Havas Okulu

Havas Okulu (https://www.havasokulu1.com/)
-   Sorularınız (https://www.havasokulu1.com/sorulariniz/)
-   -   Bağın Öteki Ucu!... (https://www.havasokulu1.com/sorulariniz/103672-bagin-oteki-ucu.html)

HâmûŞî 15.03.26 20:54

Bağın Öteki Ucu!...
 
Cinleri kendine bağladığını söyleyen kimse, o bağın kendisini neye bağladığını hiç tartmış mıdır?

Cinleri kendine bağlamaktan, onlardan hizmet almaktan ve onları hükmü altına koymaktan söz eden çoktur. Lâkin burada asıl sorulması gereken şey, kurulduğu söylenen bağın yalnız karşı tarafa mı işlediği, yoksa kuran kişiyi de görünmeyen bir surette bir şeye bağlayıp bağlamadığıdır.

Zira insan bazen tasarruf ettiğini zanneder; fakat fark etmeden tasarrufun içine girer. Emrettiğini sanır; fakat o emrin kendisinden ne aldığını tartmaz. Bu sebeple benim acizane düşüncem şudur: ''HER BAĞ, YALNIZ BAĞLANANI DEĞİL, BAĞLAYANI DA BİR ŞEYE BAĞLAR. ASIL MESELE DE O BAĞIN MAHİYETİNİ DOĞRU TARTABİLMEKTİR.''

Peki siz değerli kardeşlerimce böyle bir bağda asıl tehlike, karşı tarafı bağlamak iddiası mıdır; yoksa bağın insanın kendi üzerinde ne kurduğunu fark edememesi midir?

sin60 15.03.26 22:58

Alıntı:

HâmûŞî Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 702269)
Cinleri kendine bağladığını söyleyen kimse, o bağın kendisini neye bağladığını hiç tartmış mıdır?

Cinleri kendine bağlamaktan, onlardan hizmet almaktan ve onları hükmü altına koymaktan söz eden çoktur. Lâkin burada asıl sorulması gereken şey, kurulduğu söylenen bağın yalnız karşı tarafa mı işlediği, yoksa kuran kişiyi de görünmeyen bir surette bir şeye bağlayıp bağlamadığıdır.

Zira insan bazen tasarruf ettiğini zanneder; fakat fark etmeden tasarrufun içine girer. Emrettiğini sanır; fakat o emrin kendisinden ne aldığını tartmaz. Bu sebeple benim acizane düşüncem şudur: ''HER BAĞ, YALNIZ BAĞLANANI DEĞİL, BAĞLAYANI DA BİR ŞEYE BAĞLAR. ASIL MESELE DE O BAĞIN MAHİYETİNİ DOĞRU TARTABİLMEKTİR.''

Peki siz değerli kardeşlerimce böyle bir bağda asıl tehlike, karşı tarafı bağlamak iddiası mıdır; yoksa bağın insanın kendi üzerinde ne kurduğunu fark edememesi midir?

güzel bi soru bu sorunun cevabını allah cin suresi 6 ayette veriyor dogrusu insten bazı adamlar cinden bazı adamlara sıgınırda onların beyinzisliklerini artırır diye..cin edinme huddam bu işler saglam takvası olan için olabilir ama takvası zayıf biri hemen sapar ayagı kayar ....

Svg 15.03.26 23:14

Alıntı:

sin60 Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 702276)
güzel bi soru bu sorunun cevabını allah cin suresi 6 ayette veriyor dogrusu insten bazı adamlar cinden bazı adamlara sıgınırda onların beyinzisliklerini artırır diye..cin edinme huddam bu işler saglam takvası olan için olabilir ama takvası zayıf biri hemen sapar ayagı kayar ....

Abi cin musallatında olup onlara hükmettiğini sanan var mıdır?

HâmûŞî 15.03.26 23:18

Alıntı:

sin60 Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 702276)
güzel bi soru bu sorunun cevabını allah cin suresi 6 ayette veriyor dogrusu insten bazı adamlar cinden bazı adamlara sıgınırda onların beyinzisliklerini artırır diye..cin edinme huddam bu işler saglam takvası olan için olabilir ama takvası zayıf biri hemen sapar ayagı kayar ....

