Havas Okulu

Havas Okulu (https://www.havasokulu1.com/)
-   Sorularınız (https://www.havasokulu1.com/sorulariniz/)
-   -   Haram yemek Allah yoluna gitmeye engel mi? (https://www.havasokulu1.com/sorulariniz/106544-haram-yemek-allah-yoluna-gitmeye-engel-mi.html)

Mehmet Efe 21.10.26 21:21

Haram yemek Allah yoluna gitmeye engel mi?
 
Selamün aleyküm. Bir çok kıssa da blupa ermeden hatta daha anne karnındayken dahi haram yemenin , Allah'a Celle Celaluhu giden yolda büyük bir engel olduğu söyleniyor. Bilginiz var mı?

Mesela Beyazidi bistami Hazretleri hakkında bir kıssa var. Annesi , o daha küçükken çok ağladığı bir zamanda susması için komşudaki çorbaya parmağını banım Beyazidi bistami Hazretlerine içiriyor. Sadece bir parmak kadar miktar içeriyor. Yıllar Sonra bu olay Beyazidi bistami Hazretlerinnin ibadetten zevk almasına engel oluyor. Sonra Beyazidi bistami Hazretleri annesini helallik alması için o komşuya gönderiyor. O ibadet zevki geri geliyor.

İbrahim Bin Ethem Haztetleride bir gün geceleri sadece meleklerin gelip ibadet ettiği bir mescitte ibadet ediyor. Bu mescid normal insanlara gece girmek yasak çünkü melekler gece gelip ibadet ediyormuş ama İbrahim Bin Ethem Haztetleri büyük zât oldugu için ona izin veriyormuş millet. Bir gün gece yine ibadet ederken iki meleğin konuşmasına şahit olur. Biri diğerine İbrahim Bin Ethem Haztetleri'ni övüyor. Diğeri de diyor ki ha şu belli bir süredir (ne kadar oldugu aklıma gelmiyor) Allah'ın Celle Celaluhu kendisinin ibadetlerini kabul etmediği İbrâhim Bin Ethem diyor. İbrâhim Bin Ethem bunu duyuyor. Meslekte sebep olarak diyor ki bir gün sen çarşıdan alışveriş yaparken satıcı yanlışlıkla bir kaç tane fazladan koydu sende onları yedin bu sebeple kabul olunmuyor.

Başka bşr kısaasa ise Osmanlı zamanında tulumları delen bşr çocuk varmış. Millet artık çok şikayet edince ailesine söylemiş. Babasıda hanımına demiş hele bir düşün ne hata ettikte böyle oldu. Sonra demiş ki hanımı, bir gün hamileyken çok canım limon çekti bende komşudaydım o komşunun evşdneyki limonu delip biraz o limon suyundan içtim. Bu çocukta bu sebeple şimdi milletin tutlumlarını deliyor. Sen o komşudan helallik iste demiş. Helallik alınca o çocuk düzelmiş.



Yani bu tür şeyler gerçekten var mı? Doğru mu?

Yusufiyeli 21.10.26 22:29

Alıntı:

Mehmet Efe Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 723084)
Selamün aleyküm. Bir çok kıssa da blupa ermeden hatta daha anne karnındayken dahi haram yemenin , Allah'a Celle Celaluhu giden yolda büyük bir engel olduğu söyleniyor. Bilginiz var mı?

Mesela Beyazidi bistami Hazretleri hakkında bir kıssa var. Annesi , o daha küçükken çok ağladığı bir zamanda susması için komşudaki çorbaya parmağını banım Beyazidi bistami Hazretlerine içiriyor. Sadece bir parmak kadar miktar içeriyor. Yıllar Sonra bu olay Beyazidi bistami Hazretlerinnin ibadetten zevk almasına engel oluyor. Sonra Beyazidi bistami Hazretleri annesini helallik alması için o komşuya gönderiyor. O ibadet zevki geri geliyor.

