![]() |
Alıntı:
|
Alıntı:
Olumsuz bir düşüncenin hemen gerçekleştiğini zannederken, olumlu düşüncelerimizin neden gerçekleşmediğini sorguluyoruz. Halbuki hayat böyle işlemiyor. Sadece iyi şeyler düşünmekle zengin olunmaz, iş bulunmaz, rızık artmaz. Bunlar için gayret etmek, sebeplere sarılmak ve neticeyi Allah'a bırakmak gerekir. Bir de şu var: İnsan başına gelen bir olumsuzluğu kolay kolay unutmaz; fakat her gün yaşadığı nice iyiliği, kazasız belasız atlattığı hadiseleri, sahip olduğu nimetleri çoğu zaman fark etmez. Belki de iyilik sandığımızdan çok daha fazla hayatımızın içindedir; ancak biz onu sıradanlaştırmışızdır. ‘’ Düşüncelerimizin oluşumu sırasında nöronlar arasında sinaptik aktarımlar iyon akımlarıyla sağlanır ve elektrik akımları da manyetik alanlar oluşturur. Dolayısıyla düşüncelerimizin manyetik alanlar oluşturduğu doğrudur. Ancak düşüncelerin oluşturduğu manyetik alan, dünyanın manyetik alanından 10 milyar kere daha zayıftır. Televizyondan telefona, radyodan elektrik akımlarına kadar çoğu cismin manyetik alanı, düşüncelerimizin manyetik alanından katbekat daha güçlüdür ve düşüncelerimizin etkisini kolayca siler. Düşüncelerin oluşturduğu manyetik alanı tespit etmek için SQUID olarak bilinen süper-iletkenli özel araçları, dış etkilerden izole alanlarda insanlar üstünde kullanmak gerekir. Üstelik bu ölçümler, kafatası üstünde yapılmalıdır; zira manyetik alan uzaklıkla doğru orantılı şekilde azalır ve böyle hassas aletlerle bile uzaktan ölçmek pek olası değil. Dolayısıyla düşüncelerimizin oluşturduğu manyetik alanın, başımıza gelen şeyleri etkileyecek şekilde evrene şekil vermesi bilimsel olarak mümkün görünmüyor. Üstelik kötü düşüncelerle iyi düşüncelerin manyetik alanını da birbirinden ayırmak da mümkün değil. Bilimsel açıdan bakıldığında, çekim yasası gibi kavramların iddiaları nesnel gerçeklerle ve neden-sonuç ilişkileriyle uyuşmamaktadır. Hayatta karşılaşılan olumsuzlukları veya sosyo-ekonomik durumları yalnızca kişisel düşünce yapısına bağlamak, toplumsal, ekonomik ve tarihsel faktörleri göz ardı eden gerçek dışı bir yaklaşım olur. Hasta mı oldunuz yoksa kaza mı geçirdiniz, bunların tek bir sebebi var: Düşünceleriniz! Suçu gerçek nedenlerde aramak yerine mağdurların düşüncelerinde aramanın üst seviyede bir saçmalık olduğu ve olayların yorumlanmasında ciddi bozukluğa sebep olduğu kanaatindeyiz. Sonuç olarak çekim yasası diğer New Age ilkeleri gibi bilimsel temeli olmayan ve kuantum fiziğiyle hiçbir bağlantısı bulunmayan ciddiyetten uzak bir iddiadır. Olumlu düşüncenin, olumsuz düşünceye göre kişilerin ruh sağlığına hatta beden sağlığına iyi geldiği, ayrıca düşünce ve duygularımızın dünyayı nasıl deneyimlediğimizi etkilediği herkesin bildiği ve "sır" olmayan bir gerçektir. Ancak evrenin bizim düşüncelerimize göre şekil aldığını ve başımıza gelenlerin sadece bizim düşüncelerimizin sonucu olduğunu iddia etmenin hiçbir mantıksal ve bilimsel yönü yoktur.’’ [BİLİMSEL GİZEMLER VE YALANLAR, ENİS DOKO, DESTEK YAYINLARI, Sayfa: 77,78) Tevekkül, her şeyin istediğimiz gibi olacağını düşünmek değildir. Tedbirini almak, üzerine düşeni yapmak, dua etmek ve netice ne olursa olsun Allah'ın takdirine razı olmaya çalışmaktır. Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurulur: "Olur ki hoşlanmadığınız bir şey sizin için hayırlıdır; sevdiğiniz bir şey de sizin için şerli olabilir. Allah bilir, siz bilmezsiniz." (Bakara süresi ayet 216) Dolayısıyla mesele kötülüğün düşünülünce hemen gelmesi, iyiliğin ise gecikmesi değildir. Mesele, hayatı yalnızca beklentilerimiz üzerinden değil, hikmet, sabır, gayret ve tevekkül penceresinden de okuyabilmektir. |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 23:48. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com