Katkınız için teşekkür ederim, meseleye isabetli bir cihetten temas etmiş oldunuz.

sin60 15.03.26 23:19

Alıntı:

Svg Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 702280)
Abi cin musallatında olup onlara hükmettiğini sanan var mıdır?

esas zaten çogu vaka musallat altında olup sanki onlara hükmettigini sanar ,,halbuki musallat onla oynar..acayip yalancı tehlikeli varlıklar bunlar,,canını verir dinini yada inancını asla degişmez....

VusL 16.03.26 00:14

Alıntı:

HâmûŞî Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 702269)
Cinleri kendine bağladığını söyleyen kimse, o bağın kendisini neye bağladığını hiç tartmış mıdır?

Cinleri kendine bağlamaktan, onlardan hizmet almaktan ve onları hükmü altına koymaktan söz eden çoktur. Lâkin burada asıl sorulması gereken şey, kurulduğu söylenen bağın yalnız karşı tarafa mı işlediği, yoksa kuran kişiyi de görünmeyen bir surette bir şeye bağlayıp bağlamadığıdır.

Zira insan bazen tasarruf ettiğini zanneder; fakat fark etmeden tasarrufun içine girer. Emrettiğini sanır; fakat o emrin kendisinden ne aldığını tartmaz. Bu sebeple benim acizane düşüncem şudur: ''HER BAĞ, YALNIZ BAĞLANANI DEĞİL, BAĞLAYANI DA BİR ŞEYE BAĞLAR. ASIL MESELE DE O BAĞIN MAHİYETİNİ DOĞRU TARTABİLMEKTİR.''

Peki siz değerli kardeşlerimce böyle bir bağda asıl tehlike, karşı tarafı bağlamak iddiası mıdır; yoksa bağın insanın kendi üzerinde ne kurduğunu fark edememesi midir?

Esselâmu aleyküm hocam. Müsaadeniz olursa bu konuyla ilgili naçizane fikrimi beyan etmek isterim. Kur’ân, cinlerin insanın emrine verilmiş varlıklar olduğu iddiasını genel bir kural olarak kabul etmediğini, Bu durumun yalnızca peygamberlerden biri olan Süleyman’a mahsus bir mucize olarak zikredildiğini okumuştum ki ayettede şöyle ifade ediliyor.

“Rabbim! Bana benden sonra kimseye nasip olmayacak bir mülk ver.” (Sad 38/35)

klasik müfessirlerden fahreddin er-râzî bu ayetin tefsirini yaparken cinlerin itaati ve emre verilmesinin nübüvvet mucizesi olduğunu ve bunun sıradan insanlar için bir tasarruf alanı sayılamayacağını söylüyor

Bağın hakikati ,tasarruf mu, İstilâ mı konusuna gelince de

büyük mutasavvıf İmam Gazâlî, İhyâ-u Ulûmi’d-Dîn adlı eserinde, gayb varlıklarıyla temas arayışının çoğu zaman nefis ve şeytanın bir istidracı olabileceğini belirtiyor. Ona göre insan bazen tasarruf ettiğini zanneder, fakat hakikatte tasarruf edilen hâline gelir. Her bağ iki taraflıdır,İnsan bir şeyi hükmü altına aldığını zannederken, kalbini ona bağlamış olabilir.Bu nedenle mutasavvıflar, gayb varlıklarıyla ilişki kurma iddiasını taalluk olarak değerlendirirler yani kalbin Allah’tan başkasına yönelmesi.
Zannımca esas endişe meselenin, cinleri bağlamak değil, asıl meselenin kalbin neye bağlandığının farkına varabilmektir.
büyük sûfî Abdülkadir Geylaninin sohbetlerindeki ikazlardan,okuduğum,istifade edebildiğim kadarıyla,Hak yolcusunun himmeti keramet aramak değil, istikamet aramaktır.
Tasavvuf literatüründe meşhur bir kaide vardır ki oda İstikamet, kerametten üstündür. yani hak yolunda olan kişi için ölçü Allah’a kullukta sebattır, gaybî tasarruf iddiaları değil.
Benim anlayışım eksik veya hatalı olabilir. Eğer vakit ayırıp değerlendirirseniz hem doğrusu nedir öğrenmiş olurum hem de istifade etmiş olurum.