İbrahim Bin Ethem Haztetleride bir gün geceleri sadece meleklerin gelip ibadet ettiği bir mescitte ibadet ediyor. Bu mescid normal insanlara gece girmek yasak çünkü melekler gece gelip ibadet ediyormuş ama İbrahim Bin Ethem Haztetleri büyük zât oldugu için ona izin veriyormuş millet. Bir gün gece yine ibadet ederken iki meleğin konuşmasına şahit olur. Biri diğerine İbrahim Bin Ethem Haztetleri'ni övüyor. Diğeri de diyor ki ha şu belli bir süredir (ne kadar oldugu aklıma gelmiyor) Allah'ın Celle Celaluhu kendisinin ibadetlerini kabul etmediği İbrâhim Bin Ethem diyor. İbrâhim Bin Ethem bunu duyuyor. Meslekte sebep olarak diyor ki bir gün sen çarşıdan alışveriş yaparken satıcı yanlışlıkla bir kaç tane fazladan koydu sende onları yedin bu sebeple kabul olunmuyor.

Başka bşr kısaasa ise Osmanlı zamanında tulumları delen bşr çocuk varmış. Millet artık çok şikayet edince ailesine söylemiş. Babasıda hanımına demiş hele bir düşün ne hata ettikte böyle oldu. Sonra demiş ki hanımı, bir gün hamileyken çok canım limon çekti bende komşudaydım o komşunun evşdneyki limonu delip biraz o limon suyundan içtim. Bu çocukta bu sebeple şimdi milletin tutlumlarını deliyor. Sen o komşudan helallik iste demiş. Helallik alınca o çocuk düzelmiş.



Yani bu tür şeyler gerçekten var mı? Doğru mu?

