![]() |
Mürşid ve Mürid...
Mürşid sevgisi ne zaman edep olur, ne zaman ölçüsüz bağlılığa döner?
Mürşid sevgisi, kişiyi Hakk’a daha bağlı, daha edepli, daha mütevazı ve daha istikametli kılıyorsa edep olur. Çünkü sahih muhabbet, müridi şahısta durduran değil; şahıs vesilesiyle hakikate yönelten muhabbettir. Böyle bir sevgide nefis kabarmaz, bilakis toplanır; insan ölçüsünü kaybetmez, haddini daha iyi bilir. Lâkin sevgi, hakikatin önüne şahsı geçiriyor, usulden çok surete bağlılık doğuruyor, kişiyi Hakk’a değil de kişiye dayalı bir güvene sürüklüyorsa orada ölçü incelmeye başlamış demektir. Zira mürşid sevgisinin sahih alâmeti taşkınlık değil sükûnet, kör bağlılık değil istikamet, iddia değil terbiyedir. Bu sebeple bana göre mesele sevgide değil; o sevginin müridi nereye taşıdığındadır. Hakk’a yaklaştırıyorsa edeptir, şahısta durduruyorsa yeniden tartılmalıdır. Peki siz değerli kardeşlerimce mürşid sevgisi ne zaman edep olur, ne zaman ölçüsüz bağlılığa döner? |
peki mürid ve mürşit ilişkisi neye dayanır,
müridin mürşitten ilim tahsis etmek istmesi(havas veya diğer ilimler). mürid daha iyi bir amel etmek için kendine mürşid seçebilirmi, yani ortada ilim falan yok. veya başka durumlarda olurmu, yoksa sadece ilim tahsisi içinmi bu ilişki kurulur. |
Alıntı:
Bir insan daha iyi amel etmek, daha düzgün bir zikir ve ibadet hayatı kurmak, nefsini toparlamak, ahlâkını düzeltmek ve istikamet kazanmak için kendine bir mürşid seçebilir. Hatta tasavvufî çizgide bu, yalnız ilim talebinden daha asli bir sebeptir. Çünkü burada murat, malumat çoğaltmak değil; kulun kendini terbiye etmesi ve Allah’a daha doğru kulluk etmesidir. |
Alıntı:
|
Alıntı:
Ben acizane iki ince noktayı eklemek isterim. Sakın hadsizlik ve edepsizlik olarak algılamayın afınıza sığınarak ; Birincisi, bu yolun ağırlığı doğrudur; fakat ağırlığı, kapıyı kusursuzlara açıp kusurluyu dışarıda bırakmak için değil, iddiayı kırmak içindir. Bu sebeple insanın kendi günahını görmesi mahrumiyet sebebi değil, doğru tutulursa başlangıç sebebi de olabilir. Asıl tehlike kusurlu olmak değil, kusuruyla yaşamaya razı olmaktır. İkincisi, mürşid tarafında mesele her şeyi bir anda vermek değil, emanet şuuru ile vermektir. Çünkü bazı hakikatler saklanarak değil, vakti gözetilerek korunur. Mürid tarafında da sevginin sahih alâmeti, rahat zamanda coşması değil; imtihan zamanında edebini kaybetmemesidir. Sevgi, kişiyi büyütüyorsa değil; küçültüyor, topluyor ve Hakk’a daha bağlı kılıyorsa yerini bulmuş demektir. Katkınız için teşekkür ederim; birkaç cümleyle geçilecek bir bahis olmadığını siz de güzel hatırlatmış oldunuz. |
Alıntı:
|
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 12:06. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com