![]() |
Vahdetin Hududu...
Şeyhü’l-Ekber’de “taayyün”, “zuhûr” ve “adem-i istiklâl” çizgisi birlikte düşünüldüğünde, mümkinâtın Hakk’a nisbeti hulûl ve ittihada düşmeden hangi hudut ile kurulur; bu hudut kaybolduğunda vahdet-i vücûd ile panteizm arasındaki fark hangi usûlle muhafaza edilir?
|
Alıntı:
Yine de aklıma geldiği için bu konuyu iletmek istedim. [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] |
Alıntı:
Bu hudut korunduğu müddetçe vahdet-i vücûd, tevhid-i mahz olarak anlaşılır; çünkü vücûd bütünüyle Hakk’a tahsis edilir. Fakat bu hudut kaybolur, zuhûr dili zât ayniyetine çevrilir, tecellî hulûl gibi okunur, izâfî varlık hakikî ve müstakil sayılırsa o zaman mesele Ekberî çizgiden çıkar, panteizme, hattâ ittihâd ve hulûl vehmine kayar. Kısacası fark şuradadır: Vahdet-i vücûdda “Hak vardır, mümkinât O’nunla kâim bir zuhûrdur”; panteizmde ise “mevcûd olan her şey bizzat Allah’tır” denmiş olur. Birincisi tenzîhi koruyarak tecellîyi konuşur; ikincisi tenzîhi yıkarak kesreti ilâhlaştırır. Hududu muhafaza eden usûl de budur. |
Alıntı:
şeyhü’l-ekber muhyiddin ibnü’l-arabî’ye göre taayyün ve zuhûr, Hakk’ın kendini mertebelerde göstermesi, mümkinâtın adem-i istiklâli ise onların kendi başına var olmayıp sadece O’nunla kaim olması demek olduğundan,ne tamamen aynıdır, ne tamamen ayrıdır.Varlıklar ne Allah’ın aynısıdır, ne de O’ndan tamamen kopuktur yani hulûl ve ittihad yoktur. bu denge de Allah’ın zâtı başka, tecellîleri başkadır ayrımı ve tenzih–teşbih ölçüsü korunarak vahdet-i vücûdun panteizme kayması engellenir. Vücûd Hakk’ındır, mümkinât O’nun gölgesidir. Gölge, güneş değildir; fakat güneşsiz de var değildir.” Noksan ve hatamız varsa ehline arz ederiz. |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 23:01. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com