HâmûŞî 16.03.26 00:26

Alıntı:

VusL Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 702286)
Esselâmu aleyküm hocam. Müsaadeniz olursa bu konuyla ilgili naçizane fikrimi beyan etmek isterim. Kur’ân, cinlerin insanın emrine verilmiş varlıklar olduğu iddiasını genel bir kural olarak kabul etmediğini, Bu durumun yalnızca peygamberlerden biri olan Süleyman’a mahsus bir mucize olarak zikredildiğini okumuştum ki ayettede şöyle ifade ediliyor.

“Rabbim! Bana benden sonra kimseye nasip olmayacak bir mülk ver.” (Sad 38/35)

klasik müfessirlerden fahreddin er-râzî bu ayetin tefsirini yaparken cinlerin itaati ve emre verilmesinin nübüvvet mucizesi olduğunu ve bunun sıradan insanlar için bir tasarruf alanı sayılamayacağını söylüyor

Bağın hakikati ,tasarruf mu, İstilâ mı konusuna gelince de

büyük mutasavvıf İmam Gazâlî, İhyâ-u Ulûmi’d-Dîn adlı eserinde, gayb varlıklarıyla temas arayışının çoğu zaman nefis ve şeytanın bir istidracı olabileceğini belirtiyor. Ona göre insan bazen tasarruf ettiğini zanneder, fakat hakikatte tasarruf edilen hâline gelir. Her bağ iki taraflıdır,İnsan bir şeyi hükmü altına aldığını zannederken, kalbini ona bağlamış olabilir.Bu nedenle mutasavvıflar, gayb varlıklarıyla ilişki kurma iddiasını taalluk olarak değerlendirirler yani kalbin Allah’tan başkasına yönelmesi.
Zannımca esas endişe meselenin, cinleri bağlamak değil, asıl meselenin kalbin neye bağlandığının farkına varabilmektir.
büyük sûfî Abdülkadir Geylaninin sohbetlerindeki ikazlardan,okuduğum,istifade edebildiğim kadarıyla,Hak yolcusunun himmeti keramet aramak değil, istikamet aramaktır.
Tasavvuf literatüründe meşhur bir kaide vardır ki oda İstikamet, kerametten üstündür. yani hak yolunda olan kişi için ölçü Allah’a kullukta sebattır, gaybî tasarruf iddiaları değil.
Benim anlayışım eksik veya hatalı olabilir. Eğer vakit ayırıp değerlendirirseniz hem doğrusu nedir öğrenmiş olurum hem de istifade etmiş olurum.

Allah razı olsun, değerli kardeşim meseleye isabetli bir yerden temas etmiş oldunuz. Kanaatimce bu yorum, sorumuzun cevabına yabancı değil; bilakis onu destekleyen bir çerçeve sunuyor. Zira Hz. Süleyman aleyhisselâma verilen tasarrufun umum için açılmış bir saha değil, kendisine mahsus bir mûcize oluşu hatırda tutulmadan bu bahiste sağlıklı bir hüküm kurulamaz. Bu tarafıyla işaretiniz yerindedir.

Lâkin bana göre sorunun daha ince tarafı şuradadır: Mesele yalnız cin üzerinde tasarruf iddiası değildir; o iddianın insanın kalbinde ne kurduğudur. Çünkü bazı bağlar dışarıdan kudret gibi görünür; fakat içeriden taalluk doğurur. Kişi hükmettiğini sanırken bağlanabilir; hizmet aldığını sanırken istikametinden eksilebilir. Bu sebeple asıl tehlike, bağın kurulmuş olması kadar, o bağın insanın kalbini neye alıştırdığıdır.

Onun için ehlullahın “istikamet kerametten üstündür” sözü burada tam yerini bulur. Zira hak yolcusunun ölçüsü harikulâde hâl değil, Allah’a karşı doğruluğu ve iç istikametidir. Benim acizane kanaatimce sorumuzun cevabı da burada düğümleniyor: Her bağ yalnız bağlananı değil, bağlayanı da bir şeye bağlar; asıl bakılması gereken ise o bağın insanı kudrete mi götürdüğü, yoksa fark edilmeden bir taalluka mı düşürdüğüdür.