İslam kelamına göre işlenilen günahın sorumluluğunda ferdiyet esastır. Sorumluluk hususunda Kur'an'ın esas tezi budur(Enam suresi ayet 64) Bu bakımdan Kur'an-ı Kerim'de suçun ve günahın bir başkasına veya geçmişine yüklenmesi gibi bir bilgiye rastlanmaz. Suçun ve günahın yayılması ve bir başkasına geçmesi gibi bir durum, bir kimsenin en yakınları olan anne- babası ve dostları arasında bile mümkün değildir. Ancak "batılı tasvir saf zihinleri idlal eder" prensibince insanlara kötü davranışlar konusunda örnek olmak onu vebal sahibi yapacaktır. Fakat bu bölümde sadece günahın ferdi planı üzerinde durulup toplumsal yönü bir diğer bölüme bırakılacaktır.
Konuyla alakalı Kur'an-ı Kerim'de تِلْكَ أُمَّةٌ قَدْ خَلَتْ لَهَا مَا كَسَبَتْ وَلَكُمْ مَا كَسَبْتُمْ وَلَا تُسْأَلُونَ عَمَّا كَانُوا يَعْمَلُونَ "Onlar birer ümmetti, gelip geçti. O ümmetlerin kazandıkları kendilerine, sizin kazandığınız da sizedir. Siz, onların yaptıklarından sorumlu da değilsiniz"(Bakara suresi 134-141) buyrulmaktadır. Bu ayet peygambere neseb yakınlığından dolayı Ehl-i Kitabın kendilerini üstün görmeleri, bununla övünmeleri ve hesap gününü garanti görmeleri sonucu, onların bu tavrına işaret eden ilahi bir uyarıdır. Allah yukarıdaki ayetle onların bu düşüncelerinin yanlış olduğunu açıklamış, herkesin kendisinden sorumlu olacağını bildirmiş, yaptıklarının kendilerini, bizim yaptıklarımızın da bizi ilgilendireceğini vurgulamıştır. Bu sebeple peygamberlerin ve atalarımızın zürriyetinden oluşumuz bize, onların hasenatından istifade hakkı vermez ve ancak onların yolundan gitmekle bu hakkı elde edebilir, onlara karşı bağlılıklarımızı gösterebiliriz.
Mümin olsun kafir olsun herkesin önceden yaptıklarıyla sigaya çekileceği(Yunus suresi ayet 30) her nefsin yaptığı iyiliğin kendi lehine olduğu,
kötülüğün de kendi aleyhine olduğu, (Enam suresi 164) herkesin yaptıklarının sonucunu bizzat kendisinin çekeceğini, (Bakara suresi ayet 139; Nisa süresi ayet 111; Enam süresi ayet 52; Yunus suresi ayet 41; Hud suresi ayet 35; Taha suresi ayet 25; Müminun suresi ayetler 11,17; Kasas suresi ayet 55; Mümin süresi ayet 40; Şura süresi ayet 15.)
bunlardan dolayı hiç kimsenin başkasının yaptıklarından sorumlu olmayacağını, ( Yunus suresi ayet 41; Sebe süresi ayet 25.) bunun yanında basiretli olanın basiretinin kendisine, kör olanın da körlüğünün kendisine olduğu, (Enam suresi ayet 104.)
hidayet üzere olanın hidayetinin kendisine, doğru yoldan sapanın da vebalinin kendi aleyhine olduğu, ( Yunus suresi ayet 108; Sebe suresi ayet 50; Fatır suresi ayet 39; Zümer suresi ayet 41.) iyi amel işleyenin amelinin kendi lehine, küfrün karşılığının da kendi aleyhine olduğu, (Rum suresi ayet 44; Fussilet suresi ayet 46; Casiye suresi ayet 14,15.) cimrilik yapanın cimriliğinin cezasının kendine zarar vereceği, başkasına zarar vermeyeceği, ( Muhammed suresi ayet 38.) sözünde durmayanın cezasının kendi aleyhine, sözünde duranın karşılığının ise kendi lehine olacağı ( Feth suresi ayet 10.) tarzındaki ifadeler günahta ve sevapta ferdi mesuliyetin sınırlarını çizmektedir.
Bunun yanında ahirette hesap verme konusunda herkesin derdinin başından aşkın olacağı, kişinin kendi derdiyle uğraşırken kardeşinden, anne-babasından, eşinden ve oğullarından kaçacağı bildirilmektedir. ( Abese suresi ayetler 34-42.)
Kur'an-ı Kerim'de sorumluluğun ferdi oluşunu ifade eden ayette (وَلَا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَى) "Hiçbir günahkar diğerinin suçunu yüklenmez" ( Enam süresi ayet 164) buyrulmaktadır. Bu ayetin Kur'an'da birkaç yerde zikredilmesi ayrıca manidardır. Yukarıdaki ayet, müşrik Araplarının "bizim yolumuza uyun, eğer günah olacaksa biz bu günahı taşırız!" iddiaları ile bir kimsenin yakınlarının veya sev- diklerinin işlemiş olduğu suçtan dolayı cezaya uğratılması reddedilmiştir. Dolayısıyla bu ayet, (وَأَنْ لَيْسَ لِلْإِنْسَانِ إِلَّا مَا سَعَى وَأَنَّ سَعْيَهُ سَوْفَ يُرَى) "Gerçekte insan için çalışmasından başka bir şey yoktur o da yakında görülecektir"( Necm suresi ayet 39.)
ayetiyle ilişkilendirilmektedir. Yani insanoğlunun işlediği ameller kendi defterinde görülecek ve mizanına konulacaktır. Buradan da anlaşılıyor ki kişi gönüllü olsa bile başkasının günahını yüklenme yetkisine sahip değildir.
Bir başka ayette de (وَلَا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَى وَإِنْ تَدْعُ مُثْقَلَةٌ إِلَى حِمْلِهَا لَا يُحْمَلْ مِنْهُ شَيْءٌ وَلَوْ كَانَ ذَا قُرْبَى إِنَّمَا تُنْذِرُ الَّذِينَ يَخْشَوْنَ رَبَّهُمْ بِالْغَيْبِ وَأَقَامُوا الصَّلَاةَ وَ)نْ تَزَكَّى فَإِنَّمَا يَتَزَكَّى لِنَفْسِهِ وَإِلَى اللَّهِ الْمَصِيرُ) "Hem günah çeken bir nefis başkasının günahını çekmeyecek, yükü (günahı) ağır basan onun yükletilmesine çağırsa da ondan bir şey yüklenilmeyecek, isterse bir yakını olsun! Fakat sen o kimseleri sakındırırsın ki gaybda Rabbinin haşyetini duyarlar, namazı dosdoğru kılarlar; temizlenen de sırf kendisi için temizlenir, nihayet gidiş Allah'adır"( Fatır suresi ayet 18.)
buyrularak bir annenin günahları yüzünden oğlundan yardım isteğinin reddedilmesi açık bir şekilde belirtilmiştir.

