| Karanfil gece |
20.08.26 01:31 |
Alıntı:
kobra1050 Nickli Üyeden Alıntı
(Mesaj 718617)
Selamun aleyküm, bir müddettir bir sıkıntı yaşıyorum ancak bir türlü geçmedi ve çok zorlanıyorum. Bi kara sevda veya takıntı sorunum var ve o kişi sürekli zihnimde aylar oldu hâlâ unutamıyorum ve artık yorulmaya başladım. Ne yapacağımı da bilmiyorum yardımcı olur musunuz?
|
Aylardır aynı filmi içeride başa sarıp durmak, insanın hem kalbini hem ruhunu nasıl acıtıyor, bunu çok iyi biliyorum. İnsan bazen sevdiğinden değil, o acıyı ezberlediği, o hüzne bir şekilde sığındığı için kopamıyor sanki. Zihninde döndürüp durduğun o düşüncenin sevgiyle çoktan bir bağı kopmuş; geriye sadece alışkanlık edindiğin, her seferinde kendi elleriyle beslediğin o yorucu bir takıntı döngüsü kalmış.
İçindeki o girdap yeniden seni aşağı çekmeye başladığında, kendine biraz merhamet etmeyi hatırlamak gerekiyor. O düşünce zihnini yokladığında onunla oturup dertleşmeye çalışmak, yarayı kendi ellerinle yeniden kanatmaktan başka bir şey değil çünkü. "Neden yine aklıma geldi?" diye didindikçe o ateş sönmez. Bırak o düşünce gelsin, oralı olma. Öyle anlarda dikkati yavaşça başka bir yere çevirmek iyi geliyor: Olduğun yerden kalkıp elini yüzünü yıkamak, pencereyi aralayıp dışarıdan gelen havayı hissetmek ya da ellerini sabitleyip o an dokunduğun şeyin farkına varmak... O ufak, sakin adımlar o boğucu darlıktan sıyrılmaya yardım ediyor.
Tabii ki "hadi şimdi geçsin, hemen unut" deyince unutulmuyor bunlar; parmak şıklatınca bir günde silinip gitmiyor hiçbir şey. Zaman lazım, o acının kendi kendine demlenmesine izin vermek lazım. Aradan biraz zaman geçip o sancılı günleri ardında bıraktığında, bir bakacaksın ki o can yakan sızı hafiflemiş, o ilk günkü keskinliği kalmamış.
İşin aslı şu ki; kafada bir kişiye ya da yarım kalan hayallere devasa bir değer yükleniyor. Zamanla fark ediyorsun ki, ortada ne o hayalindeki insan var ne de gerçek bir bağ; geriye sadece zihnin kendi elleriyle büyüttüğü bir gölge kalmış. İçinden sessizce "Bu artık bana ait değil, bu benim zihnimin yarattığı bir hayalet" diyebilmek, yıllardır kilidi açılmayan o ağır kapıyı aralıyor sanki.
O zihinsel düğümü bir çırpıda çözmek imkansız belki ama o hayaleti geride bırakmak zamanla mümkün; o gölgeyle savaşmayı bırakıp kendi yoluna bakabildiğin o sessiz gün geldiğinde, zihin de asıl huzurunu buluyor zaten. Kendine bu zamanı tanımaktan korkma, çünkü en karanlık sandığın o dehlizlerin sonu bile bir gün kendi kendine ışığa çıkar.
|