Katkınız için teşekkür ederim; konunun omurgasını kuvvetlendiren bir cihete işaret etmiş oldunuz.

VusL 16.03.26 00:49

Alıntı:

HâmûŞî Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 702287)
Allah razı olsun, değerli kardeşim meseleye isabetli bir yerden temas etmiş oldunuz. Kanaatimce bu yorum, sorumuzun cevabına yabancı değil; bilakis onu destekleyen bir çerçeve sunuyor. Zira Hz. Süleyman aleyhisselâma verilen tasarrufun umum için açılmış bir saha değil, kendisine mahsus bir mûcize oluşu hatırda tutulmadan bu bahiste sağlıklı bir hüküm kurulamaz. Bu tarafıyla işaretiniz yerindedir.

Lâkin bana göre sorunun daha ince tarafı şuradadır: Mesele yalnız cin üzerinde tasarruf iddiası değildir; o iddianın insanın kalbinde ne kurduğudur. Çünkü bazı bağlar dışarıdan kudret gibi görünür; fakat içeriden taalluk doğurur. Kişi hükmettiğini sanırken bağlanabilir; hizmet aldığını sanırken istikametinden eksilebilir. Bu sebeple asıl tehlike, bağın kurulmuş olması kadar, o bağın insanın kalbini neye alıştırdığıdır.

Onun için ehlullahın “istikamet kerametten üstündür” sözü burada tam yerini bulur. Zira hak yolcusunun ölçüsü harikulâde hâl değil, Allah’a karşı doğruluğu ve iç istikametidir. Benim acizane kanaatimce sorumuzun cevabı da burada düğümleniyor: Her bağ yalnız bağlananı değil, bağlayanı da bir şeye bağlar; asıl bakılması gereken ise o bağın insanı kudrete mi götürdüğü, yoksa fark edilmeden bir taalluka mı düşürdüğüdür.

Katkınız için teşekkür ederim; konunun omurgasını kuvvetlendiren bir cihete işaret etmiş oldunuz.

Değerli hocam ,Kıymetli vaktinizi ayırıp yol gösterici bir cevap verdiğiniz için Allah sizden razı olsun. Bu meseledeki izahınız meseleye daha ihtiyatlı ve derin bakmam gerektiğini hatırlattı. Rabbim ilmimizi artırmayı ve hakikati doğru anlayabilmeyi hepimize nasip etsin.

HâmûŞî 16.03.26 00:53

Alıntı:

VusL Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 702290)
Değerli hocam ,Kıymetli vaktinizi ayırıp yol gösterici bir cevap verdiğiniz için Allah sizden razı olsun. Bu meseledeki izahınız meseleye daha ihtiyatlı ve derin bakmam gerektiğini hatırlattı. Rabbim ilmimizi artırmayı ve hakikati doğru anlayabilmeyi hepimize nasip etsin.

Allah razı olsun sevgili kardeşim, ama şunu belirteyim ben hoca değilim. Sitemizde hocalarımız, değerli büyüklerimiz var, onlar varken bizim haddimiz değildir bu mana üzerinde durmak.

Svg 16.03.26 09:10

Alıntı:

sin60 Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 702282)
esas zaten çogu vaka musallat altında olup sanki onlara hükmettigini sanar ,,halbuki musallat onla oynar..acayip yalancı tehlikeli varlıklar bunlar,,canını verir dinini yada inancını asla degişmez....

Büyücüler musallatın kölesi zaten. Onlar kendilerinin farkında.
Diğerleri musallatlı olduklarının farkında değiller. Musallat bunlara birkaç bilgi, görüntü verince kendilerinde yetenek var zannedip yavaş yavaş o tarafa çekilmeye başlayıp zamanla dinlerinden çıkıyorlar.
Bir de bu gerçek ilim sahibi olup imanlarını koruyup gerçekten hükmedenler var. Havas ilmi cinsiz olmaz.


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 23:23.

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.

havasokulu1.com


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148