(Kaynak: İTİKADİ AÇIDAN HIRİSTİYANLIK VE İSLAMİYETTE GÜNAH, Dr. Ferruh KAHRAMAN, RAĞBET YAYINLARI, SAYFA: 107, 109)

Yusufiyeli 21.10.26 23:18

Alıntı:

Mehmet Efe Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 723084)
Selamün aleyküm. Bir çok kıssa da blupa ermeden hatta daha anne karnındayken dahi haram yemenin , Allah'a Celle Celaluhu giden yolda büyük bir engel olduğu söyleniyor. Bilginiz var mı?

Mesela Beyazidi bistami Hazretleri hakkında bir kıssa var. Annesi , o daha küçükken çok ağladığı bir zamanda susması için komşudaki çorbaya parmağını banım Beyazidi bistami Hazretlerine içiriyor. Sadece bir parmak kadar miktar içeriyor. Yıllar Sonra bu olay Beyazidi bistami Hazretlerinnin ibadetten zevk almasına engel oluyor. Sonra Beyazidi bistami Hazretleri annesini helallik alması için o komşuya gönderiyor. O ibadet zevki geri geliyor.

İbrahim Bin Ethem Haztetleride bir gün geceleri sadece meleklerin gelip ibadet ettiği bir mescitte ibadet ediyor. Bu mescid normal insanlara gece girmek yasak çünkü melekler gece gelip ibadet ediyormuş ama İbrahim Bin Ethem Haztetleri büyük zât oldugu için ona izin veriyormuş millet. Bir gün gece yine ibadet ederken iki meleğin konuşmasına şahit olur. Biri diğerine İbrahim Bin Ethem Haztetleri'ni övüyor. Diğeri de diyor ki ha şu belli bir süredir (ne kadar oldugu aklıma gelmiyor) Allah'ın Celle Celaluhu kendisinin ibadetlerini kabul etmediği İbrâhim Bin Ethem diyor. İbrâhim Bin Ethem bunu duyuyor. Meslekte sebep olarak diyor ki bir gün sen çarşıdan alışveriş yaparken satıcı yanlışlıkla bir kaç tane fazladan koydu sende onları yedin bu sebeple kabul olunmuyor.

Başka bşr kısaasa ise Osmanlı zamanında tulumları delen bşr çocuk varmış. Millet artık çok şikayet edince ailesine söylemiş. Babasıda hanımına demiş hele bir düşün ne hata ettikte böyle oldu. Sonra demiş ki hanımı, bir gün hamileyken çok canım limon çekti bende komşudaydım o komşunun evşdneyki limonu delip biraz o limon suyundan içtim. Bu çocukta bu sebeple şimdi milletin tutlumlarını deliyor. Sen o komşudan helallik iste demiş. Helallik alınca o çocuk düzelmiş.



Yani bu tür şeyler gerçekten var mı? Doğru mu?

