendi öfkesine göre fetva üretmeye başlar. Ayrıca “biz yalnızca bozmakla yetineceğiz, o da saldırmaya devam edecek” denildiğinde, meşru müdafaa ile bâtıl misilleme birbirine karıştırılıyor. Şerri def etmek elbette vardır. Korunmak vardır, rukye vardır, dua vardır, tedbir vardır, mesafe koymak vardır, zulüm kaynağını kesmek vardır, gerekiyorsa hukukî ve fiilî emniyet tedbirleri almak vardır. Yani “hiçbir şey yapmamak” diye bir yol zaten söylenmiyor. Söylenen şey şu: Şerri def ederken, şeytanın dilini ödünç alma. Zulmü kaldırmaya çalış ama zulmün usûlünü kendine yol yapma. Ben olsam bu noktada şöyle derim: Evet, zalime karşı içim serttir. Evet, yapılanı hafife almam. Evet, şerrin durmasını isterim. Evet, gerekirse en ağır bedduayı da Allah’a arz ederim. Ama bunu yaparken haram bir kapıyı kendime savunma diye açmam. Çünkü o kapı bir kere meşru görülürse, insan dönüşte kendi elinin neye bulaştığını fark etmeyebilir. |
Suç ne kadar büyükse cezası da o kadar büyük olur. Bazı suçların cezası burada verilemeyecek kadar büyüktür, ahirete kalır.
|
Ölumlerinin cok korkunçoldugunu biliyorum
|
Elbette görüyor cezasını hem burada hem ahirette. Ah yerde kalır mı hiç. Ama kalpleri mühürlü olduğundan kendileri farketmiyor o ayrı.
|
Alıntı:
|
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 07:25. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com