Bana göre bu meseleye Kur’an’ın ortaya koyduğu ferdi sorumluluk ilkesi açısından bakmak gerekir. İslam’da herkes kendi yaptığından sorumludur. Nitekim En’am suresinin 164. ayetinde, “Hiçbir günahkar başkasının günah yükünü yüklenmez” buyrulmaktadır. Fatır suresinin 18. ayeti de kişinin, yakını bile olsa bir başkasının günahını üstlenmeyeceğini açıkça bildirir.
Bu bakımdan, annenin hamilelik sırasında yaptığı bir hatanın veya yediği haram bir lokmanın günahının çocuğa geçtiğini, bunun sonucunda çocuğun ileride ibadetten zevk alamadığını ya da kötü davranışlar sergilediğini kesin bir dini hüküm gibi anlatmak bana doğru gelmiyor. Böyle bir iddia için ayrıca güvenilir bir dini delil gerekir.
Elbette haramdan sakınmak, helal lokmaya dikkat etmek ve kul hakkını gözetmek önemlidir. Anne ve babanın davranışları da çocukların yetişmesinde etkili olabilir. Fakat bunlar, anne ve babanın günahının çocuğa geçtiği anlamına gelmez.
Anlatılan kıssalar ibret amacıyla aktarılmış olabilir. Ancak bir kıssanın anlatılması, onun mutlaka yaşandığını veya içindeki sebep-sonuç ilişkisinin dinen kesin olduğunu göstermez. Bu sebeple Beyazıd-ı Bistami ve İbrahim bin Edhem hazretleri hakkında nakledilen bu tür menkıbeleri, kaynaklarını araştırmadan kesin bilgi olarak kabul etmemek gerekir.
Kuran her fırsatta mükellefiyetin dolayısıyla da suç ve cezanın bireyselliğine vurgu yapmaktadır. Kuran öğretisinde, ''hiçbir günahkar bir başkasının günahını yüklenmez'' (Fatır suresi 18.ayet) prensibi esas olduğuna göre, mesela babamızın yediği erik yüzünden bizim dişimizin kamaşması asla mevzubahis olamaz. Hz. Aişe Ebu Hüreyre’nin ‘’Veled-i zina üç şerlinin en şerlisidir.’’ Şeklinde naklettiği hadisi duyunca ‘’ Allah Ebu Hüreyre’ye rahmet etsin Hadisi yanlış ve eksik işitmiş’’ der ve ardından ‘’Bu hadis bir münafıkla ilgilidir. Resulullah o münafığın soyunu sopunu sorunca, insanlar onun veled-i zina olduğunu söylediler. İşte o zaman Rasulullah, ‘o veled-i zina üç şerlinin en şerlisidir.’ Buyurdu. Yoksa Kuran, ‘Hiç kimse bir başkasının günahının yükünü yüklenmez’ (Fatır süresi 18;39.ayet, Enam suresi 164. Ayet, İsra suresi 15;35.ayet, Zümer suresi 7. Ayet, Necm suresi 38. Ayet Vav ilavesiyle 6) buyururken Rasulullah nasıl böyle bir söz söyleyebilir diye serzenişte bulunur. (Kaynak: el-İCABE Bedreddin ez-Zerkeşi’nin (ö. 794/1392), bazı sahabilerin hatalı rivayetleriyle ilgili olarak Hz. Aişe’nin tashihlerini ihtiva eden eseri. Tam adı el-İcabe li-iradi me’stedrekethü ʿAʾişe ʿale’ṣ-ṣaḥabe olan eserde Hz. Aişe’nin çoğu sahabi, bir kısmı tabii olan bazı kimselerin rivayet, görüş ve fetvalarıyla ilgili düzeltmeleri konu edilmektedir.)

NGB 22.10.26 01:24

Alıntı:

Mehmet Efe Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 723084)
Allah'a Celle Celaluhu giden yolda büyük bir engel olduğu söyleniyor. Bilginiz var mı?



Yani bu tür şeyler gerçekten var mı? Doğru mu?


Haram helal çok derine girersen çıkması zor sonrasında kişi motoru yakar.
Öncelikle şunu sorayım size yaşınız kaçtır.Meslek nedir?Şimdi bunları niye sordun dersen birde misal gelirin kaynağı bir yerde işçi olarak çalışıyorsun.

Yada devlet memurumusun?Yada esnafmısın kendine ait dükkan varmı?
İşte bunları neden soruyorum haram helal olayı ta buralara kadar girer derin düşüncelere dalar isen?

imas 22.10.26 10:46

Alıntı:

Mehmet Efe Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 723084)
Selamün aleyküm. Bir çok kıssa da blupa ermeden hatta daha anne karnındayken dahi haram yemenin , Allah'a Celle Celaluhu giden yolda büyük bir engel olduğu söyleniyor. Bilginiz var mı?

Mesela Beyazidi bistami Hazretleri hakkında bir kıssa var. Annesi , o daha küçükken çok ağladığı bir zamanda susması için komşudaki çorbaya parmağını banım Beyazidi bistami Hazretlerine içiriyor. Sadece bir parmak kadar miktar içeriyor. Yıllar Sonra bu olay Beyazidi bistami Hazretlerinnin ibadetten zevk almasına engel oluyor. Sonra Beyazidi bistami Hazretleri annesini helallik alması için o komşuya gönderiyor. O ibadet zevki geri geliyor.

İbrahim Bin Ethem Haztetleride bir gün geceleri sadece meleklerin gelip ibadet ettiği bir mescitte ibadet ediyor. Bu mescid normal insanlara gece girmek yasak çünkü melekler gece gelip ibadet ediyormuş ama İbrahim Bin Ethem Haztetleri büyük zât oldugu için ona izin veriyormuş millet. Bir gün gece yine ibadet ederken iki meleğin konuşmasına şahit olur. Biri diğerine İbrahim Bin Ethem Haztetleri'ni övüyor. Diğeri de diyor ki ha şu belli bir süredir (ne kadar oldugu aklıma gelmiyor) Allah'ın Celle Celaluhu kendisinin ibadetlerini kabul etmediği İbrâhim Bin Ethem diyor. İbrâhim Bin Ethem bunu duyuyor. Meslekte sebep olarak diyor ki bir gün sen çarşıdan alışveriş yaparken satıcı yanlışlıkla bir kaç tane fazladan koydu sende onları yedin bu sebeple kabul olunmuyor.

Başka bşr kısaasa ise Osmanlı zamanında tulumları delen bşr çocuk varmış. Millet artık çok şikayet edince ailesine söylemiş. Babasıda hanımına demiş hele bir düşün ne hata ettikte böyle oldu. Sonra demiş ki hanımı, bir gün hamileyken çok canım limon çekti bende komşudaydım o komşunun evşdneyki limonu delip biraz o limon suyundan içtim. Bu çocukta bu sebeple şimdi milletin tutlumlarını deliyor. Sen o komşudan helallik iste demiş. Helallik alınca o çocuk düzelmiş.



Yani bu tür şeyler gerçekten var mı? Doğru mu?

islamın ahkamına göre buluğa girmeden yapılan hatanın günahın ahiret sorumluluğu yoktur, fakat kul hakkına giren günahlarda dünyevi sorumluluk kalkmaz o haklarin ödenmesi gerekir,
evliyalar için sonradan yazılan kıssaların ve hikayelerin çoğu abartma ve hatta yalan olanıda çoktur,
her ne hikmetse velileri ululamak fazla abartmak büyütmek bir gelenek haline gelmiştir,
iste bu abartmaya 2 örnekte senin anlattıklarında var,
kundak çocuguna annesi bariz bir şekilde haram yedirse bunda o çocuğun sorumluluğu yoktur günah o fiili işleyene aittir ki böyle bir durum 30 yıl sonra o zatin ibadetine zarar vermez

diger hikayede 2 melek Allah'ın kimin ibadetlerini kabul edip etnedigini nereden biliyor, hangi Melek Allahın kararlarını bilme yetkisine sahip olup sonra gelip yeryüzünde kafa kafaya verip bunun mütalaasını hemde yüksek sesle yapiyor,

Osmanlı hikayeside oldukca abartilmis bir benzetme, annesi haram yiyor bunun sonucu cocugun daha küçukken eşkiyaliğına sebep oluyor

bu tür kısalar yada hikayeler

kuranın
fatır suresi 18. ayet
nisa suresi 111. ayet
bakara suresi 286. ayet
zilzal suresi 7 ve 8. ayet

ile çelişen hikayelerdir,

yukarda bahsi gecen ibrahim ethem için anlatilan hikayeler vardır , hepsi içler acisı ve Kur'an'a muhalif...

Mehmet Efe 22.10.26 11:19

Alıntı:

Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 723091)
İslam kelamına göre işlenilen günahın sorumluluğunda ferdiyet esastır. Sorumluluk hususunda Kur'an'ın esas tezi budur(Enam suresi ayet 64) Bu bakımdan Kur'an-ı Kerim'de suçun ve günahın bir başkasına veya geçmişine yüklenmesi gibi bir bilgiye rastlanmaz. Suçun ve günahın yayılması ve bir başkasına geçmesi gibi bir durum, bir kimsenin en yakınları olan anne- babası ve dostları arasında bile mümkün değildir. Ancak "batılı tasvir saf zihinleri idlal eder" prensibince insanlara kötü davranışlar konusunda örnek olmak onu vebal sahibi yapacaktır. Fakat bu bölümde sadece günahın ferdi planı üzerinde durulup toplumsal yönü bir diğer bölüme bırakılacaktır.
Konuyla alakalı Kur'an-ı Kerim'de تِلْكَ أُمَّةٌ قَدْ خَلَتْ لَهَا مَا كَسَبَتْ وَلَكُمْ مَا كَسَبْتُمْ وَلَا تُسْأَلُونَ عَمَّا كَانُوا يَعْمَلُونَ "Onlar birer ümmetti, gelip geçti. O ümmetlerin kazandıkları kendilerine, sizin kazandığınız da sizedir. Siz, onların yaptıklarından sorumlu da değilsiniz"(Bakara suresi 134-141) buyrulmaktadır. Bu ayet peygambere neseb yakınlığından dolayı Ehl-i Kitabın kendilerini üstün görmeleri, bununla övünmeleri ve hesap gününü garanti görmeleri sonucu, onların bu tavrına işaret eden ilahi bir uyarıdır. Allah yukarıdaki ayetle onların bu düşüncelerinin yanlış olduğunu açıklamış, herkesin kendisinden sorumlu olacağını bildirmiş, yaptıklarının kendilerini, bizim yaptıklarımızın da bizi ilgilendireceğini vurgulamıştır. Bu sebeple peygamberlerin ve atalarımızın zürriyetinden oluşumuz bize, onların hasenatından istifade hakkı vermez ve ancak onların yolundan gitmekle bu hakkı elde edebilir, onlara karşı bağlılıklarımızı gösterebiliriz.
Mümin olsun kafir olsun herkesin önceden yaptıklarıyla sigaya çekileceği(Yunus suresi ayet 30) her nefsin yaptığı iyiliğin kendi lehine olduğu,
kötülüğün de kendi aleyhine olduğu, (Enam suresi 164) herkesin yaptıklarının sonucunu bizzat kendisinin çekeceğini, (Bakara suresi ayet 139; Nisa süresi ayet 111; Enam süresi ayet 52; Yunus suresi ayet 41; Hud suresi ayet 35; Taha suresi ayet 25; Müminun suresi ayetler 11,17; Kasas suresi ayet 55; Mümin süresi ayet 40; Şura süresi ayet 15.)
bunlardan dolayı hiç kimsenin başkasının yaptıklarından sorumlu olmayacağını, ( Yunus suresi ayet 41; Sebe süresi ayet 25.) bunun yanında basiretli olanın basiretinin kendisine, kör olanın da körlüğünün kendisine olduğu, (Enam suresi ayet 104.)
hidayet üzere olanın hidayetinin kendisine, doğru yoldan sapanın da vebalinin kendi aleyhine olduğu, ( Yunus suresi ayet 108; Sebe suresi ayet 50; Fatır suresi ayet 39; Zümer suresi ayet 41.) iyi amel işleyenin amelinin kendi lehine, küfrün karşılığının da kendi aleyhine olduğu, (Rum suresi ayet 44; Fussilet suresi ayet 46; Casiye suresi ayet 14,15.) cimrilik yapanın cimriliğinin cezasının kendine zarar vereceği, başkasına zarar vermeyeceği, ( Muhammed suresi ayet 38.) sözünde durmayanın cezasının kendi aleyhine, sözünde duranın karşılığının ise kendi lehine olacağı ( Feth suresi ayet 10.) tarzındaki ifadeler günahta ve sevapta ferdi mesuliyetin sınırlarını çizmektedir.
Bunun yanında ahirette hesap verme konusunda herkesin derdinin başından aşkın olacağı, kişinin kendi derdiyle uğraşırken kardeşinden, anne-babasından, eşinden ve oğullarından kaçacağı bildirilmektedir. ( Abese suresi ayetler 34-42.)
Kur'an-ı Kerim'de sorumluluğun ferdi oluşunu ifade eden ayette (وَلَا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَى) "Hiçbir günahkar diğerinin suçunu yüklenmez" ( Enam süresi ayet 164) buyrulmaktadır. Bu ayetin Kur'an'da birkaç yerde zikredilmesi ayrıca manidardır. Yukarıdaki ayet, müşrik Araplarının "bizim yolumuza uyun, eğer günah olacaksa biz bu günahı taşırız!" iddiaları ile bir kimsenin yakınlarının veya sev- diklerinin işlemiş olduğu suçtan dolayı cezaya uğratılması reddedilmiştir. Dolayısıyla bu ayet, (وَأَنْ لَيْسَ لِلْإِنْسَانِ إِلَّا مَا سَعَى وَأَنَّ سَعْيَهُ سَوْفَ يُرَى) "Gerçekte insan için çalışmasından başka bir şey yoktur o da yakında görülecektir"( Necm suresi ayet 39.)
ayetiyle ilişkilendirilmektedir. Yani insanoğlunun işlediği ameller kendi defterinde görülecek ve mizanına konulacaktır. Buradan da anlaşılıyor ki kişi gönüllü olsa bile başkasının günahını yüklenme yetkisine sahip değildir.
Bir başka ayette de (وَلَا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَى وَإِنْ تَدْعُ مُثْقَلَةٌ إِلَى حِمْلِهَا لَا يُحْمَلْ مِنْهُ شَيْءٌ وَلَوْ كَانَ ذَا قُرْبَى إِنَّمَا تُنْذِرُ الَّذِينَ يَخْشَوْنَ رَبَّهُمْ بِالْغَيْبِ وَأَقَامُوا الصَّلَاةَ وَ)نْ تَزَكَّى فَإِنَّمَا يَتَزَكَّى لِنَفْسِهِ وَإِلَى اللَّهِ الْمَصِيرُ) "Hem günah çeken bir nefis başkasının günahını çekmeyecek, yükü (günahı) ağır basan onun yükletilmesine çağırsa da ondan bir şey yüklenilmeyecek, isterse bir yakını olsun! Fakat sen o kimseleri sakındırırsın ki gaybda Rabbinin haşyetini duyarlar, namazı dosdoğru kılarlar; temizlenen de sırf kendisi için temizlenir, nihayet gidiş Allah'adır"( Fatır suresi ayet 18.)
buyrularak bir annenin günahları yüzünden oğlundan yardım isteğinin reddedilmesi açık bir şekilde belirtilmiştir.

(Kaynak: İTİKADİ AÇIDAN HIRİSTİYANLIK VE İSLAMİYETTE GÜNAH, Dr. Ferruh KAHRAMAN, RAĞBET YAYINLARI, SAYFA: 107, 109)


Allah Celle Celaluhu razı olsun. Zahmet edip yazmışsınız. Çok sağolun.

Alıntı:

NGB Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 723102)
Haram helal çok derine girersen çıkması zor sonrasında kişi motoru yakar.
Öncelikle şunu sorayım size yaşınız kaçtır.Meslek nedir?Şimdi bunları niye sordun dersen birde misal gelirin kaynağı bir yerde işçi olarak çalışıyorsun.

Yada devlet memurumusun?Yada esnafmısın kendine ait dükkan varmı?
İşte bunları neden soruyorum haram helal olayı ta buralara kadar girer derin düşüncelere dalar isen?

Ben okuyorum abi. Bu tür şeyleri bayağa eskiden bildiğim için sormak istedim. Acaba varmı böyle şeyler diye. Sağolsun siz abiler yazdınız. Hakkınızı helal edin.

Alıntı:

imas Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 723114)
islamın ahkamına göre buluğa girmeden yapılan hatanın günahın ahiret sorumluluğu yoktur, fakat kul hakkına giren günahlarda dünyevi sorumluluk kalkmaz o haklarin ödenmesi gerekir,
evliyalar için sonradan yazılan kıssaların ve hikayelerin çoğu abartma ve hatta yalan olanıda çoktur,
her ne hikmetse velileri ululamak fazla abartmak büyütmek bir gelenek haline gelmiştir,
iste bu abartmaya 2 örnekte senin anlattıklarında var,
kundak çocuguna annesi bariz bir şekilde haram yedirse bunda o çocuğun sorumluluğu yoktur günah o fiili işleyene aittir ki böyle bir durum 30 yıl sonra o zatin ibadetine zarar vermez

diger hikayede 2 melek Allah'ın kimin ibadetlerini kabul edip etnedigini nereden biliyor, hangi Melek Allahın kararlarını bilme yetkisine sahip olup sonra gelip yeryüzünde kafa kafaya verip bunun mütalaasını hemde yüksek sesle yapiyor,

Osmanlı hikayeside oldukca abartilmis bir benzetme, annesi haram yiyor bunun sonucu cocugun daha küçukken eşkiyaliğına sebep oluyor

bu tür kısalar yada hikayeler

kuranın
fatır suresi 18. ayet
nisa suresi 111. ayet
bakara suresi 286. ayet
zilzal suresi 7 ve 8. ayet

ile çelişen hikayelerdir,

yukarda bahsi gecen ibrahim ethem için anlatilan hikayeler vardır , hepsi içler acisı ve Kur'an'a muhalif...

Hakkınızı helal edin emek verip yazmışsınız. Sağolun.


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 09:51.

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.

havasokulu1.com


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149